Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HER ŞEYİN NESİ VAR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2365 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

58’den gün almaya başladığım şu günlerde artık kafam karışık…

Her şeyin bir mânâsı mı, yoksa Mana’sı mı var?

Katı teolojik görüşlerin iddia ettikleri gibi her şey önceden mi yazılmış ve mukadderat denmiş?

Yâni bir teleoloji mi var?

Cennet ve Cehennem burada mı, acayip bir yerlerde mi?

Bu kadar çok haksızlık, zulüm, ihanet ve soykırım cereyan ederken, acaba bir Başlatıcı var mı?

Eğer varsa, mevcut mu?

Mevcutsa, bir Sıfır’dan mı ortaya çıkmış, yoksa aslında her bir şey bizim sübjektif idraklerimizden mi ibaret?

Eğer öyleyse, aslında hiçbir şey yok mu?

Bakkaldan cumhurbaşkanı olabilecekse, acaba bir E. Coli de aday olabilir mi?

Hükümet, hükmeden mi yoksa yok eden midir?

Soma beden demekse, bunun vücudu nerede?

Neden, niçin, nasıl, nerede ve kim soruları aslında bir solipsist vehim mi?

Neden her türlü cünüp, ehliyetsiz ve şarlatan köşeyi döner?

Niçin bütün dünyada hâlâ medyumlar çok iş yapar?

Koskoca TBMM’de neden 5 kişi konuşur?

Dün bindiğim taksinin şoförü niye hâlâ Atatürk’ü İngiliz Ajanı sanır?

Uzaylılar var mı?

Varsalar, mevcutlar mı?

Öyleyseler eğer, neden bizim bahçeye konmazlar.

Havuzda da atmosfer ısınmasının tozunu temizlerler.

Eğer hayatın sebebi bir Archea ise, biz hâlâ insan mıyız yoksa Mr. Spock mu haklı?

Bir uzay gemisi alsam, bana kaça mâl olur ve malım hâline gelir?

Kolonileşmek en iyi çıkar yol ise, ben neden o gemide değilim?

Cânan ne zaman sigarayı bırakacak ve bırakınca da "teyzem geldi" diye şifreli haber verecek?

Bu memleketin istikbalinde kaç parça olmak var?

Bunu cüppeliler mi takdir veya tekdir etti?

İhsan Doğramacı, üniversiteleri medrese hâilne sokan bir apartmacı değil miydi?

Başkalarını apartmayla suçlayan ve defaten "ulan" dendiğinde ısrarla koruyanların acaba bir edep ve hayâ duyguları var mı?

Neden insanlar hep büyüsel düşünür?

Bilimle filim farkı aslında belli mi?

Sünnetullah var mı?

Kaç sahih sünnet var?

İbrahimî dinler dört adet mi, yoksa beş mi?

5000'den fazla din varsa -ki var ve mevcut, en geçerli ve güvenilir olanı hangisi?

Animizm, animalizm, teozofi... 

En hakiki mürşit hangisi?

Neden birtakım insanlar her dakika köşeyi döner?

Kabine veya çelik aynı şey midir?

Bu âlemin ortak bir alemi olacak mı?

İnsanlar neden artık okumuyor ve yazmıyor?

Yazsalar da, niçin hep aynı şeyleri papağan gibi tekrarlıyorlar?

Tek bir varak mı yoksa pek çok salak mı var?

Neden USD'ye dolâr derler?

Succer için de niçin fudbôl diye bir şey telâffuz edilir?

Fezleke ile mugalata aynı mıdır yoksa tezkere mi gerekir?

Mars'taki hayata tavlayla mı yoksa Go oynayarak mı ulaşılır?

Şibumi'de anlatılanlar doğruysa, tek bir origomik eserle her birini katletmek, hem de bağıra çağıra orgazm olmak mümkün mü?

23. seneme girdiğim ikinci mesleğimde bir sakatlık mı var?

Ruhumuzdaki Fırtınalar kitabımın Koç Üniversitesi'ndeki sunumunun engelini kim koydu?

Acaba bu yaştan sonra açık öğrenimde eğitim alıp, felsefe mi tahsil etsem?

Sehven ve şen-kâr arasında ne fark var?

Artık her bir şeyden el ayak çekip sâdece yazmak mı daha iyi?

Niçin ve nasıl hep dişim sızlıyor?

Neden atmış küsur şeyin değişik varyasyonlarını dinleye dinleye gına geldi?

Öcü var mı?

Bir fıkra:

Annesi çok meşgul ve yorgun olan oğlan çocuğu "anne, anne, bak öcü geldi" diye bağırdığında, tokadı basıp da cümle kapısına gittiğinde, siyah elbiseli bir satıcı "Her boy ve Ebatta Ö'lerim var" demiş.

Gülmeniz lâzım.

Kemâl, kendiyle dalga geçebilmek midir?

Her tarafta Türk varsa, neden hâlâ Türk ve İslâm düşmanlığı var?

Ne için asla istatistikten bir halt anlayamadım?

Anlayanlar benden dahamı yüksek IQ, EQ, VQ, GQ ve gayya Q'suna sâhip?

Kim Beş yüz Milyar İster, niye hâlâ iyileşmedi?

Eğer beyin kanamasından ölmek bir mukadderat meselesiyse, neden ve niçin sabuna basıp da kafasını saunada yere vurdu?

Bir fıkra daha:

Osurarak ve step dansı yaparak nükleer savaşın ve kanserin çaresini bulan uzaylı Teksas'ta uçan dairesinden iner ve obama'ya derdini bu şekilde anlatmaya çalışır, o da mavzerini doğrulttuğu gibi, kendisini alnından vurur.

Kahkaha atmanız icap ediyor (Şampiyonların Kahvaltısı kitabından alınmıştır). 

Saç ektirmek çok iyi bir şey ise, neden bizim eski şoför peruka taktı ama sonra çıkardı?

İyi ve kötü kolesterol sınırları neden durmadan değişir?

 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Kaan Özsayıner Çarşamba, 11 Haziran 2014

    Jung ve Eşzamanlılık

    Kerem Doksat hocam Jung'un eşzamanlılık teorisi için kişisel bakış acınız ve yaklaşımınız nedir paylaşabilir misiniz.

    Saygılar ve sevgiler

    MKD: Bu da yanlışlanabilir bir hipotez ama çok şeyi izah ettiği de yadsınamaz.

    Bilmukabele...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017