Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HİPNOZ NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 10674 kez okundu
  • 9 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Hipnoz nedir? Hipnoz olmak istemeyen birine fark ettirmeden hipnoz uygulanabilir mi (teknik olarak)?

MKD: Hipnoz, kelime anlamı olarak “uyku” demek aslında hatalı konmuş bir isim. Kadim Grek Medeniyeti’nde uyku tanrısı “Hypnos”tan ilhamla bu isim verilmiş. Hâttâ Hypnos ve Thanatos (ölüm tanrısı) sık sık beraber mesaiye çıkarlarmış J. Mesmerik yöntemle epey ameliyatı anestezisiz uygulayan İskoçyalı Cerrah Dr. James Braid bu ismi koyduktan sonra bir galat-ı meşhûr olup yerleşmiş. Meselâ genel tıpta “hipnotik ilâç“ deyince, uyku getirici maddeler anlaşılır. Hipnoz jargonunda ise yoğun konsantrasyon, gevşeme ve hayâl gücüyle ortaya çıkarılan özel bir bilinç hâli kastedilir. Yâni hipnoz esnasında süje (hipnotize edilen kişi) tamamen uyanıktır ama genel uyanıklık seviyesi düşmüş (bilinci daralmış), özel bir alanda (hipnotizörle olan ilişkisinde) artmıştır (bilinci genişlemiştir). Hipnoterapi ise, bu çok özel ruh hâlini elde edebilmek için kullanılan bütün yöntemlere verilen genel bir isimdir.


Erzurum'da Tıp Fakültesi'nde Eğitim verirken...

Bütün insanların %10-15 kadarı hipnoza çok yatkındır ve ortam da uygunsa, fark ettirmeden böyle kişilere hipnoz yapılabilir fakat kesinlikle çok istisnaî bir durumdur.

Bunun çok çarpıcı örnekleri arasında kendiliğinden ortaya çıkan hipnotik durumlar sayılabilir. Meselâ araba kullanırken yoldaki şeritlere, yandaki işaretlere gözleri takılıp transa (hipnotik bilinç hâli) giren kişiler kazalara karışabilir. Kendinden geçmiş hâlde müzik dinlerken kapıyı işitmeyen, yemeği yakan kişiler de hipnoz içindedir.

Hipnoz ile hiç bir anestetik medikal ilâç uygulanmadan ameliyatlar yapıldığı doğru mu, doğru ise günümüzde uygulanıyor mu veya neden uygulanmıyor?

MKD: Doğrudur. Ben sâdece birkaç diş çekiminde bulundum ve hastanın gözleri açık, çok rahat bir şekilde kanal tedavisi ve diş çekimi yapıldığına şâhit oldum. Literatürde açık kâlb ameliyatı da dâhil, her çeşit cerrahi müdahalede ya tek başına, ya da kombinasyon hâlinde hipno-anestezi yapıldığını görürsünüz. Meselâ Pubmed’e “hypnosis anesthesia” yazınca, 1636 makale çıkıyor karşınıza. Diş hekimliğinde (hipnodenti), genel tıptaki pek çok cerrahî müdahalede (Türkiye de dâhil) hipno-anestezi veya hipno-analjezi kullanılmaktadır.

Burada en önemli unsur, doğru hastayı seçmektir.

Çok önemli bulduğum bir hususu da vurgulamak isterim: Ülkemizde çok yoğun bir şekilde sınır ihlâlleri ve sûiistimâller yaşanmaktadır. Meselâ hiçbir tıp veya psikiyatri eğitimi olmayan psikologlar, ne demek olduğunu bilemediğim birtakım “koçlar”, sözüm ona medyumlar, ev hanımları, tahsilinin ne olduğu belirsiz pek çok kişi bireysel veya toplu hipnoz seansları yapmaktadır. Gene râzıyım bunu stresle başa çıkmak için filân yapsalar ama psikoterapi için, psikiyatrik hastalıkları tedavi amacıyla uyguluyorlar. Bu tipler işin içine mutlaka biraz veya bol mistifikasyon ve esrarengiz ifâdeler katarak, kendilerine müritler yaratabiliyor ve birer guru olabiliyorlar. Tabii ki bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim böyle kişilere gidip de aklî dengesini kaybeden veya zâten bozuk olan dengesi iyice perişan olan çok hasta görüyoruz. Ben kimseye kanal tedavisi yapmıyorum veya dişini çekmiyorum meselâ! Burada etik çok mühim bir kontrol mekanizması... Maâlesef bu konudaki yasal kısıtlama hâlen ortalarda yok!


Hipnoterapist olmak için teorik bilgi mi pratik bilgi mi daha ağırlıklı olmalıdır?

MKD: Teorik temel olmadan hipnoz uygulamak hem etik hem de pratik değildir. Hipnoza sokma (endüksiyon), derinleştirme gibi teknikleri yeterince zekâsı ve öğrenme yeteneği olan herkes kısa sürede öğrenebilir.Bu tıpkı iğne yapmayı öğrenmek gibi bir şey… Ama enjektörün içine ne koyacağınızı öğrenmek için senelerin tecrübesi gerekir.

Kişinin kendi kendine hipnoterapi uygulama alanları nelerdir, hangi konularda faydalı olur?

MKD: Kendi kendine hipnoterapi uygulamasından önce, mutlaka bir uzmanın rehberliğinde hipnozu öğrenmek, hâttâ hipnotize edilmek ve daha sonra oto-hipnoza (diğer ismiyle self-hypnosis) geçmek en doğrusudur. Esasen her hipnoz seansı bir oto-hipnozdur. Meselâ kişiye “şimdi kolunuz gevşiyor, rahatlıyor” dediğinizde o bunu kendine telkin etmez yahut tam aksini yaparsa, mümkün değil hipnotize etmeniz. Hipnoterapide amaç, hangi durum için uygulanıyor olursa olsun, hastayı (süjeyi) oto-hipnoz yapabilir hâle getirip, sonra da geniş aralıklı pekiştirmeler yapıp, hekime bağımlı hâle getirmemektir.

Özellikle Uzakdoğu ve Avrupa’da, ülkemizde paramedikal branş dediğimiz akupunktur ile ağrı kontrolü, hipnoterapi gibi branşlar tıp fakültesi eğitimi sırasında veya sonrasında medikal branşların alt dalları muamelesi görürken, ülkemizde bu konular daha çok bu alana meraklı olanların ilgi alanı gibi algılanıyor, doğrusu nedir?

MKD: Bu çok isabetli bir soru… Aslında cevabı çok basit: Tıbbî ve/veya psikiyatrik hipnoterapiyi iyi bilip de, bunun eğitimini, öğretimini verecek uzman azlığından dolayı. Meselâ Rahmetli Babam Prof. Dr. Recep Doksat’ın psikiyatri ihtisas tezi hipnozdu ve sırf konuyu bilmedikleri ve Sigmund Freud hipnoza kara çaldığı için, epey canını sıkmışlardı. Bu konudaki kitabı da hâlâ en doğru dürüst olan Türkçe kaynaktır ve yeniden bastırıyorum; yeniliklerle ilgili katkılarımı ek bir bölüm hâlinde neşredeceğim…

Medikal alanda hipnoterapi ile hastaları tedavi etmek için ne kadar süre hipnoterapi eğitimi alınmalı?

MKD: Temel eğitim için (sâdece hekimlere ve klinik psikologlara) iki-üç günlük uygulamalı temel eğitim kâfi. Daha ileri uygulamalar için ayrı ayrı eğitimler, workshoplar gerekiyor.

Piyasada verilen eğitimleri etik buluyor musunuz? Bu eğitimlerin doğrusu nasıl olmalıdır?

MKD: Kesin olarak hayır! Çünkü bunları yapanların CV’lerine baktığınızda demin bahsettiğim yetersizlikleri görüyorsunuz. Sâdece uzman ve yeterliliği bilinen kişiler bu eğitimi vermeli…

Hipnoz ile bilinçaltını düzenlemek mümkün müdür?

MKD: Buna bilinçdışı demek daha doğru… Tabii ki mümkün, hâttâ çok özel durumlarda travma (zihinsel incinme, yaralanma) yaratan hâtıraların bir miktar tamiri dahi yapılabilir. Meselâ Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’nda (eski ismi Çoğul Kişilik Bozukluğu) böyle teşebbüslerde bulunuyoruz fakat bunlar çok büyük dikkat ve tecrübe gerektiren, tehlikeli olabilecek şeylerdir ve ancak uzmanlarca yapılabilir.


Eğer epileptikseniz (sara hastası) bu videoya uzun süre bakmayınız!

Hipnoterapi ile fayda gören hastalar neden sadece şehir efsânesi seklinde kitaplarda kalıyor, niçin pubmed gibi süreli yayınlarda makale olarak bildirilmiyor. Bu alanda yaptığınız bilimsel çalışmalar var mı?

MKD: Şimdi Pubmed’e girdim ve “hypnosis” yazdım, 124224 yayın çıktı, sâdece 1093’ü gözden geçirme makalesi, diğerleri araştırma ve vak’a takdimleri… “hypnotherapy” yazınca 12585 makale, “hypnotherapy smoking” yazınca 242, “hypnotherapy cerebral” yazınca 902, “hypnotherapy obesity” ile 109, “hypnotherapy dentistry” ile 649 makale çıktı… Bunlar çok arttırılabilir. Yâni güvenilir bilimsel veri-tabanlarında hipnoz lâyık olduğu yeri çoktan bulmuş vaziyette… Ama Google’da yapacağınız bir aramada hemen hepsi de asparagas yâhut kandırmaca olan ilân bulabilirsiniz. Bunlara asla itibar etmemek gerekir; ümit, vakit ve nakit tuzaklarıdır çünkü!

Hipnoterapist bir unvan mıdır? Bu unvanı almak için ne kadar süre, kim tarafından ve nasıl bir eğitim alınmalıdır?

MKD: Kesinlikle hayır… Hâttâ meselâ bir psikiyatri profesörü ve Türkiye’de bu işin duayeninin oğlu olarak, benim dahi kartvizitime veya tabelâma bunu yazmam etik dışıdır; hâttâ ben yaparsam daha da ayıp olur! Kötü örnek oluştururum çünkü…

Hipnozla bir insana ahlâkdışı bir şey yaptırabilir misiniz? Meselâ onu cinsel veya duygusal yönden istismar edebilir misiniz?

MKD: Bu sorunun klâsik cevabı “hayır, asla” şeklindedir ama… Kimin bilinçdışında, hâttâ bilincinde hangi bastırılmış duyguların, fantezilerin, beklentilerin yattığını alnından okuyamazsınız ki… Çok sâfiyane bir şekilde başlayan hipnoz seansları, âdeta bastırılmış veya yaratılmış arzuların doğmasına ve her türlü istenmeyen amaçla kullanıma kadar da varabilir. İşte, hekimin bilgisi ve ahlâkî tavrı çok önem taşır. Nefsine hâkim olması, seansların sevk ve idâresinde çok dikkatli davranması şarttır. Aksi takdirde, her ki tarafın da büyük zarar göreceği bir süreç başlayabilir.

Bu tür mahzur sâdece cinsel veya duygusal istismarla da sınırlı değildir. Vajinismus sebebiyle bana müracaat eden bir çifti hatırlarım. Karıkoca 30’larında ve güzel, iyi ahlâklı insanlardı. Hipnoz altında “guided imagery” (yönlendirilmiş hayâl kurma” ve duyarsızlaştırma tarzında bir yaklaşımla 6 ay zarfında kocasıyla öpüşebilir ve onun erkeklik organını tutabilir hâle gelmişti (ilk müracaatında bunu dahi yapamıyordu). Sonra birkaç ay ortadan kayboldular. Baktım, bir gün genç kadın randevu almış, geldi. Tavsiye üzerine “cinsel terapi uzmanı” bir kadın ve doğum hastalıkları uzmanına gitmişler. Hastamızı jinekolojik masaya yatırıp bacaklarını açtırmış ve hipnoza soktuktan sonra en ufak boy bir vibratörü vajinasına sokmuş ve kadının eline vermiş. Kendi elini de onunkinin üstüne koymuş, “haydi, hafifçe zorlanarak da olsa hafifçe bastıralım” demiş. Kadın her seferinde ağlayarak bunu uygulamış. İlk dört seanstan sonra kocası da çok güvenip, karısını yalnız gönderir olmuş (önceden kenardan seyrediyormuş). Haftada iki üç seans iki ay sonunda en kalını dâhil vibratör girmiş (bekâreti de bu arada bozulmuş) ve artık kocasıyla ilişkiye girebiliyormuş ama hiç zevk almadığı gibi, gene hüngür hüngür ağlıyormuş her seferinde. Bana bunları anlatırken dehşet içerisinde bekledim ki bu ahlâksızı şikâyet etsin, nerede… Tam aksine, “yâni sorun çözüldü, haber vereyim diye geldim” diyerek dolaylı bir şekilde sitem de etmez mi!

Buradaki hataların, etik hâttâ moralite dışı uygulamaların hangisini anlatsam:

1) Kocasını kaybetmekten korkan genç bir kadının açmazından istifade edip, âdeta ırzına geçilmişti. Kocası da buna râzı olmuştu!

2) Bekâretin tabiî yoldan ve zevk alarak, isteyerek bozulması olmazsa olmaz kuraldır ama bir vibratörle bu iş yapılmıştı!

3) Gâyet tabiî olarak da, kadıncağızın def-i belâ tarzındaki cinsel hayatı her seferinde yeniden travmaya uğramaya mahkûm bırakılmıştı!

4) Ne kadar nefsine hâkim olursa olsun, 35-40 yaşlarındaki bu “cinsel terapistin” elinde kadının eli, vibratör vâsıtasıyla 25-30 seans bu şekilde yakınlaştığı genç ve güzel bir kadına karşı bir şey hissetmemiş olması mümkün müdür?

   Daha neler var ama sanırım bu örnekler yeter.

      Saygım ve sevgimle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 26 Şubat 2012 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Ulaş Çamsarı Pazar, 12 Ağustos 2012

    Teşekkürler

    Hocam, bu önemli yazıyı TürkPsikiyatri Blog Sayfasında yayınladık, izninizle ve bilginizle...

    http://www.turkpsikiyatri.org/blog/2012/08/12/hipnoz-nedir-ne-degildir/

    MKD: Sağ olasın Sevgili Ulaş.

  • Misafir
    songül akan Perşembe, 01 Kasım 2012

    hipnoz uygulamak istiyorum

    Hocam, öncelikle hipnoz çok ilgilendiğim bir alan değil fakat okuduklarım karşısında gerçekten çok önemli bir bilim dalı olduğuna kanaat getirdim.
    Hocam ben 43 yaşında bir bayanı, son zamanlarda çok unutkanlık yaşıyorum; daha önceleri işim gereği çok seyahat eder ve bu seyahatler esnâsında bâzı şeyleri hâfızamda biriktirdiklerimle gerçekleştirirdim. Meselâ hiçbir zaman hatırlatıc bir not veya bir fihrist kullanmadım; şimdi ise balık hâfızası gibi aradan dakikalar geçmiyor. Unutuyorum, bu yüzden verimli olmadığıma inandığım için işimden de ayrıldım, evde de durum aynı. Koyduğum hiçbir şeyi bulamıyorum, öğle bir saklıyorum ki, kendi koyduğum şeyi bulamıyorum. Benim için mânevî değeri olan bâzı eşyalarımın hepsini bir cüzdana koyup sakladım ve koyarken de ben bunları biraz zor bulurum diye de kendi kendime sölendim.

    Hocam, sakladıklarım benim için çok önemli, sanki onları bulursam hayatım yine eskisi gibi olacak, ben yine kendime olan güvenimi kazanacağım, yeniden yaşamaya başlayacağım. Her şey onlara bağlı olabilir mi, bana bu konuda yardım edebilir misiniz?

    MKD.; Sayın SA, en yakın zamanda muayeneye gelmenizi önemle rica ediyorum. Tabii ki yardımcı olurum. Saygılarımla...

  • Misafir
    seyyara aghamalı Cumartesi, 07 Aralık 2013

    depresyon

    merhaba hocam 3 yıldır tedavi alıyorum amma hiç bir tedavi iyi gelmiyor şikayetlerim hiç bi şeyden zevk alamıyorum sürekli alamak bagırmak istiyorum kayqı endişe ve bunaltım var kullanmadıgım antideresant kalmadı atık doktorlarda geçecek diyor amma geçmiyor işte.evliyim bir kızım var sıkıntılarım yüzünden kızımlada çox ilgilenmemem üzüyor beni bana hipnoz iyi gelermi acaba? önceden teşekkürler.

    MKD: Tabii iyi gelebilir ama öncelikle çok iyi teşhis ve ilâç tedavisi şart. Saygılarımızla...

  • Misafir
    nuri lemoglu Salı, 21 Ocak 2014

    beynin süreklı meşgul olması

    Değerli hocam,
    Beynim sürekli bir şeylerle meşgul bu meşguliyet bazen önemsediğim basende olur olmaz şeyler. Bu durum bende dikkatsizlik dalgınlık ve unutkanlık yaptığı gibi bezende önemsediğim bir konuyu kafamda sürekli evirip çevirmekten geceleri sabahlara kadar uyumadığım zamanlar oluyor.
    Camiye namaza gittiğimde çıkarken ayakkabımı koyduğum yeri yüzde 90 hatırlamamaktayım.
    ayrıca arabayı park ettiğim yeri hatırlamama, dostlarımın isimlerini ve yaşadığım olayları hatırlamama gibi olumsuzlukları da sık sık yaşamaktayım.
    Tanıştığım kişinin söylediği kendi adını duymakta ama beynime yerleştirememekte olduğum için 30 saniye sonra bu adamın ismi neydi diye kendime sorduğumda hatırlamamaktayım
    Konuşmaları dinlerken bazen bir yere takılıp kalır dakikalarca onunla ilgili kafamda müzakere yapar konuşmaların gerisini kaçırırım
    Ben 60 yaşındayım ve 40yıldırda bu durumdayım.
    Daha önce tedavi amaçlı lustral ve cipram ilaçları kullandım
    Beynimin herkesin beyni kadar normal bir duruma hipnoz yöntemiyle getirmek mümkünümdür

    MKD: Tabii, ama mutlaka sizi muayene etmeliyim. Saygım ve sevgimle...

  • Misafir
    aysegul Cuma, 28 Şubat 2014

    iyi gunler

    Siz suan erzurumdamisiniz. Ve size nasil ulasabilirim.

    MKD: İstanbul'dan...

  • Misafir
    derya Pazar, 16 Mart 2014

    hipnoz

    Merhaba hocam ben hipnoz olmak istiyorum ama benim nedenim biraz farklı durmadan kilo alıyor bunun psikolojik olduğunu düşünüyorum acaba hipnoz ile bunu halletmemiz mümkün mü tabi bunun yanı sıra büyük bi özgüven eksikliğim ve kendimden nefret halim var cevap verirseniz çok memnun olurum.

    MKD: Sayın Derya Hanım, tabii ki hipnoz çok etkili olur. Önce gelin, muayene edelim. Sonra da gerekeni yaparız...

  • Misafir
    derya Salı, 18 Mart 2014

    hipnoz

    Kusura bakmayın ama fiyatlar hakkında biraz bilgilendirme yapabilir misiniz acaba.?

    MKD: Arayıp sorabilirsiniz...

  • Misafir
    Zehra Pazartesi, 23 Kasım 2015

    Hipnoz

    Hocam ben 15 senedir depresyon hastasıyım devamlı ilaç kullanıyorum tedavim aksatmadan şu anda 300 mg ilaç kullanıyorum atak larım olmuyor ama bazı sıkıntıların oluyor ve ilaç artık kullanmak istemiyorum birde olum lu telkinleristiyorum en çokta bu telkini istiyorum ama çok seanslar olursa bütçem okadar yetmez ama hipnoz çok istiyorum ne yapabilirim bana yardım ederseniz çok çok sevinirim birde ben ankarada yaşıyorum teşekkür ederim

    MKD: Müracaat ederseniz gerekeni yaparız, saygılar

  • Misafir
    abdullah Cumartesi, 27 Şubat 2016

    unutmaktan bıktım

    Hocam merhabalar hz Google başında çare aramak beni yoruyor unutkanlıklarım artınca nörolağa gittim kutuda hasar mı var diye sende bir şey yok dedi ama yanımdaki arkadaşıma Hasan diye Ayşe'yi dersem bir şeyler de terslik var demektir. maalesef maddi imkanlarım sınırlı ama sizin gibi bir üstadın radarından geçip tedavi olmak istiyorum.

    MKD: Tabii ama her hizmetin bir bedeli oluyor efendim.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017