Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

GÜNDEMDEN İBRETLİK HABERLER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3077 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır


ABD’de Canlı Hamam Böceği Yeme Yarışının Birincisi, Yarıştan Hemen Sonra Öldü!

Broward Şerifi’nin bürosu, Miami’nin 64 kilometre kuzeyindeki Deerfield Sâhili’nde Ben Siegel Sürüngen Dükkânı’nda Cuma günü düzenlenen yarışmada birinci olan 32 yaşındaki Edward Archbold’un, yarıştan hemen sonra fenalaşarak bayıldığını açıkladı.

Archbold’un, kaldırıldığı hastânede hayatını kaybettiği kaybettiği, ölüm sebebinin tesbiti için otopsi sonuçlarının beklendiği belirtildi.

Diğer yarışmacılardan rahatsızlanan olmazken, California Üniversitesi etimoloji profesörü Michael Adams, hamam böceklerinin, bazı bakteri veya patojenler taşımadıkları sürece yenmelerinin bir sakıncası olmadığını düşündüğünü söyledi.

Yaklaşık 30 kişinin katıldığı yarışın büyük ödülü bir pitondu.

Âlî ve büyük insan, tıka basa mama yemekten dolayı vefat etmiş olan Turgut Özal’ın cesedinin bir kısmının fazla bozulmamış olduğunu gören oğlu “babam farklı bir insandı” dedi, yanhıraş medyada bu konularda tartışmalar düzenlendi ve Safâ Üniversitesi Rektörü “şehitlerin cesetleri çürümez” şeklinde muhteşem bir ilmî ve içtimaî tefsir taptı!

***

Devletlû, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Türkiye ve dünyâya dar bir pencereden bakanların, gelişmeleri at gözlüğü ile takip edenlerin bizim dış politikamızı anlamasını, takdir etmesini elbette beklemiyoruz. Milletimiz bizi anlıyor, destekliyor, Türk dış politikasının belirlenmesinde mezhep konusu etkili olmamıştır. 'Arap Baharı' diye ifâde edilen süreçte yönetimden düşenlerin çoğu Sünnî” şeklinde konuştu ve TBMM’de kabûl edilen tezkere görüşmeleri sırasında tarihe not düşülmesi gereken ibretlik görüntülerin ortaya çıktığını belirterek, “görüşmeler sırasında yaşanan tartışmaların siyasetin kırılma noktalarından biri olarak yerini aldığına inanıyorum” ifâdelerini kullandı.

Aynı Devletlû (sıkı durun), CHP'nin tezkere konusundaki tutumunu da eleştirerek, “sokak ağzıyla konuşuyorlar. Siz ABD’nin karşısında el pençe divan duran adamlarsınız” dedi.

 

Şimdi iyice sıkı durun!

Devletlû, “biz, evlâtlarımızı katleden ve bu mücadele esnasında ölen terörist için ağlamadık, ağlamayız. Bunu da çok açık net söylüyoruz. Bu bizim hem insanî hem vicdanî görevimizdir. Bunu böyle bilmeye mecburuz. Analarımızın gözyaşına kimsenin gözyaşı eklemesini kabûl etmeyiz” dedi.

***

Milliyetçi Hareketsizlik Partisi’nin grup toplantısında konuşan diğer Devletlû ise gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 11 sene önce Akineton Suç Örgütü’nün şemasını hazırlayıp basamakları hızla tırmanan Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Recep Güven’in “akılları durduran ve vicdanları kanatan”, “dağda ölen teröristlere ağlamıyorsanız insan değilsiniz” sözlerini eleştirdi ve şöyle konuştu:

“Mâdemki teröristlere ağlamayan insan değildir, o hâlde bu salonda insan da bulunmamaktadır. Şehit anaları, şehit babaları ve Türk Milleti bu bakışa göre insan değildir. Böylesi bir insanlık bize uzak dursun, bu insanlık tanımı bize yabancı olsun. Sormak isterim ki, bu şuûrsuz polis müdürü kendisini ne zannetmektedir? Elinde PKK patentli insanlığı ölçüm cihazı mı vardır? Kimin insan olup olmadığını hangi vasıf ve yetkiyle dile getirmektedir? Emniyet mensuplarımızın kanına giren cânilere ağlamayanları insan olmamakla itham eden bir insanlık fukarası kime yaranmaya ve kimlere mesaj vermeye çalışmaktadır? Böylesi rezil düşüncelerle şeref ve şehit yuvası olan Türk Polis Teşkilâtı’nda, bundan böyle nasıl görev yapmayı düşünmektedir? Herhâlde Diyarbakır Polis Müdürü’nün kararnamesini Kandil ve İmralı müştereken imzalamış ve kahraman polislerimizin arasına sızdırmıştır. İnsanlığın bu kadar ucuzlatıldığı ve satılık bir met hâline getirildiği her halde rastlanır bir şey değildir”.

“Metâ” zâten satılacak mal demek olduğu için, bu Devletlû da, “bâb-ı âli yüksek kapısından yek bir atlı süvari tırıs geçti” yapmış oldu…

***

Bu arada, Kanalkürt diye bir televizyonda Abdullah Öcalan için “Kürt Halkı Önderi” altyazısı geçti!

Akabinde Kur’ân’a göre hangi isim konulmaz konusunda ulemâ harekete geçti.

Bir adet de Alex tüketildi…

***

Yâ Rabbim,

   Bu memleketi bu hâle getirmeyi kim seçti!

      Üzerimizden kim geçti?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 09 Ekim 2012 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Mustafa Terziahmetoğlu Salı, 09 Ekim 2012

    MİSYONER

    "1810 yılında Amerika’nın Boston Eyaleti’nde kurulan Amerikan Board(ABCFM, American Board of Commisioners for Foreign Missions)misyonerlikörgütü, tüm dünyayı Hıristiyanlaştırmak adına birçok yerde misyonerlik teşkilatları kurdu. 1819 yılında Osmanlı topraklarına ilk misyonerlerini gönderdi. Bu misyonerler ilk on yıl, bu toprakların altında yatan madenlerinden üstünde yaşayan dillerin, dinlerin, ırkların, kültürlerin,zaafların raporlarını tutarak örgütün Boston’daki merkezine bildirdiler. Kutsal hizmetleri Protestanlığı yaymak olan Amerikan Board misyonerlerinin gerçek amaçları, Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken Amerika’nın diğer emperyalist devletlerden geri kalmamasına çalışmaktı. ABD Başkanı James Monroe'nun, 2 Aralık 1823'de kongreye sunduğu Monroe Doktrini, ABD’yi hem kendi kıtasına hapsetmiş, hem de Avrupa’dan gelebilecek sömürgeci hareketin kıtaya girmesini engellemişti. Bu doktrin sayesinde ABD, kendi kıtasında büyük bir ivmeyle gelişti. Dünyada esen sömürgecilik rüzgârından da nasibini almak için de emperyalist bir politika takip etti. Sömürgeci Avrupa Devletleri’nin aksine ABD, açıkça emperyalist bir politika izlemedi. Askeri işgaller yerine misyoner işgallerini kullandı. Dünyanın hemen her kıtasında Protestanlığı yaymak için oluşturulan Amerikan misyonlarının gerçek amacı, Amerikan hegemonyasını o bölgelerde gerçekleştirmekti."

    Bu emniyet müdürü Amerikalı bir misyonerdir. Geçmişte Amerikalı misyonerler bu topraklara Protestanlığı yaymak için nüfuz etmişler, bugün ise emniyet müdürü kisvesiyle BOP kapsamında bu topraklara Kürtçüğü yaymak için nüfuz etmişler. Değişen birşey yok.

    Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ülkesinin büyük güçlü olma stratejisini şöyle açıklamış:
    "Amerika olarak neden güçlüyüz biliyor musunuz? Biz, aramızdaki vatan hainlerini öldürürüz. Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini ise kahramana dönüştürür, o ülkelerin üst yönetim kademelerine getiririz.”

    S......

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017