Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

IŞİD NEYMİŞ ALLAH AŞKINA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1713 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar.

Garip bir örgüt türedi, adı IŞİD: Irak Şam İslam Devleti veya Arap İslam Kurtuluş Örgütü.

Acaba kaçımız bunun ne olduğunu anlamıştınız veya bilen var mıydı?

Bunlar nasıl Müslüman?

Kur'ân'da bunların yeri var mı? Aslında var da, farkında mı değiliz?

Birtakım âyetlerde, sûrelerde veya hadislerde saldırganlığı teşvik eden şeyler vardı da, biz mi bil(e)miyorduk.

Tabii, Kur'ân Arapçası bilmeyenlerin işi meallere kalmış vaziyette.

Acaba Allah'ın vahyettiğine inanılan Kitap'ta bunların yeri var mıydı?

Bugüne kadar böylesine vahşet dolu bir şeyi kaçımız duyduk ne işittik ne de duyduk.

İn midir yoksa cin midir bunlar ki acaba önlerine geleni mahvetmekteler.


 

Hilafeti çoktan kaldırmamış mıydık ortadan?

Acaba bunların ortaya çıkıp, belki de içimize kadar sızmalarının sebebi ne?

Bu silahlı örgüt her gün Müslümanların kanını almıyor mu?

Perki bunun sorumlusu kim, hangi câni kendi dininden olanların kellelerini kesebilir?

Acaba bundan birinci derecede sorumlu olanlar Arabistan’dan mı geldiler?

Hangi insafsız örgütmüş ki, neredeyse evimize girecek?

Ne orada, ne burada ne de Ülkenin bir kısmında rahatız.

Her taraftan kan barut ve silah sesleri yükselmemekte.

Çocuk cinayetleri, her türlü mel'unca sorun gırla gitmekte.

Diyelim ki Anadolu’dasınız yahut Asya’da, gönlünüz rahat mı?

Şoförler ayaklanmış.

Kimse kimseyi bilmemekte ve şaşkınlıktan titremekte?

Her an birimiz vurulur veya öldürülebiliriz, değil mi?

Acaba bunun sorumlusu kim?

Ben değilim, o kesin de, sanırım Hükumet cenahında garip şeyler olmakta ve can güvenliği de kalmamış durumda.

Bu gaddarca ve hunharca katliam yapan örgütün arkasında yatan güç acaba El Kaide mi, yoksa Suudi-Arap kökenli bir insafsız terör örgütü mü?

Zamanında Kozmik Oda baskını vardı, Harp Akademileri mevcuttu.

Bunlar nereye gitti?

Bodrumda 20 saat gizlenmişler ve bir Yardımcı Doçent Doktorun, hem de Hacettepe’den ikiz kızları ve kaçmış.

Pembe Oda kurulmuş. Orada da vahşet var!

Pirincin dahi hesabı sorulur olmuş...

Çiğli Üssünde sabotaj şüphesi varmış. Orada Atom Bombası var biliyoruz. Kaç sene yaşadım, bilmez miyim?

2013’te uygulamaya konulan tedbirlerle mahkûmlar birbirlerini öldürmekte! Spor faaliyetleri iptal edilmekte ve önüne gelen, çoluk çocuk denemeden birbirini katletmekte!

Ya şimdi terör kendimize dönerse?

Ya etnik kalkışmalarla ile paramparça olur da, derslerimize dahi gidemezsek?

Ya Kürdistan fiilen kurulmuşsa ve Abdullah Öcalan da serbest bırakılırsa ne bir de Nobel alırsa, sorumlusu kim olacak?


Okan Bayülgen ile 6 yaşındaki kızı da mutsuz ve telaşlı belli ki, flaşlar patlamış yüzünde.

Bakın kendisinin programından bir bölüm....

Serdar Ortaç Miami’de uçuk çıkarmış, strestendir elbet!

Yılmaz Erdoğan en iyi erkek oyuncu ödülünü almış, şaşırmadım nedense...

Dağ taş her taraf katliamla ve kafa kesen adamlarla dolu.

Bizim site güvenlikli de, diğer yerler ne olacak?

Jack Haucks Jackman’ın şovu neden iptal edilmiş? Yanlış giden ne?

Eski First Lady Gül Hanımefendi “toplumsal rehabilitasyona ihtiyacımız var” buyurmuş.

Tabii ki var.

Acaba bunların da mı sorumlusu o çatık kaşlı kahraman, hani demem o ki Mustafa Kemal?

Onun yerine geçmek için bu kadar gayret neden?

Her devrim kendi çocuklarını yere bu doğru ama seçimlere pek az kaldı.

Bu memleketi yedirtmemek bizim oylarımıza kalmış durumda, aman dikkat.

Böyle giderse kardeş kardeşi gırtlaklayacak, katliamlar gırla gidecek ama birileri gene garip adresler gösterecek.

Linç kültürü hortladı ve Nihat Doğan hedef seçildi!

CMP, MHP veya HDP ama dikkat, AKP’ye verilecek her oy, teröre daha da ivme katacaktır!

Umutlu olmak istiyoruz Ey Türk Milleti!

Uyanık ve dikkati olalım.

Adımız andımızı unutmayalım.

Haydi, son defa için eller cebe gidinceye kadar ha gayret!

Eğer bu ülke fiilen bölünür, Turgut Özal'ın öngördüğü gibi bir konfederasyon kurulursa, kaybeden herkes olur.

Buna Kürtler de, diğer bütün etnik gruplar da dâhildir.

Diyelim ki en 17 federe devlet kotarıldı ve Sultanlık da kuruldu!

Tarihe bir bakın lütfen, hangi müstebit 70 seneden fazla dayanabilmiş?

Bakın bugünkü Nevruz kutlamalarına:


Ha, hâlâ korkmuyoruz  da, müteyakkız olmanın ve ülke çapında Olağanüstü Hâl ilan etmenin, hattâ bir Millî Mutabakat Hükumeti kurmanın vakti çoktan geçmiyor mu?

Neredesiniz Aziz Devletlû ve bütün şimdilik muktedir olanlar?

Kendilerini Türkiye'de pek sık bulamazsanız şaşırmayın.

Sürekli dolaşmaktalar her tarafta!

Sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat- Tarabya – İstanbul – 20.03.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Pazar, 22 Mart 2015

    Ortadoğu'da Şeytan sofrası...

    Sevgili hocam, bu adına bilindik ismi ile Ortadoğu denilen coğrafya da uzun yıllardır büyük bir kaos var, bu durum Suriye de yaşanan ta tabiri ile vekaleten savaşla, tamamen çığırından çıktı ve deyim yerinde ise habis kanser gibi her yere yayıldı...Bölge de esas itibariyle Ukrayna'dan Suriye'ye kadar Rusya'nın başını çektiği blokla Amerika ve tüm batı ve arka da esaslı bir gölge kuvvet olarak İsrail'i İsrail'i den oluşan diğer bloğun kavgası var...

    Çok çirkin bir vekaleten savaş sürüyor ve Coğrafya kan ve kaosa batmış vaziyette...Bu günkü durumun en büyük müsebbibi İkinci Körfez Harbidir...Amerikan işgali bu coğrafya da muazzam bir otorite boşluğu ve çıldırmış örgütler mirası bıraktı...

    Adına bu gün Işid denilen yapı o günlerin bu güne mirasıdır...Esas çekirdeği Saddam'ın elit kuvveti olan Cumhuriyet Muhafızları ve eski istihbaratcı kadrosu...Bu yapıya daha sonra Profesyonel Cihadcılar ve dünyanın her yerinden militanlar yağmur gibi yağıyor...Sonuç olarak ortaya korkunç bir canavar çıktı...

    Bu bir örgütün ötesindedir, Gayri Nizami Harp yöntemleriyle çarpışan bir ordu ve bir çeşit devlet taslağıdır...Bu yapıya dair çok enteresan yayımlar var,
    http://www.21yyte.org/tr/arastirma/orta-dogu-ve-afrika-arastirmalari-merkezi/2015/02/25/8085/kesnizani-tarikati-veya-buyuk-bir-ortulu-operasyon Çok ilginç bilgiler bunlar.Bu coğrafya da o kadar da olmaz denen şey çoğu zaman olmuş ve olan şeydir bu bir hakikat...Son zamanlar da hava değişiyor ki bunun oluşmasını da saha da ki başka bir Gayri Nizami harb yapılanması olan İran'la birlikte hareket eden Hasan Nasrallah komutasında ki Hizbullah ve Bizzat İran Kuvvetleri olan Devrim Muhafızları elit birlikleri sağladı...Burada bir isim görülüyor ki İran'ın Ortadoğu da gölge adamı olan tam bir istihbarat kurdu ve şavaşçı adam, Kasım Süleymani...Son Tikrit kenti operasyonunu yöneten adam, İşid'i esas gerileten iki kuvvetin aklı olan adam...Çivi çiviyi söker misali, Irak İran harbinde savaştığı Cumhuriyet Muhafızlarını çok iyi bilen biri...
    http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/iranin-ortadogudaki-kilici-kasim-suleymani Olaylar 2013'den sonra takip edildiği zaman görülüyor ki, saha da işi değiştiren iki kuvvet Hasan Nasrallah'ın Hizbullah örgütü ve Devrim Muhafızları elit birlikleri...

    Biraz daha dikkatli baktığınızda Kasım Süleymani ismini görürsünüz...Bölge de tam bir savaş var ve bu işe çok bulaşmış olan Türkiye bundan çok zarar görmesi eşyanın tabiatındandır...Ve esas acı çekenler halktan insanlar olur...Türkiye de bu işlere giren kadrolarla karşıda ki adamların nitelik ve nicelik farkı çarpıcıdır, kifayetsiz muhterislik ancak kötü bir batışı getirir,o yolda gidiliyor, ülkenin içine düştüğü durumlar çok karanlık günleri saklıyor, aklı işleyen herkes üzülüyor ve sıkılıyor, Allah hayra çıkarsın demekten başka bir şey elden gelmiyor...Sular bulanmadan durulmazmış, Saygım ve sevgilerimle hocam...
    MKD: Bilmukabele Sayın SÖ.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017