Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ENTELLEKTÜEL KIZLAR MUHABBETİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2323 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Haydi Gel Bizimle Ol programında (aslında Haydi, Gel Bizimle Ol olması lâzım ama büyük medyadaki kalın ağabeyler en doğrusunu bilir), Müjde Ar ile Pınar Kür ve Aysun Kayacı arasında sert bir tartışma yaşanmış. Aysun Kayacı'nın tartışma sırasında söylediği sözler AK Parti'ye oy verenleri, bilhassa gecekonduda oturanları çok kızdıracakmış.

***

Aysun Kayacı "Ben vergi veriyorum niye vergisini vermeyen, çok özür dilerim herkes üstüme gelecek ama kalıp olarak söylüyorum, 'dağdaki çoban'la benim oyum eşit meselâ. Niye? Hiç vergisini vermeyen biriyle niye benim oyum eşit. O benim kadar duyarlı benim kadar sorumluluk sâhibi bir şekilde yaklaşıyor mu acaba diye konuşmuş.

Müjde Ar "O zaman en çok vergiyi veren 60 tâne oy versin. Öyle şey olur mu?" demiş.

Aysun Kayacı, AKP seçmenini çok kızdıracak şu sözleri sarf etmiş: "Ama şu an sizin şikâyet ettiğiniz şey, ayak takımının iktidara getirdiği partiden şikâyet etmiyor musunuz?

Müjde Ar "Hiç öyle bir şey söylemedik biz. Ayak takımı diye bir şey kullanmadık biz" derken, Kayacı, bu sefer de gecekondu semtlerinde ve fakir mahallelerde hayat mücadelesi veren vatandaşları kızdıracak sözler söylemiş. Ne mi, işte aşağıda:

Aysun Kayacı "Gecekondu diken, sonradan belediyelerin diploma dağıtır gibi tapularını dağıttığı gecekondu dikenle, kaçak elektrik kullananla ki bu yüz binleri buluyor Türkiye'de; vergi kaçıranla niçin benim oyum eşit acaba?" diye sorgularken, Pınar Kür de Kayacı'ya destek çıkmış...

Çiğdem Anad "Ama o elektrik parasını ödeyemiyor diye konuşunca Aysun Kayacı,O ödemiyor öyle gecekonduları dikiyor ondan sonra" diyerek eleştirilerini sürdürmüş. Kayacı'nın bu sözlerine çok kızan Müjde Ar tepki gösterirken, ikili arasında ortam gerilmiş ve şu diyaloglar yaşanmış:

Müjde Ar "Ben seni bir gecekonduya göndereyim iki gün yaşa, bak ben gittim oralara"...

Aysun Kayacı "Benim annemin ailesi de dışarıdan geldi. Geldiklerinde onlar da şu an dışarıda insanların yaptığı gibi iki tâne gecekondu dikip akıllı 'köylü kurnazı' derler ya, öyle bir yöntem deneyebilirlerdi. Benim anneannem de, benim annem de çok çekti".

Müjde Ar "Ama insanlar büyük şehirlere karınlarını doyurmak için geliyorlar. En fazla kaçak elektrik Güneydoğu'da kullanılıyor. Ne yapsın insanlar? Hâlâ Adıyaman'da mağarada yaşayan insan var Aysun"...

Aysun Kayacı "Doğruyu yapacaklar. Ben de çok ekonomik problem çektim. Çalışacaklar... Ben şu anda okulumun parasını da kendim ödüyorum".

Müjde Ar "Mağaraya alçıpan mı yapacak, dekoratör mü tutacak Allah aşkına".

Aysun Kayacı "Benim anneannem ne yaptıysa onu yapacak? Sonra bir siyasî parti gelip gecekonduların bilmem nesini verecek, odun verecek, kömür verecek. Ondan sonra da memleket Arabistan olacak, oldu yâni"...

Pınar Kür "Alıp oyu götürecek biz de burada kafamızı kaşıyacağız. Çok doğru".

Müjde Ar "Sosyal politikalar geliştirilirse bunlara gerek kalmaz".

***

Daha önce de Bülent Ersoy'un ettiği lâflar sebebiyle kızlar arasında şu muhabbet geçmiş: Bülent Ersoy'un tartışılan sözlerine Müjde Ar'dan destek gelmiş. Aysun Kayacı ise "Gerek olursa ben koşa koşa giderim" demiş.

Müjde Ar "İnsanlar ölmesin demek nasıl suç olur ben de bunu anlayamıyorum. Ben Bülent Ersoy'u sonuna kadar destekliyorum. Helâl olsun. Sözlerinin arkasında da duruyor. Geri adım atmadı, atacak diyenler oldu. Ben Bülent'i çok iyi tanıdığı için geri adım atmayacağını tahmin ediyordum. Nitekim öyle de oldu. Alışmalıyız, herkes bir sürü hâlinde aynı şeyi savunacak, aynı şeyi isteyecek 'evet efendim' diyecek böyle demokrasi olmaz ki... Demokratik toplumlarda farklı sesler çıkar ve herkes de birbirine tahammül eder".

Aysun Kayacı, Bülent Ersoy'un neler hissettiğini anlayabildiğini "terörle mücadelenin teröristle mücadele olmadığını söylemeye çalıştığını" anlatmış ve "Çiğdem Hanım bugün bana sorar zannediyordum, senin oğlun olsa askere yollar mısın diye. Birincisi, ben askere giderim. Oğlum olursa da ona bırakırım. Ama şu da olabilirdi, oğlum olursa yollamak istemeyebilirdim, ama ben koşa koşa giderdim. En vahşi rüyalarımda kendimi Moğol ordusunda at üstünde savaşta görüyorum. Gerek olursa ben koşa koşa giderim" diye konuşmuş.

***

Ben Aysun Kayacı ile bir kere aynı sofrada bulundum. O da Kürşat Başar'ın Kanaltürk'teki yemekli sohbet programında, Metin Akpınar'la ve İnci Çayırlı ile beraberdi. Pek fazla konuşmamıştı ve "bu kızcağızı herhâlde süs olsun diye davet ettile"r diye geçirmiştim aklımdan. Müjde Ar ile ise hiç tanışmadık. Pınar Hanım'ı tanırım; gerçekten entellektüeldir.

Sürekli olarak "entellektüel kızlar" diye takılmamın bir sebebi var: Müjde Ar'ın klâsik sosyalist, anarşist ve aykırı lâfların hâricinde bir orijinalitesine bugüne kadar hiç şâhit olmadım. Tarık Akan'ın kadın versiyonudur. TRT'deki Aşk-ı Memnû dizisinde şöhrete kavuştuktan sonra kocasıyla yolları ayrılmış, burun estetiği yaptırdıktan sonra da Allah "yürü ya kulum" demişti. Hiçbir zaman bayağılaşmadı, seviyesini korudu ama belli ki hâlâ o zamanlarda takılmış kalmış. "Mağarada yaşayanla"r, "gecekondular" deyip onlara sıcak bakma ve benimseme sathında. Bu kafalar hiçbir zaman Türkiye üzerinde oynanan büyük oyunlara geniş ufukla bakamamış, "askerler de, kimseler de ölmesin" deyip durmuşlardır.

Tamam, ölmesinler ama maâlesef ölüyorlar arkadaş! Kürtler diğer bütün etnik gruplara oranla 5-10 misli hızla çoğalırken ve bu iş gâyet plânlı olarak ABG ve AB tarafından en az 100 senedir desteklenirken, "ötekilere" düşman hâline ge(tiri)lirken, bütün şehirlerin çevresini gecekondularıyla işgâl ederken gıkları çıkmaz ama iş zavallı gecekondu insanı edebiyatına geldi mi hep aynı şeyleri papağan gibi tekrarlarlar.

Metodist Kilisesi'nin Evangelist uzantısının azılı bir Siyonizm taraftarı ve bütün bu son rezilliklerin baş mimarı Dick Cheney ve onun emir eri (bilhassa böyle yazdım; biraz psikiyatri biliyorsam, bu kadın en azından lezbiyen diye düşünüyorum) Presbiteriyen olup da Metodistler'le yakın ilişkisi olan Condoleezza Rice hiç çekinmeden, hâttâ özellikle Türkiye'ye geldiklerinde Kürdistan diye alenen konuşurken umurlarında olmaz.

Aysun Kayacı ile tekrar oturup sohbet etmek isterdim. Genç, gerçekçi, tarih tahsili yapıyor ve müdanası yok. Türkiye'nin ve Türklüğün var oluş savaşı verdiği bu günlerde romantik sosyalizmin entel dantel muhabbetlerine dalmıyor ve önünün kapatılabileceğini göze alarak yiğitçe konuşuyor.

Ergenekon mu dediniz?

Bundan sonra onu yazacağım, söz. Ama önce FB n'apacak, bir onu göreyim bu gece.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 29 Mart 2008 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017