Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İLLÂKİ FATİH TERİM’İN “YETER YÂHU” DEMESİ Mİ GEREKİYOR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3257 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde dün 22.00’de eş zamanlı saldırı düzenledi, uzun namlulu silâhlar ve roketatarlarla dört ayrı noktadan Kaymakamlık, Tümen Komutanlığı, askerî lojmanlar ve polis noktalarına roketatarlar, uzun namlulu silâhlarla ateş açıldı.

Saldırılarda 9 güvenlik görevlisi şehit oldu. Saldırı ve sonrasındaki çatışmada 4'ü ağır 8 güvenlik görevlisi de yaralandı.


Şırnak Asker Hastânesi’ne kaldırılan yaralılardan biri bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Böylece şehit asker sayısı 10’a yükseldi. Üçü ağır olmak üzere, 7 yaralı güvenlik görevlisinin Şırnak Asker Hastânesi’ndeki tedavisi sürüyor.

Ayaklanmaya kalkan ahâliden bir grup zorla dağıtıldı.

Saldıranlardan da öldürülenler var.

Hâlâ “bunu PKK yaptı” diyorlar!

Şanlı Urfa’da canlı bomba kendini patlattı, arkasında şehitler ve yaralılar bıraktı.

Hükûmetimizin ileri gelenlerinin hepsi başka bir şey söylüyor. TBMM Başkanı’nın söylediğini diğer AKP’liler ayıplıyor. CHP ve AKP aralarında mektuplaşıyorlar, flört mü desem...


***

Hatırlar mısınız?

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Gaziantep’teki terör saldırısı sebebiyle Kasımpaşa maçıyla ilgili yorum yapmamıştı. Müsabaka sonrası düzenlenen basın toplantısına oldukça moralsiz bir şekilde gelmiş, “'Kaka'yla, Engin Baytar’la, maçla ilgili sorularınızın hepsine cevap vereceğim ama Gaziantep’teki olaydan sonra, durumum şimdi yorum yapmak için müsâit değil. Başka bir gün Florya’ya gelin, bunların hepsinin cevabını vereyim. Maçtan sonra duydukları şeylere bir insanın Türk olup da üzülmemem değil, yazıklar olsun. Bu ülkeye ne oluyor? Şimdi 3 puan aldık diye göbek mi atayım? Milletin evine ateş düşmüş. Her gün 1 oluyor, 2 oluyor. Beyler, nereye gidiyoruz? Böyle bir gecede, ‘kazandığımız için, 3 puan aldığımız için mutluyum, sevinçliyim’ demeye utanıyorum. Böyle olacaksa spor yapmayalım, futbol oynamayalım. Onlar da ana baba evlâdı. Hiçbir ölüm olmasın. Bu ülkenin an’anelerine, örflerine, kardeşliğine ne oldu? Dinimiz bunu emretmiyor. 'Komşun açsa, sen tok duramazsın' denilen bir dinden geliyoruz. Belki sesimizi çıkarmıyoruz ama takip ediyoruz. Gazetelerin sâdece arka sayfalarını okumuyoruz. Ülkemizde neler olduğuna biz de bakıyoruz. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Onlar da candır. Şimdi gelip ben nasıl maç analizi yapayım? 1-2 gün bana müsaade edin. Gâlip mi geldik biz? Maç sonu kaynar sular dökülmüş gibi olduk” demişti.

O zaman 80 kişilik vefat vardı!

                        

Bakın, dün de maçlar vardı. Fenerbahçe’nin statta mikrofonla taraftarına kızan Başkanı, durduk yerde (ne sebep gösterirlerse göstersinler) Alex gibi bir âbideyle inatlaşananTeknik Direktörü de bir âlemdiler; “çok kolay gol yiyoruz” diyerek futbolcularına kızan Fatih de!


Başarması mümkün olmayan şeylerin çocuklardan beklendiği saçma sapan ve gayrı ilmî şartlardan dolayı velîler çocuklarına rapor almak istiyorlar diye, Devletlûbu âileler çocuklarına geri zekâlı diye rapor alarak ihânet ediyorlar” diye kükredi.

Türkiye, Ç A T I R D I Y O R!

Senelerdir buradan haykırdığım Türkiye çapında Olağanüstü Duruma kaçınılmaz olarak gidiyoruz ama âkil adamlarla değil, sakîl bir zihniyetle ve basîretsizlikle…

Türkiye, Y A P A Y A L N I Z kalmış durumda!

Arkasına Rusya ve İran’ı da alan Suriye bize alenen posta koyuyor. NATO’nun filân da vuracağı yok. Yazmıştım, Suriye diğer Arap ülkelerine benzemez diye

Türkiye, Y A P A Y A L N I Z kalmış durumda!

Seferberlik ilân edilebilir ve ekonomi de felç olur!


Biz de onları dinleriz...

***

Bu arada CIA’nın Başkanı Orgeneral David Petraeus, 200 tonluk dev bir uçakla, Amerikan Ordusu’nun en büyük nakliye uçağı Boeing C-17 ile Atatürk Havalimanı’na geliyor. Bu şirin mi şirin adam, askerimizin başına çuvalı geçirten kişi! Acaba Turkish Qebab ve ayran yiyip içmeye mi geldi?


Aldığı bröveler nedeniyle Amerikan ordusunun en süslü generali. Hayatı bir roman gibi. 1952 yılında Hollanda asıllı bir Amerikalı âilenin çocuğu olarak New York’ta doğmuş. 1974 West Point (Amerikan Hârp Okulu) mezunu. 1983’te bizdeki Hârp Akademileri’ne denk gelen okulunu ve akabinde de Ranger okulunu da bitirmiş. Asıl uzmanlığı (Counter İnsurgency) direniş bastırma veya kontr-gerilla hârbi, yâni özel hârp. Albaylığında hârp tarihi doktorası yapmış. Pricenton ve Georgetown üniversitelerinde de ayrıca uluslararası ilişkiler kariyeri var. 1991’de kazaen bir M16 mermisiyle tam göğsünden vurulmuş, 2 yıldan fazla tedavi görmüş. 2000 yılında paraşüt kazası geçirmiş kalça kemiğini kırmış. 2009 ise Walter Reed askerî hastânesinde prostat kanserinden ameliyat olmuş. Bu arada kendisi gibi asker olan oğlu Stephen de 2009’da Afganistan’a tâyin edilmiş, bölgede savaşmış.

2000-2001 arası Bosna’da Tuğgeneral olarak bulunmuş. Daha birçok başarıları, kurslar vs., akabinde 2003 Irak’a demokrasi götürülürken, 101. Hava indirme Tümen komutanı, Tümgeneral olarak girmiş. Bağdat ve çevresinde büyük başarılar göstermiş; Türkmen'lerin bütün nüfus kayıtlarını imha ettirmiş.

Sonra Kuzey’e Musul’a çıkmış. Burada Kürt’leri organize etmiş. Bu sırada 100 binde fazla silâh kaybolmuş. Irak’a 2 yıldızlı komutan olarak gelmiş, aynı bölgede 4 yıldızlı Orgeneral olup ayrılmış. CENTCOM, yâni bütün Ortadoğu ve Afganistan ve Pakistan’ı da kapsayan bölgenin de komutanı olmuş. Oradan da Afganistan’da zor durumda bulunan NATO güçlerine komuta için, 20I0’da ISAF komutanlığına getirilmiş, Afganistan savaşını yönetmiş. Bölgede hayli sert operasyonlar yapıp defâlarca Pakistan’ı bile vurmuş. Uyguladığı yöntemler bakımından hakkında soruşturmalar açılmış. Bu komutanlıktan emekli olmuş ve askerlik hayatı bitmiş.

30 Temmuz 2011’den itibâren ise CIA Başkanı olarak göreve başlamış. Görevi şimdiki Savunma Bakanı Panetta’dan devralmış. Görüldüğü gibi, ülkemize gelen Petreaus kariyeri itibariyle ezici bir kariyere sâhip. Karşısına oturacak olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ınkini biliyoruz. General Petreaus kesinlikle Türkiye’den yeni şeyler istemeye gelmiştir. Vermek için buraya gelmesi gerekmiyordu, Washington’dan "alo" demesi yeterdi. Hani, hazır gelmişken, ikna edilip Kandil’e derin operasyon izni çıkarılır mı? Çıkmazsa da açık açık girileceği resmen söylenmeli de, AKP hükûmetinden böyle bir talep ve sonucunda "ikna" beklemenin hayâl olduğunu düşünmek için fazla zekâ gerekmiyor.

Canım çok sıkılıyor, zâten bir Mesih daha İsa’ya kavuştu!

Sun Myung Moon!

   Hayatını başka bir makalede yazarım, âlemdir.

      O da CIA ile çok sıkı fıkıydı.

         Kızımın nikâhını kim kıyacak şimdi!

            Hah, bizim Mehdi olmayan Mehdimiz var ya…

              İnşallah, maşallah, fesuphanallah, o hâlleder!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 03 Eylül 2012 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017