Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EMDR BENZERİ HİPNOZ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2266 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

EMDR, Shapiro tarafından 1987’de geliştirilen ve oldukça da pahalı bir eğitim süreci gerektiren bir yöntem. Genellikle iki veya üç aşamalı bir eğitim süreci var. Hâlbuki aynı etkiyi Ericksonian Soft Hypnosis (Silik Hipnoz) yöntemiyle de elde etmek mümkün.

Shapiro

Bakın, Eski Asistanım ve Meslekdaşım Doç. Dr. Adnan Çoban bu yöntemi nasıl özetlemiş:

EMDR Terapisi Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB) tedavisinde etkili midir?


EMDR Terapisi başka hangi problem türlerinde kullanılmaktadır?

EMDR Terapisinin etkileri kalıcı mıdır?

EMDR Terapisinin bu kadar etkili olmasına katkıda bulunan etkenler nelerdir? Diğer yöntemlerden farkı nedir?

EMDR Terapisinde göz hareketleri mutlaka gerekli midir?

EMDR Terapisinde kullanılan çift taraflı uyarımın nasıl bir faydası vardır?

EMDR Terapisinin yan etkileri nelerdir?

EMDR Terapisine kaç seans devam etmek gerekiyor?

EMDR Terapisinde hatıraları ele almaya başlamadan önce kaç seans yapılmaktadır?

EMDR terapisi hipnoza benziyor mu? Benzerlikleri ve farklılıkları nedir?

Travmatik hatıralarımdaki rahatsızlığımı aynen geçmişteki yoğunluktaki gibi tekrar yaşayacak mıyım?

EMDR terapisi konusunda bir uzman arayışına girdiğimde nelere dikkat etmeliyim?

EMDR terapisi Travma Sonrası Stres Bozukluğunun (TSSB) tedavisinde etkili midir?

Evet!

TSSB’nin psikoterapötik olarak tedavi edilmesi ile ilgili en çok araştırma yapılan yöntem EMDR’dir. Travmatik olayların yeniden yaşanıyor gibi canlı hissedilmesi, olayı hatırlatan durumlardan ve düşüncelerden kaçınma çabası, suçluluk vb. olumsuz düşünceler, olayı hatırlayınca bedensel olarak hissedilen sıkıntılar şeklindeki TSSB semptomlarında EMDR ile kısa sürede etkili sonuçlar alındığı birçok araştırmada ispatlanmıştır.

EMDR terapisi başka hangi problem türlerinde kullanılmaktadır?

EMDR terapisinin TSSB yanında çocuk, ergen ve yetişkinlerde birçok farklı problem türünde de iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Aşağıdaki problem türleri EMDR terapisinin sıklıkla kullanıldığı sorun alanlarıdır:

Tüm Travmatik Yaşantılar (Cinsel Taciz, Tecavüz, Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet, Olumsuz Çocukluk Deneyimleri, Doğal Âfetler, Aldatılma, Aldatma, Terk Edilme vb.)

Kompleks/Çoklu Travma ve Buna Bağlı Kişilik Sorunları

Depresyon

Kaygı Bozuklukları (Panik bozukluğu, Yaygın Kaygı Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Bozukluk vb.)

Fobiler ve Korkular (Sosyal Fobi, Yükseklik Korkusu, Uçak Korkusu, Agorafobi vb.)

Uzun Süren Yas

Kendilik Değeri ve Özgüven Problemleri

Performans Kaygısı (Sınav Kaygısı vb.)

Performans Geliştirme (Örneğin, spor, sahne sanatları vb. performans gerektiren konular)

Öfke ve Stres Yönetimi

Psikolojik Kökenli Fiziksel Rahatsızlıklar (Kronik Baş Ağrısı, Fibromiyalji vb.)

Kilo Kontrolü ve Yeme Bozuklukları

Beden Algısı Bozuklukları

EMDR terapisinin etkileri kalıcı mıdır?

EMDR terapisinin bitiminden itibaren danışanların 3, 4, 9, 15 ay ve 5 yıl sonra mevcut durumlarının incelendiği araştırmalarda birçok danışanın terapide elde ettikleri faydaları koruduğu görülmüştür. Diğer bütün terapi yöntemlerinde olduğu gibi EMDR terapisinde de elde edilen kazanımların kalıcılığı konusunda birçok faktör devreye girmektedir.

Terapinin terapist tarafından iyi bir şekilde yürütülmesi, danışana faydalı olabilecek uygun hedeflerin seçilerek zamanın en iyi şekilde değerlendirilmesi, terapist danışan arasında uyumlu bir ilişki olması, terapinin uzunluğu, danışanın terapiden elde ettiği kazanımları ve öğrendiği becerileri hayata geçirme konusunda çaba göstermesi vb. birçok faktörün terapinin verimliğinde payı bulunmaktadır.

EMDR terapisinin bu kadar etkili olmasına katkıda bulunan etkenler nelerdir? Diğer yöntemlerden farkı nedir?

EMDR birçok psikoterapi yöntemini sistematik bir alt yapı içerisinde kapsayan karmaşık bir terapi yaklaşımıdır. EMDR terapisinde psikodinamik, bilişsel davranışçı, yaşantısal, fizyolojik ve etkileşimsel terapi yaklaşımlarından yöntemler kullanılmaktadır. Bu çeşitlilik EMDR’nin en önemli avantajlarından birisidir. Terapi sürecinde sadece düşüncelere odaklanılmamakta, duygular, bedensel hisler ve bağlantılı anılar gibi birçok boyutta ele alınmaktadır.

EMDR terapisi ele alınan hatıra ile ilgili düşünceler, duygular ve bedensel hisler üzerinde doğrudan bir çalışma yürütülerek daha faydalı ve adaptif bilgilerle yeni bağlantılar yapılmasını sağlamaktadır.  Bunun sağlanabilmesi için EMDR’de aşağıdaki etkenler önemli bir role sahiptir:

1. Hâtıranın parçaları ile bağ kurulması: Olayla ilgili görüntüler, olumsuz düşünceler ve bedensel hislere aynı anda odaklanılıyorken travmatik anı ele alınmaktadır.

2. Farkındalık: Travmatik anıyı ele alırken danışandan istenen sadece aklına ne gelirse “izlemesi”, ‘fark etmesi” ve “ne geliyorsa buna izin vermesidir”. Karmaşık bir düşünce sürecine girmek için kendisini zorlamaması istenir.

3. Serbest çağrışım: Bilgi işleme sırasında danışandan yeni farkındalıklara, bağlantılara, duygulara, görüntülere ve aklına başka ne gelirse bunlara dikkatini vermesi istenir. Yönlendirici olmayan bu yaklaşım sayesinde hedeflenen hâtıra ile bağlantılı ancak farkında olunmayan rahatsızlık verici anılara ulaşabilme ve böylece bunları ele alabilme imkânı doğmaktadır.

4. Tekrarlı bir şekilde hatıraya dönmek ve onun canlılığını kaybetmesi: EMDR terapisindeki kısa süreli yüzleştirmeler sayesinde rahatsız edici içsel süreçlerin etkisi azalmaya başlamakta ve böylece kişi anıyı hatırladığında daha rahat olmaktadır. Bunun temelinde kişinin artık hatırayı çaresizce bastırmak yerine içsel dünyasının kontrolünü eline almaya başlaması yatmaktadır.

5. Göz hareketleri veya diğer türdeki çift taraflı uyarım yöntemleri: Çift taraflı uyarımın yöntemi ile beynin doğal iyileştirme süreçleri aktive edilir.

EMDR terapisinde göz hareketleri mutlaka gerekli midir?

Göz hareketleri veya diğer türdeki çift taraflı uyarım yöntemleri EMDR terapisinin önemli bir parçası olsa da, çift taraflı uyarımın yanında EMDR terapisinde mutlaka gerekli olan birçok farklı müdahale vardır. EMDR terapisi karmaşık bir yaklaşımdır ve terapinin etkililiğinde birçok etken rol oynamaktadır. Göz hareketleri (veya diğer türdeki çift taraflı uyarım yöntemleri) içsel sıkıntıya odaklanılırken, dikkati aynı anda dışarıda tutmayı sağlamaktadır. Dikkatin aynı anda hem içsel süreçlere hem de dışarıya verilmesi EMDR terapisinin etkinliğinin önemli unsurlarından birisidir.

EMDR terapisinde kullanılan çift taraflı uyarımın nasıl bir faydası vardır?

Çift taraflı uyarımın neden işe yaradığı ile ilgili birçok farklı görüş ortaya konulmuş ve bu konuda birçok araştırma yapılmaktadır. Çift taraflı uyarım ile beynin genel olarak mantıkla ilişkili bölümü olan sol bölümü ve duygular ile ilişkili sağ bölümü arasında bilgi iletiminin daha verimli hale getirilmesi, güvende olunduğuna yönelik doğal bir refleks mekanizmasının harekete geçirilmesi, olumsuz duygu hâli tetiklendiğinde bu hali ortadan kaldırmaya yarayan dışsal bir uyarım olması ve böylece rahatlama sağlanması, hâfızanın çeşitli bölümlerini aktive ederek olumlu bilgilere ulaşılmasının sağlanması, dikkatin bir bölümünün şimdiki zamanda tutulmasını sağlayarak travmatik hâtıralarla yüzleşilmesinin mümkün hâle gelmesi şeklinde çeşitli açıklamalar bulunmaktadır.

EMDR terapisinin yan etkileri nelerdir?

Diğer terapi yaklaşımlarında olduğu gibi EMDR terapisinde de bazı kişilerde kısa bir dönem için sıkıntı düzeyinde artış olabilir.

1. Rahatsız edici ve işlemlenmesi tamamlanmamış deneyimler hatırlanabilir,

2. Bâzı danışanlar terapi seansı sırasında yoğun bir duygulanım ve bedensel hisler yaşayabilir.

3. Terapi seansı sonrasında ele alınan durum/anı üzerindeki beynin bilgi işleme süreci devam edebilir ve bu yüzden rüyalar, yeni hatırlanan anılar vb. olabilir.

EMDR terapisi konusunda yetkin olan bir terapist gözetiminde ilerlendiğinde yukarıdaki durumlar herhangi bir problem yaratmamaktadır. EMDR terapisinin ilk aşamaları öncelikle duygu kontrol yöntemlerinin öğrenilmesi olduğundan dolayı danışanlar rahatsız edici duyguları konusunda neler yapabileceklerini bilmektedirler.

EMDR terapisine kaç seans devam etmek gerekiyor?

Terapi sürecinde yürütülecek seans sayısı problem türüne ve danışanın yaşam öyküsüne bağlı olarak değişmektedir. Bunun yanında EMDR terapisinin uzunluğu ile ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarına göre terapi alan kişilerin %80-90′ı için tek bir travmatik hatırasını ele alıp sindirebilmek ve hatırlandığında rahatsızlık vermeyen bir noktaya getirebilmek için 1-3 seans yeterli olmaktadır. Bir anıyı ele almak benzer türdeki üzerinde çalışılmamış anıları da olumlu yönde etkilediğinden dolayı EMDR terapisinde geçmişteki her bir olumsuz deneyimi tek tek çalışmak gerekmemektedir. Terapinin uzunluğu, üzerinde mutlaka çalışılması gereken anıların sayısına ve kişinin ilerleme hızına göre önceden açık bir şekilde planlanmaktadır. Genel olarak EMDR terapisinin kısa süreli bir terapi yaklaşımı olduğu söylenebilir.

EMDR terapisinde hâtıraları ele almaya başlamadan önce kaç seans yapılmaktadır?

Anıları ele almaya başlamak için duygu kontrolü yöntemlerini öğrenmeyi içeren bir hazırlık dönemi gerekmektedir. Bu dönemin ne kadar süreceği danışanın “kendi kendisini rahatlatabilme” becerisine ve bu konudaki öğrenilen yöntemlerin uygulanma durumuna bağlı olarak değişmektedir. Terapist gevşeme yöntemlerini hazırlık aşamasında danışana öğretir. Danışanlar genelde bir ya da iki seans sonrasında anıları işlemeye başlamaya hazır hale gelmektedir.

EMDR terapisi hipnoza benziyor mu? Benzerlikleri ve farklılıkları nedir?

EMDR terapisi hipnozdan farklı bir terapi yöntemidir. Hipnoz uygulaması sırasında kişinin gevşemiş bir zihinsel duruma geçmesi -trans hali- gerekmektedir. Kişinin dikkatinin önemli bir bölümünün içsel dünyasına odaklanması amaçlanır ve kişi belirli telkinlerle yönlendirilir. EMDR terapisinde ise kişi gerçeklikle sürekli bağ halindedir. Hipnozdaki gibi bir trans haline girilmemektedir. Hattâ bilinçli olarak olumsuz duygular geldiğinde bunları yaşamak ve böylece çözümlenmesini sağlamak üzerine odaklanılır. Terapist danışanı telkinlerle yönlendirmez. EMDR terapisinde kişi her şeyin bilincindedir ve anıyı işleme sırasında istediği zaman ara verebilmektedir.

Travmatik anılarımdaki rahatsızlığımı aynen geçmişteki yoğunluktaki gibi tekrar yaşayacak mıyım?

Birçok kişi deneyimlerinin sadece küçük bir kısmının farkındadır, bazıları da hisleriyle daha çok bağ kurabilmektedir. Diğer birçok terapi yaklaşımının aksine EMDR terapisi alan danışanlardan travmatik anılarının hissettirdiği rahatsızlıklarını seansta uzun süre boyunca yoğun bir şekilde yaşamaları istenmez. EMDR terapisi sırasında yüksek düzeyde bir rahatsızlık hissi olduğunda bu sadece birkaç dakika sürer ve sonrasında hızla rahatlama sağlanır. Bu rahatsızlık hissi kendi kendine hızlı bir şekilde gerçekleşmiyorsa hızlı bir rahatlamayı sağlamak için eğitim almış olan EMDR terapistinin uygulayabileceği birçok yöntem bulunmaktadır. Danışanın kendisi de terapinin hazırlık aşamasında rahatsızlık hissi karşısında kendisini kısa süre içinde rahatlatabilecek teknikler konusunda eğitilmiştir.

***

 

Milton Erickson

Silik Hipnoz dediğimiz ve bilincin neredeyse tamamen açık olduğu yöntemde ise gene aynı şekilde göz hareketlerini yaptırıyorum ve yukarıda bahsedilen hemen her klinik sorunda başarılı cevap alıyorum.

Danışanın / hastanın bilincinin açık olması da, ayrıca bir avantaj sergiliyor.

Bugüne kadar yüzlerce hastada bu yöntemi uyguladım ve çalışmalarımı hakemli dergilerde yayın hâlinde de bilim dünyasıyla paylaşacağım.

Bu arada, Hipnoz Kurslarımız da devam ediyor.


Bütün katılımcıların yazılı izni alınmıştır

19 Mayıs Ulusal Egemenlik ve Gençlik Bayramımız kutlu olsun.

Sevgim ve saygımla...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 19.05.2015

0
Etiketler: hipnoz psikoterapi
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018