Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İLKİN ERKUTUN'U KAYBETTİK

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 297 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Mide ülseri, midede oluşan açık yaradır. Bu mide yarası, gastritin (mide iltihabının) ilerlemiş hâlidir. Toplumumuzdaki yaygın kanaatin aksine, süt içmek mide ülserinin daha da kötüleşmesine sebep olabilir.

 ilkin erkutun ile ilgili görsel sonucu

İlkin Erkutun

Psikosomatik bir hastalıktır.

Mide ülserinin en yaygın belirtisi karındaki yanma hissi ve ağrıdır. Bu ağrı boyuna doğru yükselebilir, göbeğe veya sırta vurabilir.  Bu sebeple pankreas iltihabıyla karışabilir.

Süresi birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir.

Yemek yedikten sonraki birkaç saat içinde ortaya çıkar, gece uykusundan kaldıracak şiddette olabilir.

Diğer muhtemel belirtiler şunlardır:

Hazımsızlık

Asid reflüsü (mideden yutma borusuna asid kaçması)

İştah veya kilo kaybı

Genel hâlsizlik ve huzursuzluk durumu

Yağlı yedikten sonra gelen şişkinlik hissi

Mide ülseri ile birlikte aşağıdaki belirtiler görülürse vakit kaybetmeden tıbbî yardım alınmalıdır:

Kan kusmak (kan, kırmızı veya kahverengi renkte olabilir)

Koyu renkli, yapışan, katran gibi dışkı yapmak…

Karında aniden ortaya çıkan ve giderek kötüleşen keskin ağrı

Mide Ülseri sebepleri

Mide İltihabı

Helicobacter pylori bakterisinin yol açtığı mide iltihabı, mide ülserinin en yaygın karşılaşılan sebebidir.

 

Bu bakteriler mide çeperini tahriş ederek mideyi mide asidine karşı savunmasız bırakabilir. Bu durumda mide ülseri oluşma riski çok artar.

 

İltihap kapan kişi bu durumun farkında olmayabilir, çünkü herhangi bir belirti görülmeyebilir ve seyri sessiz olabilir.

 

Bu durum her yaştan insanda görülebilir.

 

Helikobakter pylorinin en yaygın bulaşma nedeni, dışkı ile kirlenmiş suların tüketilmesidir, yani temizliğe ve sağlığa azami ölçüde dikkat edilmelidir.

 

Bazı kişiler Helikobakter pylori bakterisinin zararlı etkilerine karşı daha hassastır. Bu durumun sebebi bilinmemektedir.

 

Bazı İlaçlar

 

Ağrı kesici, iltihap giderici veya kan sulandırıcı etkileri için sıklıkla kullanılan NSAID (steroid içermeyen iltihap giderici) ilaçlar mide ülserine neden olabilmektedir. Bazı örnekleri şunlardır:

İbuprofen

Aspirin

Naproksen

Diklofenak

 

Bu ilaçların uzun süre ile düzenli olarak kullanılmaları mide ülseri riskini önemli ölçüde arttırmaktadır.

Hayat Tarzı

 

Aşağıdaki etkenlerin mide ülserine neden oldukları konusunda kuşkular olsa bile en azından iyileşme sürecini zorlaştırdıkları kesindir:

Aşırı miktarda alkol tüketmek

 

Sigara ve türevlerini kullanmak, tütün çiğnemek

 

Aşırı stres

 

Radyasyon tedavisi almak

 

Çok hasta olmak (solunum cihazına bağlı olmak vs. gibi)

 

Mide Ülseri Tedavisi

 

Sebebi doğru tespit edilerek tedavi edilen çoğu mide ülseri bir veya iki ay içerisinde iyileşir.

İlaç Tedavisi

Antibiyotikler: Helicobakter pylori bakterisinin sebep olduğu mide ülserinde iki veya üç farklı antibiyotik kullanılır. Günde iki kez alınarak genellikle bir hafta boyunca devam edilir. Sık kullanılan örnekler şunlardır:

 

Amoksisilin

Klaritromisin

Metronidazol

 

Asid düşürücüler: Proton pompa inhibitörü veya H2 reseptör antagonisti adı verilen türleri olan bu ilaçlar midenin ürettiği asit miktarını azaltır.

 

Bu sayede oluşan hasar azalır ve mide ülserinin iyileşmesi için fırsat tanınmış olur. 4-6 hafta arası bir kullanım söz konusu olabilir. Sık kullanılan örnekleri şunlardır:

 

Omeprazol

Pantoprazol

Iansoprazol

Ranitidin

 

Antiasidler: Yukarıda sıralanan ilaçların hiçbiri birkaç saatten önce etki etmez. Kısa sürede rahatlama sağlanması için antiasid alınması gerekebilir.

 

Antiasid ilaçlar sayesinde midede bulunan asid giderilir. Reçetesiz olarak da satılabilmektedirler.

 

Ayrıca mide ülserinin sebebi kullanılan ağrı kesicilerse (NSAID) kullanımları bırakılıp alternatif ilaçlar için doktor tavsiyesi alınmalıdır.

Beslenme Tavsiyeleri

 

Sağlıklı beslenme, mide ülseri hastaları için daha çok önem arz eder. Rahatsızlık veren yiyecek ve içecekler tüketilmemelidir.

Alkol, kahve, kafeinli soda, yağlı yiyecekler, çikolata ve baharatlı yiyecekler birçok hastayı rahatsız etmektedir.

 

Yatmadan önce yenilmemelidir.

 

Süt ve süt ürünleri mide ülserine iyi gelmez. Aksine uzun vadeli kullanımlarında mide ülserini şiddetlendirebilirler.

 

Hayat Tarzı Değişiklikleri

 

Tütün mamulleri iyileşme sürecini yavaşlatır. Bırakmak için profesyonel destek alın, biz bu konuda nikotin bantları, hipnoterapi, Wellbutrin veya Zyban (amfebutamon) vererek yardımcı oluyoruz.

 ***

Stres seviyenizi aşağı çekmek için size uygun yöntemleri keşfedin.

 ***

Kanamayı Durdurmak

 ***

Mide ülseri çok kanamaya yol açıyorsa veya karın bölgesinde bir yırtığa neden olmuşsa aşağıdaki tedaviler gerekli hâle gelir:

Endoskopik yöntemlerle mide ülseri üzerine ilaç dökülmesi…

Endoskopik yöntemlerle mide ülserine metal pens atılması…

 

Cerrahî Müdahale

 ***

Doğal Tedaviler

 ***

Bazı vitamin ve besinler mide ülserine iyi gelir:

E Vitamini: Kiev Medikal Enstitüsü’nde yapılan bir deneyde E vitamini alan hastalarda mide iç yüzeyinde protein üretiminin hızlandığı, böylece mide ülserinin iyileştiği görülmüştür.

E vitamini zeytinyağı ve ayçiçeği yağında bolca bulunur.

 ***

Sarımsak: Mide ülserine neden olan H. pylori bakterisinin üremesini engelleyerek mide ülserine iyi gelir.

 ***

Meyan Kökü: Meyan kökü midede koruyucu sıvı salgılanmasını arttırarak midenin iyileşmesine katkıda bulunur.

 ***

Biber: Sanılanın aksine kırmızıbiber içeriğindeki kapsaisin adlı madde sayesinde midenin kendini onarmasını destekleyerek, mide ülserine iyi gelir.

 ***

Vaktinde teşhis edilmeyen bazı vakalar bu basit gibi gözüken hastalık sebebiyle kaybedilebilir.

***

Duedonum (ince bağırsak) ülseri de çok benzer belirtiler verebilir; iyi bir dâhiliyeciyle psikiyatrın işbirliği tedavide önemli yer tutar. Konsültasyon çok önemlidir.

***

Hastalık yoktur, hasta vardır ilkesi burada da geçerlidir.

***

Dün Büyükada’ya gittik ama hem keyiflendik, hem de üzüldük çünkü anne tarafımdan bir akrabamı daha kaybettik: İlkin Erkutun.

***

Uzun süre Koç Holding’de çalışmıştı. Maalesef Alzheimer Hastalığına yenik düşmüş. Aslında bu mel'un hastalıkla ilgili bir de aşı geliştirildi ama yaygın beyin ve omurilik iltihabı yapıyor. Bilim geometrik hızla ilerliyor. Bilim adamları ona da bir çare bulacaktır mutlaka!

***

Bu arada Evrim devam ediyor. Evrimsel Psikiyatri ve Psikoloji Kitabını da yazıyorum.

Sevgim ve saygımla efendim.

Birlikte, dirlikte ve bilimle kalın.

Bu arada, bana Talabani, Barzani veya Abdullah Öcalan getirilse muayene eder miyim?

Tabii ki, çünkü ben bir hekimim. Atatürk’ün izinde olmam bir şeyi değiştirmez.

National Geographic ve Ulusal Kanal’dan pek ayrılmayın derim.

 

 Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 27 Eylül 2017 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Perşembe, 22 Şubat 2018