Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

FAZİLET, SESSİZDİR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2528 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Çalışmak ve üretmek, hele bunu kerhen değil sevgiyle yapabilmek mutluluğun, sıhhatli olmanın hâlâ en mümeyyiz vasıfları, "olmazsa olmazları".

Hayatını nörotik insanları tanımaya ve tanımlamaya adamış olan Freud'a "iyi de, sağlıklı adam kimdir" diye sorduklarında, bir süre düşündükten sonra verdiği cevap da bu mâhiyettedir: "Sevebilen ve çalışabilen"!

Bu târif hâlâ en muteber sıhhatlilik açılımıdır.

Eğer sevgi denen transandan ruh hâli yaşantılarınızın ekseriyetine hâkimse, zâten çalışmak ve üretmek içinizden gelir; boş duramazsınız. Birtakım asilzâdelerinin çalışmamayı bir fazilet olarak gördükleri, emek harcamayı sâdece ırgat ve amele takımının yapabileceği angaryalar olarak telâkki ettikleri zamanlarda dahi, hazretler av partileriyle, çeşitli oyunlar ve sportif faâliyetle zamanlarını geçirerek ataletten kurtulmuşlardır.

Tembelliğe methiye yazan mütefekkirler dahi, bunu yaparken kafa çalıştırmış, fikir emeği harcamışlardır. Boş durmak, hiç bir şey üretmemek eşyânın tabiatına aykırıdır.

Buradan çıkan sonuç pek hoştur: Sevgi çalışmayı doğurur, çalışmak üretmeyi temin eder, üretmek paylaşmayı sağlar, paylaşmak mutluluğu arttırır, mutlu olan ise çalışma şevki duyar. Bu çember böylece döner.

Sevebilmek ve çalışabilmek emniyette ve huzur içerisinde olmayı, huzur da kudreti gerektirir. Her plânda sonsuz mücadelelerin süregittiği şu âlemde dâima sizi tedirgin etmeye, emniyetsizlik hissine itmeye çalışan dâhilî ve hâricî bedhahlar mevcuttur; mevcut değilse de, potansiyel olarak vardır. O takdirde, tedbirli ve ihtiyatlı olmalısınızdır. Her türlü düşman, ancak siz zayıf veya dikkatsizseniz size bulaşabilir.

Hayat öyle beklenmedik gelişmelere gebe, kader o derece garip hâdiselerle doludur ki, hiç umulmadık bir zamanda, hem de en güvendiğiniz dosttan -ama kasten ama kazara- ciddi bir darbe yiyebilirsiniz.

Canınız acıyabilir, hâttâ kolunuz kanadınız kopabilir.

İşte, sizin "adam olup olmadığınız", o zaman ilâhî bir sınavdan geçer.

Teslimiyet ve çöküş, yok oluş ve haksızlıktır.

Sevenleriniz için, size ihtiyacı olanlar için, hiç biri olmasa kendiniz için ayakta kalmak zorundasınızdır. Mücadeleyi bırakmamak, haysiyet ve vakarla ayakta kalmak mecburiyetindesiniz.

İşte, o zaman elinizde ve çevrenizde ne olduğuna iyi bakmalısınız. İyi günlerinizde sevgiyle ürettikleriniz, sizin bu kötü gününüzdeki tek dayanağınız, desteğiniz, teminatınızdır: Kardeşlikler, dostluklar, dayanışma. Aborijinler'in bumerangı gibi, ama yapıcı bir silâh olarak geri döner.

Ektiklerinizi biçeceğiniz an gelmiştir. Eğer diğerkâmlık (altruizm) ve sevgi ektiyseniz onu, bencillik ve nefret diktiyseniz bunu biçeceksinizdir. Üstelik bu çok bunalımlı ve kritik dönemdeki davranışlarınız dahi, sizin müstakbel hayatınıza yönelik yatırımlarınız olacaktır.

İşte, akıl ve hikmetinizi mevcut kudretinizle tevhîd edip, güzelliğe dönüştüreceğiniz ân o ândır: Yaranız ne kadar derin, ıstırabınız ne kadar vahim de olsa, "bu ahvâl ve şerâitte dahi nasıl sevebilirim, nasıl üretebilirim" diye düşünebilirseniz eğer, sağlam kolunuzu diğerkâmlıkla uzatabilirseniz eğer, yargısız infaz etmek yerine anlamaya çalışabilirseniz eğer, sırtınız asla yere gelmez.

Mehmet Kerem DOKSAT

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 20 Kasım 2017