Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İSTANBUL’DA UFO ve YENİÇAĞ KONGRESİ

Posted by on in Magazin
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 5102 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

13.06.2009 14:58 itibâriyle Anadolu Ajansı’ndan pek mühim bir haber geldi: İstanbul’daki UFO ve YENİÇAĞ Kongresi!

Önce haber:

***

Kongreyi düzenleyen Ufolog Haktan Akdoğan, Kumburgaz’da çekilen UFO görüntülerinin en şüpheci olanları bile ikna ettiğini söyledi.

İki dâhi bir arada...

4. Uluslararası UFO ve Yeniçağ Kongresi’nin açılışında konuşan Akdoğan, UFO’larla ilgili tarihin her dönemine âit arkeolojik, mitolojik, sanatsal ve daha birçok alanda kanıtlar bulunduğunu savundu.

Akdoğan, özellikle UFO’ların özellikle 1. ve 2. Dünyâ Savaşları sırasında savaş uçağı pilotlarınca çok gözlemlendiğini ve Adolf Hitler’in bile bu konuda araştırma yapmaları için bilim adamlarını görevlendirdiğini anlattı.

“Dünyâ dışındaki varlıkların, atom silâhı ve kimyasal silâhların geliştirilmesi nedeniyle dünyâdaki teknolojik gelişmeleri kaygıyla izlediklerini” ileri süren Akdoğan, UFO gerçeğini herkesin kabûl etmesi gerektiğini söyledi.

Akdoğan, “Türk Hava Kuvvetleri ve MİT bünyesinde UFO masası var. NASA’da da çok önemli bilgiler mevcut. UFO konusunda gizlilik politikası artık bitirilmeli. Dünyâda yaşayan 6 milyar civarında insan başka gezegenlerde zeki varlıklar olduğu gerçeğini bilmeli” diye konuştu.

2001-2004 arasında ciddi bir “UFO dalgası” yaşandığını savunan Akdoğan, CIA’nın MİT’ten 2003’de UFO’larla ilgili görüntüleri resmî olarak istediğini iddia etti.

Haktan Akdoğan, Kur’ân-ı Kerîm’de de evrende başka varlıklar olduğuna dâir birçok ifâdenin yer aldığını ileri sürerek, İstanbul ve çevresi, Antalya, Alanya, Ordu, Samsun, Denizli, İzmir ve çevresi, Aksaray, Afyon, Kayseri, Artvin, Çanakkale gibi birçok yerde amatörce çekilen UFO görüntülerinin kendilerine ulaştırıldığını kaydetti.

Akdoğan, Kemerburgaz’da 2007’de çekilen UFO görüntülerinin, bugüne kadar bu konuya dâima ön yargı ile yaklaşan TÜBİTAK tarafından incelendiğini ve bu inceleme sonucunda görüntülerde yer alan cismin uydu, uçak veya atmosferik bir fenomen olmadığı, fiziksel yapısı olan ancak tanımlanamayan bir cisim olduğu şeklinde rapor verildiğini söyledi.

Kumburgaz’da bu yıl çekilen görüntülerde UFO içinde silûetlerin fark edildiğini, araçların yanı sıra varlıkların da görüntülenmesi nedeniyle bu görüntülerin büyük önem taşıdığını kaydeden Akdoğan, “Kumburgaz’da Mayıs ayında çekilen UFO görüntüleri, bu konuda en şüpheci olanları bile ikna etmeyi başardı” dedi.

Akdoğan’ın konuşmasından sonra farklı zamanlarda İstanbul, Antalya, Çanakkale, Ankara gibi farklı yerlerde amatörce çekilmiş ve UFO olduğu iddia edilen görüntüler sunuldu.

UFO görüntüsü çektiğini iddia eden pilot Onur Ertanrıkulu da Antalya’da 3 hafta önce gökyüzünde bir cisim fark etmesi üzerine dürbünle baktığını ve birisi gövdesi turuncu renkte ışık saçan, diğeri de midye kabuğu şeklinde UFO’lar gördüğünü öne sürdü.

Kumburgaz’daki görüntüleri çeken 51 yaşındaki emekli şoför Yalçın Yalman ise, “UFO” gözlemciliğinin hobisi olduğunu belirterek, 2007’den beri UFO görüntüleri çektiğini, bu yıl çektiği görüntüleri bilgisayara aktarırken UFO’nun içinde kafaları fark ettiğini anlattı. Kongreye katılan araştırmacı yazar Erich Von Daniken de basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dünyâ dışı varlıklarla gelecek birkaç yılda hiçbir iletişim ve temas olmayacağını ileri sürdü.

Ancak, dünyâya geleceklerine dâir tarihte birçok işaret bulunduğunu öne süren Daniken, “Orta Amerika’daki eski bir kültür olan Maya takvimine göre 21 Aralık 2012′de gelecekler. Bu tarihten birkaç yıl önce veya sonra olabilir” dedi.

***

Şimdi yorumlar

Önce bir http://en.wikipedia.org/wiki/Erich_von_D%C3%A4niken web adresini okuyun. Bende daha epey kaynak da var ama buradaki bilgiler yeterli. Erich Von Daniken, sahtekârlığıyla dünyâ tarihine geçmiş bir şarlatan. Mahkûmiyetleri dahi mebzûl. Avam jargonuyla, beynelmilel bir üçkâğıtçı anlayacağınız… Kitaplarına harcadığım nakde ve vakte acıyorum zamanında. Bu “yapıtlardaki” hangi fotoğrafların uydurma veya sahte, hangi sözüm ona ilmî bilginin düzmece olduğu uzun uzun yazıldı, çizildi.

Daniken

Haktan Akdoğan herhâlde ise bu işten rant sağlayan, muhtemelen söylediklerine de inanan bir işadamı; bilim adamı filân asla değil. Bir keresinde sabah canlı yayında (sanırım Müge Anlı’nın, Hafiyesi Mahmutluk dönemi öncesi) içyüzünü ortaya dökmüştüm ve çok bozulmuştu. Emekli şoför Yalçın Yalman ise,  fahrî UFO gözlemcisi(!), zâten bunun hobisi olduğunu belirterek, 2007’den beri UFO görüntüleri çektiğini, bu yıl çektiği görüntüleri bilgisayara aktarırken UFO’nun içinde kafaları fark ettiğini anlatıyor. O programda da anlatmış ve mevzûubahis filmi seyretmiştik, neredeyse kahkahalarla gülecektim. Adamın işi gücü yok, UFO yolu gözlüyor; onlar da ikide bir kendisine görünüyorlar, iyi mi? O filmler de tamamen palavra ve azıcık aklı yerinde olan kahkahayı basar; seyrettim gözlerimle!

Ufolog(!) Hakan Akdoğan

Bu Hakan Akdoğan ve tâifesinin en çok televizyonda avdet ettiği kanal ve program hangisi dersiniz? Tabii ki Habertürk, onda da edep ayarı bozuk kadının programında. Aynı programda sürekli olarak çıkan bir nöropsikiyatri profesörü de var ki, onunla ilgili çok ayrıntılı bir yazıyı hezeyan dolu kitabını didik didik tetkik ve tenkit ederek yazacağım! Habertürk, câhil insanımızı iyice bâtıl itikatlarla ve kâzip ilimle uyutmak sûretiyle reyting kazanma stratejisini ivmelenerek sürdürmekte! En son olarak da sosyetik şarlatan bir hipnozcu(!) bozuntusu kadına program yaptıracaklar. Bize (bana ve etik çalışan bütün psikiyatrlara) epey mâlzeme çıkıyor anlayacağınız.

Devrimci ve “Arkadaş” şarkıcısı (bu kızın başka şarkısını en azından ben işitmedim) Melike Demirağ da Taksim’de UFO görmüş, annesi de canlı yayına bağlanıp onların her gece kendisini ziyarete geldiklerini söylemişti benzeri yayınlarda. Hümanist ve Ermeni dostu, tehcir imanlısı Melike  Müslüman olmadığını söylerken, annesi ise her gece bütün kutsal kitapları okuduğunu ifâde etmişti! Hani folie a fami mi, nedir? Bunlara özenen epey yeni çıkma da,ânında UFO görür oldu!

Melike UFO seyrediyor

Neye niyet, kime kısmet: IMO (Identified Murderer Object) çıkıyor!

Hitler  meczubu UFO’larla ilgilenmiş, bunun ilmî ehemmiyeti nedir? Dünyâ Hârbi süresince o garibim pilotlar, o cehennemî şartlar altında, gökyüzünde beni bile görmüşlerdir! Referansınız bunlar mı, gülünç dahi değil…

Hitler, “İstikbâl UFO’lardadır” derken

İşin içine Kur’ân-ı Kerîm’i ne demeğe katarsın be birâder (aman yanlış anlaşılmasın, mason değil)? Mecbursun da ondan, çünkü konuyu mistifiye etmezsen, iyot gibi ayakta kalacaksın. Peki, pilot Onur Ertanrıkulu da mı tezgâhta? Yok canım, adam bir mâhiyeti belirsiz uçan nesne görüp rapor etmiş sâdece.

Bir de, neden UFO ve YENİÇAĞ KONGRESİ başlığı konusuna bakalım. İşin bir de bu kısmı var. Bunlar Rael dini ve ondan mülhem Yeniçağ dinlerinden menşe alıyorlar. Maya Takvimi’nin bitişi, foton kuşağına giriş ve kromozomlarımızın büyüyerek evrimimizin tekâmülünü(!) idrak etmek, Uzaysal Rabb’lara kavuşmak hezeyanlarına dayanıyor. Acep konuşmacı ulemâ arasında Bülent Vedia Çorak da var mıydı? Bunların zerre kadar ilmî yönü yok!

UFO nedir?

Unidentified Flying Object kelimelerinin abreviasyonu (baş harflerinin birleşimi). Türkçe tercümesi “Mâhiyeti Anlaşılamayan Uçan Nesne”, yâni müşahhas (somut) bir varlığın ontolojik yâhut ilmî ismi değil.

Semâya bakarken ne olduğunu anlayamadığınız bir şey gördünüz mü, o bir UFO’dur. Hayatında tayyare görmemiş bir Afrikalı’nın gökyüzünde göreceği (hâlâ havada uçuyorsa eğer) bir Airbus da UFO’dur.

Geçen günlerde yanılmıyorsam Çin’de binlerce kişi bir UFO’ya takılıp şaşkınlıktan ne yapacaklarını şaşırdılar; sonradan ortaya çıktı ki muzip bir mûcidin imâl ettiği matrak bir nesneymiş!

Uzayda zeki yaratıklar ve uzay seyahati yapabilecek zeki varlıklar olamaz mı?

Tabii ki olabilir. Hâttâ olmaması ilmen akla uygun değildir.

Bütün mes’ele, bunların ne kadar ulaşılabilir mesafedeki gök cisimlerinde yaşadıkları ve böylesine komşu kapısı muhabbeti yapacak kadar süratli ve ışık hızını solda sıfırda bırakacak Atılgan Uzay Gemileri’nin bulunup bulunmadığı… 

İçinde Spock var…

Haktan Akdoğan işadamının doğru söylediği bir tek şey var: NASA’da da, başka ülkelerde de bu konuları araştıran, rasathânelerde nöbetleşe 24 saat semâyı gözleyen, fezâdan gelen sinyalleri kaydeden astronomlar ve diğer ulemâ mevcut.

Ama onlar böyle şovlar, şizotipal hâttâ şizofrenik fanteziler ve sahtekârlıklarla iştigâl etmiyorlar.

***

Yakınlarda, sürekli olarak milleti ekranlarda kandıran Mandrake  bozuntusu, kendi icadı olan ve NLP’den aldığı ilhamla geliştirdiği kuantum terapisi ile idrakleri felç eden, kitapları da yok satan bir genç “uçuranı” sizlere anlatacağım; bunu da Ayşe Özgün ve YNÖ programlarına çıkardılar, nerede mi?

Tabii ki Habertürk’te!

Âlimin (bilim adamının) aslî vazifelerinden biri de hurâfelerle, boş inançlarla ve halkı kandıranlara mücadele etmektir!

   Ben bunun için yeminliyim.

      Yapan bir nöropsikiyatr yâhut psikiyatr da olsa! 

          İyi hafta sonları…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 13 Haziran 2009 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 23 Ağustos 2017