Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ERIC CLAPTON’DAN BİR HÜZÜN ŞARKISI…

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3695 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Eric Clapton’un hayatı trajik ve politravmatiktir...


1945 yılında, Patricia Molly Clapton ve Edward Walter Fryer’ın evlilik dışı çocuğu olarak dünyâya gelir. 9 yaşına kadar büyükannesini ve babasını kendi anne ve babası, annesi Patricia’yı ise ablası olarak bilir. Gerçeği ancak bu yaşta öğrenir ve altüst olur ama hârikulâde bir çıkış yolu vardır: Gitar.

Bu açıdan kendisini Erik Homburger Erikson’a (1902-1994) benzetirim hafiften; o da evlilik dışı bir ilişki sonucu dünyâya gelmiştir ve sonrasında annesinin Yahudi bir iş adamı ile evliliği sebebiyle bir Yahudi olarak yetiştirilmiştir. Âilesi bu durumu kendisinden uzun süre saklamıştır ve ergenliğe girerken bildirir.

Benim Cream’in gitaristi olarak ergenlik çağımda ilk defa tanıdığım Eric Clapton, tartışmasız olarak, son 100 senenin en büyük gitaristlerinden biridir. Johnny Allen “Jimi” Hendrix’le eş görülen tek adamdır bu tür gitarda…


Cream müthiş bir gruptu; bateride Ginger Baker ve basta Jack Bruce da zamanlarının en iyileriydiler. İsyankârdılar, çatmadıkları resmî kurum yoktu! Ne yazık ki üç albümden sonra 1968’de dağıldılar.


Cream...

Cream'deki seneleri...

 Gitarın tanrısı diye anılır, zamanla da pusulayı şaşırır, tıpkı Jimi gibi ama ikisini farklı kaderler beklemektedir. Jimi erkenden aşırı dozdan çeker gider ama Eric’in daha çekecek çilesi vardır!

1969’da Blind Faith ile çıkardığı, grubun adını taşıyan bir albümden sonra, Derek and the Dominos adlı grup içerisinde Bobby Whitlock (vokal ve klavye), Jim Gordon (bateri), Carl Radle (bas) ile çalmaya başlar. Grupla çıkardığı Layla and Other Assorted Love Songs albümündeki Layla, en çok bilinen şarkılarından olur. Eric, bu şarkıyı, Pattie Boyd-Harrison için yazmış ve Leylâ ile Mecnûn hikâyesinden esinlenmiştir.


George Harrison’ın karısı olan Pattie Boyd-Harrison ile yaşadığı ilişki ve ayrılık sonucu eroine başlar. Müzik kariyerine 2 yıllık bir ara verir. Eroinle mücadelesi sırasında çektiği sıkıntılar sonucu bu illetten kurtulan Eric, bağımlılara yardım için madde ve alkol bağımlılığı rehabilitasyon merkezi kurar.


Fakat, hüzün ve travma, onu kaderinde yazılıdır.

1991 yılında, 4 yaşındaki oğlu Conor’u bir apartmanın 53. katından düşmesi sonucu kaybeder.



Conor, annesiyle...

Bu hazin vefattan sonra mâteme girer... 2004’te, 13 sene sonra ise bu şarkıyı söyler... Sözler çok mânâlıdır.

Ona yazdığı Tears In Heaven (Cennetteki Gözyaşları) şarkısı Billboard hot 100 listesinde 2. sıraya kadar çıkar ve toplam 19 Grammy ödülü vardır.

Would you know my name
If I saw you in heaven?
Would it be the same
If I saw you in heaven?

I must be strong
And carry on
'Cause I know I don't belong
Here in heaven

Would you hold my hand
If I saw you in heaven?
Would you help me stand
If I saw you in heaven?

I'll find my way
Through night and day
'Cause I know I just can't stay
Here in heaven

Time can bring you down

Time can bend your knees
Time can break your heart
Have you begging please
Begging please

Beyond the door
There's peace, I'm sure
And I know there'll be no more
Tears in heaven

Would you know my name
If I saw you in heaven?
Would it be the same
If I saw you in heaven?

I must be strong
And carry on
'Cause I know I don't belong
Here in heaven

'Cause I know I don't belong
Here in heaven

***

Tercüme edemediğim için affedin, içim dayanmadı…

Müzik, ilâhi ve İlâhî müzik.

   Şart’ta da, Garb’da da…

      En büyük tedavi ve süblimasyon vâsıtası sensin.

         Tekrar alacağım şu gitarımı elime…

            Ama ben evlât acısı istemem,

               Beş Yöne ricamdır!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 16 Eylül 2012 Pazar

Not: Bu yazımda anlattıklarımın doğru olmadığını, şarkının çok daha önceden piyasaya çıktığını vs. bana bildirerek çok anlamlı katkıları olan münekkitlere şükranlarımı arz ediyorum. 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017