Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KIBRIS da GİDİYOR!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2214 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/abg-abg-yi-vurdu-olan-bizim-cocuklara-oldu/ yazımda

Bu arada, çok yakında Kıbrıs'ta da çok kötü şeyler olacak.

         Yazacağım.

demiştim.

Sayın Oktay Ekşi fakire hâcet bırakmayan bir makale yazmış bugün:

***

KIBRIS'taki Türkler ya da "bağımsız ve özgür bir ulus gibi yaşamanın onurunu 34 yıldır taşıyan Türkler kan ağlıyor.

Hem de Rum mezaliminden kurtuluşlarının 34'üncü yıldönümü olan 20 Temmuz 2008'de!

Çünkü Rum'a satılmanın ve tekrar esir düşmenin korkusu egemen Kıbrıs'ta.

İnanılır gibi değil ama olay tam da Rauf Denktaş'ın yıllardır haykırmasına rağmen kimseye işittiremediği gibi yani Osmanlı ordularının 1897'de Yunanlıları yenmesine rağmen o dönemin "Büyük Devletleri"nin yâni İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın baskısıyla her şeyin tersine dönmesine benziyor:

O zaman Osmanlı'nın önce yenik Yunan Ordusu komutanı Prens Yorgi'yi "Girit Valiliğine getirmesini sağladılar. O ayrılınca ancak Atina'nın tâyin edeceği yeni vâliyi tanıyacaklarını ilân ettiler. Böylece Girit önce fiilen Yunanistan'a bağlanmış oldu, sonra da adanın ipi çekildi, bitti (MKD notu: O zamana kadar 250.000 Türk'e mukabil 50.000 Rum yaşardı Girit'te; şimdilerde Türk yok). Neden bunları söylediğimizi en iyi CHP İstanbul Milletvekili Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ önceki gece TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmadan öğrenebilirsiniz. Mutlaka okuyunuz. Elekdağ'ın dediklerine gelmeden anımsatalım:

Bilindiği gibi bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Rum kesimi Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas arasında, "Kıbrıs sorununun çözümünü" amaçlayan görüşmeler yapılıyor.

Bugüne kadar hem Türkiye'nin hem de KKTC'nin savunduğu tez şu idi:

"Çözüm ancak adada iki bağımsız ve egemen devletin var olduğu ve bunların kurucu devletler olarak egemenliklerini ortak bir yapıya vermekleri sûretiyle, iki halklı, iki kurucu devletin eşit siyasî statüde olacakları bir yapı kabûl edilirse sağlanabilir.

Türkiye ayrıca 1960 tarihli "Garanti ve İttifak Antlaşmalarının yürürlükte kalmasını istemekteydi. Çünkü Slobodan Miloseviç'in Bosna-Hersek'teki Müslüman halka 1992/1995 arasında yaptığı "etnik temizlemenin bin beterini Makarios liderliğindeki Rumlar, 1955'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türkleri'ne karşı uygulamışlardı. Bunu önlemenin yolu, garanti antlaşmalarının verdiği yetkiyle adada Türk askerinin bulunmasıydı.

(İlginçtir, Girit'i Yunanistan'a bağlama kampanyasının başladığı 1878'den ilk sonucun alındığı 1898'e kadar aynı şeyler Girit'te yaşanmış ama orada Osmanlı askeri kalmadığı için ada gitmişti.)

Şükrü Elekdağ önceki gece Meclis'te, Talat'la Hristofyas arasında yapılan son görüşme ardından 1 Temmuz günü yayınlanan ortak bildiride, "iki liderin gelecekteki Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek vatandaşlık konularında ilke anlaşmasına vardıklarının açıklandığına dikkat çekti:

"Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı esas alınarak yapılacak müzakereler sâdece üniter bir devlet yapısı doğurur ki, bu da KKTC'nin bir eyâlet olarak Kıbrıs Rum devletine yamanması ve Kıbrıs Türkleri'nin azınlık statüsüne indirgenmeleri demektir.

Bu durumda yeni bir Girit olayının yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Bu gelişmenin bir sonucu da Türk askerinin adadan çekilmesi, Garanti antlaşmasının son bulmasıdır.

Görüldüğü gibi Kıbrıs da "babalar gibi" satışa çıktı.

Bugün Kıbrıs Türklerinin kurtuluş bayramına katılan Sayın Başbakan acaba ne buyuruyor?

***

Söyleyeyim Sayın Oktay Ekşi, demin televizyonda seyrettim.

Devletlû, artık iyice gemi azıya almış külhanbeyi "üslûbuyla "kimse sakın düşünmesin ki, Kıbrıs Türkleri azınlık veya esir olacaktır filân diye.

Bugüne kadar böyle başlayan cümlelerde söylediklerinin hepsinin aksi gerçekleşti.

Geçen gün de gene celâlli celâlli "ne krizi yâhu, şu kadar yüz bin araba satılmış diyebiliyordu Başbakanımız(!).

Heyhat!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 20 Temmuz 2008

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017