Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HİÇ BOĞULDUN MU?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2269 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Eğer bir gün suya düşersen

Bir hain gaz akımı burnunun suratının önüne patlarsa

Eğer bir ırgatsan ve grizuyla metan sana sürpriz yaparsa

Ne olur, biliyor musun?

 

Kanındaki hemoglobine karbonmonoksit veya metan bağlanır

Bu öylesine bir aşk-ı memnûdur ki

Asla kopamaz mel'unlar

Ve sen tepişip soluk almak için debelenirken

Gözlerin ve akciğerlerin yerlerinden fırlar

 

Etrafa haykırmak istersin ama sesini de duyuramazsın

Üstelik pek az kalan soluğun da öyle tükenir

Ölüm korkusu bütün varlığını sarar

İrislerin koskocaman olur

Tüylerin de kirpi gibi

 

Hiçbiri kesmez ıstırabını

Azaltamaz içindeki vahşeti, dehşeti

Eğer bahtında hayırlısı yazılmışsa

Şuûrunu kaybedersin ve fark etmezsin

 

Yok, eğer aksiyse mukadderat,

Cehennem azabı neymiş

O zaman anlarsın arkadaş

Hem de korkunç biçimde!

 

Miden ve bağırsakların da hızlanır

Hem küçük hem de büyük kaçar

Mahcup olursun ahmak gibi

Sanki elinden gelen varmış da…

 

Eğer birileri yetişip de sana Oksijen verirse

Yâhut taze kan takıp geri döndürürse

Alacağın ilk soluk

En kaliteli teneffüsün olur

Hiçbir mektepte tatmadığın…

 

Yok, eğer vakit gelmişse

Hiç merak etme arkadaş

Bir sonraki adımda bir sürpriz bekler seni

Çünkü ölmek pek keyifli bir şeydir

Orgazm olursun hâttâ!

 

Hiçbir maddî manevî acın kalmaz

Ne kadar bembeyaz sakallı dede ve nine varsa

Hepsi arz-ı endâm eder

Seni çağırırlar “gel, gel, gel” diye

İşte, Âraf ve Sırat Köprüsü karşındadır

 

Son bir çabayla gözlerini açıp bakınırsın

Çevrendekilere gülümsersin ki

Giderken çirkin bir suratla anılmak istemezsin

Peki, sanır mısın ki milletin umurundadır?

 

Yok be arkadaş, nâkıs!

Eğer orada birileri varsa ve üzülüyorsa

Aslında kendi yetersizliğine kızıyordur da

Günahını da sana yazar

Altın semeri hangi merkep ister ki?

 

Hani derler ya hayatın gözlerinin önünden şerit gibi akar diye

Vallahi de, billâhi de öyle olur, şaşırırsın

“Vay be, doğruymuş ulan” diye aklından geçirirsin

Sonra da bir yerlere gidersin

Eğer vakti zamanında sevildiysen

İyilik hânendekiler aksinden bir fazlaysa

İşte, belki o zaman birkaç kişi gerçekten

Gözyaşlarını senin için akıtır

 

Sonra bir görevli seni yıkar, temizler

Nedense…

Zâten toprakla yeknesak olacak adama

Neden su harcarlar bilmem

Sonra birileri dualar eder; bilemezsin essah mı…

Yoksa kabir suyu için dolanmaktadırlar mı numaradan

 

Gene anlayamazsın neden tahtalarla sarıldığını

Göm be arkadaş, toprakla arama niye girersin ki?

Ama bunlar Öbür Âlem’de gelir aklına

Etraftaki zifiri karanlık

Derhal bembeyaz bir nurla dolar

 

Gerisini bilen yoktur,

Her dünya görüşü veya din başka bir şey söyler

İşin aslını, esasını, Hakikati

Ancak o zaman anlayacaksındır

Ve pek muhtemelen

Kahkahalarla güleceksindir

Ama işitenin olmayacaktır bil ki

 

Sonra içine solucanlar ve böcekler girer

İlk yağmurda da Özün toprağa karışır

Belki de en uzak okyanuslara ulaşır

Hani, eğer bir ölümsüzlük varsa birader

 

Ya onlarla kaimdir

Ya sevildiysen ananların arada bir ağlayıp üzülür

Aradan yıllar geçer

Kimseler gelmez olunca da

Mezarlığı kamulaştırırlar

İçine bir AVM dikerler!

 

Ha, kalmışsa muzip bir dostun hayatta

Senin gömülü olduğun yere yeşil bir baraka kurar

Yanı başına da birkaç şekerkamışı cesedi batırır

Bâri hayrat olursun

Herkes sana Velî der

 

Eh, epey de deli var bu dünyada

Nalları diktikten sonra sen

Bir bakmışsın ki birileri üzerinden rant kapar

Bakmışsın derken,

Neredendir, nasıldır, niçindir ve emeli nedir

 

Çözen olmuş mu ki

Hani demem o ki,

Söylenenlere inanma

Bir kere terk ettin mi buraları

Herkesin gözlerinden

Ancak timsah yaşları akar

 

Boş ver arkadaş, takılma

O kadar mücadele ve kavga sonunda bok böcekleriyle biter

Hani, en iyisi...

Bâri hayattayken...

Daha başka gönül kırma

 

Vallahi de, billahi de

Değemez be arkadaş

Zâten mekânına gelen giden çok da,

Artık kimse bir yorum bile yapmıyorsa

 

O iş bitmiştir artık

En yakın dostların kim mi olacaktır?

Tek bir şey

Boşluk

Boşver...

***

Bu mütevâzı şiiri, Soma'da pisipisine kaybettiğimiz ırgatlara ithaf ediyorum.

Kalanlara selâm ola...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Bir Zaman Olacak

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 27 Haziran 2017