Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İSMİNİZ, KADERİNİZDİR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2858 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Burada hemen hiç bitmeyecek bir liste ile donatacağım bir liste yazmaya başlıyorum:

A: Alef, elif, alfa, öküz.

Asım Şengör: Aynen Asımın Nesli gibi oradan buraya savrulup gider yavrucuk.

Ayhan Songar: Mehtap gibi doğmuştur ve son lâfı ettiğini sanmıştı. Hâlbuki daha söylenecek çok şey vardır.

Beykent: Doğdu mu, battı mı, yoksa abarttı mı bilinmez; kim ne dersi verip ne alıyor sorusu ise câmi gibi göklere yükselir...

Celâl Şengör: İsminin aynıdır, celâllidir ama o kadar hoş görülür ki, ona kızamazsınız...

Doğan Şahin: Şahinler diğer kuşları avlayan, kendi sâhiplerinin gözlerini oyabilen, bu sebeple de hep iple bağlayıp, eldivenle kontrol edilmesi şart olan dinozorlardır. Hiçbir sınır tanımazlar, Dikkatiniz bir an için kaysa hemen hücum ederler! Hile, hülle ve desiseden, yanardönerlikten hiç anlamazlar; doğrudan Gaga'larlar. Tek başına hiçbir varlığı yoktur ama kabilesini toplandığında derhâl kafanızda karpuz kırar! Semiyoloji, seks, grup, sağlıklı kişilik hep ondan sorulur ama dövebilir, HaberTürk'teki kaydı âlemlere ibret teşkil eder; Pelin dahi pelur gibi olmştur. 

İlber Ortaylı: Ayol ona kızılır mı? Murat Bardakçı masaları yiyip Pekin Ördeği yerken zaten çatır çatır patlıyor hasedinden ve Mac'ini ısırıyor!!

İskender Savaşır: İçmediği ve suratının yarısını tıraş etmeyi unutmadığı zamanlarda Büyük İskender'in bütün hünerlerini ve kişilik özelliklerini sergiler. Geceleri "Psikanaliz, Psiko-analiz, anal-iz, aniz, iz" diye haykırdığı oral-fekal yolla bulaşmaktadır.

Metin İmir: Bugün vefat etti, Pek Muhterem Halit Yıldırım'ın da karısı dün çekip gitti. Bizim portallar ne işe yarar bir anlasam adam olurdum!

Orhan Doğan: Öztürk'tür ama hocasına öykünürken kitaplar karışır, konuya mahkeme karışır. Sonra Sivas mı, İstanbul mu, Doğuş mu ölüş mü şaşırır. Dergisi satsın diye her kapıyı yumruklar. Orta boyludur, tıpkı FB Başkanı veya Cumhurbaşkanı gibi, hep limon gibi gülümser.

Orhan Öztürk: Allah'ına kadar Türk'tür, çok kısa boylu olduğu için de burnundan kıl aldıramaz, dergisini kimselere kaptırmaz ve jurnalde üstüne yoktur: Nancy'e benim şovmen olduğumu söyleyip aramızı bozar, ilk karısına karşı da sağaltımda çok rijit davranmıştır ve hâlâ Parkinsonu yoktur; adı Muallâ olmasına rağmen, yıkım-olaylarla adını bile kaşır. Ankara'nın dışına çıkmaz, tam Adler'liktir. Ölümsüz bir ombdusman olduğunu zanneder ama Bir Gün o da Hakk'a ulaşacak, Hanya'yla Konya'yı görecektir. Hâlâ deseniz bile hala yapar. Eğer ilelebet dünyamızı teşrif ve teftiş etmeyi sürdürürse, tek kelimeden ibaret bir OZ Büyücüsü olacaktır. Tıpkı Eski Cumhurreisi Süzer gibi, her şeyi reddeder, "geri iade" ettirir. Devletlû'dan ne farkı olduğu belirsizdir! Bıyık bırakırsa andırabilir ama onun eline su dökemez... Nuh-u Nebî'den kalma "sünnet günahtır" araştırmasıyla hep anımsanacaktır ama bırakacağı iz silik kalacaktır.

Oya Şengör: O var mı, varsa da kaldı mı? Yoksa buharlaşıp veliullaha mı karıştı. Bilen bir haber versin.

0
Etiketler: isimler kader
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Kutay Çarşamba, 06 Kasım 2013

    ibrahim balcıoğlu

    Hocam bu yazıda İbrahim Balcıoğlu Hocayla ilgili de bir bilgi vardı,yanlış hatırlamıyorsam.
    Ne oldu acaba?

    MKD: Kendisi ve NPH Başkanı Nevzat Tarhan "homoseksüeller delidir" diye Yüksek Din Şûrası'na fetva verdiler!

  • Misafir
    adil kaymakçı Çarşamba, 06 Kasım 2013

    ibrahim balcıoğlu

    İbrahim Hoca'nın MİT ajanı olduğunu yazmıştınız.

    MKD: Öyle vallahi. Keşke beni da kabûl etseler. Hazır Obama ile görüşülecekken...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017