Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

FAZIL SAY TANTANASI

Bir dostum ısrarla şu Fazıl Say mes'elesi hakkında bir şeyler yaz dedi. Fakıyr da aşırı kuşkucu ve azıcık da psikiyatr olduğu için temkinli ve ihtiyatlı davranmayı tercih etti. Çünkü bilirim ki bu tip yaygaraların sonu genellikle farklı biter.

Tipik halkımızdan birileri olan Emre Kongar ve Mehmet Barlas dahi bu mevzuda tartıştılar. Büyük münevverimiz Ahmet Hakan dahi tenezzül edip bu çocuğa nasihat eyledi. İşin daha da trajikomik yanı, koskoca bir Millî Eğitim Bakanlığı "yeterince müzik öğretmeni yok" diye de eklediği için Fazıl Say hakkında dâvâ açtı!

Kendisi hâricinde herkes "çeker giderim" dediği için ahkâm kesti; köşe yazarları mümtaz fikirlerini serdettiler ve memleket Saycılar'la Saymacılar olarak ikiye bölündü. Memlekette kalabilecekler ile kalamayacaklar, isterse gidebilecekken kalacaklarla istese de gidemeyecekler, istese de gidemeyecek ama gidecek olanlar farklı farklı kamplara bölündüler.

Yâhu, bu memlekette neler oluyor, kimler neler söylüyor. Memleket mes'elelerinden bîhaber yetiştirilmiş, Anadolu ve Türkiye hakkında ne bildiğini pek merak ettiğim, çapkınlıklarının icrâcılığının önüne geçmeye başladığı bu iyi niyetli, dâhi ve şımarık çocuk Almanya'da böyle bir demeç verdi diye neredeyse Kuzey Irak Operasyonu kaynayacaktı!

Aslında amaç da o idi zâten: Gündem yaratmak. Tam Ordumuz oraları târumar etmiş, asker kaçağı parti lideri hapse atılmış ve AKüP'ün milletvekili sözcüsü alenen bunları kınıyorken. Hâttâ bu operasyon ABG'nin yer göstermesiyle yapıldıktan sonra, "bize haber vermediniz diye numaradan Genel Kurmay'a kızarlarken ve Rice alelacele "Kürdistan'a giderken biz Fazıl'ı, Neco'nun kızıyla Okan'ın aşklarını konuşur olduk.

20 milyon Dolar'a mâl olan bu operasyonda hakikaten nereler ve daha önemlisi, oralardaki kimler mahvedildi belli değil. Çünkü her şey ABG'nin kontrolünde. Herkesin ağzına birer dirhem bal sürüldü: Şehitlerin kanları yerde kalmadığı zannı uyandı gözü yaşlı anaların, içi yanan babaların ve infiâl hâlindeki kamuoyunun. Kuşkucu tarafım burada da bağırıyor: Gerçekler bize anlatıldığı gibi değil arkadaş. Nereden hareketle mi bu iddiada bulunuyorum? Cevap çok basit, dost ve müttefik Batılı dostlarımız bizi kınamadılar, hâttâ "hak verdiler. Buna inanmam için dâhi olmam lâzım ve değilim!

Yeni bir hava lâzımdı...

Hele yeni dâhi YÖK Başkanımız'ın (başlarına geleceği bildiklerinden ki) Devletlû'nun ve Gülümüz'ün kendisine "hocam, aman konuşma yoksa kellemiz gider dediğini ağzından kaçırıverdiği, tuttuğu 5000 kadroyu alttan gelecek Fethullahçılar ve diğer yandaşları için açıverdiği, 15 dakikada bütün rektörlerle tanışıverdiği, türbana ve şûlebaşa yol açıverdiği, Bahçeli'nin de buna destek verdiği dönemde. Şarttı arkadaş! Yeni YÖK Başkanımız için "dâhi derken asla ironik bir amaç gütmediğimi hemen ifâde etmeliyim. Hayatında ne dekanlık ne de benzeri bir idarî görev yapmış; YÖK gibi bir kurumun başına lâyık görüldüğüne göre, mutlaka dâhidir. Bilhassa akademik geçmişine bakılınca, profesörlüğünün de deha eseri olduğu görülüyor.

Neyse, biz gene Fazıl Say evlâdımıza dönelim.

Ne oldu, bu kadar tantana ne ile sonuçlandı?

   Bekledi, bekledi, bekledi ve "tercüme hatası var" dedi Fazıl.

      Bu balon da böyle söndü.
         Darısı yenilerinin başına.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 19 Aralık 2007 Çarşamba

AMİYOTROFİK LATERAL SKLEROZ ve BAYRAM
TÜRBAN MÜRBAN DERKEN.
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil