Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KARIKOCALARA KISACIK TAVSİYELER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3354 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ey kocalar, hemen bütün primatlar gibi, Y kromozomunuzun getirdiği bir çok-eşlilik ve her dişiyi dölleyip hareminize katma eğiliminiz var; bunu da destekleyen evrimsel antisosyal davranış portföyünüz: Kavgacılık, öteki üzerindeki mülkiyet hissi ve rekabet. Siz alfa dominantsınız.

İster gözünüz çöplükte kalmış olsun, ister olmasın, fark etmez. Karınızı aldatmayın. Çünkü kadın mutlaka anlar; sezinler, sezer veya bir şeyle. Ama anlar. Anlayınca da gönül kâsesi kırılır. O kâseyi daha ne kadar yapıştırmaya kalksanız da olmaz, eskisi gibi sağlam ve sızdırmaz vasfına kavuşamaz. Doğum gününü, nişanlanma ve evlilik yıldönümlerini, hâttâ ilk kesiştiğiniz ve öpüştüğünüz günleri filân mutlaka hatırlayıp karınca kararınca bir güzellik yapın.

Arada bir ufak hediyeler, sürpriz romanslar onu size iyice bağlayacaktır. Cinsel hayatınızda "önce o, sonra ben" veya "ikimiz" modeline önem verin. Espri için dahi başka güzel kadınlarla mukayese etmeyin. Sabah dişinizi yıkayın, duşunuzu yapın ve en azından kötü kokmayın. Erkeğe yakışır diye, bizde böyle diye karınızın yanında gaz çıkarmayın. Öfkenize dâima hâkim olun, karınız sizin boks torbanız değildir!

Unutmayın ki, kadın, eskittiği erkeği sever...

***

Ey karılar, hemen bütün primatlar gibi, X kromozomunuzun getirdiği bir fırsatını bulursa kaçamak yapma ve her erkeğe mavi boncuk dağıtıp tâlipleriniz arasına katma eğiliminiz var; bunu da destekleyen evrimsel histriyonik davranış portföyünüz: Birbirine düşürücülük, öteki üzerindeki mülkiyet hissi ve rekabet. Siz çaktırmadan alfa dominantsınız ve bu sâdece insan türüne özgü. Akıllı kadın kocasına bir şeyi çaktırmadan yaptırıp sonra da ona hayranlık gösterisi yapandır. Bu riya değil, akıllılıktır ve inanın ki misliyle geri-dönüş alıp sevinirsiniz.

İster gözünüz çöplükte kalmış olsun, ister olmasın, fark etmez. Kocanızı aldatmayın. Çünkü erkek kolay kolay uyanmaz. Ama bir gün gelir, anlar. Anlayınca da gönül kâsesi kırılır. O kâseyi daha ne kadar yapıştırmaya kalksanız da olmaz, eskisi gibi sağlam ve sızdırmaz vasfına kavuşamaz. Ayrıca, kafanızı da kırabilir! Doğum gününü, nişanlanma ve evlilik yıldönümlerini, hâttâ ilk kesiştiğiniz ve öpüştüğünüz günleri filân mutlaka hatırlayıp karınca kararınca bir güzellik yapın ama karşılığını bulamazsanız sâdece hissettirin, yoksa da küsüp bozum olmayın.

Arada bir ufak hediyeler, sürpriz romanslar, "kocasının orospusu olmak" onu size iyice bağlayacaktır. Cinsel hayatınızda "önce o, sonra ben veya "ikimiz modeline önem verin. Espri için dahi başka heriflerle mukayese etmeyin; hiçbir erkek buna tahammül edemez. Sabah dişinizi yıkayın, duşunuzu yapın ve güzel kokun. Öfkenize dâima hâkim olun, asla küsüp surat asmayın ve onu herhangi bir şey için cezalandırmak amacıyla "vermemek yoluna tenezzül etmeyin.

***

Ey karıkocalar, evlilik iyi günde kötü günde beraberliktir ama muhatabınız da asla ağlama duvarı değildir. Bırakın bâzı şeyler sizinle yaşlansın ve mezara gitsin. Ama, ne olursa olsun, saygıyı kaybetmeyin. Birbirlerinizin farklı yönlerine de, benimsemeseniz dahi, tahammül edin; göreceksiniz ki zamanla otomatiğe geçer. Sâdece ikinizin olacağı özel günler veya anlar yaratın, hiç olmazsa birkaç haftada bir... Sevgi pekiştirilmeyi ister; esirgemeyin...


Ebeveynlerinize sevgi ve saygıyı esirgemeyin. Onlara mutlaka iyi ve gönül alıcı davranın. Hele yaşlılarınız ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar "eyvallah" deyin. Onlar misafirdir, yarın gittiklerinde gözleriniz pişmanlıkla değil, sevgiyle dolsun.

Çocuklarınıza iyi örnek olmaya çalışın. Yanlarında birbirinizi kırmayın ve öfkelerinizin telefonu olarak onları sakın ha kullanmayın. Onlara ne maddî ne de manevî anlamda asla vurmayın. Onlar da misafir, kaçınılmaz olarak kendi yuvalarını kurmak üzere bir gün gidecekler. Öyle izler bırakın ki beyinlerinde, sizi yaşlılık ve düşkünlük günlerinizde cân-ı yürekten, sevgiyle arasınlar, vazifeten değil. Ama bunu onlardan bilhassa beklemeyin. İlgi göstermezlerse de küsmeyin. İyi ebeveyn olmak, fâizi olmayan bir yatırımdır ve her zaman ektiğini biçemeyebilir insan... Onun için, birbirinizin ve dostlarınızın kıymetini iyi bilin.

Son olarak da... Yaşlılık ve düşkünlük zamanlarınız için önceden hazırlık yapın. Yapın ki bu dünyadan göçerken kimseye "ah" da, "minnet" de etmeyin. O günler geldiğinde, yetîm-i akran olduğunuzda, gene siz ikiniz kalacaksınız.

Sevin, sayın, kollayın birbirinizi.

Öyle olun ki, gidiverdiğinizde sizi güzellikle yâd edecek en az bir kişi olsun bâki kalan.

Gerisi boş lâf...

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 12 Nisan 2008 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017