Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

GALİBİYET Mİ, MAĞLÛBİYET Mİ, MAHCUBİYET Mİ?

Bu yazı sâdece Fenerbahçe maçı hakkında.

Bütün aklı başında spor yazarlarının makalelerini, görüşlerini okudum. Kendi nâçizâne fikrimi de eklemek hakkını kendimde buldum çünkü daha önce dediğimin çıktığını gördüm.

Maç boyunca Sarı Kanaryalar sahada filân yoklar. Hele ilk yarıda Kocaelispor da, Fenerbahçe de berbat mı berbat. Bu kadar kötü oynayan (pardon, top dahi oynayamayan) Fenerbahçe'ye biraz yüreklice hücum etseler, kafadan üç beş gol atacaklar ama nedense ürküyorlar.

İkinci yarı da çok farklı değil ama goller var. 68. dakikada galibiyeti yakalayan Sarı Kanaryalar, sanki daha 20 (ki, bu 26 oldu) dakika yokmuş ve çok da güçlüymüşler gibi, maçı ağırdan alıyor. Hâlbuki az risk alıp hücuma devam şart, çünkü rakip senden daha iyi. Buna kim karar verecek? Teknik direktör, yâni Dede!

Dede kenardan bakıyor, anlamaya çalışıyor ne olduğunu da. Bu arada 78. dakikada beraberlik golü geliveriyooor. Teessüriyeti bir garip, muhtemelen yanındakilere "golü kim attı, Galatasaray mı diye soruyor. Teknik Heyet de üzüntüsünden şaka yaptığını düşünerek bunun aslında Beşiktaş maçı olduğunusöyleyip kara mizaha devam ediyorlar.

Dede iyice apatikleşiyor ve burnunu karıştırmaya başlıyor (burası şaka değil vallahi, seyredin bakın). Sonrası mahşer günü gibi, şuûrsuzca saldırıyor Sarı Kanaryalar. Rezil olacaklar çünkü. Sâdece Dede değil, en az beş tânesi de kapının önüne konacak.

Sonra bir hakem şovu başlıyor. Yandan "5 dakika" uzatma geliyor. Geliyor da, Bülent hakemin zaman mefhumu ile kronolojik zamanınki farklı; hâttâ Bülent hakeminki zaman mefhumu değil, mevhumu! Kendim saatimle hesaplıyorum; maç 90+8 dakika sürüyor, Semih'in golü de 90+7'de geliyor. Yılmaz Vural deliye dönüp sahaya yürüyor ve ısrarla hakeme bağırıp çağırıyor, o da kendisini tribüne "şutluyor". Yılmaz Vural çıldırıyor, duvarları yumrukluyor, küfürler ediyor. Maçın hitamında da hakemi topluca bekliyorlar, herhâlde öpmek için değil. Bülent hakem korkuyor haklı olarak, çıkışın boşaltılmasını istiyor.

Dede maçın sonunda soruyor "Antalyaspor mu kazandı diye. Şakalar sevince dönüştüğü için Teknik Heyet "yok hocam, Ankaragücü diyorlar. Dede'nin suratının yarısı seviniyor, yarısı üzülüyor, tıpkı Mona Lisa tablosu gibi.

Yılmaz Vural aslında kendine, kötü yönetimine öfkeli ama fırsatını bulduğu için Bülent hakem'e saldırarak hedef saptırıyor.

Son dakikada gelen mucizevî bir golle galibiyete kavuşan Fenerbahçe, gittikçe Millî Takım gibi oluyor sonuç olarak! Onları Manitu koruyor.

Fakıyrın mahzunca kanaati odur ki, ne Dede'nin Sarı Kanaryaları'ın galibiyeti zaferdir, ne de Yılmaz Vural'ın takımının mağlûbiyeti hezimet.

İkisi de, olsa olsa, mahcubiyettir. Futbol adına, etik adına, hicap adına.

Bülent hakem mi dediniz?

Gerçekten, ne iş yaptı o?

***

Bakalım maaşı 250.000 YTL mi 300.000 YTL mi olsun tartışmalarından "bunalıp" Ali Şen ağabeyine "ben gideceğim tegannisini ikinci defadır söyleyen Fatih Terim ne karar verecek. Bence işin sonunun hiç de iyi olmayacağının farkına varmaya başladı, yol yakınken işi bırakmakla tatlı para ve çok sevdiği nüfuzu, havasının arasında bocalıyor.

Görün ki gitmeyecek, gidemeyecek.

İşi, şöhret ister kâzip isterse hakiki olsun, zirvedeyken bırakmak asilliktir. Söven, dövüşen, tepişen insanlar bunu yapamazlar.

Örnek mi dediniz?

Beşiktaş'ın önceki Teknik Direktörü iken Ertuğrul Sağlam'ın öyle icap ettiğini düşünerek nasıl istifa ettiğini bir hatırlayın.

Beşiktaş, maâlesef hemencecik iyi gitmeye başladı!

           Daha Galatasaray maçına epey var. Haydi bakalım, Cim Bom ne yapacak?

                 Ah benim Sarı Kanaryalarım ah.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 19 Ekim 2008 Pazar

AŞK HAKKINDA
AYNI GAZETEDEN İKİ YAZAR, KİM NEYİN TARAFI?
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil
http://pornobis.org http://sexualfire.com http://insexmovies.com http://pornovidio.com