Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KİMDEN DOST OLMAZ?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 5157 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Dostluk hakkında çok şey yazılıp çizilmiş, pek çok târifler ve tasvirler yapılmıştır.

En sevdiklerimden birkaç tânesini yazayım:

—Dost, karşısına silâhsız ve kalkansız çıkabildiğiniz insandır.

—Dost, kötü günde de arayan adamdır.

—Dost, açıklarınızı bilmesine rağmen arkanızı dönebildiğiniz adamdır.

—Dost, zamanın ve yaşanmışlıkların süzgecinden geçip sadakatini ispatlamış adamdır.

Bunun gibi pek çok şey yazılabilir tabii…

Aklıma rahmetli Âşık Veysel’in mısrâları geliveriyor:

Dost dost diye nicesine sarıldım

Beyhude yalvardım hey yar

Boşa yoruldum

Benim sâdık dostum

Kara topraktır

Kara toprak

Ne bilge, ne vakur, ne gönül ehli ve mütevâzı’ adamdı. Adam gibi adamdı.

Hiç unutmam, radyoda genç bir muhabir “senin şiirlerinde ozanca bir şekilde akarsulardan nasıl elektrik elde edileceği bile var, ne diyorsun” diye küstahlık ötesi bir üslûpla suâl eylediğinde, “benim içime öyle geliyor, söyleyiveriyorum, gerçeğini sizin gibi ilim irfan ehli bilir ancak” diyebilecek kadar kâmildi

Şimdiki nesiller Hülya’yla kalkıp Kaya’yla yatmaktan, kim kiminle nerede şey etmişliğinin peşinde koşmaktan başka şey düşünemez hâle geldi, getirildi… Eminim ki, kaybedeli çok sene olmayan bu ermiş kişiyi bilen gençlerimiz pek azdır. Kültürümüzü, mânevî değerlerimizi ve insanlığımızı son otuz senede nasıl da sür’atle yitirdik.

Heyhat!

Artık eski dostluklar da kalmadı. Her şey vahşi kapitalizmin faydacılık ve menfaâtperestliğine, yâni maddiyata tahvil edildi. Artık sevgiliye “siz” diyenler, aşkını ifâde edebilmek için beste yapanlar yok. Hâttâ böyleleri ahmak ve salak yerine konup dalga geçilir oldu…

Kullandığınız markayla, gittiğiniz mekânlarla, satın alma gücünüzle ölçülüyorsunuz; insaniyet öldü ama beşerî zâfiyet kanser gibi bütün her tarafı istilâ etti!

Haydi, kimlerden dost (koca, karı, âşık da dâhil) olur suâlini, yâni kâmil, olgun ve oturmuş bir kişiliğin özellikleri nedir sorunsalını cevaplayalım:

  • Mizah kullanabilen ve bunu alaycılıkla karıştırmamayı başaran,
  • Yeni durumlara ve fikirlere peşin hükümsüz yaklaşabilen ve tahammüllü olan,
  • Konformist (baş eğici, bi’at edici) olmayan ama ma’kûl ve mantıklı eleştirileri kabûllenebilen,
  • Hiçbir fikrin veya inancın mutaassıbı yâni yobazı olmayan ama kendi net tercihleri, inançları da bulunan,
  • Nesne ilişkilerinde (arkadaşlıkta, sosyal ve ekonomik hayatta) sebatkâr ve tutarlı olan,
  • İçi kin, nefret ve öfke gibi yıkıcı duygularla dolu olmayan,
  • Diğerkâm olan yâni karşılık beklemeksizin iyi davranabilen,
  • Kimseleri göklere çıkarmadığı gibi, kolay kolay da yerin dibine batırmayan,
  • Sözüne güvenilir, ipiyle kuyuya inilebilir olan,
  • Emanete ihânet etmeyen,
  • Arkadaşının karısına, kızına veya kocasına, sevgilisine yan gözle dahi bakmayan,
  • Tutamayacağı sözü vermeyen, verdiği sözü de tutan,
  • Kendisine tanınan imkânları suiistimâl etmeksizin, dürüstçe kullanan,
  • Merhametli olan ama aşırı derecede de verici olmayan,
  • İyilik yaparken bunu karşısındakinin gözüne sokmayan ve karşılığını beklemeyen,
  • San’at, edebiyat ve benzeri şeylerle kendini aşmaya gayret eden,
  • Hâl ve hareketlerinde ölçüyü aşırı bozmayan yâni güvenilir olan,
  • Gustosu, zevki olan ama şatafattan hoşlanmayan,
  • Her şeyi yerine zamanına ve yöntemine göre yapan,
  • İçince sarhoş olsa bile dağıtmayan ve terbiyesizleşmeyen

…insanlardan dost çıkar.

Bunları bulmak pek zordur, buldunuz mu da asla bırakmamak, onlara lâyık olmak gerekir çünkü aynı çabayı ve incitmeme kaygısını onlar zâten herkes için taşırlar.

Şimdi başa dönüp, kimden dost veya arkadaş olmaz suâlini de cevaplayalım:

  • Kadir bilmez olan, yapılan iyiliği cezasız bırakmayan,
  • Fırtınalı ilişkileri olan (karısına veya sevgilisine kötü davranan, döven, kocasına benzer şeyleri yapan, sürekli eş değiştiren),
  • Sözünün eri olmayan, yalan söyleyen,
  • Emniyeti sûiistimâl eden (meselâ beş gün kalırım deyip beş haftada zor yolladığınız biri),
  • Kendi menfaât ve ihtiyaçları için sizi kullanıp, işine yaramaz hâle geldiğinizde üzerinize sifonu çekiveren ve bir de suçlayan,
  • Tahammülsüz, münakaşa kaldıramayan,
  • Emânete ihânet eden,
  • Kendi vatanına, milletine ve çevresine karşı anlamsız kin ve nefret hisleri duyan,
  • Yapmak için değil yıkmak için eleştiren,
  • Gereksiz kabadayılık, “ben neymişim be ağabey” çıkışları yapan,
  • Başta maddiyat olmak üzere, sizi sömüren ve buna izin vermediğinizde ortadan kaybolan,
  • Ve… bilge kişilik kriterlerinin tam tersi tutum ve davranışlar sergileyen

              …insanlardan ancak ahbap çıkar, dost olunmaz.

Siz siz olun, dostlarınızın kıymetini bilin ve hatalı, yanlış, patolojik kişilere beyhûde duygusal yatırım yapmayın.

   Yapmayın ki, sonra üzülmeyesiniz.

      Dostluk dolu günler dileğiyle…

Mehmet Kerem Doksat – Nişantaşı – 18 Ocak 2007 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017