Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İZMİR’E GİDİŞ GENE...

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1908 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Biraz kaçalım diyoruz İzmir'e. 

Orası çok sıcak ve dost dolu…

Buralar gibi değil!


Kadim Yunan Medeniyetinin merkezi.

Orada kimseler sizi yargılamaz, işret ve muhabbet çok ganidir.

Ucuzdur fiyatlar, rakı, şarap ve börülce.

Çok insan orada...

Meze bol, hâtıra çok.

Belki Kordon'da takılırız, Kıl lâkaplı Birisi de orada (dünya şekeridir)...

Birgül Anne şükürler olsun hayatta. Tıpkı Asım Dayım gibi...

Efes'e ve Bodrum'a, Siyavuş Ağabeyime de yakın...

Şanlı Ailesi ve Şaşzadeler de muhkemdir.

Zeyno, diğer sofistike mekânlar...

Belki sahilde, Kordon'da tur atarız. Hâttâ Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Komitesi de baskına uğrayabilir ve Can'la, Şeref'le, Ataman ve ve Erdal Hoca ile de, TED'li Sevgili Berna Uluğ'la karşılaşırız belki..

Belki birkaç dem de alırız hep beraber...

Zeki ve Nezafet, hâttâ Sultan Tarlacı da orada...

Ali Saffet Gönül de muhtemelen... 

Tahir ve Figen de Çeşme'deler sanırım...

Ahmet Çelikkol ve Cengiz Güleç, Mansur, Baybars filân buluşabiliriz de...


Gene çok yazık edilen bir Demokrasi Havarisinin ismine kurulmuş olan hava alanına ineriz: Adnan Menderes...

Ben pek bebektim onun zamanında ve hep Küçük bir ABD olmamızı arzu etmişti.

Bu arada belli şeyleri çok net öğrendim:

1. Yergide nekes ol.

2. Övgüde zengin ol.

3. Sövgüde sus.

4. Methiyede ölçüyü kolla.

5. Kimseleri başkasına satma!

6. Kanaatkâr ol...

7. Yükseldikçe tevazun artsın, kibri terk et.

8. Kindar olmamaya gayret et.

9. Elbet öleceksin, barış en çok kişiyle..

Ergun da orada, Sevgili Efsun'la ama ta Karşıyaka'dalar...

Eğer gene Yunan tayyarelerinn tâcizi olmaz da, birkaç da UFO görürsek, hak vereceğim Ne İdüğü Bilinmez Cisimcilere.

Lesbos, Girit hâttâ diğer adalar birkaç kulaçlık mesafede...

Nasıl da kaptırmışız Rum'a...

Doksato yakın sayılır.

Ne hüzün verici ki KKTC de tehdit altında ve Pan-İslamizm başladı...

Fransa'nın göbeğinde Kaleşnikof ne arar?

Nasıl sokarlar Champs-Ellyse'ye!

Aklıma Thales ve Aneksimandros'un muhabbeti ve bir zamanlar Selanik'e (Selaniko oldu ya) gidişim geldi...

Oradaki "Gardaş" diyen şen şakrak Rum hâlâ yaşıyor mudur? Karısı hemşireydi, Bol şarap ve muhabbet vardı. WYETH firmasının sponsorluğunda avdet etmişti ve Aksel de aynı oteldeydi. Depresyon anlatmıştım; hâlâ çok farklı bir şey de yok.

Acaba gündeme IŞİD nasıl düştü? Nereden çıktılar birkaç senede...

Batı, ektiğini mi biçmekte?

Dahası, Bölücübaşı serbest bırakılırsa, bu memlekette acaba ne patlar?

Bir Solcu derginin sloganıyla (F....r isimli bir e-grubundan bu sebeple ayrılmıştım) "en iyi Kürt Ölü Kürt'tür" diyenlerle, diğer gruplar kapışırsa, acep sonu nereye varır? 

 

İç Savaş!

Kim kazanır? Bilemem ama gerek bir darbe olsun, gerekse olmasın, en az bir 50 sene daha geriye gideriz... Ali Rıza Saysen ve diğer ahbaplar orada mı?

Bu arada, Güler ve Cem devre uyum sağladı; başka çareleri mi vardı (Cem'in, Sayın Cumhurbaşkanımız, Devletlû RTE'nin, Paralel Yapı (Fethullah Gülen) ile mücadelesi mevzulu dev prodüksiyonu yakında bütün sinemalarda seyredilebilecek).


Biz hâlâ Atatürk'ün takipçisiyiz oysa; aslında, çok âşikâr bir şekilde, AKP de öyle değil mi? Merhum ne yaptıysa, ayna imajı şeklinde onlar da fiiliyata dökmekte. Eminim ki Sevgili Kuzenim Cem Kurdoğlu da, Eski Ülkücü Güler Kömürcü de öyledir.

Çınar küstü ama biliyorum ki orada. Belki Reyhan'da, belki başka bir mekânda karşılaşırız nasıl olsa.


Bu âyinlere seyirci olarak Merhum İhsan ve Melahat Koloğlu, Pederim ve Ümid Hamım da iştirak etmiştik. Eskiden Ateistken, Din Psikolojisi mevzuundaki jargonla, bir "konversiyon" ile Halveti-Cerrahî olan Cemil Meriç Amcamın kızı da bu dergâha intisap etmişti...

Merhum Eniştem ve Nezahat Halam orada yatıyor.

Çocukluğumun bir kısmı Karşıyaka'da geçmişti...

Sahilde balık avlardım ve pek şendim.

Şimdilerde endişeliyim! Deniyor ki en az 5-6 milyon kişi mevta olur; daha fazlası da gazi... Ya bir de Marmara Depremi eklenirse -ki olacak elbet...

Dün bir baktım İlber Hoca canlı yayında, Murak Bardakçı aradı ve hemen açtı telefonunu...

Bu sol derginin Yayın Yönetmenlerinden biri de Prof. Dr. Üşümezoğlu'dur. Acaba hayatta mı ki? Daha genç ve sanırım Moda'da oturur. Vücut geliştirme ve sağlıklı beden sporunda (fitness) çok yetkindir.

 

Soldan veya sağdan ama ya bu kaçınılmazsa!

Baybars ve cici karısı bizleri ağırladılar.

Azıcık mahcup olmadık desek, pek doğru olmaz.

Az içip yedik, mübalağaya kaçamadık.

Ali Saffet'le de konuştuk ama görüşemedik. 

Telefonda konuşabildik ancak. Oğlu pek tatlıdır ve babasına azıcık âşıktır.

Ha, Kur'ân Arapça'sını bu yaştan sonra çözmem pek müşkül ama diğer meallere de göz atacağım...


Bilmediğim için anlamıyorum.

Diğer mealleri de tekrar okumaktayım.

Bâzı meraklılar için, Sayın Cem Özer'in programlarından biri (Narsissizm yaptım)...

Evrenin yaşında biraz hatam var (meraklı öğrencilerim söyler belki), isim de Stanley Cobb olacaktı.

Gani Bey ile mutlaka tanışmak istiyorum

Ali Saffet de böyle büyük hoca olmuş durumda...


Ben daha Kayseri'de, izini şimdilerde maalesef kaybettiğim Çok Değerli Hocam, Yorgunluk Sendromu sebebiyle bîtap düşen Prof. Dr. Seher Sofuoğlu'nun asistanıyken bile âdeta "Doğuştan Doçent" idi Ali Saffet...

Yakında Rektör de olabilir ama şimdilerde, hele şu son çalkantılı zamanlarda, "yukarısı" çok ama çok karışık!

Neyse, Sevgili Yüncü Ailesiyle de beraberdik.... 

En son yatarken Sevgili Erol Göka'yı gördüm TV'de...


Belli ki her şey çok iyi ve âlâ. 

Sevgili Erol çok sevdiğim bir sosyo-politik ve toplumsal yorumcudur ve çok başarılı olarak da Âkil Adam hâlinde bizlerin ne kadar parlak günlere gittiğini müjdeliyor ve herşeyin yolunda olduğunu müjdelemekte.

Bu da pek güzel bir haber tabii ki...

Şimdi vaşit geç, Neslim de uyumakta ama ya bunca karmaşa ne?

Ya bir de Nobel'i verirlerse bir gün!

Ben bu adamı bize paketlerlerken SHOW TV'de, Reha Muhtar'ın misafirdim seneler önce ve ""Yeni bir Yâser Arafat yaratılıyor" demiştim de...

Merhuma da sanırım şöyle yapılmış:

Bizim câmiada birtakım infialler doğmuştu!

Kaygılıyım, endişeliyiz ve merakla beklemekteyiz.

Hani Nobel bu, Batı Kulübü verir mi verir de...

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 12. 01.2015

0
Etiketler: abd açılım apo pkk
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017