Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASI ve ALENÎ OYUNLAR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2480 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Önce TSK'nın çok alenî, sarih, orta zekâlılar da anlasın diye yaptırttığı açıklamayı iktibas ediyorum:

***

Genelkurmay Başkanlığı adına basını bilgilendirme toplantısı yapan Tuğgeneral Metin Durak, Ergenekon soruşturmasında deliller ve ifâdelerin tüm açıklığıyla medyaya yansımasından rahatsız olduklarını vurguladı.

Tuğgeneral Metin Durak, bu gelişmelerin ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesini ihlal anlamına yani suçu tespit edilene kadar herkesin masum olduğu ilkesinin çiğnendiği anlamına geldiğini söyledi. Tuğgeneral Metin Durak bu davranış şeklinin âdil yargılanma ilkesine de aykırı olduğunu işaret etti.

Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Durak, Ankara'da gözaltına alınan Yarbay Mustafa Dönmez'in İstanbul'a sevk edildiğini belirterek, "TSK kendisine intikal eden ve tesbit ettiği tüm adlî olayları titizlikle araştırmakta ve gecikmeden yasal gereğini yapmaktadır dedi.

Tuğgeneral Metin Durak, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı'ndaki haftalık basın bilgilendirme toplantısında, TSK'ya intikal eden ve tesbit edilen adlî olaylarla ilgili bilgi verdi. Kamuoyunda "Sauna Çetesi olarak bilinen olayda, 17 Şubat 2006 tarihinde gözaltına alınan bir yüzbaşının, Ankara 11′inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20 Şubat 2006 tarihinde tutuklandığını hatırlatan Tuğgeneral Metin Durak, olayla ilgili bilgi ve belgelerin 24 Şubat 2006 tarihli yazıyla gönderilmesinin ardından Genelkurmay Başkanlığı'nca 28 Şubat 2006 tarihinde soruşturma emri verildiğini söyledi.

Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından 13 Mart 2006 tarihli iddianâme ile kamu davası açıldığını belirten Tuğgeneral Metin Durak, yapılan yargılama neticesinde Genelkurmay Askerî Mahkemesinin, sanık hakkında üç yıl bir ay on beş gün hapis cezasına ve TSK'dan çıkarılmasına hükmettiğini ayrıca YAŞ kararı ile de TSK'dan ilişiklerinin kesildiğini bildirdi.

"Atabeyler Çetesi olarak bilinen olay kapsamında ise 4 Haziran 2006 tarihinde tutuklanan 3 personel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10 Temmuz 2006 tarihinde görevsizlik kararı verildiğini ifâde eden Tuğgeneral Metin Durak, soruşturma dosyasının Genelkurmay Başkanlığı'na gönderildiğini ve bu kararın Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşmasının ardından derhal 17 Temmuz 2006 tarihinde, soruşturma emri verildiğini anlattı.

Tuğgeneral Metin Durak, "şüpheliler hakkında yapılan soruşturma sonucunda Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından 18 Ağustos 2006 tarihli iddianâme ile kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama neticesinde, Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesi, 29 Mayıs 2007 tarihinde, sanıklara 5 yıl 7 ay 15 gün, 5 ay 10 gün ve 5 ay 10 gün hapis cezaları vermiştir. Bu karar Askeri Yargıtay'da temyiz aşamasındadır. Ayrıca, anılan personelin YAŞ kararı ile de TSK'dan ilişikleri kesilmiştir dedi. Tuğgeneral Metin Durak, Emekli Binbaşı Fikret Emek'in annesinin Eskişehir'de bulunan evinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 26 Haziran 2007 tarihinde yapılan arama sonunda, çeşitli çapta silâh, patlayıcı ve mühimmatların bulunması olayına da değindi.

Bu kapsamda Genelkurmay Başkanlığı tarafından, bir gün içerisinde askerî eşyayı gizlemek suçundan 27 Haziran 2007 tarihli soruşturma emri verildiğini hatırlatan Tuğgeneral Metin Durak, yapılan soruşturma neticesinde Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından 22 Ocak 2008 tarihli iddianâme ile askeri eşyayı gizlemek suçundan kamu davası açıldığını belirtti.

Tuğgeneral Metin Durak, yapılan yargılama neticesinde Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesinin, 25 Aralık 2008 tarihinde bu kişinin 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiğini ancak 5271 Sayılı CMK'da yapılan değişiklik sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını kaydetti.

Kamuoyunda "Karargâh evleri olarak bilinen olaya ilişkin olarak da Tuğgeneral Metin Durak, alınan istihbarî nitelikteki bilgiler için öncelikle ilgili Kuvvet Komutanlığı'nca geniş kapsamlı bir idarî soruşturma başlatıldığını ve gerekli idarî tedbirler alındığını söyledi.

İdarî soruşturmanın tamamlanmasının ardından, 31 Mayıs 2008 tarihinde, adlî soruşturma emri verildiğini dile getiren Tuğgeneral Metin Durak, soruşturma kapsamında 1 yarbayın tutuklandığını, soruşturmanın Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca bütün boyutlarıyla yürütüldüğünü bildirdi.

YARBAY DÖNMEZ İSTANBUL'DA

Tuğgeneral Metin Durak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma ile ilgili olarak Yarbay Mustafa Dönmez'in evlerinde 7 Ocak 2009 tarihinde yapılan adlî aramalarda silâh ve mühimmat bulunması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 9 Ocak 2009 tarihinde şüpheli hakkında askerî yargı görev alanı kapsamında, derhâl soruşturma emri verildiğini hatırlattı.

Dönmez'in 12 Ocak 2009 tarihinde saat 10.30′da Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim olduğunu ifâde eden Tuğgeneral Metin Durak, daha sonra askerî savcılıkça sevk edildiği Genelkurmay Askerî Mahkemesi tarafından 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 131′inci maddesi uyarınca saat 11.00′de tutuklandığını söyledi.

Tutuklama işleminin Genelkurmay Askerî Savcısı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na saat 17.00′da bildirildiğini belirten Tuğgeneral Metin Durak, şüphelinin Kara Kuvvetleri 1′inci Sınıf Askerî Ceza ve Tutukevi'ne (Mamak) gönderildiğini dile getirdi.

Tuğgeneral Metin Durak, şunları kaydetti: "Genelkurmay Askerî Savcılığı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki koordinasyon neticesinde oluşturulan beş kişilik bir bilirkişi heyeti 14 Ocak 2009 tarihinde ele geçirilen mâlzemeler üzerinde gerekli incelemeleri yapmak üzere görevlendirilmiştir. Şüpheli, bulunan silah ve mühimmatın askerî mâlzeme olma ihtimâline istinaden tutuklanmış olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında verilen gözaltı veya olabilecek tutuklama kararlarına bir etkisi bulunmamaktadır. Ceza usûl hukuku çerçevesinde bir kişi birden fazla nedenle tutuklanabilir, ilgili yargı yerleri, aralarında koordinasyon ile yasal işlemleri yürütürler.

Bu son derece açık yasal bir işlem olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında da şüphelinin ifâdesi istendiğinde alınabilecektir. Dün akşam İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen talimat gereği, şüpheli bugün İstanbul'a sevk edilmiştir.

"HASSAS ORTAM, DEVLETE DE BÜYÜK ZARARLAR VERMEKTEDİR"

Tuğgeneral Metin Durak, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157′nci maddesine göre, soruşturmaların gizli yürütülmesi gerektiğine de işaret ederek, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturmaya ilişkin olarak yetkili mahkemece, "Konunun hassas olması ve sürekli ifâdelerin medyada yer almasının âdil yargılamayı etkileme ve delilleri karartma şüphesini oluşturduğu gerekçesiyle soruşturma dosyasının incelenmesi ve belgelerden sûret alınmasına bile kısıtlama kararı verildiğini hatırlattı.

Tuğgeneral Metin Durak, "buna rağmen, temel insan hakları, Anayasa'nın 38′inci maddesinde yer alan 'suçluluğu hükmen sâbit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağı' hükmü, 'masuniyet karinesi', 'âdil yargılanma hakkı' gibi en temel hukuk ilkelerinin ihlâl edildiği görülmektedir. Sorumlu olması beklenen kesimlerin yarattığı bu hassas ortam, kişilere, kurumlara, yargıya ve nihâyetinde devlete de büyük zararlar vermektedir dedi.

TERÖRİST SAYISI YÜZDE 72 ARTTI

Tuğgeneral Metin Gürak, 2008 yılında yurt içinde ve yurt dışında icra edilen   operasyon ve hava harekâtları neticesinde; önceki yıla oranla, etkisiz hâle getirilen terörist sayısında yüzde 72, teslim olan terörist sayısında da yüzde 62′lik artış meydana geldiğini bildirdi.

Tuğgeneral Metin Durak, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı'ndaki haftalık basın   bilgilendirme toplantısında, 2008 yılı içerisinde yürütülen iç güvenlik harekâtına ilişkin verileri aktardı.

2008 yılında 1602 iç güvenlik olayı meydana geldiğini belirten Tuğgeneral Metin Durak, bu olaylardan yüzde 62'sinin (990) güvenlik güçleri inisiyatifinde gerçekleştiğini bildirdi.

Yurt içinde ve yurt dışında icra edilen operasyon ve hava harekâtlarında   etkisiz hâle getirilen terörist sayısında, geçen yıl önceki yıla oranla yüzde 72 oranında bir artış meydana geldiğini ifâde eden Tuğgeneral Metin Durak, 696'sı ölü, 237'si sağ olmak üzere toplam 933 teröristin etkisiz hâle getirildiğini kaydetti.

Aynı dönemde teslim olan terörist sayısında, bir önceki döneme oranla yüzde 62′lik artış meydana geldiğini belirten Tuğgeneral Metin Durak, 177 teröristin teslim olduğunu söyledi.

Bölücü terör örgütünce 2008 yılında gerçekleştirilen terör eylemleri sonucunda 51 vatandaşın hayatını kaybettiğine dikkati çeken Tuğgeneral Metin Durak, 11′i polis, 22'si geçici köy korucusu olmak üzere, toplam 171 güvenlik mensubunun şehit olduğunu kaydetti.

TSK'nın 2008 yılındaki kaybının yüzde 32'sinin terör örgütünün kullandığı mayın ve patlayıcı maddelerden kaynaklandığına işaret eden Tuğgeneral Metin Durak, 2008 yılında güvenlik güçlerinin ulaştığı eğitim seviyesi ve kullanılan teknolojik cihazlar sâyesinde terör örgütünün kullandığı mayın ve patlayıcı maddelerin yüzde 71′inin güvenlik kuvvetlerince bulunarak imha edildiğini dile getirdi.

ELE GEÇİRİLEN PATLAYICI MADDELER

Tuğgeneral Gürak, 2008 yılında PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarda 3.5 ton amonyum nitrat, 255 kilogram TNT ve 197 kilogram plâstik patlayıcı madde ele geçirildiğini belirterek, ayrıca 2008 yılında güvenlik güçlerince düzenlenen operasyonlar sonucunda, bir önceki yıla göre yüzde 10′luk bir artışla toplam 22 ton uyuşturucu madde yakalandığını kaydetti.

TSK tarafından 26 Aralık 2008/16 Ocak 2009 tarihleri arasında toplam 15 adet arama kurtarma faâliyeti icra edildiğini de ifâde eden Tuğgeneral Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sâhil Güvenlik Komutanlığı'nca 262 kişinin denizden sağ olarak kurtarıldığını, 5 kişinin ölü olarak bulunduğunu bildirdi.

Tuğgeneral Metin Durak, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerden soru   almadı.

***

Yâhu, söylenecek ve korkudan söylenemeyen ne varsa söylemiş Tuğgeneral Metin Gürak, ne sorusu alsın!

Memlekette Cumhuriyet'e ve onun kurucusu Mustafa Kemâl Atatürk'ün ilkelerine bağlı olan herkes hukuk ayaklar altına alınarak yaka paça sabaha karşı götürülüyor.

Hile-i şerriye ile önce atılan sonra aklanan aklanan Jet Fadıl'ın kontenjanından Devletlû meclis'e giriyor.

Demokrasinin bu derecede altüst edildiği başka tek ülke olan ABG'dekine benzer bir seçimle Arap Kürt Partisi iktidar oluyor.

Gülümüz'le değiş tokuş yaparak devleti ele geçiriyorlar.

Memleketi Arap'a ve beynelmilel emperyalizme satıyorlar.

Her kurum ve kuruluşun başına kendi adamlarını yasalara alenen aykırı olarak getiriyorlar.

Kendini kurtarmak için Unakıtanafları çıkıyor.

Arkasında ABG, İsrail ve AB olan Âhir Zaman Peygamberi'nin çetesi devleti ele tam olarak geçiriyor.

Türkiye Kürt istilâsına uğratılıyor.

Hamdolsun kriz bizi dümdüz ediyor ama "İslâmî sermaye" bundan etkilenmiyor. Halk ise aç ve öfkeli; herkes herkese düşman kamplara bölünüyor.

Ergenekon diye ortaklaşa bilinçdışımızı zedeleyecek bir hukuk ve insanlık rezaletiyle milletin temel güvenlik duygusu öldürülüyor. Bu arada orada da adam öldürülüyor (hemen akabinde olacak şeklinde).

Ne yapacağını bileyen ahâli çatapatlarını oraya buraya bırakıyor. Taptaze gömüldüğü belli olan muhtelif mühimmat, resmî formalı köstebeklerce durmadan bulunuyor da bulunuyor. Hâlbuki önceden Akit, Vakit, Nakit ve sâir gazetelerdeki reklâmlarla, kolayca gerçek silâha çevrilebilen kurusıkı silâhlar dinci kesimce deliler gibi satın alınıyor. Doyum noktasına gelince de kendileri kısıtlıyorlar.

Açlık, ümitsizlik ve öfkeyle dolan halk en ufak sebeple galeyana geliyor + memleket her türlü etnik, dinî ve ideolojik kampa bölünüyor = Her türlü sosyal patlama için uygun vasat hazırlanıyor!

Türkiye, kimin kimi "hâlledeceği" belirsiz ama bilhassa Kürtler'le Türkler'in kapışacağı bir iç harbe sür'atle sürükleniyor.

Devletlû İsrail'i fena hâlde fırçalıyor "dünyâyla dalga geçmekle" itham ediyor ("bir başbakana böyle konuşmak ne kadar yakışır diye düşünenlere bir psikiyatr olarak, "yansıtma mekanizmasını kullandığını, yâni kendisinin halkıyla dalga geçtiğinin sürç-i lisanı olduğunu hatırlatayım). Onlar da "anlayış gösteriyorlar. Türkiye Yahudileri'nin temsilcisi ise bırakın "ayıp ediyorlar demeyi, "anti-semitizm yapılıyor diye öfkeyle demeç veriyor. Devletlû ve Gülümüz de necip halkımızı bunu yapmamaları için ikaz ediyorlar!

TSK, artık kendi itibârını da bırakıp, bu hazin tabloyu engellemek için çırpınıyor.

***

Bir ses geliyor kulağıma.

     Ey Türk Gençliği,
           Birinci vazifen.
                 .
                       Muhtaç olduğun kudret
                             Damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 17 Ocak 2009 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017