Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HİPOKONDRİYAZİS (HASTALIK HASTALIĞI)

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2275 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Adını kaburgaların altındaki bölgeyi anlatan Latince “hypochondrium” kelimesinden alan bu bozukluk, bedende fiziksel bir bozukluk olmaksızın sürekli hastalık kaygıları ve çeşitli bedensel (somatik) yakınmalarla karakterizedir.

***

Bu bozukluğu ilk kez adlandıran hekim Hipokrat’tır ve bu hastalarda karın bölgesiyle ilgili şikâyetlerin (tam göbek hizasındaki hipokondrium denir); yaygın oluşundan ötürü bu adı vermiştir (%3 ilâ %8 ve her iki cinsiyette aynı).

***

Hastaların bedensel yakınmaları önemli ölçüde sıkıntıya yol açar ve kişisel, meslekî ve toplumsal rolleriyle ilgili işlevlerde bozulmaya sebep olur.

***

Hipokondriyak Hastalar, genellikle, kendilerinde henüz tespit edilememiş ciddi bir hastalık bulunduğunu düşünürler ve kendilerini bunun aksi yönde ikna etmek çok zordur.

40 yaşlarındaki Eczacı bir kadın hastam her türlü Benzodiyazepini kullanarak, sıkıntısını gidermek istemişti. Aynı zamanda Bipolar Bozukluğu mevcuttu. Depakin Fort verip, benzoları derhal kestim ve düzeldi. Şimdi Dinamik Psikoterapiye devam ediyoruz

***

Tek bir hastalığın mevcudiyetine inanabilirler veya zaman geçtikçe özgül bir hastalığın olduğuna dair ilişkin düşünceleri değişebilir.

***

Sürekli makatından gaz çıkardığına inanan bir ilkokul öğretmeni vardı. Kendisine pimozid 2 mg/gün (Nörofren) başlayıp Gevşeme Seansları taptık. Aylar zarfında iyileşti ama Acil Servise kasılan ve yamulan komşuları gelmeye başladı. Tabii ki ekstrapiramidal Sendom gelişmişti; hepsine biperiden (Akineton) vererek toparladık ve “bu sizin gazınıza iyi geliyor; aman başkaların vermeyin” dedik. İşe yaradı.

Utanılan ama yaygın hastalık

***

Fakat hastalık inancı bir bedensel hezeyanda (sanrı) olduğu kadar sabit değildir (tek veya çok semptomlu Hipokondriyak Bozukluk hâriç).

Klinik tabloya çoğu kez Depresyon ve Anksiyete (sıkıntı, endişe) belirtileri eşlik eder.

 

Boşluktan bunalan ve malî krize giren 50 yaşlarındaki bekâr bir kadın hastada antidepresan ve düşün doz nöroleptik verip, ikna edici seanslar uyguluyorum. Senelerdir kontrol altında.

***

Hastaya bu teşhisin konulabilmesi için klinik tablonun altı aydan daha uzun sürmesi öngörülür. Tabii ki her hastada bu şart değildir ve akut (kısa sürede gelişen, hâd) vakalarda çok daha hızla tedaviye başlamak icap eder.

43 yaşındaki bekâr bir erkekte Hipokondriyak belirtilerle (gaz sancısı, geğirme, kalbinde ağrı hissetme) başlayan tablonun arkasından, durmak bilmeyen Sara Nöbetleri (Status Epileptikus) gelişince, derhal Nöroloji Anabilim Dalı’na yollamıştık. Orada toparlandı.

***

Hipokondriyak kişilerin bedensel duyumlarını arttırma ve genişletme eğiliminde olduklarına ilişkin önemli ölçüde veri vardır. Meselâ, sağlıklı bir kişinin karında gerginlik olarak hissettiği duyumu, Hipokondriyak kişi karın ağrısı olarak idrak edebilmektedir.

Vajinal bölgesinde ısrarlı yanmalar olan 30 yaşlarında, yüksek öğrenimli bir hastada fluoksetin (Prozac) ve Hipnoterapi uyguluyorum. Şikâyetleri %2’ye düştü. Altta yatan cinsel ve duygusal travmalar üzerinde çalışıyoruz.

***

Hipokondriyak kişi, bedensel duyumlar üzerine odaklanabilmekte, onları yanlış yorumlayabilmekte ve yanlış bir Bilişsel Şema sebebiyle, bunu bir tehlike olarak görebilmektedir.

Bunlarda Şema Terapi uygulanır.

İkinci bir Teoride ise, kişinin Toplumsal Öğrenme Modelinin sebep olduğu öne sürülür.

Buna göre hasta insan rolü (the Sick Role) kişinin görünürde üstesinden gelinmesi güç olan sorunlardan kaçınmasına imkân sağlar.

Sürekli olarak gezici ağrılardan yakınan ve Somatizasyon Bozukluğu eş-teşhisi de koydum 60 yaşındaki evli Kadın, kocasının dikkatini çekmek için “ah, of” deyip duruyordu. Derhal kalçadan 1 ampul Norodol (haloperidol mg) yaptım ve evliliği dağılmaktan kurtardım. Sonra da İçgörüyü Arttırıcı Psikoterapiye başladım.

***

Üçüncü bir teori olarak, Hipokondriyazisin diğer zihinsel bozuklukların değişik bir biçimi olduğu düşünülen klinik tabloların başında Depresif Bozukluklar ile Anksiyete Bozuklukları gelir.

Bu hastaların yaklaşık %80’inde eşlik eden Depresif Bozukluklar ve Anksiyete Bozuklukları bulunduğu tahmin edilmektedir ve buradan hareketle, bu hastaların bu tür bozuklukların bir alt-tipini oluşturduğu düşünülmektedir. Bu bozuklukla ilgili Psikodinamik açıklama, bu hastalarda başkalarına yönelik saldırganca ve düşmanca dürtülerin bastırma (represyon) ve yer değiştirme (displasman) mekanizmalarıyla fiziksel şikâyetlere dönüştürüldüğü, hastaların öfkelerinin geçmişteki reddedilmeler, hayal kırıklıkları ve kayıplardan kaynaklandığı; fiziksel şikâyetler aracılığıyla başka insanlardan yardım ve ilgi  gördükleri ve ardından onları etkili olamadıkları gerekçesiyle geri çevirdikleri biçimindedir…

43 yaşındaki dul kadın herkese bağırıp çağırıyordu; belirgin Narsisist ve Sınırda Kişilik Bozukluğu da mevcuttu. Stilizan (trifluoperazin) ve Tegretol (karbamazepin) başladım; birkaç haftada kendine gelip toparlandı.

***

Bir başka yaklaşım da hipokondriyak belirtileri şuurdışı suçluluk duygularına bağlar.

Hipokondriyak hastalar çoğunlukla psikiyatrik tedaviye direnç gösterirler.

Zorlanma (stres) etmenlerinin azaltılması ve kronik (müzmin) hastalıkla baş etme üzerine odaklanan yaklaşımı benimseyebilirler.

Toplumsal desteğin ve etkileşimin anksiyete düzeylerini azaltması nedeniyle, uygun vakalarda Grup Terapisi yeğlenebilir.

Çok kavga eden ve sürekli birbirlerine hakaret 60 yaşlarındaki karı koca, yakınlarda çok ciddi bir iş kaybı yaşamıştı; kavgalarını durdurmak için hemen diğer ailelerle bir araya getirip, 6 hafta psikoterapi yaptık. Ancak toparlandılar.

***

İçgörü Yönelimi Bireysel Terapi genellikle başarılı olmamaktadır.

Düzenli olarak gerçekleştirilen fizik muayene ve yardımcı incelemeler, çoğu kez hastaya şikâyetlerinin ciddi bir biçimde ele alındığı konusunda güvence verir. İlaç tedavisi ise ancak eşlik eden Anksiyete ve Depresyon belirtileri için uygulanmalıdır.

***

Çoğu Hipokondriyak Dâhiliye ve Acil Servislerin müdavimi olur; gereksiz pek çok tetkik yaptırırlar.

Histeri ve Temaruz ile karışabilir.

İkide bir sol bacağında felç gelişen ve hastane hastane dolaşıp, durmadan tetkik yaptıran 30 yaşlarındaki bir eczacıyı zor teskin etmiş ve damardan 1 ampul Diazem (Diazepam) ile ancak toparlanmıştı. Meğer bir üniversite hastanesinde fuhuş yapıyor ama buna gizliyormuş. Yaptığı şey tamamen temaruzdu ve sol gözünü ovuşturarak yara bile yapmıştı.

***

Özetle, bu Bozukluk bir nev’i büyük maymundur ve her şeyi taklit edebileceği gibi, gereksiz müdahalelere de yol açabilir…

Sağlık ve esenlik dileğiyle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya –26 Ekim 2015 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    fatih Cumartesi, 31 Aralık 2016

    Bende de şu an aynı hastalık var

    Hocam Hayırlı Günler,
    Şu an doktor doktor dolaşıyorum.Yaklaşık iki yıldır yoğun uykusuzluk,çarpıntı,sinirlilik,endişe,kapalı alanlarda boğulma,daralma hissi,devamlı üşüme,sindirimsizlik,dilde pas ve ağızda kuruluk,cinsel isteksizlik,az idrar gibi durumlar var.
    Hocam bu şikayetler şüpheli ilişki sonrası başladı.
    İlk başta hebatit B ve HIV virüsünden şüphelendim.yaklaşık 2 yıl oldu bir şey çıkmadı.
    Doktorlar psikiyatrlara yönlendirdi.
    Yeşil reçeteli uyku ilaçları bile çok az etki ediyor.
    Önceden canım sıkkın olduğunda bir tane atarax beni bütün gün uyuturdu.
    Sonra internette benim gibi,şüpheli ilişki sonrası hastalanan ama testleri temiz olan bir sürü insanla tanıştım.İnternette site kurmuş bu hastalağa yakalanlar:" Candida bağırsak mantarı"diye.
    Doktorlara göre bu mantar vucütta zaten var.Var ama çoğalma gösterdiğinde sorunlar oluyor ve insanı süründürüyor.Tıp bu hastalıkla ilgilenmiyormuş.Bu hastalarda aynı zamanda flora bozukluğu da mevcut.
    Hasta olma sebebini bu mantara bağlayıp,antifungal ilaçlar attım gibi.Bu ilacı alır almaz eski halime döndüm.Sonra şikayetler gene başladı.Aynı ilacı bir kaç gün daha aldım.Gene iyi oldum.
    Bu hastalığın ilk başlarında yemek yediğimde endişe ve depresyonun arttığını fark ettim.Bu konuda bu hastalığın uygulanması gereken diyeti varmış.Ben diyet yapınca iyi oluyordum.Uykularım düzeliyordu. Ama diyet çok fazla yapamadım.Şu an endişe ve depresyon pek yok ama uykusuzluk karın ağrısı devam ediyor.Siz takip ettiğim bir doktorsunuz o yüzden bunları yazayım dedim.
    Bu arada özel bir laboratuvarda yaptığım testte ağız çalkalama suyunda 3500 civarı candida çıktı.Aynı durumda olan yani aynı candida oranı çıkan arkadaşlar da var.
    Bu konuda Ahmet Aydın hocanın yazıları da var. Candidayla ilgili.

    Mantar İlaçları ev depresyon çok iç içe girer efendim

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017