Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KİM CUMHURBAŞKANI OLACAK?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2066 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti hiç bu kadar zor durumda kalmadı.

Hiçbir başbakana bu kadar hücum edilmedi.

Hiçbir zaman bu derecede paramparça olma tehdidiyle karşılaşılmadı!

Şimdi ben değil, videolar konuşacak.

Buyurun…


Hocam, Pontus ihya olursa, sizi evlâdınız nasıl anacak?

***

 

Daha önce, hiç kimse bura cür'et edemedi.

Ama şimdi var!

Bu Işid neymiş, bakalım...


Bunlar Müslüman mı?

Daha önce böyle bir şey, kimse görmedi!


Bu cumhurbaşkanı ta 1991-92'de ben Diyarbakır'da askerken "Kürtlerle konfederasyon kurmayı düşünebiliriz" demişti.

Şimdilerde evliyâdan ilân edilmeye çalışılmakta.

Acaba anıt mezarını kaç kişi hayırla anarak ziyaret ediyor?

Merhum Ecevit de başbakandı ve bal gibi Köy Enstitülerini savunuyordu.

Romantikti, şâirdi, lise mezunuydu ve Kürt'tü ama hiçbir zaman Kürtçülük yapmadı...

***

Selahattin Demirtaş da aday...

Bu şahsın söylediklerini daha önce kimse söyleyemedi!


***

Acaba Türk Tarih Kurumu üyesi Prof. Dr. Erhan Bardakçı'nın söyledikleri gerçek mi?


Şimdi, Kürtlerin tarihi bundan mı ibâret?

***

PKK hiç bu kadar güçlenmedi...

Bu Kırmançça dahi bilmeyen adam, eğer Nobel de alırsa, en azından parti başkanı olacak mı?


Bu şahıs Kürt dahi değil, neden bunları söylemekte.

Bu cür'eti, cesareti nereden buldu?

Diyelim ki bunlardan biri devletimizin başına geldi, hoşgörü filân kalacak mı?

Eğer Pamukoğlu Paşa bırakılsa, bunları dümdüz edecekti, doğru...

Kendisiyle tanıştım, çok yüreklidir ama partisi eridi gitti...

 

Çözüm bu mu?

***

Sayın Bahçeli ve Kenan Evren arasındaki zihniyet farkı nedir?


Neden biri ölümü beklemekte, öbürü faâl siyasette?

Ne olacak şimdi?

Buna hangi ilâh(lar) karar verdi?

Reha Muhtar o zamanlar anchorman idi ve işi gücü milleti tiye almaktı.

Onun döneminde bu adamı paketleyip teslim edildi Yunanistan'dan...


Şimdi spor yapıp, Vatan'da köşe yazmanta...

***

Devletlû'nun bu kaydı da mı tape?


***

Bölücülük daha önce hiç bu kadar gemi azıya almadı.


Bizler buralarda rahatız ama oralarda kan gövdeyi götürmekte!

***

Bu da meşhur Balkon Konuşması...

***

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, tertemiz bir sicili var...

Bu seçimlerin muhtemel galibi o olacak; ciddi kozları var:

Özü sözü bir, hedefe kilitlenmiş ve Sünni İslâm'ın yılmaz bekçisi.

Ne derse yapmakta, karizması müthiş, retorik âlâ, aleyhindeki şeylerin de hepsi düzmece...

Alethia mevzusunda ufak sıkıntıları olsa da, çok inandırıcı!

Ciddi rakipleri var ama...


Yumuşak, tutarlı ve hiç açığı yok!

Bu zat da öyle, çok cesur.

Bakarsınız birinden biri en tepeye oynar.

Sayın Gülümüz köşkü terk etti gitti!


Artık o da faâl değil...


Ekmeleddin Bey, ortanın sağında sanki...

***

Sonuç:

Kim cumhurbaşkanı veya cumhurreisi olursa, bir ricamız var...

Tam Tarabya'nın karşısında yazlık köşkünüz var.

Akşam çayına geldiğimizde...

Ki, geliriz.

Komşu hakkı denir buna.

Bizimle bir çay veya ayran için lütfen.

Yüz yüze bakacağız da...

Unutmadan:

Şu meyhâneleri kapatmayın ki, bu millet rakı balık âdetini koruyabilsin...

Sevgi, Saygı ve Duayla - Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 30.06.2014

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Pazartesi, 30 Haziran 2014

    Taşa döküle kaynayan bir kazan....

    Videoları içim sıkılarak izledim....Özellikle güneyimizde ki kan deryası, bu vahşi boğazlaşma berbat bir faciadır....Bu bölge yüz yıl düze çıkamaz bu olanlar maalesef ülkemize de bir şekil de bulaşacaktır....Arapların kanı Bizimkinden de ucuz maalesef,bu ülkelerin halklarının çoluk çocuk ahalinin başına gelenler çok acıdır,ve Irak'ta Suriye'de Türkmenler en biçare insanlar, hep izliyorum, bütün bu durumlara çok üzülüyorum , canım sıkılıyor, bütün bu bölge çok travmalı....Dünya da ve özellikle burnumuzun dibinde muazzam bir kaos var, şimdi yerimizde rahat oturabiliyoruz ama bunca kargaşa bize de sirayet edecektir, zaman meselesi sadece, ki burası da kırılgan, yakın geleceği çok sıkıntılı görüyorum, diliyorum ki hocam memleketimiz de olaylar tırmanmasın, bunu zor görüyorum maalesef...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017