Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İSRAİL NEREYE KOŞUYOR, BİZİMKİLER NEREYE?

Belli mihraklar ve kilit isimler vardır ki, onlar bir şeyi hararetle savunup kamuoyunu etkilemeğe başladılar mı, bilin ki Türkiye'nin aleyhinde yeni kumpaslar dönmektedir.

İsrail ne yaptı? Kendisini sürekli olarak rahatsız eden düşmanlarını berhava etmek için Lübnan'a girdi, çoluk çocuk demeden öldürüyor da öldürüyor. Filistin'de de yapıyordu zâten. Buna karşı çıkmak her insan gibi insanın insanlık borcu mudur? Evet! Ben de çıkmaktayım.

Peki, çok merkezli ve örgütlüce karşı çıkanlar kim? Türkiye'de Kürtçülük yapan, çeşitli isimlerdeki sivil toplum örgütleri ve ABD'den Türkiye'yi bölme misyonuyla gelmiş bütün etkili ve yetkili zevat. Ne diyorlar? İsrail'i ve ABD'yi telin edelim, oturma eylemi yapalım, bağıralım, çağıralım. Araplar'ı günahları kadar sevmeyen Kürtçüler'e neler olmakta! Bir bakalım.

Yanı başımızda resmî adı henüz Kürdistan olmayan Kürdistan'ı kurdurtan kimler? İsrail, ABD ve İngiltere. Girmek için debelendiğimiz AB ülkeleri de destekçileri. Bunların gerçekliğini artık geri zekâlılar bile tartışmıyor. Peki, bu Kürtçü dostlarımız (!) câmi duvarına mı işemekteler? Can dostları, hâmileri ABD'yi ve İsrail'i neden kınamaktalar?

Hesap çok basit. İsrail'in yaptıklarına bizzat pek çok Yahudi münevver de karşı ama onlar bize göre muharref, onlara göre Tanrı buyruğu olan Tevrat'taki hedeflerine koşuyorlar. Bunun mevcut coğrafyadaki yeri Fırat Dicle havzası. Burada hâlen (resmen) hâkim olan ülke hangisi? Türkiye. Türkiye'yi ABD târikiyle ve TBMM kararıyla işgâl edemediklerine göre, ne yapacaklar? Kargaşa, karmaşa çıkaracaklar, içeriden bölecekler. Saf ve iyi niyetli herkes İsrail'in yaptıklarını kınıyor mu, haydi oradan başlayarak bir kaos yaratalım demekteler. Sokaklarda Ülkücüsü, Türk-İslâm sentezcisi, İslâmcısı, solcusu, komünisti, Kürtçüsü hep birlikte bağırarak galeyana gelsinler, devletle millet karşı karşıya düşsün ve polisle, askerle didişsinler, bu arada birbirlerine de girsinler; amaç bu!

Bunlar İsrail'i yıpratır mı? Öküzü sinek ısırmaya kalksa ne olur ki? Güldürmeyin adamı, oradaki muktedirler zâten bu tezgâhın içindeler, ellerini kovuşturuyorlar.

Peki, bunlar Türkiye'yi yıpratır mı? Evet! Nümâyiş ve terör iyice hortlar. Daha da vahimi, devlete olan güven ve bağlılık daha da azalır; klâsik Pavloviyen şartlanmayla beyni yıkanmış kitleler ayaklanır. Belki de aylar içerisinde, vatanın bütünlüğünü bozmamak için Güneydoğu'ya müdahale etmek zorunda kalacak olan Türkiye Cumhuriyeti Ordusu'na karşı aynı kollektif tepkiler doğacaktır, tezgâh bu. Terör psikolojisiyle meşgûl olan bütün ilgililer bu mekanizmaları çok iyi bilir.

Tüfek icat olunup da mertlik bozulduğundan beri mâsumların ölmediği bir savaş olmuş mu ki? Özellikle gerilla harbinde kimin mâsum halk, kimin düşman olduğu belirsizdir; özellikle de Kürtçü terörde sürekli olarak kadınlar ve çocuklar sürekli ön hatlara sürülmektedir.

Akıllı ve dikkatli olalım; oyuna gelmeyelim. İsrail'i ve ABG'yi kınayalım ama sokak çatışmalarına, nümâyişlere ve benzeri eylemlere kalkışmadan.

Çünkü bunlar sâdece bizi yıkmaya, bölmeye yarar. Bu bizim harbimiz değil. Yakında ise bizimkini başlatacaklar. Hâricî bedhahlar zâten çok iyi çalışıyor, dahilî gaflettekiler, bedhahlar veya hâinlerden olmayalım.

Aman dikkat, ulusal dayanışmaya en çok ihtiyacımız olan ve olacak olan bu dönemlerde provokasyonlara gelmeyelim!

Mehmet Kerem Doksat - İstanbul - 10 Ağustos 2006 Perşembe
ÜÇ YÜZ OTUZ ÜÇ SENDROMU
CÂHİLLİKLER KİTABI'NDAKİ BİR CEHÂLET, GEL DE BEYNİ...

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil