Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HAYVANLAR BİTKİ YİYEREK İYİLEŞİYORLAR, YA BİZ?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 359 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Yılın büyük bir bölümünü tabiat ile baş başa geçirebilen şanslı insanlardanım. Her sabah İzmir’e işime, kaosa-düzensizliğe doğru yola çıkıyor… akşama dek bin bir sorun yumağı içinde cebelleşiyor; ardından da mesaimi tamamlayıp âşiyanıma geri dönüyorum. Şükürler olsun… Ordo ab chaos…

 

Bahçemizde, civarımızda gözlemlediklerimin başında –tasavvufi kavramla- hayvan kardeşlerim geliyor. Yıllar önce kusan bir kedinin, civardaki bazı otları yiyerek kendisini tedavi etmeye çalıştığına şahit olmuş ve şaşırmıştım. Daha sonra birçok hayvanın etraftaki bitkileri yiyerek hastalıklarını tedavi ettiklerini öğrendim. Bu konuyu derinlemesine araştırdım. Ortaya çarpıcı örnekler çıktı. Mesela:  

 

Şempanzeler bağırsak parazitlerinden muzdarip olduklarında Albizia julibrissin (Gülibrişim Ağacı)’nın kabuğunu yiyorlarmış. İki gün içinde bağırsakları düzeliyormuş. İstanbul’lular bilir; Yeşilyurt’ta “Gülibrişim Sokak” var. Gülibrişim Ağacı Çeşme’de komşumuzun bahçesinde de bulunuyor. Sadece güzelliğini seyretmekle yetiniyoruz.

 

Zehirli bir yılan tarafından ısırılan dağ keçisinin yaptığı ilk içgüdüsel iş, etrafında bir sütleğen bitkisi aramak oluyormuş. Oysa panzehir etkisi yapan bu sütleğen bitkisinden bizim bahçede bile onlarcası var. Fakat sadece görüntüsünden yararlanıyoruz. 

 

Hamile filin, bebeği gecikince bazı yaprakları yiyerek doğumun hızlanmasını sağladığını çoğumuz ilk kez duyuyoruz. 

 

Meyve sinekleri hastalandıklarında, etanol (alkol) açısından zengin, fermante meyveleri yiyerek kendilerini dezenfekte ediyorlarmış.

 

Saymakla bitmeyecek sayıda hayvan, kil kullanıyormuş. Yaban domuzları, gergedanlar, su aygırları, filler, çamur içinde boşuna yuvarlanmıyorlar demek ki. Derilerindeki bitlerden, pirelerden arınmak için yapacakları en ideal hareket bu. Evcil hayvanlarımızın da toprakta, çimde yuvarlanmaları aynı amaç için. 

 

Kedi ve köpekler neden sık sık buğday çimi tüketiyorlar dersiniz?

 

Maymunların bağırsaklarını temizlemek için toprak yemeleri de işin cabası. Acaba her hangi bir enfeksiyon durumunda insanlar da toprak mı yeseler? Öyle ya! Bazı köylü çocukların içgüdüsel olarak toprak yediklerini nasıl izah edebiliriz?

 

Ve biz insan çocuğu… tabiatın nimetlerini keşfetmede başarılı olamayan insan çocuğu; hayvanların birbirlerine karşı gösterdikleri dayanışmayı sağlayamayan insan çocuğu, birbirinin gözünü oymakta son derece başarılı bir performans gösteriyor. Heyhat! ne acı! 

 

Bütün bunların yanıtını Prof. Dr. M. Kerem Doksat’ tan alabiliriz belki…

 

 

Ali Rıza SAYSEN

 

 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017