Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

FELSEFE SORULARI...

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1622 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Batı Âlemi’nin en temel sorgulamasıdır felsefe. İnsan sorar kendine: “Hayatın anlamı ne, ne için varım, niçin yaşıyorum”...

Bunu yaparken de en temel şeyleri sorgular: “Nereden geliyorum, kimim, ne için yaşıyorum”.

Eğer ben bir canlıysam –ki bilinmez, amacım ne, neden yaşarım bu hayatta.

Canlılıkla cansızlığın dahi sınırlarının belirsizleştiği Yeni Milenyum'da acaba bunların cevaplarını bilebiliyor musunuz?

Rodin’in (1980) ünlü Düşünen Adam Heykeli uluslararası bir şâheserdir.

Bizde Bakırköy’de hâlâ bulunur bir kopyası.

Felsefe “Hikmet yâni Bilgelik Sevgisi” demek olup, bir filozof hayatın en temel şeylerini sorgular.

Bunları genellikle kendimize orta yaşlarda sorarız.

Bunlar evrensel (cihanşümul) sorulardır ve orta yaş civarında başlanırsa, sorgulanmaya, bu genellikle hayırlıdır.

Yok, eğer henüz 10-12 yaşlarında sorguluyor isek Hakikat arayışını, bu biraz fazla erkendir denir.

Hülâsâ, "neden, niçin ve nasıl yaşıyorum" diye sorgulamanın ideal dönemi ileri yaşlardır...

Yâni, tâ Kadim Yunan’da başlayan bu serüveni asla bitmeyecektir düşünen beyinlerin.

Peki bunlar sâdece insan olmak zorunda mı?

Thales (MÖ 500 civarı) ve Aneksimandros su ve dünya tasarımı üzerinde tartışırlar ve tâ o yıllarda dünyanın boşlukta ama düz olduğu çıkarımını yaparlar.

57 yaşından gün alırken, yeniden başladım her şeyi sorgulamaya...

Dinler –ki onlar da sosyal psikoloji anlamında birer ideolojidir-, bu asla bit-e-meyecek seyahate bize ne kadar yardımcıdır?

Hakikat ve gerçek farklı mıdır?

Neden hâlâ üşütünce Ihlamur en âlâ ilâçtır?

Neden "çok yaşa denir"?

Hapşu ne?

Yoksa bu Tanrı'nın veya tanrıların işine karışmak mıdır?

İnsan hapşırdığında salya sümük olur, bu arketipal bir Su imagosu mudur?

Neden hâlâ mehtaba çıktığımız kuşkulu ve ilk kozmonot Armstrong neden çok öfkeli.


Eğer biz her şeyi biliyorsak, neden ve niçin hâlâ bir uzay (feza: space) kolonimiz yok?

 

Mademki atmosfer çok ince ve çekim gücü de 1/6 idi, neden o bayrak kımıldamıştı?

Hani klâsik şakadır ya: "Ayda seks yapmak çok müthiş" bir fantezidir". 

Hadi diyelim ki gidildi veya gidilecek...

O giysilerle nasıl yapılır ki bu meret?

Einstein'in formül aşılabildi mi?

Yer-çekimi bu kadar düşükken ve solumak zorken nasıl yapılır? 

Mars'a gidersek, o kadar USD harcamaya değecek mi, yoksa mars mı olacağız?

Neden Uzay Yolu filmindekilerin hiçbiri hâlâ tahakkuk etmedi?

Muhteşem mizah

Solucan delikleri mi yoksa yeni Büyük Patlamalar mı yoksa hipotetik Takyon ile mi uçulacak?

Arjantin kökenli Papa da buraya geldi ama sayıları da çift oldu!

Cizvit, öbürü değil!

Hristiyanlıkta Teslis korunuyor ve hâlâ Şeytan Çıkarma yetkileri var denir.


Aslında bir Gilles de la Tourette vak'asıydı...

Bu zat akıllı mıydı?

İşte bunları hep sorar dururuz...

Bir süre için Mekânı nadasa bırakmaya karar verdim.

Herkese sevgi ve selâmlar...

Mehmet Kerem Doksat - Zor ve Sıkıntılı günler - Tarabya - 14.02.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017