Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İNSANLAR DİNDEN UZAKLAŞIYOR MU?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 234 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Mahmut’a çocukluğundan beri Allah’ın insanları cezalandırdığı öğretilmişti. Bu düşünce onu çok rahatsız ediyordu. Karısı Kadriye ise dinini sorgulamaya başladığında dokuz yaşındaydı.

***

Kadriye “bana kader inancı öğretilmişti” diyor. “Öksüz bir çocuk olduğum için, ‘Bunu hak edecek ne yaptım?’ diye düşünüyordum. Geceleri sabaha kadar ağlıyordum. 15 yaşına geldiğimde, dışarıdan belli olmasa da artık inancımı kaybetmiştim.”

***

Peki, siz din hakkında ne düşünüyorsunuz?

***

Birçok ülkede dindar olmadığını söyleyen insanların sayısı giderek artıyor. Bu durum dinlerin geleceği hakkında soru işareti uyandırıyor.

***

Şimdi farklı ülkelerdeki bazı istatistiklere bakalım.

AVUSTRALYA

Anketlere göre nüfusun yaklaşık yüzde 50’si dindar olmadığını söylüyor.

***

Yüzde 10’u ise Ateist olduğunu belirtiyor. 2010 yılında bir din adamı “son 40 yılda” insanların “kitleler halinde Hıristiyan inancını terk ettiğinden” şikâyet etti.

***

FRANSA

Ankete katılanların sadece yüzde 37’si dindar olduğunu söyledi. Geri kalanı dindar değil veya Ateist. The Economist dergisine göre, bir zamanlar Katolikliğin kalesi olan bazı yerler bile “yıkılmak üzere.”

***

İRLANDA

Görünen o ki İrlandalılar toplum olarak dinden uzaklaşıyor. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 45’i dindar olmadığını, yüzde 10’u ise Ateist olduğunu ifade etti. Yüzdeye vurulduğunda İrlanda en çok Ateist nüfusa sahip ilk 10 ülkeden biri. Haberlerde de “Katolik İrlanda’nın sonunun geldiğinden” bahsediliyor.

***

JAPONYA

Ankete katılan Japonların sadece yüzde 16’sı dindar olduğunu söyledi. Yüzde 62’si dindar değil veya Ateist.

***

GÜNEY AFRİKA

Ankete göre dindar olduğunu söyleyen Güney Afrikalıların sayısı 2005-2012 yılları arasında yüzde 19 azaldı.

***

TUNUS

2013 yılında, bir ankete katılan Tunusluların yaklaşık yüzde 60’ı artık camiye gitmeyip evde namaz kıldığını belirtti. Bunun nedeni olarak vaazlarda insanların şiddete teşvik edilmesi gösteriliyor.

***

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

2005’ten beri dindar olduğunu söyleyen insanların sayısı yüzde 13 azaldı. Ankete katılan her 5 kişiden 1’inin dinle ilgisi yok. 30 yaş altı yetişkinlerde bu oran 3’te 1. Her yıl binlerce kilise kapanıyor.

***

VİETNAM

Ankete göre dindar olduğunu söyleyenlerin sayısı 2005-2012 yılları arasında yüzde 53’ten yüzde 30’a kadar düştü.

Tunus hariç bütün istatistikler Gallup Araştırma Şirketi’nin 2012’de yayımladığı Din ve Ateizm konulu anketten (Global Index of Religion and Atheism) alınmıştır.

***

57 ülkede yapılan anketin sonuçları, dünya nüfusunun yüzde 73’ünden fazlasının görüşlerini temsil ediyor.

***

İnsanlar Neden Dinden Soğuyor?

Bunun çeşitli sebepleri var. Bazı kişiler dinin neden olduğu veya onayladığı şiddet ve terör olaylarından dolayı, bazıları da din adamlarının adı seks skandallarına karıştığı için dinden soğuyor.

***

Ancak birçok insan ilk bakışta göze çarpmayan başka sebeplerden dolayı dinden uzaklaşıyor. Bunlardan üçünü ele alalım.

Refah düzeyi: Bir araştırmada şu sözler yer aldı: “Refah seviyesi arttıkça dindarlık azalıyor” (Global Index of Religion and Atheism). Bu sözler çok önemli, çünkü birçok ülkede insanlar hızla zenginleşiyor. Ekonomi profesörü John V. C. Nye’ye göre bazı yerlerdeki insanlar “iki yüzyıl önce yaşamış en güçlü kıralı bile kıskandıracak bir hayat standardına sahip.”

***

KUTSAL KİTAP NE DİYOR? Yaratıcımızın Sözü, içinde yaşadığımız “son günlerde” birçok kişinin Tanrı ve insanlardan çok, parayı ve zevki seveceğini bildirmişti. Zenginliğin insana verebileceği manevi zararların farkında olan imanlı bir adam Tanrı’ya şöyle dua etmişti: “Ne yoksulluk ne de zenginlik ver.”

***

Peki, bu arzusunun sebebi neydi? Şöyle devam etti: “Tokluk içinde . . . seni inkâr etmeyeyim”

Dinî gelenekler ve ahlak: Pek çok insan, özellikle de gençler din olgusunun gereksiz ve çağ dışı olduğunu düşünüyor. Bazıları ise dine olan güvenini kaybetti.

***

İskoçya Hümanist Derneğinin basın sözcüsü Tim Maguire, yüzyıllar boyunca kiliselerin yaptıklarına değinerek şöyle dedi: “İnsanların kiliselerden uzaklaşmasının nedeni onları artık ahlak konusunda otorite olarak görmemeleri.”

KUTSAL KİTAP NE DİYOR? İsa peygamber, insanlara yanlış bilgiler öğreten din adamları hakkında şöyle demişti: “Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. . . . . Her iyi ağaç iyi meyve verir, fakat her çürük ağaç kötü meyve verir”. Dinlerin siyasete karışması ve eşcinsellik gibi Yaratıcımızın nefret ettiği davranışları onaylaması bu ‘kötü meyveye’ birer örnektir.

***

Ayrıca Kutsal Yazılarda bulunan öğretiler yerine geleneklere ve ayinlere bağlı kalmak da buna örnektir.

İsa öğrencilerine insanların manevi ihtiyaçlarını karşılamalarını öğütlemişti.

***

Ancak bugün pek çok insan bu konuda açlık çekiyor.

Din ve para: Pew Araştırma Merkezine göre çok sayıda insan, dinlerde paraya fazla önem verildiğini düşünüyor. Ayrıca bazı dini liderler, o dine mensup kişilerden farklı olarak lüks içinde yaşıyor.

***

Mesela Almanya’nın bir şehrinde, kiliseye giden pek çok kişi zar zor geçinirken, piskopos zenginlik içinde yaşıyordu. Piskoposun bu hayat tarzı oradaki birçok Katoliği kızdırdı.

***

Başka bir örnek ise Nijerya’dan: GEO dergisinin bir haberine göre “100 milyon insanın günde 1 Euro’dan az bir parayla yaşadığı Nijerya’da, bazı papazların gösterişli hayatı sorun hâline gelmeye başladı.”

 

KUTSAL KİTAP NE DİYOR?

İsa’nın elçisi Pavlus şöyle yazmıştı: “Tanrı’nın sözünün seyyar satıcılığını yapmıyoruz” Birinci yüzyıldaki cemaatte önemli görevleri olsa da, Pavlus başkalarına yük olmamak için çalışarak kendi geçimini sağladı. Onun bu tutumu İsa peygamberin şu emrine itaat ettiğini gösteriyor: “Ücretsiz aldınız, ücretsiz verin” .

***

Bu ilkelerle uyumlu olarak, Yehova’nın Şahitleri de insanlara Kutsal Kitabı öğretirken veya yayın verirken para talep etmezler.

***

İbadet Salonlarında para toplamazlar. Faaliyetleri için gereken para gönüllü bağışlarla karşılanır.

İnsanların Dinden Soğuyacağı Önceden Bildirilmişti

Kısa süre öncesine kadar dinlerin böyle bir duruma düşeceği tahmin bile edilemezdi. Ancak, Yaratıcımız bu durumu önceden Kutsal Kitapta bildirmiştir.

Kutsal Kitap Tanrı’ya sadık kalmayan bütün dinleri “Büyük Babil” diye adlandırır.

***

“Babil” çok uygun bir isimdir, çünkü birçok dinde öğretilen ruhun ölümsüzlüğü, üçleme, büyücülük gibi sahte öğretiler ve uygulamalar eski Babil şehrinden çıkmıştır.

***

Bu şehir sahte dine ve batıl inançlara batmış durumdaydı. Sahte dinler bir yandan Tanrı’ya sadık olduklarını iddia ederken diğer yandan güç ve zenginlik elde etmek için bu dünyanın yöneticileriyle yakın bir ilişki kuruyor.

Kutsal Kitap dinlerin siyasete karışmasını ahlâksızlığa benzetir.

Eski Babil şehrine dönecek olursak, bu şehir Fırat Nehri’nin sularıyla dolu bir hendek tarafından korunuyordu. Bu sular kuruyunca Med Pers ordusu şehri kolaylıkla fethetti Şehir bir gecede ele geçirildi!

***

Kutsal Kitap, bugün Büyük Babil’in de ‘bol sular üzerinde oturduğunu’ ve bu suların sahte dinleri destekleyen milyonlarca insandan oluşan ‘halklar ve topluluklar’ olduğunu söyle. Ayrıca bu sembolik suların kuruyacağını, yani insanların sahte dinlerden desteğini çekeceğini önceden bildirir; bu gelişme Büyük Babil’le temsil edilen sahte dinlerin yakında  gerçekleşecek ani yıkımının habercisidir.

Peki, sahte dinleri kim yok edecek? Ona karşı sevgisi nefrete dönüşecek olan siyasi yöneticiler.

***

Onlar sembolik olarak Büyük Babil’i yağmalayacaklar, yakıp kül edecekler

Eski Babil şehrinin etrafındaki suların çekilmesi insanların sahte dinlerden çıkışını temsil eder.

***

“Ondan Çıkın”

***

Büyük Babil çok yakında yok olacağı için Tanrı bizi sevgiyle şöyle uyarıyor: “Ey halkım, onun günahlarına ortak olmak ve başına gelecek belalardan pay almak istemiyorsanız, ondan çıkın”.

***

Bu sözler, makalenin başında adı geçen Gaffar ve Hediye gibi insana acı veren öğretilerden rahatsız olanlar ve Tanrı’nın onayını kazanmak isteyenler için bir uyarı niteliği taşır.

***

Mahmut Kutsal kitabı incelemeden önce Tanrı’ya sadece korktuğu için itaat ediyordu. Şöyle diyor: “Yehova’nın sevgi Tanrısı olduğunu öğrendiğimde içimi büyük bir huzur kapladı. O kendisine sevgiden dolayı itaat etmemizi istiyor”.

***

Kadriye de öksüz kalmasının kaderinde yazmadığını, yani buna Tanrı’nın neden olmadığını öğrenince huzur buldu. Tanrı’nın insanları kötü şeylerle sınamadığını söyleyen gibi ayetler onu rahatlattı. Kadriye ve Mahmut Kutsal Kitap’taki Hakikat’i benimsediler ve Büyük Babil’den çıktılar.

***

Uyarılara kulak vererek, Tanrı’ya ‘ruhla ve hakikatle tapınmak’ için Büyük Babil’den çıkanlar sahte dinler yok edildiğinde hiçbir zarar görmeyecek.

***

Bu kişiler şu sözlerin gerçekleşeceği günü ümitle bekliyor: “Sular deniz yatağını nasıl kaplıyorsa, Yehova bilgisi de yeryüzünü öyle dolduracak”

***

Evet, sahte dinlerin ve kötü işlerinin sonu kesinlikle gelecek, çünkü Tanrı ‘yalan söyleyemez’. Hakiki din ise sonsuza dek kalacak!

***

Bular bir derleme; din nass yani dogmadır ve 5000 küsur dinin hepsinde dogma vardır.

Psikolojik açıdan “birincil süreç düşünceyi” doyurduğu ve Arketiplerin Ortaklaşa Bilinçdışından alınıp yakalanan Arketiplere ulaşmamızı sağladığı için de, kolay kolay ortadan kalkmayacaktır.

***

Nobel kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar gibi hem imanı hem evrimi aynı yüreğe sığdıran Atatürkçü aydınlar da hep Dünya’ya gelecektir.

Bilimle, akluhikmetle ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 05 Eylül 2017 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017