Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EVRİM

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 142 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Yaklaşık 15 milyar sene önce bir şey patladı, bu muhtemelen bir kara delikti.

Büyük Patlama teorisi yanlışlanamadığı (Sir Karl Popper’ın düsturu) için günümüzde de geçerliliğini koruyor.

Dinlerin bunu izah etmek için verdiği bilgi yeterli değil.

Tabii ki Kur’ân mealleri, Tevrat İncil ve www.religioustolerance.com sitesindeki her dinin bu konuda bir izahı var. Onları da incelemek lâzım... Muazzez İlmiye Çığ’la telefonlaştım. Kitaplarından faydalanıyorum. 103 yaşında ama adeta bir nur saçan ilâhe gibi bana şevk verdi.

Evrim konusu müfredattan (eğitim sisteminden) kaldırılmış olabilir.

Biz pozitif bilimle uğraşan bilim adamları, DüşünBil Grubu, Bilim ve Ütopya Grubu ve diğer bütün konu üzerinde çalışanlara (eksik yazmış olabilirim) bir çağrım var.

Brüne’nin kitabından tercümeye ben ve öğrencilerim başladık. Evrimsel Psikiyatri ve Evrimsel Psikoloji kitabımı yazmaya başladım.

Hâlâ Einstein’in E:mc2 formülü aşılabilmiş değil.

İnsanoğlunun hayal edebileceği her şey bir gün gerçekleşir

Son bilimsel verilere göre 3,5 milyar sene sonra Güneş’imiz Hidrojen yakıtını tüketip kocaman bir kızıl deve dönüşecek.

İnsan ömrü de 500 seneye kadar uzatılabilecekmiş.

Bu konuyu gündemde tutmak ve eşgüdümlü çalışmak isteyen herkese bir çağrım var.

GSM numaram +905323110015, E-posta adresim Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. .

***

Bu konuyla ilgilenen herkesten telefonla veya elektronik posta yoluyla eşgüdümlü çalışarak, geride çok önemli ihtiyaç duyulduğuna yürekten inandığım en az iki temel kitap daha kazandırmak istiyorum.

Lütfen daha önceyi bırakalım ve bir beyaz sayfa açalım.

İnsanın ömrü sınırlıdır, onu ölümsüz kılan geride bıraktığı eserlerdir; haksız mıyım?

Türkiye’de olduğu kadar, yeni Başkan Trumph döneminde de bu konuda bir geriye dönüş olduğunu geçen hafta gittiğim Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’nde ve Beverly Hillls’de de gördüm.

Bu Başkan Obama gibi değil, daha şimdiden Amerikalıların çoğu İslamofobik ve kendini beğenmiş yapısı yüzünden kendisini sevmiyor. Üstelik bu sefer devrede Soros da (bildiğim kadarıyla) yok.

***

Türkiye büyük tarihi ve medeniyetiyle tarihe şan katmış insanların ülkesidir.

Bana konuyla ilgili her türlü katkıyı gösterin ki, ben de size özgeci (diğerkâmca) davranarak her şeyimi paylaşayım.

Lütfen konuyla ilgili herkes ve grup el ele verelim ve bu kitapları Türkçe olarak milletimize/ulusumuza (hangisi hoşunuza gidiyorsa) kazandıralım.

                                                        ***

Hükumetler değişir ama bilim yoluna devam eder.

***

Ben “adımız andımızdır”, “ne mutlu Türk’üm” diyen nesildenim.

***

Dilerim bu çabamda yalnız kalmam ve ileriye giren Türkiye’de beraber çalışırız.

Bazılarının dediği gibi bu ülke yaşanmaz hâlde de değil.

***

92 yaşındaki dedesine bakan torunu babasına “dedem neden uyuyor babacığım” diye sorar.

Babası gülümseyerek “o Atatürk’ü görmüş, hayal meyal hatırlıyor” cevabını alır. “Peki, neden tebessüm ediyor”?  “Çünkü onu düşünüyor ve vefat ederse yanına gideceğinin hayalini kuruyor”.

“Baba, yani dedem ölecek mi”?

“Yok, evladım, daha bize anlatacağı çok hatıraları var. Onlar eski topraktır. Merak etme”. “Bir an için telaşlandım da”…

Neler anlattığını sorar 14 yaşındaki cingöz torun İsmail.

“Selanik’te onu görmüş, hizmetine girmiş ve kendi babası gibi benimsemiş”. Nasıl cengâver olduğunu ve ne kadar vatanını sevdiğini anlatır. Yunanistan’daki müzeyi de ilk inşa edildiğinde ziyaret etmiş. Atamız vefat ettiğinde ağlamamış ama haftalarca yemekten içmekten kesilmiş.

“Nasıl bir insanmış babacığım”?

“Öz be öz Türk’müş ve gözleri şehlaymış. Akşamları dostlarını rakı sofrasında toplar, fikir alışverişi yaparmış. Asla sarhoş olmazmış ve bazen erlerle güreş tutarmış. Bunu çekemeyen Lâtife Hanım kendi isteğiyle boşanmış ama vefatına kadar da aleyhinde hiçbir şey anlatmamış”.

“O olmasaymış Hatay’ı topraklarımıza katamazmışız değil mi babacığım”?

“Aynen öyle yavrum”.

“En ünlü vecizesi hangisi babacığım”?

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir”

“Mürşit ne demek”?

“İrşat eden, yol gösteren demek oğlum”.

***

“Babaannem nasıl bir insandı baba”?

“Doksato’da doğmuş bir Türk’tü ve vefat edinceye kadar dedeni hâlisane bir aşkla sevdi.

“Baba, bak uykusunda mırıldanıyor”.

Babası duygulandı ve gözleri doldu…

“Muhtemelen senin hiç görmediğin babaanne Mefkûre Hanım’ı hatırlıyordur”.

“Baba… Allah nedir”?

“Sana şah damarından yakın olan Yüce Yaratıcıdır. Bu konuda kararı Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve Yaşar Nuri Öztürk’ün meallerini okuyunca sen karar ver…

Ali dedesinin ellerinden usulca öptü, üstüne bir battaniye serdi “aman üşütmesin ki, yarın bize Atamızı tekrar anlatsın babacığım” dedi.

***

Benim hayran olduğum bir insan var: Gani Müjde. Mutlaka bir gün tanışmak istiyorum. Bir panelde karısıyla müşerref olmuştum. Çok zarifti. ABD’nin Türkiye’yi işgalini çok güzel hicveden bir film çevirmişti.

Dilerim bir gün tanışıp oturur yemek yer ve sohbet ederiz.

Bilimsiz, inançsız ve evrimsiz kalmayın.

Tıpkı Max Planck gibi.

Sevgim ve saygımla efendim.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 10 Haziran 2017

0
Etiketler: evrim gani müjde trumph
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 23 Ağustos 2017