Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EVRİMSEL PSİKİYATRİ ve PSİKOLOJİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 158 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Anksiyete (kaygı) türü bir rahatsızlık olan obsesif-kompülsif bozukluk (Obsesif Kompulsif Bozukluk), insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır.

Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, denetleyemedikleri tekrarlayan ve gerilim yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler  (obsesyonlar) sebebiyle huzursuz olurlar.

***

Bu düşüncelerin yarattığı anksiyete (kaygı) bazı ayinleri veya rutinleri acil olarak gerçekleştirme ihtiyacına (kompülsiyonlar) sebep olur.

***

Ritüeller takıntılı düşünceleri önleme veya akıldan uzaklaştırma teşebbüsüyle yapılır.

***

Ayin kaygıyı geçici olarak durdurur, takıntılı düşünceler tekrar oluştuğunda kişinin ayine hemen tekrar etmesi gerekir.

Bu Obsesif Kompulsif Bozukluk döngüsü kişinin gününden saatler çalarak normal günlük işlerini yapmasını engelleyebilir.

Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler saplantılarının ve takıntılarının gerçek dışı veya mânâsız olduğunun farkında olabilirler fakat kendilerini durduramazlar.

***

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) belirtileri nelerdir?

Yaygın obsesyon belirtileri:

Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma

Başkasına zarar vermekten korkma

Hata yapmaktan korkma

Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkma.

Şeytanca veya günahkârca düşünmekten korkma

Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı

Aşırı kuşku ve sürekli teminat ihtiyacı

***

Yaygın kompülsiyon (takıntı) belirtileri:

Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama

El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme

Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme.

Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma

Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme

Belirli bir sıraya göre yemek yeme

Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma

Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama

İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı

Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme

***

Obsesif-kompülsif bozukluğa neler sebep olur?

Sebebi tam olarak anlaşılmamış olsa da, araştırmalar biyolojik ve çevresel faktörlerin OKB ile ilişkili olabileceğini göstermiştir.

Biyolojik faktörlerBeyin karmaşık bir yapıdır. Bedenin normal işleyişi için ihtiyaç duyulan, nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresi vardır.

Nöronlar elektrik sinyalleri yoluyla iletişim kurar.

Nörotransmitter adı verilen kimyasallar bu sinyallerin nörondan nörona iletilmesine yardım eder.

Araştırmalar serotonin adı verilen nörotransmitterin seviyesinin düşmesi ile Obsesif Kompulsif Bozukluk gelişimi arasında bir bağlantı tespit etmiştir.

***

Serotonin dengesizliğinin ebeveynden çocuğa geçtiğine dair delil de vardır.

Bu da obsesif-kompülsif bozukluğun genetik olabileceğinin göstergesidir.

Ayrıca beynin belirli bölgeleri serotonin dengesizliğinden etkilenir, bu da OKB’ye yol açar.

Bu problemin, beynin sağduyu ve planlama ile ilgili bölgeleri ve bedensel hareketleri içeren mesajları süzen bölgeleriyle bağlantılı olan beyin yolaklarıyla alâkalı olduğu görülür.

Araştırmalar Streptokok bakterisinin sebep olduğu belli bir tür enfeksiyon ile OKB arasında bir ilişki de tesğit edilmiştir.

***

Eğer bu enfeksiyon nükseder ve tedavi edilmezse, OKB gelişimine ve çocuklarda diğer bozukluklara sebep olabilir.

Çevresel faktörler: Bazı çevresel stres yaratıcı faktörler OKB’yi tetikleyebilir.

Belirli çevresel faktörler ise kişide var olan bu rahatsızlığı kötüleştirebilir. Bunlar:

Tacize uğrama

Hayati Değişiklikler

Hastalıklar

Sevilen birinin ölmesi

İş veya okulla ilgili değişiklikler veya problemler

İlişkiyle ilgili kaygılar

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) ne kadar yaygındır?

OKB ABDde 3.3 milyon yetişkini ve 1 milyon çocuk ve genci etkilemektedir. Rahatsızlık ilk olarak çocuklukta, gençlikte ve yetişkinliğin ilk yıllarında ortaya çıkar. Irk ve sosyoekonomik alt yapı fark etmeden bütün kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) teşhisi nasıl konur?

OKB için laboratuar testi yapılmaz.

Doktor hastanın ayinlere ayırdığı zaman da dâhil olmak üzere hastanın belirtilerini değerlendirerek teşhisini koyar.

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) nasıl tedavi edilir?

OKB kendi kendine geçmez, bu yüzden tedavi edilmesi önemlidir. En iyi tedavi yöntemi ilaç ve bilişsel davranış terapisidir.

Bilişsel davranış terapisi: Bilişsel davranış terapisinin hedefi, obsesif-kompülsif bozukluğu olanların ritüellerini gerçekleştirmeden korkularıyla yüz yüze gelmelerini ve kaygının azaltılmasını sağlamaktır.

Bu terapi obsesif-kompülsif bozukluğu olanlarda sıkça görülen abartılmış veya felâketler içeren düşünceleri azaltmaya da odaklanılır.

İlaç tedavisi: Trisiklik antidepresanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri:

OKB tedavisinde yardımcı olabilir. Hastaların ilaç ve bilişsel davranış terapisine cevap vermedikleri şiddetli vakalarda Elektrokonvülsif Terapi (EKT) veya beyin cerrahisi kullanılabilir.

***

EKT esnasında hastanın başına elektrotlar takılır ve beyne nöbete sebep olan bir dizi elektrik şoku verilir, bu nöbetler beyinde nörotransmitterlerin salıverilmesine sebep olur.

Sürekli tedavi sonucunda hastalar normal veya normale yakın hayat sürerler.

Erken teşhis her zaman tedavi süresini azaltır.

Gecikmekten değil, tedavi olmaktan korkmayın.

***

Caner Taslaman, ilk, orta ve lise eğitimini doğduğu şehir olan İstanbul’da bitirmiş.

Kimya mühendisi bir annenin ve doktor bir babanın oğlu olarak küçük yaşlardan itibaren doğa bilimleri ile ilgilenmiş.


 

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde Üniversite eğitimini tamamlamış.

***

Üniversite eğitimi sırasında antropoloji, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi gibi alanlarla ilgilendi.

Marmara Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde, Big Bang Teorisinin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisans, Evrim Teorisinin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle doktora derecesini kazanmış.

***

Daha sonra ise Kuantum Teorisinin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yazdığı kitapla doçent olmuş, yine bilim-felsefe-din üçgenindeki çalışmalarıyla profesörlük derecesini de almış.

***

Ayrıca“Küreselleşme Sürecinde Türkiye'deki İslam” çalışmasıyla ikinci doktorasını İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesinde tamamlamış.

İlk olarak Tokyo Üniversitesi'nde daha sonra Oxford Üniversitesi'nde post-doktora çalışmaları yapmış.

Harvard Üniversitesi'nde ve Cambridge Üniversitesi'nde misafir akademisyen olarak bulunmuş.

Son dönemdeki çalışmalarında ve yurt dışında bulunduğu üniversitelerde en çok odaklandığı konu modern bilim-felsefe-din ilişkisi olmuş.

***

Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümünde profesör öğretim üyesi...

Bilim-Felsefe-Din İlişkisi, Küreselleşme ve İslam, Kur'ân ve Bilim, Din Felsefesi,

Bilim Felsefesi, Fizik Felsefesi ve Biyoloji Felsefesi en çok ilgilendiği alanlar…

***

Mars'a çoktan gidildi zaten.


Bu arada, rakı da dâhil her türlü içkiyi en az bir seneliğine terk ettim. Bunu da beynimdeki frontal bölgedeki iradeyi düzenleyen bölge sayesinde yaptım.

 frontal bölge ile ilgili görsel sonucu

***

Fikirlerim onunkilerle çok örtüşüyor.

Bütün sorum İngilizcede zaman ve vakit anlamına gelen iki terim bulunmamasında.

***

Evrimsel Psikiyatri kitabı da yakında bitecek ve Kırmızı Kedi'den yayınlanacak diye umuyorum. Bunun için de ömrüm yetecektir umudundayım.

***

Gözleriniz Ulusal Kanal, National Geographic ve benzeri kanallarda olsun.

***

Yakında Can Ataklı'yı ve karısını ağırlamayı umuyoruz.


Bilimle, akılla ve sağlıcakla kalın.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 02 Ekim 2017 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017