Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EKONOMİ HAKKINDA ÇOK CÂHİLCE BİR YAZI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2484 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Saat 09:20 suları, CNN TÜRK'te üç uzman (biri Yiğit Bulut) ekonomik durumu tartışıyorlar.

Merkez Bankası fâiz indirmiş. Dolayısıyla, ümüğümüzün çoktan sıkıldığını, IMF ile anlaşmanın çoktan yapıldığını, canımızın daha çok çok sıkılacağını anlatıyorlar.

Hayatımda para hesabından anlamadım; bu sebeple de çok kazık yedim. Birkaç çok yakın dostum hâriç, herkesten bu konuda nasip aldım.

Buna mukabil, Neslim, evimizin Ekonomi Bakanı olduğundan beri (aslında Başbakanı, hâttâ Hükûmeti; ben de sözüm ona son onay makamı olan Cumhurbaşkanlığı'nda oturuyorum, öyle zannediyorum ve işime de geliyor), her gün kur ne âlemde, USD n'oldu, kotasyon nasıl, dar bantta sıkışık seyir n'apıyor, overnightlar nerelerde. Gâyet iyi takip ediyor. Ben anlamıyorum ama anlamış gibi yapıyorum; alfa dominanta da o yakışır zâten.

Ben buradan memleketi ve dünyayı kurtarırken, Neslim de bizim evin ekonomisini gerçekten kurtarıyor. Sülâlemin tamamının sâhip olduğundan fazla parası olan bir "VIP hanımefendi yâhut beyefendi için özel olarak muayenehâneye gidip gidip de, beş kuruş verilmeyip, ücret talep edince bir de selâmdan kesildiğim, buna benzer pek çok tahsil edilememiş ve asla edilemeyecek helâl paradan mahrum kaldığım hiç de nâdir değil.

Neslim'le evlendiğimizden beri bunlar olmuyor hamdolsun.

Şimdi, hâlâ anlayamadığım birkaç şeyi yazacağım:

1) Bu memleketin hemen her şeyi el-âleme satılmadı mı?

Evet!

2) Başbakanımız Sayın Devletlû bankaları fırsatçılık yapıp memleketi krize sokmakla itham etti mi?

Evet!

3) Aynı Başbakanımız Sayın Devletlû, geçen hafta da bütün iş dünyasını aynı şeylerle, "yangına körükle gitmekle, kriz çığırtkanlığı yapmakla itham etti mi?

Evet!

4) Aynı Başbakanımız Sayın Devletlû, evvelki hafta "kriz mriz yok, evvel Allah dimdik ayaktayız, elhamdülillah Müslüman'ız gibi şeyler söylememiş miydi?

Evet!

5) Bu günkü Hürriyet'teki resme de bakınca açıkça görüldüğü üzere, TIR'larla ev ev, sokak sokak dolaşarak bedava kömür dağıtılıyor mu? Meselâ, sırf İstanbul Vâliliği'ne 118.490 ton kömür yollanmış mı?

Evet!

6) Buna sadaka denmez mi ve ahlâklıca bir uygulama mıdır?

Havet!

7) Ankara Belediyesi, doğalgazla ısınan evlere dahi kömür dağıtıyor mu?

Evet!

8) Dolayısıyla, 6 senedir hep aksi söylenmesine rağmen, gittikçe fakirleşen halkımız tekrar kömür sobasına dönüyor mu?

Evet!

9) Hava kirliliği, baca kazaları ve boğularak ölümler de bu durumda artacak mı?

Evet!

10) Can çekişen, perişan hâldeki PKK dün de bir binbaşıyı, iki eri şehit edip, dördünü de yaraladı mı? Mayına basan dört korucu da ağır yaralandı mı?

Evet!

11) Tıpkı sonradan görme Amerikan zencileri gibi, son beş senede müthiş zenginleşen İslâmî burjuvazi (ne demekse) her şeyin en kocamanından müteşekkil evlerde oturup, altın kaplı helâlarda def-i hâcet eder hâle geldi mi? Hâttâ bunlara özel defileler düzenlenmekte, "showroomlar teşkil edilmekte mi?

Evet!

12) Beynin tekâmülü (evrimi) frontal lobda cereyan ederken, bizim kadınlarımızınkini oksipitaldeymiş gibi gösteren şûlebaşı İslâmî burjuvazi (ne demekse) sürekli olarak takıyor mu?

Evet!

13) Görgü, bilgi, hars ve zarafet timsali olan Memecanlar'ın misafiri bir gazeteci sürekli olarak televizyonda sarhoşluk öforisiyle konuşurken, verdikleri yemekli home-party'de Devletlû'ya da zilzurna whisky kokar vaziyette nasihatler çekti mi?

Evet!

14) Bizde de çay, kahve, Neskafe, Red ve Blue Label, single veya multi-blend veya isli whisky, votka, cin. var. Pompalı tüfek yok. Bu durum vaziyeti koşul şartları muvacehesinde, dâvet etsek, Devletlû ve âilesi bizim evi de teşrif ederler mi?

15) Her gün iki makaleyle hem memleketi kurtarıp hem de bütün mahremiyetini, cinsî münasebetlerini ve işret san'atını anlatan, hızını alamayıp haftada iki gün de birileriyle çok anlamlı ve önemli "söyleşiler yapan, mega-falcılara koca sayfa reklâm çekerek milletin sinirlerini iyice geren ST nihâyet Akşam'ın Yayın Yönetmenliği'nden alınmasına rağmen, hâlâ komik suratlı fotoğraflı köşesinden absürt yazılar yazıyor mu?

Evet!

16) Başbakanımız Sayın Devletlû'nun fırça atmadan, bağırmadan, aşağılamadan (meselâ en yakın yol arkadaşı, gizli Ergenekon beyni bir gazeteciye "sevsinler seni, yazıklar olsun filân demeden) tek bir günü yaşayıp yaşatması olası mümkünü mü?

Havet!

17) Aziz vatanın bütün tersânelerine girilmiş, bütün kaleleri zapt edilmiş, memleketin idâresindekiler müstevlilerle ittihat içinde. midir?
Asla!

18) Peki, bu ahvâl ve şerâit içerisinde, gittikçe fakirleşen halkın bu hâle gelmesinin müsebbibi ben miyim?
Yes!

19) Sevgili araştırmacı yazar Psikiyatr Doçent Doktor Erol Göka, her geçen gün seviyesi arş-ı âlâya tırmanmakta olan TRT'de bir güneş gibi parlamakta mıdır, şehitlerimizi kâlblerimize gömdüğümüzü ve aşkı anlatıyor mu?
Evet!

20) Sevgili araştırmacı yazar Psikiyatr Doçent Doktor Mustafa Kemâl Sayar da merhamet sâyesinde bütün sıkıntılarımızı aşabileceğimizi aynı TRT'de müjdelemedi mi?
Evet!

21) Sevgili araştırmacı yazar Profesör Doktor İbrahim Balcıoğlu, "Psikiyatri Uzmanından İbretli Hayatlar - Yaşanmış Öyküler (Elit Kültür Yayınları, İstanbul - Ağustos 2008, ISBN 978-9944-995-..) kitabında" Selim'i (köyünden bir tanıdığı) şöyle anlatıyor (s. 69): "Selim, haram yememeye, komşuları ile iyi vakit geçirmeye özellikle dikkat ederdi. Selim basit kurnazlıklara tenezzül etmezdi. Selim yaşlanınca beş vakit namaza başladı, vaktini cami'de geçirmeye önem verir oldu. Selim'in insanlarla bir problemi olmadı. Selim'in üç oğlu da hacca gitti ve hepsi de sakal bırakıp beş vakit namaz kıldılar. İçlerinde bir tanesi önceleri tam bir ehl-i dünya idi. Ancak o da hacca gitti, namaza yönünü çevirdi. Selim'in torunlarının çoğu da namaz kılmaktadır. Selim amcanın öldükten sonra hayır dua okuyanlarının sayısı artmıştır. Selim'in torunları arasında hâlâ içen kişiler var. Ancak, biz umuyoruz ki, onlar da en kısa zamanda namaza başlayacaklar, bu kötü alışkanlığı bırakacaklar".

Ne güzel!

22) Peki, Sevgili araştırmacı yazar Psikiyatr Profesör Doktor Yankı Yazgan Akşam'da yazmaya devam edecek mi?
I hope!

23) Mâdem öyle, bundan böyle, karamsarlığa hâcet var mıdır?
Nayır, nolamaz

Mâdem öyle, işte böyle.

     ümit, saadet, vakit ve nakit dolu
             yaşama sevincinin bütün yürekleri ısıttığı
                   muasır medeniyet seviyesinin üzerine çoktan çıkmış
                         aziz ve güzelim Türkiye'mde alnım ak, göğsümü gere gere
                               keyifli bir gün geçireceğim alimallah, inşallah, kem gözlerden maazallah

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 20 Kasım 2008 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017