Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HUZURSUZ BACAK SENDROMU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2546 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sabah çok neşeli ve keyifliydi. Kendini bomba gibi hissediyordu ama öyle patlayacak gibi değil, munis olan bir ruh hâliydi bu. Kendini anasından yeni doğmuş gibi taptaze ve çok enerjik hissediyordu.

Bütün günün sağa sola koşturarak ve arkadaşlarıyla muhabbet ederek geçirmişti.


Kısacası, Ahmet Bey’in ne iktidar ne de PKK umurundaydı, “Allah’larından bulsunlar” diye homurdandı. Ahmet Hakan tartaklanmıştı. Ahmet Altan kendini ateşe atmıştı. Cüneyt Özdemir’in de twitter hesabına engel konmuştu! Bütün medya adeta kuşatılmaktaydı!

ahmet altan ile ilgili görsel sonucu

***

Sadece suikastlara canı sıkılıyor, artan terörden etkilenmemeye gayret ediyordu. Bu Avustralya’daki “oğlan” gene ortaya çıkmış Hâlâ haham olduğunu iddia ediyordu. Tipi de bir hoştu!

Nasıl olup da din değiştirmiş, üstelik ortalığı karıştırmış” diye şaşırmıştı. Mariyn Monroe, Sami Davis Juniour gibilerini duymuştu da…

***

Hükumetin kurulamamış olması da üzüyordu kendisini. Sanki tek adamlığa gidiliyordu ama doğru dürüst muhalefet de yoktu.

Memlekette neler dönüyor” diye de geçirdi aklından; “bana ne elin insanlarından” diye düşürdü. Kendi derdi ona yetiyordu.

***

Sabah kalktığında çok iyiydi, yaşı da ileri olduğu için sekiz adet hap yutuyordu: Tansiyon, mide yanması, bel kayması ve romatizma için…

***

Hele Romatoid Artrit çok belini büküyordu. Verilen Salazopyrin de midesini ekşitiyordu. Bunu düzeltebilmek için de sık sık Talcid Tablet çiğniyordu. “Acaba hap yani tablet cinsinden bir şey yok mu” diye düşünmüştü…

***

Çok fazla doktor değiştirmişti ağrıları yüzünden. Serdar Erdine iyi bir hekimdi ama çok meşguldü. Nurettin Lüleci de pek ilgilenmemişti. O da yakı alıp takmıştı beline eczaneden; “bunlar hâlâ en iyisi” diye düşündü. Müzmin (Kronik) Ağrı tedavisinde Psikiyatrinin ve Psikoterapinin de önemi olduğunu fısıldamıştı bir arkadaşı.

İnternette araştırırken benim ismimi bulmuş. Randevu alıp geldi.

Uzun uzun muayene ettim, nörolojik bulguları var mı diye çekiçle dizine vurdum, göz dibine baktım: Temporal solukluk, Pupil Ödemi veya Derin Tendon Reflekslerinde taraf seçen bulgu mevcut değildi…

Gülden isminde ihtiyar bir karısı vardı, o da epey hastaydı. Bayramda hiçbir doktoru bulamış, onu da bana getirmişti. Dikkatle muayene ettim, hafif derecede bilişsel bozulma mevcuttu. Doğrudan Alzheimer Hastalığı demek doğru olmazdı, çok fazla değildi kaybı…

Bana geldiğinde ayağa kalkıp elini sıktım ve buyur ettim. Yaşında gösteriyordu. Önceden balık etiyken, rejim yapıp kilosunu normale indirmeyi de başarmıştı!

Dikkatle sorguladığımda gece horladığını ve nefesinin zaman zaman durduğunu anlattı; üstelik –karısının ifadesine göre, nefesi duruyor ve soluk alamıyordu.

Fazla uzatmadan bir Uyku Laboratuvarına gitmesini söyledim. Güvendiğim merkezler arasında Hakan’ın (ihtisas arkadaşım) Uykum Merkezi, Dr. Zerrin Pelin’in ve Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı’nınkiler sayılır.


***

Hakan’ın merkezine gittiler ve orada görüntülü ve sesli kayıtla teşhis kondu.

Hiç hatasız bir şekilde teşhise varılmıştı: Uyku Apne Sendromu ve Huzursuz Bacak Sendromu. CIPAP denemesi başarılı olmuştu (Kulak Burun Boğaz muayenesini daha önce, bir devlet hastanesinde yaptırmışlardı bir sorun çıkmamıştı) ve derhal başladı. Hem asabiyeti, fevriliği ve yorgunluğu süratle düzeldi, hem de cinsel performansı çok arttı.

Bu konsültasyonun (görüş alış verişi) sonucunda hemen teşhise varmıştık. Telefonlaşıp anlaştık ve tedavi hususunda da mutabakata vardık.

Böyle durumlarda, istisnalar dışında, genellikle hastanın ne kullanacağına, kendisi ve/veya yakınlarıyla da konuşur, öyle reçete yazarım.

Kullanılabilecek ilaçlar arasında Dideral (Propranolol), benzodiyazepinler, (bilhassa klonazepam: Rivotril) ve Dopamin işlevini arttıracak Madopar, Pramipeksol gibi maddeler sayılabilirdi.

Hep beraber oturduk ve karar verdik. Bu arada aldığı antidepresanın Fluoksetin (Prozac) olduğunu ve Demir Eksikliği Kansızlığı olduğunu (13gr/dl) öğrenince, hem hemen ilacını kesip Efexor 150 XR ile Ferrum Duedodonale verdim.

***

Bu hastanın daha sonra Depresyonu tamamen geçti, mide-bağırsak şikâyetleri sürmekte ama durumu eskisine göre çok daha iyi.

Ayrıca, laboratuvar testlerinin doğruluğundan emin olamadım ve tekrar güvendikleri iyi bir yerde tekrarlamalarını istedim.

Hâlen tedavisi devam etmekte ama sanırım en az iki sene sürecek.

Bu süre konusunda beni biraz zorladılar ama sonunda anlaştık…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 07 Ekim 2015 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017