Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İÇME-KULLANMA SUYU VE DAMACANALAR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 10670 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Türkiye’de su konusu, çok yanlış bir biçimde aktarılmaktadır.

İçme suyu ile kullanma suyu farklı şeylermiş gibi anlatılmaktadır. İçme-kullanma suyunu ikiye ayırıp içme suyu ve kullanma suyu şeklinde tanımlanması kesinlikle yanlıştır. Kavram olarak yanlıştır, halk sağlığı açısından yanlıştır.

Bu yanlış anlatımın bir sonucu olarak, bugün evimize bir damacana su alırsak sağlıklı suya sâhip olduğumuz/olacağımız gibi bir yanılgı oluşmaktadır. Sağlıklı (hijyenik) su kavramında böyle bir şey yoktur. Her şeyden önce içme suyu diye bir kavram yoktur, içme-kullanma suyu diye bir kavram vardır. İkisi beraber söylenir ve de anlaşılır.

Prof. Dr. Recep Akdur

Çünkü halk sağlığı açısından kullanma suyunun da içme suyu niteliğinde olması gerekir. Meyvelerimizi, bulaşıklarımızı yıkadığımız, dişimizi fırçaladığımız suyun içme suyundan farklı olması düşünülebilir mi? Banyo yapılan suyun gözümüze ve ağzımıza kaçmaması veya cildimizdeki bir yara ile temâs etmemesi mümkün müdür? Bu nedenle tüm amaçlarla kullanılan suların en az içme suyu kadar temiz olması bir mecburiyettir.

Son günlerde bâzı yetkililer, sanki musluklardan yalnızca kullanma suyu akıyormuşçasına“musluktan akan sularımızı da içiniz” türünden beyanlarda bulunmaktadır. Buna “malûmu ilâm” denir. Oysaki böyle bir ayrım yoktur. İçme ve kullanma suyu aynı şeydir. Toplumumuzda içme sularının yalnızca paketlenmiş sular olduğu yönünde bir algılama yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu çok yanlıştır. Paketlenmiş sular aslında olağanüstü dönemlerde, akla gelmesi gereken sulardır. Musluk suyunun temiz/iyi olmadığı gerekçesiyle eve damacana ile su alıp onu içmek, öte yandan da musluktan akan suyla da dişlerimizi fırçalamak, meyvelerimizi yıkamak, banyo yapmak, biz evimizde temiz su kullanıyoruz anlamına gelmez.

Çözüm ne dolum tesisi kontrolünde ne de damacana kontrol ve teşhirindedir. Çözüm, evlerimizdeki musluktan hijyenik su akmasında ve söylediğine güvenebileceğimiz güvenilir yönetimdedir!

Prof. Dr. Recep Akdur - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi - Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı

***

TC ANKARA ÜNİVERSİTESİ GIDA GÜVENLİĞİ ENSTİTÜSÜ DAMACANA SULAR İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME

Son günlerde ambalajlı sular ve özellikle polikarbonat damacanalar, “Bisphenol A” ve damacanalı sular konusunda kamuoyunda çok fazla tartışma yapılmaktadır. Bu konuda birçok bilgi kirliliği bulunmaktadır. Kaynak suları ile ilgili mevzuat ve denetim yetkisi Sağlık Bakanlığı’na âittir. Ancak “Gıda ile temâs eden madde ve malzemeler” konusunda ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sorumludur. Kısaca kaynak suyunu ambalajlı üretmek isteyen bir firma bu iki bakanlıktan ayrı ayrı izin almak zorundadır. Son günlerdeki bu konuda yapılan tartışmalara açıklık getirilmek amacıyla bilinmesi gereken hususlar soru/cevap şeklinde aşağıda özetlenmiştir.

Polikarbonat plastik nerede kullanılır?

Birçok bilindik tüketim ürünleri polikarbonat plastikten yapılır. Örneğin kompakt diskler, darbeye dayanıklı gözlük camları, gıda ve içecek ambalajları, sebil su hazneleri de bu kimyasal maddeden yapılır. Polikarbonat plastik aynı zamanda sokak lâmbaları fânuslarında, büyük veya küçük ev âletlerinde, elektrik/elektronik cihaz parçalarında, otomotiv uygulamalarında, telefonlarda ve güvenlik için kullanılan kasklarda kullanılmaktadır. Polikarbonat levhalar daha çok işaret, pencere ve pencere korumalarında, kaldırımlar, çatı mâlzemeleri, seralarda kullanılmaktadır.

Pek çok gıda ve medikal gereçler polikarbondan üretilmektedir (örneğin kanı temizlemek amaçlı kullanılan kan oksijenatörü). Gıdalarla ve medikal ürünlerle temâs halinde kullanılmasından dolayı polikarbonat ve bisphenol A, geniş çaplı güvenlik testlerinden geçirilmiş ve bu güvenlik testleri Amerika Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), EFSA(Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi), Japon Ulusal İleri Endüstriyel Bilim ve Teknoloji Enstitüsü, Avustralya Yeni Zelanda Gıda Standartları gibi çok sayıda ülke kuruluşu tarafından üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

Polikarbonat plastik, gıda ambalajlarında nasıl kullanılır?

Polikarbonat plastik hijyenik olması ve gıdaları bozulmalara ve kontaminasyona (bulaşıklıklara) karşı koruması sebebi ile gıda ve içecek ambalajlarının her ikisinde de kullanılmaktadır. Plastiklerin, toplum sağlığının korunmasında hayatî öneme sâhip olan gıda ve içeceklerin bakterilere karşı korunmasında, mükemmel derecede etkili oldukları ispatlanmıştır.

Gıda ve içeceklerle temâsı olan bütün plastiklerin güvenliğinin garantisi, bütün dünyâ tarafından sıkı şekilde mevzuatla düzenlenmektedir. Diğer taraftan polikarbon reçineleri mutfak robotu parçaları, mikrodalga fırın kapları, sofra takımı, buzdolabı çekmeceleri, gıda muhafaza kapları ve iâde edilebilir su, süt ve meyve suyu kutularında da kullanılmaktadır.

Bisphenol A nedir?

Bisphenol A, polikarbonat plastik ve yapay reçinelerin yapımında kullanılan endüstriyel bir organik kimyasaldır. 40 yılı aşkın süredir güvenle kullanılmaktadır. Bisphenol A, PET plastik üretiminde kullanılmaz. PET genellikle tek kullanımlık servis eşyalarında, su ve içecek şişelerinde tercih edilen bir ambalaj mâlzemesidir.

Bisphenol A (BPA) gıdaya nasıl geçer?

BPA, bir çeşit saydam ve sert plastik olan polikarbon üretiminde kullanılmaktadır. BPA kalıntıları, aynı zamanda gıda ve içecek konserve kutularında koruyucu ve astar amaçlı olarak kullanılan ‘yapay reçine’de de bulunmaktadır. BPA’nin eser düzeydeki miktarı, polikarbonat plastik veya yapay reçine kaplamasından gıda ve içeceklere geçebilmektedir.

Bisphenol A (BPA) ile ilgili endişeler neden kaynaklanıyor?

BPA, vücudumuzdaki hormon sistemi ile etkileşime girme potansiyeli taşıyan kimyasal maddelerden birisidir. 1930’lardan bu yana BPA’nın dişi üreme hormonu olan östrojeni taklit edebildiği bilinmektedir. Doğurganlık, üreme ve endokrin sistem üzerindeki etkileri kemirgenler üzerindeki düşük doz BPA etkileri ile ilişkilendirilerek birçok bilimsel tartışmaya konu olmuştur.

Kanada Sağlık Bakanlığı’nda olduğu gibi, ABD’deki Ulusal Toksikoloji Programı’nın (NTP) yayınladığı açıklamalar ve son dönemlerde basında çıkan haberler, bisphenol A (BPA) içermesi sebebi ile konserve gıda ve içeceklerde olduğu gibi, polikarbonat plastik şişelerin, özellikle biberonların, güvenliğine ilişkin soruların artmasına sebep oldu. Son zamanlarda, BPA ile ilgili çalışmalarda, BPA’nın göğüs kanseri, obezite, kâlb hastalıkları, Tip 2 Diyabet, karaciğer anormallikleri ve sinir hastalıkları gibi hastalıklarla bağlantısı irdelenmektedir.

Damacanalarda Bisphenol A (BPA) insan sağlığına ne gibi zararları vardır?

EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi), Avustralya Yeni Zelanda Gıda Standartları Kurumu ambalajlarda kullanılan BPA malzemesinin güvenilir olduğu ve ambalajlarda kullanılmakta olan BPA seviyelerinin bebeklerin ve yetişkinlerin sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığı yönünde açıklamada bulunmuşlardır. Normâl şartlarda BPA su içerisinde çözünmemektedir. Çözünse bile miktarı analiz ile tayin edilemeyecek kadar düşük düzeydedir. Otoritelere göre de insan sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmamaktadır. Amerikan Çevre Koruma Ajansı ve Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu standartlarına göre Bisphenol A’nın insan sağlığı için güvenli olmayan boyutlara ulaşması için 80 kg olan bir bireyin günde 2000 litre su tüketmesi gerekmektedir.

Damacanalarda Bisphenol A (BPA) kansere yol açıyor mu?

EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi), Avustralya Yeni Zelanda Gıda Standartları Kurumu ambalajlarda kullanılan BPA malzemesinin güvenilir olduğu ve ambalajlarda kullanılmakta olan BPA seviyelerinin bebeklerin ve yetişkinlerin sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığı yönünde açıklamada bulunmuşlardır. Amerikan Gıda ve İlâç Dairesi'nin de tüketicilerin BPA içeren ürünleri kullanmaya devam edebilecekleri yönünde açıklamaları bulunmaktadır.

Plastik kaplarda şişelenmiş su sağlıklı mıdır?

Evet. Bütün dünyâda şişe suyu için kullanılan ana plastik madde PET’tir. BPA bu tipte malzemelerin bileşiminde bulunmamaktadır. Tekrar kullanılabilen polikarbon su ambalajlarına ilişkin olarak, dünyâ çapındaki çalışmalar ve hükûmetlerin kapsamlı güvenlik değerlendirmeleri sonucunda alınan kararlar, polikarbonat şişelerin tüketicilerin kullanımında güvenli olduğu yönündedir.

Ocak 2007’de EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi), (European Food Safety Authority - EFSA), son beş yılda yapılan bilimsel araştırma sonuçlarının ele alındığı ve tamamen uzmanların katıldığı yoğun ve bağımsız oturumların ardından Bisphenol A’nın (BPA) tüketici ürünlerindeki kalıntı seviyesinin insan sağlığı için bir risk taşımadığı kararına varılmıştır. EFSA’nın bulguları hem Amerika’da hem de Japonya’da bağımsız uzman panelleri tarafından doğrulanmıştır.

Avustralya “New Zealand Food Standards”, 2010 yılı Ocak ortalarında Bisphenol A (BPA) ile ilgili güncellediği açıklamasında, EFSA’nın konu ile ilgili güncellemesine dayanarak, alınan BPA miktarlarının sağlığa zararı yönünde hiçbir kanıt olmadığını belirtmiştir.

Polikarbonat plastikler, dünyâda bu otoriteler ve diğer gıda düzenlemeleri yapan makamlar tarafından, gıda ürünleri için güvenli paketleme mâlzemesi olarak sayılmaktadır.

EFSA, günlük alınabilir maksimum ‘Güvenli Limit’ (Tolere Edilebilir Günlük Miktar - Tolerable Daily Intake/TDI)’i şöyle açıklamıştır: ‘Vücut ağırlığı/gün’ oranı çerçevesinde '50 mikrogramBPA/kg’ oranı, bir ömür boyu günlük mâruz kalınan güvenli seviyeyi ifâde etmektedir.

Bu ‘Tolere Edilebilir Güvenli Limit’, Amerika Çevre Koruma Ajansı’nın (U.S. Environmental Protection Agency) da belirttiği referans değerle benzerdir. Buna göre de kişinin alabileceği günlük Bisphenol A dozu ’50 µg /kg ve vücut ağırlığı/gündür ve bu dozajlara hayat boyu mâruz kalındığında hiçbir yan etkiye sebep vermeyeceği anlamına gelmektedir. Bu sonuçlar, Bisphenol A üzerinde yapılan tüm test sonuçları ile de uyumludur. EPA, spesifik bir çevre etkenine mâruz kalma ve hormonal bozukluktan kaynaklanan ters bir etki arasında nedensel bir ilişki bulunmadığını belirtmiştir.

EFSA’nın belirttiği mâruz kalma değerleri, meme emen üç aylık bebekte ‘0.2 µg /kg – vücut ağırlığı/gün’ ile 6-12 aylık bebeklerde ’13 µg/kg – vücut ağırlığı/gün’ oranları arasında bulunmaktadır. Bu oranlar, Bisphenol A’nın (BPA) konservatif geçiş değerlerine ve % 95 oranında tüketimine dayanmaktadır. Küçük çocuklar ve yetişkinlerde beslenme ile potansiyel maruz kalma oranları ise, söylenen sıraya göre, 5.3 ve 1.5µg/kg – vücut ağırlığı/gündür ve bu oranlar ticarî yiyecek ve içeceklerin konservatif tüketim oranları ve Bisphenol A’nın (BPA) konservatif geçiş değerlerine dayanılarak belirlenmiştir. Bu konservatif oranlar, bütün yaş grupları göz önünde bulundurulduğunda ‘Tüketilebilir Güvenli Limit’in %30’undan daha azını temsil etmektedir.  

FDA tarafından 15 Ocak 2010 tarihinde yayınlanan açıklamada gıda ambalajlarında kullanılan BPA’nın güvenli olduğu tekrardan belirtilmiştir. FDA, belirlenen çok düşük dozlardaki BPA’nın insan sağlığı üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmadığının yapılan testlerle ispatlandığını açıklamıştır. Bununla beraber FDA, yürütülen hassas çalışmalarda, BPA’nın bebekler ve küçük çocuklar üzerindeki etkisi konusunda çeşitli endişeler olduğunu belirtmektedir. Fakat bu açıklamada plastik şişelerden geçen BPA kastedilmemektedir.

Eylül 2010 sonlarında, EFSA mevcut verilerle uzmanlar tarafından yapılan uzun ve detaylı bir değerlendirmenin sonucunda BPA için mevcut güvenli alım seviyesini yeniden konfirme etmiştir. Bu konuda 800’den fazla bilimsel makale incelenmiştir.

Kasım 2010’da FAO/WHO, Bisphenol A (BPA) mâruziyetinin ana kaynağı gıda olmasına mukabil, insan vücudundaki kimyasal seviyesinin çok düşük olduğunu ve hızlıca vücuttan atıldığı sonucuna varmıştır.

Düşük seviyelerde BPA’nın, bâzı hormonlarla aynı şekilde davranabildiğini gösteren çalışmalar mevcut mudur?

Laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan bâzı araştırmalar, düşük seviyedeki Bisphenol A’nın (BPA) (>2.4 µg/kg vücut ağırlığı/gün) üreme sistemine etki edebileceği ihtimâlini göstermektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan bu ‘düşük doz’ çalışmaları, tartışma konusu olabilecek tüm neden ve endişeleri ortadan kaldırmıştır. Temmuz 2008’de EFSA’nın AFC Paneli, Bisphenol A (BPA) konusunda ilâve bir bilimsel fikir ortaya koymuş ve şu sonuçlara ulaşmıştır:

- İnsan cenininin Bisphenol A (BPA)’ya mâruz kalması göz ardı edilebilir, çünkü anne BPA’yı vücudundan hızla metabolize eder ve ortadan kaldırır.

- Yeni doğanlar da aynı şekilde düşük dozlardaki(1mg/kg vücut ağılığı/gün den daha az) BPA’yı metabolize edebilir ve ortadan kaldırabilir. Bu da demektir ki, panelde ortaya konulan 0.05 mg/kg bw TDI değerinden daha yüksek oranlara ulaşmayan seviyelerdeki BPA, yeni doğanlar tarafından etkili bir şekilde temizlenmektedir. Bu nedenle Bisphenol A’nın (BPA) 2006 risk değerlendirmesi geçerliliğini korumaktadır.

- İnsan açısından risk değerlendirmesinde kullanılan ve kemirgenler üzerinde yapılan bâzı çalışmalar gösteriyor ki, insan ve kemirgenler arasındaki belirgin farklar nedeniyle BPA’nın düşük doz etkilerinin ilişkisi sınırlıdır. İnsanlar Bisphenol A’yı (BPA) kemirgenlerden çok daha hızlı bir şekilde metabolize eder ve vücuttan atarlar.Günlük alım miktarı, ceninleri ve yeni doğanları da kapsayacak şekilde tüketiciyi korumak için yeterli bir güvenlik imkânı sağlamaktadır.            

Polikarbonat Yerine Kullanılması Düşünülen bir Alternatif Ambalaj Mevcut mudur?

Polikarbonat, bütün bu yasal otoriteler tarafından HOD damacanalarda kullanılması güvenli materyal olarak bildirilmiştir. Buna rağmen, BPA ile ilgili basında yer alan açıklamalar tüketicilerin dikkatini çekmekte, bu nedenle de polikarbonata alternatif olacak mâlzemeler üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

Polikarbonatın, ambalajlı gıda ve içecek ürünlerinde tercih edilme sebebi hijyenik oluşu, gıda bozulması ve israfına karşı koruma sağlamasıdır. Ayrıca bakterilere karşı korumada üstün etki gösterdiği tesbit edilen polikarbonat, toplumun sağlığını korumak için kullanılan bir maddedir, dolayısıyla kansere sebep olması gibi bir durum söz konusu dahi olamaz. Ülkemizde ve dünyâda gıda ile temâs eden madde ve mâlzemeler konusunda yetkili otorite olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan izin almadan kullanılamaz; Bisphenol A’nın (BPA) her türlü ambalajda, gıdada kullanılmadan önce kontrolü yapılmaktadır.

Polikarbonat plastik, gıda ve meşrûbat ürün kapları için yaklaşık 50 yıldır tercih edilen bir mâlzemedir. Bu süre içerisinde polikarbonat şişeler üzerinde birçok araştırma yürütülmüş; bu araştırmaların ve dünyâ çapındaki hükûmet heyetleri tarafından yapılan çok yönlü güvenlik değerlendirmelerinin sonuçları, polikarbonat şişelerin tüketici kullanımı için güvenli olduğunu ortaya koymuştur. Gıdalarla temâs eden ve medikal ürünlerde kullanılmasından dolayı, polikarbonat Amerika Gıda ve İlâç Yönetimi, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, Avustralya Yeni Zelanda Gıda Standartları, Japon Ulusal İleri Endüstriyel Bilim ve Teknoloji Enstitüsü gibi çok sayıda organ tarafından gözden geçirilmiş ve kapsamlı güvenlik testlerinden başarıyla çıkmıştır.

Kutulanmış İçeceklerde Durum Nedir?

Çoğunlukla dikkatler plastik şişelerin üzerinde yoğunlaşmış olmasına rağmen, bâzı cam şişelerde metal kaplamalarla kutulanmış içecek kaplamalarında gerçekleşen migrasyon değerlerini karşılaştırmaktadır.  Yapılan analizler Bisphenol A’nın son üründe görülmediğini göstermektedir. Yapılan bütün bu analiz sonuçları, literatürde resmî otoriteler tarafından belirlenen spesifik limit değerlerinin altında tesbit edilmiştir.

Küçük bebekler ve çocuklara özel endişeler var mı?

EFSA Paneli, 2008 değerlendirmesinde, vücut ağırlıklarıyla ve daha düşük olan metabolize etme kapasitesi bağlantılı olarak beslenme açısından BPA’ya en çok mâruz kalma potansiyeli olan grup içerisinde, bebek ve çocuklara dikkatleri çekmiştir. Panelin besin-alım değerlendirmeleri koruyucu (en kötü durum) tahminlerine dayanmaktadır ve günlük alım miktarının ceninleri ve yeni doğanları da kapsayacak şekilde tüketiciyi korumak için yeterli bir güvenlik sınırı sağladığı sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, panel yeni doğan bebeklerin BPA’yı vücuttan atmak için yeterli kapasitesi olduğu sonucuna varmıştır. 

FDA tarafından yapılan daha güncel iki çalışma, yaşamın ilk günlerinden itibaren BPA'nın verimli bir şekilde metabolize edilebildiğini teyit etmiştir. Çalışmalardan biri fareler üzerinde, ikincisi ise maymunlar üzerinde yapılmıştır.

Her iki çalışma da, özellikle maymunlarla yürütülen çalışma, çok genç yaşlardan itibâren ağız yoluyla alınan Bisphenol A’nın (BPA) metabolize edilmesi yeteneğinin bulunduğunu vurgulamıştır. Bu sonuç önceden yapılmış çalışmaları teyit eder ve bebeklerin BPA’yı metabolize etme yeteneği gelişmediği ve dolayısıyla BPA ya karşı daha hassas oldukları yönündeki yaygın olan iddiaya direkt olarak reddetmektedir. Maymunlarla yapılan çalışma göstermiştir ki, yeni doğanların (doğduktan 5 gün sonra) BPA’yı metabolize etme kapasitesi yetişkinlere eşdeğer düzeydedir.

AB, yakın bir zamanda, nüfus içerisindeki en hassas grubun bebekler olduğunu ve bebek biberonlarının kullanımında yaygın olarak kullanılan yüksek sıcaklıklarda yapılan sterilizasyonun Bisphenol A (BPA) migrasyonunu arttırabileceğini dikkate alarak, sâdece bebek biberonlarında BPA’nın yasaklanmasına karar vermiştir.

BPA ile Kâlb Rahatsızlığı veya Diyabet Arasında bir bağlantı olduğu doğru mu?

Eylül 2008’de JAMA (Journal of the American Medical Association) tarafından yayınlanan Bisphenol A (BPA) üzerinde yeni bir çalışma, idrarda kimyasalların daha yüksek oranlarda bulunmasının kâlb hastalıkları, İkinci Derece Diyabetikler ve karaciğer enziminde anormâllikle ilişkilendirildiğini tesbit etmiştir. Çalışma başarılı bir şekilde yürütülmüş gibi görünse de, Bisphenol A’nın sağlık sorunlarına sebep olup olmadığını direkt olarak test edilmemiştir. Bu nedenle söz konusu çalışma BPA’nın suçlu olduğunu ispatlamamaktadır.

Araştırma sırasında yaş, cinsiyet, ırk, sigara kullanma durumu ve vücut hacim endeksi gibi faktörler dikkate alınmamış, Diyabet ve kâlb hastalıklarının âile geçmişini de içerecek şekilde bütün muhtemel etkiler için göz önünde bulundurulmamıştır. Nitekim makalenin yazarları da ek bir araştırmanın bulgularını doğrulaması gerektiği konusunda ikazda bulunmaktadır.

Polikarbonat şişeler hakkındaki söylentiler nelerdir?

Polikarbon şişeler hakkında birçok söylenti, yanlış bilgi ve sebepsiz korku hikâyeleri dolaşmaya devam etmekte, günlük hayattaki belirli kullanımlarında, bisphenol A’nın zararlı seviyelere ulaştığı iddia edilmektedir. Saygın bilim adamları ve organizasyonlar tarafından yapılan yeni araştırmalar, efsanelerin doğru olup olmadığını ve sebepsiz korku yaratan hikâyelerin bir değeri olup olmadığını göstermek için veri oluşturmaktadır.

Söylenti 1: Yüksek Sıcaklıklarda Migrasyon Güvensiz Seviyelere Yükselir

Son zamanlarda Cincinnati Üniversitesi’nde yapılan küçük ölçekli bir çalışmaya dayanan bir söylentide, polikarbonat plastik şişelere kaynar su konulduğunda (polikarbonat bebek biberonları) şişeden serbest hâle geçen Bisphenol A (BPA) miktarının arttığı ve akabinde şişeye oda sıcaklığında su konulduğunda da yüksek kalmaya devam ettiği belirtilmektedir.

Atina Üniversitesi’nde yapılan çok daha kapsamlı bir araştırmada, gerçek hayatta polikarbonat şişelerin tekrarlayan kullanımında ne olduğunu görmek için tekrarlayan dolum döngüleriyle migrasyon incelenmiştir ve kaynar suyla yapılan dolum sonrası BPA migrasyon seviyesinin yüksek kaldığı doğrulanmamıştır. Araştırmacılar yüksek migrasyon seviyesinin, bir sonraki kullanımda kaynar su kullanılsa bile, tekrarlayan kullanımda kısa sürede referans seviyeye geri dönen geçici bir etki olduğunu belirlemişlerdir.

Hacettepe Üniversitesi Gıda Araştırma Merkezi’nde polikarbonat damacana ambalajları ile ilgili yaptığı araştırma sonuçlarına göre Bisphenol A (BPA) maddesi, tabiatta her yerde vardır. Bu maddenin insan sağlığına zarar veren hâle gelebilmesi için 35 derece sıcaklıkta 60 gün süreyle bekletilip, bu damacanalardan da günde bir kişi tarafından en az 60 tâne tüketilmesi gerekmekte olduğu belirtilmektedir.

Bu yeni çalışmalarda görülen en yüksek Bisphenol A (BPA) seviyeleri bile hükûmet organlarınca belirlenmiş bilimsel bazlı güvenlik standartlarının çok altındadır.

Söylenti 2: Bulaşık Makinesinde Polikarbonat Şişelerin Yıkanması Güvensizdir

Bu söylenti, bulaşık makinesinde yıkanması hâlinde polikarbonat şişelerin yapısının bozulacağı ve tekrar eden kullanımlarda güvensiz seviyelerde Bisphenol A’nın (BPA) serbest kalacağını önermektedir. Bu söylentinin temeli, 2003 yılında laboratuvar hayvan kafeslerinin ve su şişelerinin kasıtsız olarak yüksek sıcaklıkta yüksek kostik (yakıcı) bir yüzey temizleme deterjanı ile yıkanması ve ardından sterilizasyonuna dayandırılmaktadır. Çalışmanın polikarbonat şişelerin evde kullanım şartlarına ufak bir benzerliği olduğu düşünülmüştür.

Norveç Gıda Güvenliği Otoritesi ve İsviçre’deki Zürih-Kanton Resmî Gıda Kontrol Otoritesi’nden araştırmacılar son zamanlarda yaptıkları güncel bir araştırmada çok kapsamlı bir deneyler serisi dizayn ederek gerçek hayattaki yıkama koşullarının ve hâttâ “mümkün olabilecek diğer şart ve senaryoların” BPA seviyelerini güvensiz seviyeye çıkarıp çıkaramayacağını incelemişlerdir.

Bu verilere dayanarak, “sıra dışı şart ve senaryolarda bile polikarbonat bebek biberonlarında serbest kalan BPA miktarının bebekler için belirlenmiş Tolere Edilebilir Günlük Miktar (TDI-Tolerable Daily Intake, bilimsel çalışmalara dayanan bir Avrupa güvenlik Standartı’nın açıkça altında olduğu” sonucuna varmışlardır.

Deterjanı etkili bir şekilde durulamayı da içeren normâl bulaşık makinesinde yıkama şartlarında, bu çalışmada belirlenen migrasyon seviyelerinin diğer pek çok çalışmada belirlenen değerlerle benzer olduğu ve güvenli limitlerin çok altında olduğu görülmüştür. Bu çalışma da, diğer pek çok çalışma gibi, polikarbonat bebek biberonlarının güvenle bulaşık makinesinde yıkanabileceğini teyit etmektedir.

Söylenti 3: Eski veya Yıpranmış Şişelerden Güvensiz Seviyelerde Bisphenol A (BPA) Serbest Kalabilir

Bu söylentinin bir gerekçesi, eski şişelerin yapısının bozulduğu ve güvensiz seviyelerde BPA’nın serbest kalacağı öne sürülerek polikarbonat şişelerin fırça ile temizlenmemesi gerektiğidir. Güncel araştırmalar bu söylenti için destek oluşturmamaktadır.

Yukarıda bahsedilen Atina Üniversitesi’nde yapılan çalışmada polikarbonat bebek biberonlarında bulaşık makinesinde yıkama, deterjanla fırçalama, kaynar su ile sterilize etme ve sıcaklığın BPA migrasyonu üzerine etkisi araştırılmıştır. Yaygın olarak bilinen sıcaklık istinası hâricinde, yapılan deneylerde diğer parametrelerin hiç birinin BPA'nın serbest kalması üzerinde etkisi bulunmamıştır. Isıtılan bebek biberonlarındaki migrasyon seviyesi güvenlik standartlarının oldukça altındadır ve dolayısıyla, çalışmayı yürütenler “sonuçlarımıza göre polikarbonat bebek biberonlarındaki BPA migrasyonunun endişe konusu olması mümkün değildir” diye sonuçlandırmışlardır.

Küçük ölçekli olmasına rağmen, Cincinnati Üniversitesi çalışması eski ve yeni polikarbonat şişeler arasında bir fark bulmamıştır. 9 yıla kadar eski şişelerde ölçülen BPA migrasyonu, yeni şişelerde ölçülen seviyeden farklı çıkmamıştır.

Su damacanalarının plastik yerine cam olması sağlık yönünden daha iyi olur mu?

Hayır. Çünkü Damacanalar dönüşümlü ambalajlardır. Her dolumdan önce tam otomasyon sistemlerle yıkanması ve sterilizasyon işlemine tâbi tutulması gerekmektedir. Yıkama işleminin ise işin tekniği açısından ve Sağlık Bakanlığı Yönetmeliklerine uygun olarak minimum 55 C° ve üstü bir ısıda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Cam ambalajı bu ısıda yıkamak teknik açıdan mümkün olamamaktadır. Çünkü cam ambalaj bu ısıda çatlamakta ve kırılmaktadır. Ayrıca camın ağır oluşu lojistik açıdan büyük zorluklara neden olmaktadır. Bu nedenlerle Damacanada Cam kadar sağlıklı olan Polikarbonat Ambalajlar kullanılmaktadır.

Ambalajlı su kullanım koşulları nasıldır, nerede saklanmalı, ne kadar zamanda tüketilmelidir?

Öncelikle tükettiğiniz ambalajlı suyun Sağlık Bakanlığı tarafından izni olup olmadığına, etiketin üzerinde izin tarihi ve sayısının bulunup bulunmadığını kontrol etmek gerekiyor. Satın aldığınız suyun 4 ayrı yerinde etiketinde, gövdesinde kabartma yazıyla, emniyet bandında ve kapağında suyun markasının bulunmasının yanı sıra, yine etiket bilgilerinde cinsi, üretim adresi, suya uygulanan işlemler ve suyun sâhip olduğu parametreler mutlaka yer almalıdır. İmâl ve son kullanma tarihi, parti ve seri numarası, şirket logosunun ayrıca damacana ambalaj üzerinde kabartma ile yazıyor olması gerekiyor. Güvenlik bandına önemle dikkat etmek gerekir, suyu açanın ilk siz olduğunun göstergesidir. Diğer önemli bir konu ise, sağlıklı su tüketmek istiyorsanız, damacananızı belirlenen kriterlere göre muhafaza etmeniz gerektiğidir. Serin, kuru ve direkt güneş ışığına mâruz kalmayan temiz bir ortamda muhafaza edilmelidir.

Damacanaları temizlemek için ne kullanılıyor? İçinde kalan deterjanı temizlemek için 3 damacana su mu kullanılıyor mu, nasıl temizleniyor?

Damacana ambalajlar dolum işleminden önce bir dış yıkama ünitesinden, dört ayrı iç yıkama ünitesinden geçmektedir. Bu iç yıkama ünitelerinde deterjanlı, sıcak ve dezenfektanlı su ile yıkanmaktadırlar. Ayrıca durulama işleminin güvenilirliğini sağlamak için sürekli olarak deterjan ve dezenfektan kalıntı analizi yapılmaktadır. Yâni imâl edilen damacana ambalajlar deterjan ve dezenfektandan tamamen arındırılmaktadır. Bu nedenle damacanalar son derece sağlıklı ve güvenilirdir.

Plastiklerin üzerinde yer alan 1, 3 ve 7 numaraları ne anlama gelmektedir?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nde yer alan bu rakamlardan 1 polietilen teraftalat (PET), 3 polivinil klorürü (PVC), 7 ise polikarbonu da içeren numaralandırılmamış diğer ambalaj malzemelerini ifâde etmektedir. Ambalajın, geri toplama sürecinde kolay ayırt edilmesi ve ambalaj materyali konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi amacı ile gönüllü olarak yazılmaktadır. Bu rakamların, ambalajların sağlık açısından güvenilirliği ile ilişkisi bulunmamaktadır

DAMACANALARIN ALTINDAKİ NUMARALAR NE ANLAMA GELİYOR?

Son birkaç gündür bâzı basın yayın organlarında “plastik ambalajların kanser riski taşıdığı” iddiaları yer almaktadır. Tüketicileri yakından ilgilendiren bu konunun doğru anlaşılması ve bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması için önemlidir.

Günlük hayatımızda tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin muhafaza edilmesinde sıkça kullanılan plastik ambalajlar üretim esnasında birden yediye (1-7) kadar numaralandırılmaktadır. Bu numaralar genellikle şişelerin tabanında üçgen şeklindeki geri dönüşüm ambleminin içine yazılmaktadır. Özellikle plastik şişelerin altında bulunan bu numaralar aslında o ambalajın ne tür bir hammadde kullanılarak yapıldığını gösterir.

Ülkemizde, damacanalarda genellikle bu numara 7’dir. Zira 1-6 arası mâlzemeler polietilen (PET), polyester (PS), PVC, gibi hammadde içeriğini temsil eden numaralar verilmektedir (aşağıda bu tablo detaylı olarak verilmiştir.)

Oysa 7 numarası “Diğer” grubunu oluşturmaktadır. Bu diğer grubunda bulunanların içerisinde bir tânesi de, “Polikarbonat”’dır (PC).

19 litre su damacanalarının diğer adı olan Polikarbon Şişeler'de bulunan ve “endokrin bozucu” etkisi dolayısıyla kansere sebep olabileceği belirtilen Bisfenol A’nın (BPA) suya geçme riski ile ilgili yapılan araştırma, bu riskin, insan sağlığına etkisi açısından “yok denebilecek düzeyde” olduğunu ortaya koymuştur.

Prof. Dr. Nevzat Altık

Damacanaların doğrudan güneş ışığına mâruz kalma ihtimâli dikkate alınarak 35 Santigrad derecede depolanması hâlinde dahi Bisfenol A (BPA) migrasyonu en çok binde üç (0.003) mg/kg olarak ölçülmektedir.

Bu oran, AB ve Türk mevzuatında günlük yasal sınır olan yüzde altı (0.6) mg/kilogramın o kadar çok altındadır ki, yaklaşık 200/1’den dahi daha düşüktür.

Damacana ambalajı yaklaşık 50 yıldır gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır. Ülkemizde de, bu ürünün imalât aşamasında tüm kontrolleri TC Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Böyle olunca, bu oranlarda Bisfenol A (BPA) varlığının sağlık açısından herhangi bir risk yaratmayacağı bilimsel araştırmaların bir sonucudur.

Bu veriler ışığında piyasada sağlığımızı tehdit eden pek çok ambalajlı ürün varken bunların içerisinden en az riskli olduğu bilimsel olarak da ispatlanmış olan Polikarbon materyalden üretilen damacanalardaki Bisfenol A (BPA) düzeyidir.

Damacanaların altındaki sayıların anlamları:

  • 1 numara --> PET veya PETE (polyethylene terephtalate)
  • 2 numara --> HDPE (high density poly ethylene)
  • 3 numara --> PVC (poly vinyl chloride)
  • 4 numara --> LDPE (low density polyethylene)
  • 5 numara --> PP (polypropolene)
  • 6 numara --> PS (polystyrene)
  • 7 numara --> Diğer (yukarıdaki sınıflamaya girmeyen diğer plastik türlerinin genel sınıflamasıdır).

Damacana suyu kaç günde tüketmemiz gerekmektedir?

Gıda ürünlerinde raf ömrünü genel olarak hammadde özellikleri, uygulanan işlem, paketleme ve ambalaj teknolojisi belirler. Ambalajlı sularda ürüne bir işlem yapılmadığı için raf ömründe ambalaj belirleyici olmaktadır. Damacana ambalajlarda 1 yıl, PET ambalajlarda 2 yıla kadar raf ömrü verilmektedir. Açıldıktan sonra 5 litrenin üzerindeki ürünler maksimum 7 gün içerisinde tüketilmesi gerekir.

Damacana su alırken nelere dikkat edilmesi gerekir?

Öncelikle tükettiğiniz ambalajlı suyun Sağlık Bakanlığı tarafından izni olup olmadığına, etiketin üzerinde izin tarihi ve sayısının bulunup bulunmadığını kontrol etmek gerekiyor. Satın aldığınız suyun 4 ayrı yerinde etiketinde, gövdesinde kabartma yazıyla, emniyet bandında ve kapağında suyun markasının bulunmasının yanı sıra, yine etiket bilgilerinde cinsi, üretim adresi, suya uygulanan işlemler ve suyun sâhip olduğu parametreler mutlaka yer almalıdır. İmâl ve son kullanma tarihi, parti ve seri numarası, şirket logosunun ayrıca damacana ambalaj üzerinde kabartma ile yazıyor olması gerekiyor. Güvenlik bandına önemle dikkat etmek gerekir, suyu açanın ilk siz olduğunun göstergesidir. Diğer önemli bir konu ise sağlıklı su tüketmek istiyorsanız, damacananızı belirlenen kriterlere göre muhafaza etmeniz gerektiğidir. Serin, kuru ve direkt güneş ışığına mâruz kalmayan temiz bir ortamda muhafaza edilmelidir.

Damacana Suyu, Cam Şişe veya Testi gibi kaplara aktarılmalı mıdır?

Hayır. Damacana ambalajlar kapağı açılana kadar hiçbir bakteri içermezler. Başka kaba aktarma esnasında su, ortam havasından bakteri kapacaktır. Ayrıca kullanılacak olan kabın damacana ambalaj gibi steril ve hijyenik olması mümkün değildir.

Pet Şişe Kansere sebep olur mu?

Ambalajlı sular Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmektedir. Kullanmakta olduğumuz ambalajlar ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı denetiminde üretilmektedir. Sağlık Bakanlığı Yönetmelikleri'ne uygun olarak üretilen bütün ambalajlı su ürünlerini güvenle tüketilebilir.

Pet şişe kullanımı sağlıklı mıdır?

Evet. Kullanılan hammaddeler tedarikçi firmalar tarafından Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın izni ve denetimi altında üretilmektedir.

Pet şişe içerisindeki sular güneşte beklediğinde insan sağlığına zararı oluyor mu?

PET şişeler güneşte bekletilirse insan sağlığına zararlı etkisi olmasa da tat ve koku açısından sorun yaratan asetaldehit oluşmaktadır.

Pet şişelerin geri dönüşümünü hijyen açısından nasıl buluyorsunuz?

Ülkemizde henüz pet şişelerin geri dönüştürülerek gıda ile temâs eden ambalaj mâlzemesi olarak kullanılması yasal değildir. Avrupa Birliği Üye ülkelerinde yasaldır, ülkemizde yasalar izin verdiği takdirde hijyenik şartlara tamamen uyulması şartıyla ileride uygulanabilir.

Pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede kaldığı zaman şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor mu ve suya karışmasına neden oluyor mu?

Ambalaj malzemeleri ve raf ömürleri uzun süren araştırmalar sonucunda belirlenir. Ambalajlı suların üretiminde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen ambalaj malzemeleri kullanılır. Pet şişelerdeki sular raf ömürleri boyunca güvenle tüketilebilir.

Plastik şişelerin hormonlar üzerinde etkileri neler?

Pet şişelerin hormonlar üzerinde etkisi olduğuna dâir onaylanmış herhangi bir bilimsel çalışma yoktur.

Plastik su şişeleri buzluğa konmamalı mıdır?

Hızlı soğutma amacıyla pet su şişeleri kısa süreli olarak buzluğa konulabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, su donma süresince genleşerek hacmi artar. Buzlukta unutularak uzun süre kalan pet şişe içerisindeki sular donar ve bunun sonucunda su şişesinin deforme olması söz konusu olabilir.

Cam şişe sağlıklı mıdır?

Cam, sağlıklı bir ambalajdır. Ancak cam şişeler çatlama ve kırılma riski nedeniyle yüksek sıcaklıklarda yıkanamamaktadır. Bu nedenle yıkanarak tekrar doldurulması sağlık açısından risk teşkil etmektedir. Camın ağır oluşu lojistik açıdan büyük zorluklara neden olmaktadır. Ayrıca mâliyetinin çok yüksek olması tüketicilerimizin düşük mâliyetle su almasına engel olacağından Ambalajlı Su Sektörü tarafından tercih edilmemektedir.

Şebeke Suyu içilebilir mi?

Ambalajlı sular, yönetmelik gereği ilk çıktığı hâliyle temiz ve sağlıklı olmak zorundadır. İlâve bir işleme gerek kalmaksızın direkt olarak suyu kaynağından içilebilir. Suyun temizliği yeryüzüne ilk çıkış noktasından tam otomatik makinelerde şişeye doldurulmasına ve kapatılmasına kadar çok sıkı kontrol altındadır. Diğer taraftan genel olarak suyun çeşmeye kadar olan yolculuğu farklıdır. Çeşme suyunda su kaynakları dereler şeklinde yüzey sularına dönüşmekte ve bu sular yüzeyden bulaşan her türlü kirletici unsurları da (ziraî ve tarım ilâç kalıntıları, ağır metaller, parazit, mikrop ve virüsler) taşıyarak toplanma havzalarına veya barajlara gelmektedir. Bu şekilde toplanmış sular muhtelif filtreleme, klorlama ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildikten sonra su şebeke boruları vâsıtasıyla konutlara pompalanmaktadır. Bu proseslerde kullanılan klor gibi dezenfektanlar sağlık açısından uzun vâdede kanserojen riskler taşımaktadır. Ayrıca gerek binaya ulaşan dış şebeke borularında ve gerekse bina içindeki iç şebeke borularında ve bina içi su depolarında var olabilecek her türlü yabancı madde, pas, toprak, parazit, mikrop ve virüsler gibi unsurlar da çeşme suyu içinde son tüketiciye ulaşabilmektedir. Genelde çeşme suları içinde taşıdığı klor gibi dezenfektanların etkisiyle rahatsız edici bir koku ve lezzete sâhiptirler.

Prof. Dr. Nevzat Artık, Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü

***

Ben nakilde bulundum, karar sizlerin.

Bizim evde Natilus marka su arıtma cihazını kullanıyoruz ve %100 emniyetle o suyu her amaçla kullanıyoruz ve bize bu sistemi tanıtan Sayın Sevilay Tınmazlar’a da şükranlarımızı sunuyoruz…

 Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 31 Temmuz 2012 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017