Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HAZRETİ MUHAMMED ÜMMÎ (OKUMAYAZMA BİLMEZ) MİYDİ?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3598 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

NTV'de geçen gün katıldığım programdan sonra bana elektronik mesaj yollayan bir hanımefendinin yazdıklarını ve cevabımı paylaşmak isterim (tabii ki kendisinin kimliği bende mahfuz). Bu arada, mizah programlarında da olsa, verilen mesajların doğru yerlere ulaşabilmesi memnuniyet verici.

***

From: yc

To: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sent: Sunday, February 17, 2008 1:24 PM

Subject: Hz. Muhammed-ümmi

Saygıdeğer Kerem Doksat,

Tüm bilimsel çalışmalarınızda kolaylıklar dileyerek, NTV'de izlediğim programda söylediğiniz bir söze takıldığım için bu iletiyi yollamaya karar verdim. İlginizi çeker ümidiyle!

Allah'ın ilk vahyinin "Oku" olduğunu ve Peygamberimiz'in bu vahiyden sonra okuma yazma öğrenmiş olabileceğini söylediniz. Yanlış anlamadı isem, siz de vahyi aldığında Peygamberimiz'in okuma yazma bilmediğini düşünenlerdensiniz. Kur'ân'da geçen ümmî kelimesinin anlamının Tevrat ve İncil okumamış anlamına geldiğini önce Yaşar Nuri Öztürk'ten, daha sonra Mustafa Sağ'ın Evrensel Çağrı Kur'ân Meâli'nden öğrendim. Tüm kâinatı yaratan ve yöneten Yüce Yaratıcı'nın okuma-yazma bilmeyen birine, ilk vahiyde "oku diye hitap etmeyeceğini zâten daha önceden düşünmemiz gerekirdi. Geleneksel kabûllerin etkisi altında yapılan çevirilerin çok sağlıksız olduğunu, Kur'ân'ın anlam boyutlarını çok ama çok daralttığını düşünüyorum. A. Ü. İlâhiyat Fakültesi'nden Prof. Salih Akdemir, Kur'ân'daki kök anlamlarının, Tevrat'ın, İncil'in dilleri olan Sami dillerinin de (İbranice, Klâsik Yunan Dili, Aramice, Süryanice gibi) iyice öğrenilip, araştırmaların buna göre yapılmaması gerektiğini söylemektedir.

Bence, günümüzde din diye yaşananlar tamamıyla geleneksel kabûllerin etkisinde oluşturulmuş, GERÇEK İSLÂM dini ile alakası olmayan bir görünüş sergilemektedir. Yine bence, Kur'ân, tüm önyargılardan arınmış olarak, samimiyetle ve Tanrı'ya tam teslimiyetle, didik didik ve bilimsel yolla yâni Arapça'ya ve diğer Sami dillere tam hâkim olarak araştırılmalı. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Saygılarımla

YÇ/Ankara

***

EL-CEVAP:

Sayın YÇ,

Öncelikle samimiyetle yazdığınız mesaj için müteşekkirim.

Bu hususta rivâyet muhtelif. Hâlen hâkim olan görüş Hz. Muhammed'in ilk vahye kadar ümmî olduğu istikametinde.

Allah'ın "ikra" emrini kime verip vermeyeceğini tartışmak ise hem ilmî değil (Allah'a bunu sorma vâsıta veya yöntemimiz yok; İslâmî açıdan da O'nun neyi yapıp yapmayacağına hükmetmek şirke kadar gidebilecek tehlikeli bir yol açar).

Sayın Yaşar Nuri Öztürk'ün ilmî itibârından maâlesef artık çok şüpheliyim. Önceki yazılarıma bakarsanız, bunun sebeplerini göreceksiniz. Bahsettiğiniz eserleri okumuş durumdayım.

Sayın Prof. Dr. Salih Akdemir'le aynı paralelde düşünüyorum ve yaklaşımım da aynı yönde.

Nihâyette, milyonlarca insana hitap eden bir mizahî sohbet programında hâlen en geçerli olan bilgiden hareketle mesaj vermenin, yâni Hz. Muhammed'in bu emri aldıktan sonra mutlaka okuma yazmayı öğrendiğini söyleyip (Zâhirî mânâ), bir de Hakikat'i keşfetme yoluna çıkma târikine iyice girdiğini ifâde etmek (Bâtınî mânâ) daha doğru geldi bana. Eğer tarih bilgisiHz. Muhammed'in zâten önceden de okuryazar olduğunu ortaya koyarsa, bunu da memnuniyetle zikrederim.

Değerli katkınızın, benim "Türkiye'de gerçek ilâhiyatçı yetişiyor mu" kaygımla paralel olduğunu memnuniyetle müşahede ettim.

Hürmetlerimle...

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 17 Şubat 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017