Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HEPAR HAKKINDA KISA BİR YAZI

Posted by on in Politik
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 7040 kez okundu
  • 10 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sayın Osman Pamukoğlu ile tanışmamız ve benim bu partiye üye olmamın ilginç bir hikâyesi var…

Tâ beş sene kadar önce bu partiye ilgi duymuş ve Başkan Yardımcısı sıfatlı bir hanımefendiye önce e-mesaj yollayıp, sonra da telefonla konuşmuştum.

Efendim, sizi arayacağız derhâl” dediler ama ne ses ne de soluk çıktı!

Daha sonra HEPAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Aziz Göksel (kariyeri için http://mimarliknew.maltepe.edu.tr/mehmet_aziz_goksel_oz adresini tıklayınız) yakın dostumdur, beni aradı ve “Hocam, bu partinin size ihtiyacı var” dedi.


Aman estağfurullah ama başımdan böyle bir şey geçti” diyerek anlattım. O da “biraz dağınıklık var, kusura bakmayın, ben sizi Başkan’la bizzat tanıştıracağım” dedi.

Mehmet Aziz Göksel, pırıl pırıl, gönlünü Atatürkçülüğe vermiş bir genç.

Hiçbir şahsî ikbâl merakı yok.

Hâttâ “benim kaybedeceğim bir şey yok, şu memleketi kurtaralım istiyorum” diyecek kadar da kararlı; üstelik kendi akademik konusunda da dünyâ çapında bir bilim adamı…


Tamam” dedim, “şeref ve memnuniyet duyarım”.

Genel Başkan YardımcılarıMehmet Işık, Emre Ertan, Recep Bakırcı da dâhil, partinin üst yönetimiyle beraber tam da Paşa’nın karşısına oturdum, epey sohbet ettik.

Hâttâ http://www.hakveesitlik.org.tr/haberler/duyurular/hepara-neden-katildim-h257.html adresinde de göreceğiniz gibi, şöyle bir deklarasyonda da bulunmuştum:

HEPAR’A NEDEN KATILDIM? Atatürk ve arkadaşlarının olağanüstü çabaları ile ne kadar büyük bir millet olduğu unutturulan Türk Milleti’ne bunu hatırlatarak kurdukları Türkiye Cumhuriyeti, dünyadaki en stratejik ve tehlikeli bir bölgede, kendisini parçalamak için elinden geleni yapan dahilî ve haricî bedhahların tam anlamıyla kuşatması altındadır. Mevcut hâl ve şartlar içerisinde, bu aziz millete ve ülkeye hizmet edebilmenin en doğru adresi olarak gördüğüm için, Hak ve Eşitlik Partisi’ne intisap ederek, beni bugünlere getiren milletime hizmet etmek için elimden geleni yapacağım. Eskimiş ve kokuşmuş hâle gelen sağcılık, solculuk kavramlarının yanı sıra, dinozorlaşmış birtakım ideolojilerin kıskacından kurtulmuş, anti-emperyalist, ırkçı ve müstevlî olmayan yâni Atatürk’ün târif ettiği mânâda bir milliyetçilik anlayışı içerisinde, “ulusaldan evrensele kardeşçe seyahate” bir nebze katkım olursa ne mutlu bana. Saygım ve sevgimle… Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat”.

Anadolu Hisarı’ndaki “Uskumru Balık Restaurant’ta” sofra kurulmuştu.

Kendisinden tek bir şeyi önemle arz ve talep ettim: “Bir istişâre kurulu oluşturunuz, hâttâ bunun resmî bir ismi de olmasın ama ilmine, fikrine güvendiğiniz bir beyin takımıyla fikir alışverişinde bulununuz. Tamamen tek başınıza hareket ettiğiniz intıbâı yayılıyor, hâlbuki Hz. Muhammed bile şûra kararlarıyla devlet yönetirdi”.

Tamam, Hocam, sizi Ramazan sonunda mutlaka arayacağım ve bunu hayata geçireceğim” dedi.

Dedi ve bir daha hiç ses çıkmadı.

Eğer http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/neler-oluyor-canim-bize-neler-oluyor-ve-requiem makalemi okursanız, bu konuda “İstişâre etmiyor etrafıyla, tek başına hareket ediyor ve aleyhinde konuşmak isteyenlerin eline mâlzeme veriyor maâlesef” diye yazmıştım…

Hâlbuki Paşa her gün bir kanalda, tek başına bir ordu gibi konuşuyor.

Meselâ bir danışsaydı, aşağıdaki kanalda televizyona asla çıkmamasını söyleyebilirdim. Bunun Ümit’in kişiliğinden başka sebepleri de var.

Reyting her şey değildir ve Sayın Osman Pamukoğlu, ileride muhtelif ajanların veya kötü niyetli kişilerin kullanabileceği ciddi kozlar veriyor ellerine. Her şeye tamamen askerî açıdan bakıyor ve yanındakilerin fikirlerine de bence yeterince ehemmiyet vermiyor.

Bunlar ince işlerdir. Bu memlekette dürüstçe seçimler yapılabileceğini düşünüyor.

Yarın öbür gün bir kaset veya komplo da bu partinin Başkanı’nın yâhut âzâlarının kapısını çalarsa, hiçbir “B Plânı” yok.

Derin derin düşünmekteydim ki, geçen gün cep telefonuma “Başkanımız ….’da konuşma yapacaktır” diye haber geldi.

Ben de “partiyle ilişkilerimi askıya aldım” diye yazdım.

   Gelen cevap “peki, teşekkür ederiz” idi!

      İyi mi?

         Değil bence…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 09 Eylül 2012 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Mustafa Terziahmetoğlu Pazartesi, 10 Eylül 2012

    ELEŞTRİDEN DERS ALMAK...

    Vallahi Efendim, bir arayış içinde olduğumdan sizin o deklarasyonunuzdan sonra ben de kendi kendime “neden olması yâhu? Niye daha evvel bu parti aklıma gelmedi? “ demiş ve hayıflanmıştım. Hâttâ arkadaş çevremde de bunu tartışmaya açmış ve bulunduğum şehirde şûbesi olup olmadığını araştırmıştım. Sonra paylaşım sitelerinde Hepar ve Sayın Pamukoğlu ile ilgili paylaşımlar yapmaya başlamıştım. Parti programını incelemiş ve bu inceleme esnasında Merkez Yönetim Kurulu'nda Sayın Sumru Tömek’e takılmış ve Genel Başkan Yardımcısı olduğunu tespit etmiştim. Daha sonra bu hanımefendinin Tuncay Özkan’dan boşalan Yeni Parti Genel Başkanlığı'na getirildiğini müşahede etmiştim. Tabii, aynı amaca mâtuf faâliyetler içinde olan siyasî partiler içinde bu tip deplasmanlar olabiliyor diye normâll karşılamaya çalışmıştım. Ben parti ile ilgili konsantrasyonumu artırmaya çalışırken, yaptığım bir paylaşıma asker kökenli bir arkadaşımdan aşağıdaki yorumlar geldi. Bu yorumlar ile sizin bizi bilgilendirdikleriniz arasında benzerlikler gördüm. Zâten bu arkadaşımın yorumlarından sonra zâten daha evvel koymuş olduğum rezerv hakkım biraz daha aktif rol üstlenmeye başladı. Şimdi bu yorumları bâzı küçük tashihlerle sunuyorum. Yetkililerin nazarı dikkate almasını ve olumlu girişimlerde bulunmalarını ummaktayım.

    “ 1–10 Ağustos 21.13: Paşam güzel konuşuyorsun da partine üye olalım faaliyette bulunalım dedik, İstanbul’un ne kadar sersem çapulcusu varsa partine toplanmış. Genç partiden, şu sersem gazetecinin partisinden, ANAP’tan ne kadar politika ve devlet yönetimini meslek haline getirmiş kendini akıllı sanan rant peşinde s…. varsa partine toplanmış. Bu kişilerle tuvalete bile gidemezsin. AKP sen daha savaş düzenini bile alamadan satın alır bu adamları. Ayrıca generalliğinin verdiği yönetim gücü sayesinde her birimde görev alacak her kişiyi sen bizzat atayarak bir çeşit diktatörlük kurmaya da başlamışsın. Türk ordusu neden AKP karşısında tırpan yemiş buğday sapları gibi devrildi bilir misin? Çünkü her şeyin en iyisini bildiğini iddia eden siz generaller önemli mevki ve noktalara inisiyatif sahibi zeki zamanında doğru hareketi yapacak kişiler yerine her şeyi hatta tuvalete bile gitmeyi size sormasını isteğinizi kuklalar yerleştirdiniz ve bu s……… zor zamanlarda sizden emir beklediler. Telefon ettiğinizde bile oturdukları yerden esas duruşa geçen bu s……… akıl ve hareket beklediniz onlardan sadakat ve hizmet beklediniz. Sonuç hiçbir şey ve maalesef tüm bu hatalardan ders almayıp aynı şeyi bu seferde partine yapmaya başlamışsın. Partindeki s…….. her yerde paşa bunu istiyor , paşa şunu istiyor , paşa asla kabul etmez, paşa dinlemez. paşa çok meşgul !!! Veya ben paşanın sağ koluyum paşa bana emretti falan filan. İşte bu ortam senin istediğin ortam A dan Z ye hâkimsin partine sen arkanda ordun var sanıyorsun ama arkandakilerin koyun sürüsü olduğunun farkında değilsin. AKP düşündüğünden çok daha zeki hemen hepsi inanılmaz entrikacı politikacılar. Sana asla cevap vermezler ve vermeyecekler de çünkü zaten amaçları seni kızdırmak ve kızdığın zamanı öğrenmekti. Tilki oyununa düşen sensin. Şimdi sana karşı son derece sinsi, gizli faaliyetler icra edecekler. Haklısın tabii etrafında süper zekâlardan oluşan istihbarat ajanları var ve her hareketten haberin olacak. Eğer etrafındaki s…… sana sormadan bir şey yapabilirlerse. Tavsiyem önce ordunu düzelt sonra savaş meydanına atla. Bu savaş senin eğitimi aldığın strateji ve ST7-10B den oluşan taktikten ibaret değil. Harp prensipleri burada geçmiyor. Bu savaş türü biraz zekâ istiyor. Gerçek bir takım istiyor. Oyunu kuralına göre oynarsan kazanırsın ancak senin oyunun ne olduğundan bile haberin yok öncelikle . Asıl sebep üzerine yoğunlaşman gerekirken almışsın eline PKK meselesini Tarkan gibi hep aynı güfte ile şarkılar söylüyorsun. İnternette yayınlanan harika doktrinlerin şu an AKP’nin nasıl savaşması gerektiğini onlara öğretti. İktidarı ele geçiremesem de dolaylı olarak fikirlerimi kabul ettiririm hikâyesi ile avunursun artık. Dikkat çekmekten, lider olmaktan da korkuyorsun ve ortaya ancak deliğine çomak sokulunca ortaya çıktın. Maalesef artık çok geç ok yaydan çıktı hedefine uçuyor. Yapabileceğin tek şey ok saplandıktan sonra onu nasıl çıkarmak.
    2- 11 Ağustos 00.38 Sevgili Mustafa, Paşanın etrafına adam aradığı falan yok. Kırgın değilim çünkü hiçbir zaman partiye girip de bir şeyler yapmadım ve politik bir haksızlığa uğramadım. Kırgın olmam için sebep yok. Sadece parti içine baktığımda gördüğüm şeyler bunlar. Birkaç kez haber gönderdim hiç bir cevap alamadım. Sadece maillere bakan birkaç ukaladan bilgiç tavsiyeler. Hem de şöyle. Paşa asker kökenli olan kişileri asla partisine almıyor. Alsa da ileri düzey istihbarattan geçiriyor. Bunu konuşanlar İstanbul’un malum semtlerinin birinde ANAP ilçe başkanlığında görev yapmış yerleri silmiş, kapıları açmış insanlara çay ister misiniz sorarken tüm dişlerini göstermiş insanlar. İğrenç. Paşanın partisinden kaç tane ilçe başkanlığı zırt pırt kapandı biliyor musun? Paşanın işine gelmemiş. Adam koca partiyi kafasına göre idare etmek istiyor general ya. Bizlerde hala askerdik. Bu nedenle hani nasıl bizler bölük idare ederken her şeyi Türkçe nizani olanlara yaptırıp bölüğün tüm zeki p…..kontrol altına alırdık ya, işte aynı şey. Sonuçta sevgili Mustafa onlardan ne köy olur ne kasaba. PKK şarkısını tutturmuş gidiyorlar. Adam iyi ki görev yaptı, sanki ondan başka görev yapan olmadı. Ona bunu bildirmemiz imkânsız, çünkü zaten kendi öyle istiyor. Öyle istiyor çünkü ne olup bittiğini bilmek istiyor, çünkü etrafına güvenmiyor. Kafası cidden çalışan bir adam sistemini kurar ve sistemdeki dişlilerin kendi kendilerine çalışmasını sağlar. Arabada bile motor her şeyi yapmıyor. Ama bu adamlar her şeyin motoru olmaya çalışıyorlar. Bu adamlar asla sivil hayata alışamayacaklar askerliğin verdiği k…… hayatlarının bir parçası olmuş. Normal konuşurken bile k……. Türk ordusu yerlere yıkılırken askerlerin bir kısmı bir lider aradı. Neredeydi sevgili paşa? Seyretmekle yetindi, neden biliyor musun? Korktu. Eğer o an hazır bulunan askerlere arkamda toplanın cesaretini koyabilseydi. Türkiye ateşe dönerdi ama ne olup ne olmayacağı da belli olurdu. Şimdi ise aklı başında pek çok aydın ve bilgi merkezi kişiler var güçleriyle yurt dışına kaçmakla meşguller. Sessiz kalındığı için o ruh kaybedildi ve kişiler millet duygusunu çöpe atıp kendi kaygılarına düştüler. Şimdi Türk halkı çok uzun bir süreç için bataklığın dibine doğru hızla düşüyor ve artık tutacak kimse yok. Bende ilk fırsatımda yurt dışına kaçacağım çünkü artık beni ilgilendiren bir ruh yok. Ne için kalıp savaşayım bana bir tane güzel sebep söyle.
    3- 11 Ağustos 00.51 Ayrıca nefret gösterisi ile ne yapılabilir ki? Dağdaki çoban Osman paşayı tanır mı? Çobanın tanıyacağı caminin imamı ile evdeki karısı. Üzüleceği, savaşacağı sahip olduğu 2 dönüm tarla. Ama o çoban Türkiye’nin kaderini belirleyecek. Osman Paşa sempatiklikten uzak nefret saçan bir adam. Mehmetali Erbil ondan daha fazla oy toplar. Eğer Osman Paşa konuşmalarında insanların mantığına seslenip onlara espri ve şaka ile ciddi sorular sorsaydı, onların düşünmelerine sebep olsaydı çok farklı olurdu. Ancak ne yaptı sadece size söylüyorum bu böyle işte, bu budur şu şöyledir. Yani aslında emrediyor inanmaya emrediyor. Karşısında ne kadar dallama olsa da bir avukat tecrübesine sahip B.A var. Paşanın etrafında kim var? Atatürkçü pozlarına girmiş CHP de DSP de dikiş tutturamamış her türlü bilgisiz s…. var.
    4- 11 Ağustos 00.52 Bekle gör Osman Paşayı nasıl tarihe gömecekler. Zeki bir adam asla bir çomakla yerini belli etmezdi
    5- 11 Ağustos 01.11 İşin temeli para. Osman paşa bu kişileri para sebebiyle partiye almıştır. Bu nedenle de saf dışı bırakması kolay değil. Dolaylı yollardan bir partinin nasıl para kazanması gerektiğini birilerine bildirdim. Cevap partiler kanunun ve tüzüklerine uymuyormuş. Lan ne kanunu ve tüzüğü s…... Hem savaşacaksın, hem de düşmanın kuralına uyacaksın !!! S.... Eğer cesaretin varsa partine para kazandırır ve güçlenirsin .Bağış ayağıyla sersemleri bir araya toplamazsın. Mevzu vatansa gerisi teferruattır. Ne kanunu ve tüzüğü parayı partiye kazanacaksın ülke içinde ciddi karteller kuracaksın. Düşmanın para kaynağını ele geçireceksin. Dağılmalarını ve iç kargaşaya düşmelerine sebep olacaksın. Sonra son saldırını yapar meydan savaşını kazanırsın. Ama bu s…… en son yapmaları gereken şeyi ilk önce yapıyorlar. Parasız asla savaş kazanılmaz. Osman Paşa henüz bunu bile idrak edememiş O hala lojistik birliklerinin kendisine cephane ve iaşe getireceğini sanıyor. Bu dediklerim paranın komutanı olmak askerin değil. Paranın komutanları gerçek yatırımcılar, iş adamları. Bu kişiler ile bir kurmay heyeti kurmalıydı ve partiye para kazandırmalıydı. Şirketler kurmalı ve partiyi ortak etmeliydi. Halka iş ve aş veren kıymetlidir. Halkın parasına dokunan kötüdür. Şimdi Paşa partisi ile tarımdan zarar görmüş bir bölgeyi kuracağı kartel işletmesi ile kalkındırsaydı arkasında bir günde 1 milyon kişi olurdu. Ülkenin her yerinden çağırırlar kurtarıcı gözüyle bakarlardı. Ve en güzeli düşmanı asla konuşamazdı çünkü oy kaybeder ve paşanın elini öpmeye gelirlerdi. Bunlar naralar atmakla olmaz, zekâ ile ve paraya komutan olmakla olur.
    6- 12 Ağustos 16.19 Sevgili Mustafa daha önce ki yazılarımda Tuncay Özkan adını hatırlayamadım malum gazetecinin partisi dedim. Şimdi o adam içerde biliyorsun, yaptığını da biliyorsundur umarım. Ne yaptı 1 milyon kişiyiz ayağı ile mesaj atıp milleti bir araya topladı ancak Türkcell ne yaptı mesaj atan herkese 20 tl lik kontör geçirdi bunu biliyor muydun? Millet uyanana kadar adam 10 milyon tl nin sahibi oldu ve HABERTÜRK’ü de hemen sattı, alınan paraların bir kısmı AKP ye sus payı verildi ancak AKP sözünü tutmadı niye kendi camiasına bu derece hainlik yapan bir adam ona yapmaz mı? Hapsi boyladı bizim mâlum gazeteci. Genç Partiden, ANAP’tan partisine geçmiş tüm dalkavuklar ortada kaldılar. Bunlar hemen nereye kapak attı sanıyorsun ,tabii ki HEPAR... Neden? Çünkü Paşanın parası yok, dürüst siyasetçi ya... Bağışlarla vatan kurtaracak. CHP niye hep ana muhalefet partisi çünkü İş Bankasının yarı geliri CHP’nin. MHP niye hep üçüncü parti, çünkü içi mafya dolu. HEPAR’ da ne var? S….. sadece. Eğer ola ki ,Paşa Erdoğan’ın hakkından geldi diyelim sonrası ne olacak ?Bu s……..,parazitlerden nasıl kurtulacağız ? “

    S……

  • Misafir
    Barbaros Yıldırım Çarşamba, 12 Eylül 2012

    Hepar

    Yorumunuzu üzülerek okudum.

    Hepar'da Genç Parti ve DSP'den katılımlar ciddi oranda mevcutsa zâten kendi ayağına kendi sıkmış demektir. Zâten tanınmış ve değerli şahsiyetlerin partiye davet edilmemesi (hâlen) anlaşılır şey değil. Sn. Osman Pamukoğlu'nu sevmekle birlikte, bu şekilde yönetim sistemi ve mevcut tanıtımlarla seçilme şansının çok az olacağı çok açık görülüyor. Her kesimden halkın ilgisini çeken isimler muhakkak partiye kazandırılmalı ve bu kişilerinde desteğiyle tanıtım ve katılımlar çoğaltılmalıdır.

    Saygılar...

    MKD: Bilmukabele Sayın BY.

  • Misafir
    emine güven Cumartesi, 01 Aralık 2012

    Ülkede peşine düşülecek başka bir lidermi var?

    Zaten tanınmış ve değerli şahsiyetleri partiye sayın Osman Pamukoğlu bizzat davet etmiştir, vatan kimsenin umurunda değil, ya korkuyorlar, yada saddece kendi menfaatlerini düşünüyorlar, Mehmet hocam, Osman Paşa sizi tamam Ramazan sonunda arıycam, deyipte aramadıysa, siz onu arasaydınız, parti için, vatan için güzel birşeyler yapan oldu da, Osman Paşamı engelledi, yetişemediği yerde siz yetişip yardımcı olsaydınız, hepimizin de bildiği gibi Avrupa Birliği 2009 raporlarında, mevcut hükümete HEPARın önünü kesin demişti, sizler akepeye fırsat vermeyip, ab nin talimatlarını hükümetten önce yerine getiriyorsunuz....

    MKD: Bu saçmalığı silmek istemedim...

  • Misafir
    Mehmet Ali Turgay Kurtbeyoğlu Çarşamba, 09 Ocak 2013

    Meclis' e 4. parti...

    Meclis' e 4. bir partinin girmesi şarttı, hem 2007' de, hem 2011' de. Sayın Osman Pamukoğlu' na, bu yönde ilettiğimiz çağrılara kendi partisinden destek geldi ancak kendisinden destek gelmedi; tıpkı Saadettin Tantan, Masum Türker ve diğerleri gibi davrandı. "Barajı geçeceğim, geçiyoruz" diyerek akılcı olmadığını ispat etti veya bu yazıda geçtiği şekilde kendi bildiğinin en doğru olduğu inancıyla siyasî inat yürüttü.

    Bence, milleti bir kumaş olarak kalitelendirirsek, bu kumaştan başka bir gömlek bekliyoruz. Siyaset çok farklı bir alan. Osman Pamukoğlu kendince farklı olmaya çalışıyor ancak bence kulak tıkıyor. Atatürk ile Enver Paşa'yı birbirinden ayıran en önemli özellik, Atatürk' ün gerçekçi olmasıydı. Türk milleti, siyasilerin siyasî inatlarına sabır gösteremeyecek kadar çözüme muhtaçtır. Yazı, temel mânâda doğrudur. Bu sorun sâdece Osman Pamukoğlu'ndaki sorun da değildir bence.

    Sayın Pamukoğlu, terörü birinci sıraya alan bir parti kurdu. Bunu sonuna kadar destekliyorum. Ancak AKP karşıtlığını da birinci sıraya alıp, AKP karşıtlarını partisinde toplayacak bir parti görüntüsü verememektedir.

    Yazacağım çok şey var ancak genel sayfa olduğu için bu kadar yazmayı becerebildim.

    Yorumum sert olduysa özür dilerim.

    Saygılarımla...

    MKD: Estağfurullah, teşekkürler.

  • Misafir
    erdoğan can Salı, 21 May 2013

    Hem nalına, hem mıhına.

    Bizim milletin en büyük problemi ego problemi. Özellikle mesleki ukalalık sendromu çok yaygın. Bu konuda başı çekenler sağlıkçılar (özellikle doktorlar), hukukçular (özellikle hakimler) ve askerler (özellikle generaller). Çİftçi Eşref Ağa'da yeri geldimi sayılanlardan aşağı kalmaz ama o başka bir mevzu.

    Parti başkanı Bay Doksat olsaydı; Bay Pamukoğlu'da benzer süreçte benzer sonuç alacağından yukarıdakine çok benzer bir yazı kaleme alması muhtemeldi.

    Zekası ortalamanın üstünde olan insanların çoğunluk tarafından anlaşılamaması erken dönemde dışlanmışlık ileri dönemde elitizm olarak görülüyor. Eğer kariyer gelişimi, statü ve gelir seviyesi de ortalamanın üstündeyse bu hal daha da kronikleşiyor.

    Sonuç toplumun sorunlarını görebilen; çözümleri için fikir üretebilen ancak bunları halka aktarmaktan ve konu ile ilgili samimiyetini hissettirmekten aciz bir azınlık olarak karşımızda duruyor.

    Bu azınlık içindeki her bir bireyin kendinin diğerlerinden daha özel olduğunu düşünmesinden kaynaklanan kaçınılmaz sonuç ise azınlığın diğer üyeleri ile bir ülkü doğrultusunda bir araya gelememeleridir.

    Sonuçta partinin tüzüğü bellidir. İlkeleri bellidir. Okuyanın hoşuna giderse gider oyunu verir; daha da katkıda bulunmak isterse kayıt olur. Sıkılırsa çıkar üyelikten; demokrasi de var olur.

    "Peki teşekkür ederiz" de iyi bir cevap aslında; ölümü öp bi tabak daha ye demesini beklemek saçma asıl; sofradan kalkmıyoruz ki.

    Oğlunu belediyedeki işinden etmek istemiyorsan veya kızını doğuya sürmemeleri için devam edilmesi gereken bir vicdan muhabesi yok ortada.

    Niye emek vereyim; verdiğim akıllar yeter dediğinizi okuyorum yukarda. İyiki partili değilim de satır aralarını tek tek cevaplamayacağım zira değer bir durum yok ortada.

    "Ben de “partiyle ilişkilerimi askıya aldım” diye yazdım."

    Diyorsunuz ya üzülsem mi sevinsem mi bilemedim...

    Size sağlık ve ağız tadı diliyorum.

    MKD: Usûlle ilgili bir itirazla başlayalım; ben kendime Bay Doksat denmesinden hiç hoşlanmam, bu Türklüğün ifâde tarzı değildir, Batı özentisidir. Bizde kişi kendi adı ve soyadı ile beraber anılır. "Kerem Bey" veya "Kerem Doksat Bey'e" denmesini tercih ederim. Bu hitapların eski feodaliteye atıfla yasaklanmış olması, hiç bir şekilde o kafada olmadığım için beni bağlamaz.

    Sayın Pamukoğlu Paşa'ya (kendisi bu hitabı pek seviyor) şahıs olarak hiç bir itirazım yok, hâttâ çok da sevdim insan olarak. Ama o asla bir Atatürk filân olamaz çünkü her şeye asker gözüyle bakıyor, partinin mensuplarına "onbaşı bile olamaz", "olsa olsa teğmenlikte kalır" filân diyor. Atatürk sürekli olarak istişâre ederdi, kendisi her şeyi kendisinin bildiğini düşünüyor ve verdiği sözü de tutmuyor. Tenkide tahammülü nâkıs.

    Daha fazla yazmaya gerek duymuyorum, aynı iyi dilekleri ben de size sunuyorum da, keşke e-posta adresini doğru dürüst yazacak kadar cesur olsaydınız. Eminim ki Pamukoğlu Paşa bunu bilse çok kızardı!

  • Misafir
    erdoğan can Cuma, 24 May 2013

    doğru dürüst

    Sayın Doksat;

    Cevap yazım klavuzunu okumadan mesaj gönderdiğim için olacak Bay Doksat olarak anılmaktan hazzetmediğinizi bilemedim. Bundan sonra farklı şekilde hitap edeceğim.

    E-postayı düzgün yazmamak cesur olmamak değildir. E-posta yazma mecburiyetine karşı konulmuş bir tavırdır. Ayrıca yazımın yayınlanma ve sizin cevaplama ihtimalinizi arttıracak bir tacizdir ki gördüğüm üzere işe yaramış. Zira üslup ile ilgili konu dışı bir paragraf giriş, e-posta ile ilgili paragrafta sonuç olmuş.

    Sayın Pamukoğlu'nun; Atatürk olma potansiyeli ile ilgili herhangi bir şey de yazımda görünmediğin e göre 2. paragrafda boşa çıktı. Daha fazla yazmaya gerek duymadığınız noktaya kadar geldik böylece...

    İnsanlar; kendilerinden daha zeki olanlardan etkilenir; daha aptal olanları etkiler; eş zekada olanlara ise katlanamaz.

    Meslek hayatın bir parçasındır; herkes bildiği dilden konuşur.

    Sayın Pamukoğlu; onbaşı; yüzbaşı, levazımatçı, komando diye ayırır; siz sizofren, sosyopat, bipolar diye ayırırsınız; sayın erdoğanda sık sık futbol terimleri kullanıyordu bir ara. Sizin de bundan değil doktor hastabakıcı bile olmaz dediğiniz vaki değilmiş gibi yazmanız oldukça şaşırtıcı.

    Her şeyi bildiğini sanmak bizim insanımızın doğasında var; verdiği her sözü tutabilmiş bir insana henüz rastlamadım.

    Atatürk ise tamaman konu dışı olmakla birlikte; bilgi alır ve ikna ederdi. Etrafın telkinleri ile bir işe kalkıştığı veya fikir değiştirdiği pek nadirdir zira manipülasyona müsait olmak liderlik vasfı değildir. İstişare (danışma, konsultasyon) ortak karar vermek değil; alınan bilgiler çerçecevesinde kendi karar vermektir; tavsiyeleri göz önünde bulundurmaktır; her yapınız ediniz denileni bil fiil uygulamak demek değildir.

    Nihayetinde sözkonusu olan bir politik partidir. Parti lidersiz olmaz; Sayın Pamukoğlu'da bende bıraktığı intiba olarak mesleki geçmişi temiz, istekli, ahlaklı ve kariyeri itibariyle pek çok şeye muktedir olduğunu kanıtlamış bir kişi olarak iyi bir lider profili çiziyor. Hadi bunlara katılmayanlar olabilirse de ehven-i şer olduğunda pek çok kişi hemfikir olacaktır.

    Paşa kazanılmış bir ünvandır; her önüne gelen uzman doktor veya yüksek mühendis olamaycağı gibi her asker de "paşa" olamıyor. Sizin kendinize "bey" denmesini istediğiniz gibi diğer insanlarında benzer talep/tercihleri olabilir.

    Ben kendisini tanımam; görürseniz selamımı söylerseniz sevinirim. Durumu anlattığınızda kızarsa; gelsin kendi de buraya birşeyler yazsın.

    Şen ve esen kalın.

    MKD: Hiç dokunmadım imlâya da, lisana da... "Yazım kılavuzu" "imlâ kılavuzu demek meselâ...

  • Misafir
    TANER ÇELİK Perşembe, 24 Ekim 2013

    PARTİ CENNETİ TÜRKİYEMDEN MANZARALAR

    BAŞLIKTADA DEDİĞİM GİBİ PARTİ CENNETİYİZ 1980 SONRASI 12 EYLÜL ANAYASASI PARTİLER KANUNU UFAK UFAK DEĞİŞTİ DAVULUN İÇİNDEN GEÇEN JAGUAR RESİMLİ PARTİLERE KADAR BU HALK NELER GÖRDÜ NELER..AKILLANMADIK KÜÇÜK PARTİLER DEDİK VERMEDİK BÜYÜKLEREDE BABADAN OGULA MİREAS GİBİ OY ATANLARIN YÜZÜNDEN DE BU GÜNLERE GELDİK..
    SİYASETÇİLER GİBİDE YAZMAK İSTEMİYORUM LAKİN SİYASETSİZDE PARTİSİZDE DEMOKRASİ OLMAZ..BİLİYORUM..
    ŞİMDİ DÜŞÜNÜN ATATÜRKTEN ESER KALMAMIŞ BİR CHP..MİLLİYETÇİLİKTEN ESER KALMAMIŞ BİR MHP..ADALET VE KALKINMA DAN ESER KALMAMIŞ BİR AKP ÖZGÜRLÜK BARIŞ..HAK HUKUK İNSAN HAKLARINDAN BAHSEDEN DİĞER YANDANDA DEVLETİN KURUM VE KURULUŞLARINI KANUNLARINI HİÇE SAYAN
    GÜVENLİK GÜÇLERİNE SİLAHLA KARŞILIK VEREN PKK UZANTILI BDP.. ÜLKEYİ BUGÜNLERE GETİRMEDİLERMİ?
    DEMEK TÜRK HALKI SEÇMESİNİ HALA ÖGRENEMEMİŞ DEMEKTİR..
    BEN 2008 DEN BERİ GEREK CEVİZ KABUGU 08082008 GECESİNDEKİ KONUŞMALARI GEREKSE KAN UYKUSU BELGESELİNDEKİ BİLĞİ VE BECERİSİ ALDIGI ÜSTÜN HİZMET MADALYALARI VE 1993 İLA 1996 ARASI GÜNEYDOGU TERÖR BÖLGESİNDEKİ BAŞARILARINDAN SONRA
    BU ÜLKEYİ BUGÜNKİ BADİREDEN CIKARACAK TEK PARTİ HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ VE GENEL BAŞKANI OSMAN PAMUKOĞLU OLDUGUNA KANAAT GETİRDİM..
    SAYIN KEREM DORSAY BEYEFENDİ İÇİNDE BULUNDUGUMUZ ÜLKE KOŞULLARINDAN BU ÜLKEYİ VE HALKINI KURTARACAK BAŞKA LİDER VE PARTİ TANIYORSANIZ LÜTFEN AYDIN OLARAK TÜRK HALKINI BİLĞİLENDİRİN TAKDİRE ŞAYAN DEYİP PEŞİNDEN KOŞALIM BAŞIMIZA TAÇ EDELİM
    SAYGIYLA
    TANER ÇELİK

  • Misafir
    HEPAR Cuma, 22 Kasım 2013

    HER ŞEY HER YERDE SÖYLENMEZ!

    Sayın M. Kerem DOKSAT,
    Bu düşüncelerinizi parti içinde dile getirmeliydiniz.Böyle uluorta söyleyerek düşmana fırsatı bizzat kendiniz veriyorsunuz.Kol kırılır,yen içinde kalır.Ha eğer dikkate alınmıyorsanız istifa edersiniz.Her geçen gün karış karış topraklarımız satılırken küçük meselelerimizi bu kadar dert etmeyiniz.

    MKD: Getirdim ama dinleyen yoktu ki. Saygımla...

  • Misafir
    TEKİN KALKAN Perşembe, 16 Temmuz 2015

    palavra

    BU MEKTUBU YAZAN ARKADAŞ KÜLLİYEN YANLIŞIN İÇERİSİNDE.SEN KURUCU ÜYEMİSİN ARKADAŞ.PARTİNİN TÜZÜĞÜ VAR.KIRMIZI KİTABI VAR.BEYAZ KİTABI VAR.GİT HERHANGİ BİR İLÇE PARTİ BİNASINA AL OKU.İNTERNETTE ESKİ GENEL BAŞKANIMIZIN YÜZLERCE KONUŞMALARI VAR.HELE Bİ TABANDAN BAŞLA BAKALIM İLÇE BAŞKANLIĞI İL BAŞKANLIĞI TAA GENEL BAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ TARİHLERİ VAR.Bİ ÇALIŞ BAKALIM ARZU ETTİĞİN YERE GELME ŞANSIN HERKESİN OLDUĞU KADAR SENİNDE VAR.NEYMİŞ TELEFON ETMİŞ GERİ DÖNMEMİŞLER DE SONRADA ASKIYA ALMIŞTA.....BİZE TELEFONMU ETTİLER BİZ GİTTİK BULDUK GÖREV ALDIK ÇALIŞTIK.SEN KARŞINDA HEMEN GENEL BAŞKANI İSTİYON...SEN KİMSİN YA LÜNPEN GİT KUMDA OYNA.NEYMİŞ PARTİLİ OLSAYMIŞ GENEL BAŞKANA TV ye ÇIKMA FALAN.....VAKİT OLSADA NEDEN MİLLETİN OY VERMEDİĞİNİ KONUŞALIM....HADİ GİT.... MANDİNGO

    MKD: Edep ayarı okuyucuya kalmış. Sayı Pamukoğlu ile üç kere konuştum ama o hi. geri dönmedi. Zaten başkan da başkası olmuş.

  • Misafir
    Batıl olan dünya vazgeçilmez olüm arada kalmak kefaret gerektirir... Çarşamba, 23 Mart 2016

    80

    Bugün bu yukarıda yazılanlardan değişen bir şey varmı yok insanlar AKP dışında ikinci parti arıyor ama nafile yok demekki dünyanın kanunu neymiş para para para olmazsa pati başında olmanın anlamı biblo.

    MKD: Hiçbir zaman ümitisiz kalmamak gerekmez mi?

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017