Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İÇİMDEN BİR AH ÇEKTMEKTEYİM GÜNLERDİR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1467 kez okundu
  • 2 yorum
  • Yazdır

Değerli Dostlar,

Evrimsel perspektifi de katarak yazmakta olduğu Kişilik Bozuklukları kitabını bitirmeme az kaldı.

Epileptik fenomenler, kişilik, din ve epilepsi konularını uzun uzun yazmaktayım. Öyle delile (kanıta) dayalı bilgilere ulaştım ki, içinde bulunduğumuz şartlarda bunları ne kadar entellektüellerimizle de, avamla da paylaşabilirim, tereddütteyim.

***

Maalesef bunların bir kısmını özel olarak muhafaza edip, bir gün Türkiye bu konuların özgürce tartışılabildiği bir mecraya meylederse, bir de basacak iyi bir kitap eviyle temasa geçersem ne âlâ olur diye bir ikirciklik yaşamaktayım.

***

Keşke” diyorum bazen, “Rahmetli Pederim hayatta olsaydı da, şöyle keyifle istişare edip, bunun ne kadarının nasıl neşredilmesinin daha doğru olacağını, bilhassa din psikolojisi açısından da bir tartışıp, neyi ne kadar yazmamın ve diğer insanlarla paylaşmamın daha doğru olacağını bana söyleseydi”.

***

Rahmetli, evrim (tekâmül) konusunda hiç bağnaz değildi. Bir seferinde, bu mevzuun tartışılacağı bir toplantıya giderken bana fikrimi sormuştu. Ben de “babacığım, neden tekâmül hep daha basit olandan daha karmaşık olana, muhafazası kolay olandan güç olana doğru olmakta, istersen bunları da vurgula” demiştim.

Tatlı bir tebessümle “ben senin fikriyatının bu noktalara ulaştığının farkında değildim; haklısın. Yalnız, bunları bizim ulemaya anlatmak, hele ikna etmek pek müşkül olacak evlâdım” demiş ve ilave etmişti. “Bu konunun istikbali çok parlak... Sen akupunktur ve parapsikoloji konularının yanı sıra, tekâmül bahsini de işle ve yazabileceğin kadar yaz ve hep çok oku” demişti. Akabinde de “sen bir teleolojiden (ereksellikten) bahsediyorsun, ontolojik ve varoluşçu zaviyelerden de bu çok enteresan” diye ilave etmişti.

***

Bruno’nun, Hallâc’ın veya Jackues de Moley’in akıbetlerine uğramamak için, klavyeye aldıklarımın bir kısmını şimdilik setredeceğim. Umarım ben de onların yanına gitmeden ortalık daha müsait bir hâl alır da, bütün yazdıklarımı hiç kimseden veya merciden çekinmeden piyasaya sürebilirim.

                   İlim ilim bilmektir

                   İlim kendin bilmektir

                   Sen kendini bilmezsin

                   Ya nice okumaktır

 

                   Dört kitabın mânâsı

                   Bir elifi bilmektir

                   Sen Elif’i bilmezsin

                   Ya nice okumaktır

Bu harikulâde sözler Yûnus Emre’ye aittir. Hani şu Balım Hatun’a kavuşamayınca Hakikatin sırrına gönül koyan derviş…

***

Atillâ Özdemiroğlu da akciğer kanserinden vefat etti. Tanışırdık; bir keresinde Moda Deniz Kulübü’nde ağırlamıştım kendisini. Hep dalgın ama mütebessim çehresiyle hatırlanacak.

Adana’dan İlker de oralara geçmiş, eski Çukurova Üniversitesi Rektörlük Sekreteri’nin oğlu. Tanırsınız anacığımla.

Nurlar içerisinde yatsın hepsi de. Oradaki herkese gönül dolusu selam ve sevgiler.

***

Ben daha en az 20 sene bu taraftayım. Gene rüyalarımı teşrif edin olur mu?

Genç arkadaşım da Murat Şaşzade de çok güzel bir kitap yazmış ve bana yollama zarafetini göstermiş. Yarın onu tekrar ve sindirerek okuyacağım: Kuklacıların Oyunu. Gıpta ettim.

Özetini yazarım.

***

Bu arada…

Türkiye bize emanet ettiğiniz gibi hiç değil Peder Beyciğim.

Mezarınıza gelip duamı edeceğim. Nasıl olsa fark edersiniz.

Bu arada, “sistem” sanırım Hillary Clinton’u Başkan seçtirecek.


 

Oral Ofis skandalından, Kilise sayesinde kurtulup ciddi bir de Majör Depresyon geçiren Bill, biseksüel Başkan’ın arkasındaki First Man olmayı nasıl içine sindirecek. Eminim ki kendisine antidepresan vererek tedavi etmişlerdir.

Bir de, bizim buralar için ne planlar, tezgâhlar dönecek; göreceğiz.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın…

Cânan'la dün kulaklarınızı çınlattık.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 21 Nisan 2016 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018