Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KİMMİŞ bu OBAMA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3318 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Adam ABG Başkanı seçildi, başımız göğe erdi.

     Neredeyse mutluluktan takla atacağız.

           Yâhu, ABG ve "Sistem" bu yeni orta zekâlıyı boşuna seçer mi!

Nihâyet derli toplu iki değerlendirme yazısı elime geçti ve bulmacanın parçaları yerlerine oturmaya başladı.

 Önce bana şu siyahî adamın ne olup olmadığını anlatan güzel derlemeleri naklediyorum.

***

Değerli Dostlar,

Posta kutuma bugün Sayın Ali Serdar Bolat tarafından hazırlanmış bir dosya geldi. Önce kendisine çok teşekkür ederim!

"Obama ve Ekibi'nden bize ne" diyenler olabilir. Ancak biliyorsunuz ki sevelim sevmeyelim, içinden geçtiğimiz bu zaman diliminde Amerika öksürse dünyâ krize giriyor.

Ayrıca hem Amerika'da yasayan Türk kökenli dostlarımız ve hem de Türkiye için Obama ve Ekibi'nin uygulayacağı politikalar her zamankinden daha da önemli. Dereyi görmeden paçaları sıvayan, seçim öncesi bu ekibi destekleyen, seçimden sonra da bayram havası estiren dostlarımızın isi simdi daha da zor olacak gibi görünüyor. Obama ve Ekibi Türkiye aleyhine olacak, farklı yöntemlerle de olsa, uygulamaları devreye soktukça bizim dostlar ne yapacak merak ediyorum.

Ulus Devlet'i ve Derin Devlet'i yerden yere vuran dostlar aşağıdaki yazıyı bence birkaç defa okumalılar. Amerika'nın hem kendi içinde hem de dünya ölçeğinde uzun yıllara yayılan ulus devleti ve derin devleti nasıl kotardıklarını iyice görsünler.

Bizler "Yurtta Barış Dünyada Barış" şiirleri okurken/okutulurken birilerinin bizleri kendi hedeflerine varmak için birer misyoner olarak nasıl kullandıklarını belki   anlarlar. Hem ülkelerin hem de insanların (ve de yöneticilerin) farkında bile olunmadan nasıl devşirildiklerini belki görebilirler.

Saygı ve sevgilerimle.

Atakan Mert 

***

Obama'nın 2 yönden takdimi

1) Kenya ayağı: Luo Kabilesi, Soros darbesi, Africom (ABD Ordusu'nun Afrika merkezi)

2) Amerika ayağı: Obama'nın kabinesindeki Kukla Kürt Devleti savaşçıları

1- KENYA AYAĞI

Müslümanlığın Kuzey Afrika'da yayılması

Hz. Muhammed, Mekke'deki baskılar yüzünden 615 tarihinde damadı Osman Affan başkanlığında 11 erkek 4 kadın Müslüman'ı Habeşistan'a yolladı. Habeş Kralı Necaşi Eshame onları iyi karşıladı. Afrika   böylece Medine'den önce İslâm ile tanışmış oldu. 639'da Müslüman Arap Ordusu'nun Mısır'ı almasıyla ve ticaret yoluyla İslâm, Afrika'nın kuzeyinde yayıldı. Araplar da yerli kadınlarla evlendiler. Bu yüzden Kenya'da bu nesilden siyah, beyaz ve melez bebekler dünyaya gelmektedir. Melezlik süreci Amerika'dan çok önce Afrika'da başlamıştı. Arapça ile yerli diller karışarak Arapça "sâhil anlamına gelen ve Obama âilesinin de konuştuğu  Svahili lisanı oluştu.

Obama Âilesi Luo Kabilesi mensubu

Obama Âilesi, Afrika'nın en büyük tatlı su gölü olan Victoria Gölü çevresinde yaşayan Luo Kabilesi'nden. Luo Kabilesi, bugün Sudan, Uganda, Kongo, Kenya, Tanzanya'ya yayılmış bulunan köklü bir kabile. Kenya'nın yüzde 13'ü Luo kabilesinden. Luolar'ın büyük çoğunluğu Hristiyan, çok azı Müslüman.

Luo ve Kikuyu kabilelerinin çatışması

Luolar, Kenya'nın en büyük etnik grubu Kikuyular ile sürekli çatışıyorlar. Kikuyular, Somali'nin güneyindeki Şungvaya'dan gelmişlerdi. Luolar, içlerinde Müslümanlar da olan Kikuyular'a düşmandılar ama nedense Somali'deki siyah renkli Yahudi kabilesi Yabirsler ile çok sıcak ilişkileri vardı. Luolar ile Yabirsler dinsel farklılık olmasına rağmen kız alıp veriyorlardı! Luo kabilesiyle Yabirsler'in ilişkisi eskiye dayanıyordu. Yabirsler Hz. Davud döneminde Somali'ye gelip Luolar ile ilişkiye geçmişlerdi.

Luo Kabilesi  Amerikalılar'a zenci köle avlaması için yardım etti

Batı basınında son dönemde yayımlanan haberlere göre, Luolar Afrikalılar'ı Yahudi Yabirsler aracılığıyla köle olarak Amerikalılar'a satmışlardı! Beraber köle ticareti yapmışlar yâni  ve bu yüzden Luo Kabilesi, Batı ile oldukça iyi ilişkiler kurmuşlardı. Bu yüzden Afrika kabileleri Luolar'ı pek sevmez.

Barak Hüseyin Obama'nın babası misyoner bursu ile ABD'ye gidip okudu

Luo Kabilesi  ile  ABD arasındaki bu işbirliği  ile ilgili  iki olay çok konuşuluyor. Bunlardan birincisi, Obama'nın babasının Amerikalı misyonerin bursuyla ABD'ye gitmesi. İkincisi ise, seçim çalışmaları sırasında Obama hakkında sürekli, "Obama hiç köle olmadı denilmesi. Bu propaganda ilginçti; sanki Afrika'da yakalanıp  Amerika'ya köle olarak getirilmek ayıptı! Luo Kabilesi Amerikalılar'la işbirliği yaptığı için, bu kabileden hiç kimse köle olarak Amerika'ya götürülmemişti. Yâni Obama'nın soyunda köle yoktu.

Kikuyu iktidarı Batı karşıtı ve bağımsızlıkçı idi

Kenya'nın yüzde 13'ünü Luolar, yüzde 22'sini Kikuyular oluşturuyor. Kenya bağımsızlığını kazandığından beri, Batı'nın "totaliter olarak değerlendirdiği Kikuyular iktidardalar. Sovyetler Birliği'ne dayanarak bağımsız duruş göstermişlerdi.

Kenya'da Yahudi Soros darbesi

27 Kasım 2007 seçimlerinde Kikuyu adayı Mwai Kibaki, Luo adayı  ise Raila Dinga idi. Odinga, Barak Obama'nın kuzeni oluyor. Devlet Başkanlığı'nı Kikuyular kazandı. Obama Âilesi kaybetti yâni. Ancak Sırbistan, Gürcistan, Ukrayna'da olanlar (MKD: Hâlen Türkiye'de de olanlar, Ergenekon rezaleti) Kenya'da da tezgâhlandı. Luolar seçime hile karıştırıldığı gerekçesiyle ayaklandı. Ayaklanan Luolar'ın başında, Barak Obama'nın kuzeni olan Turuncu Demokratik Hareketi lideri Odinga vardı. Odinga'nın arkasında ABD vardı, para yardımı ise Yahudi Soros'tan geliyordu.

Luolar ile Kikiyular'ın çatışması sonucu bin kişi öldü, 200 bin kişi yerinden yurdundan oldu. Sonunda Kibaki Devlet Başkanı, Odinga Başbakan yapılarak çatışmalara son verildi.

Soros, ABD seçimlerinde Obama'yı desteklemişti. Obama ile Odinga şimdi Kenya'da Turuncu Devrim'i tamamlama sevdâsında.

Kibaki'nin Devlet Başkanı olması, Amerika'yı huzursuz etmektedir. Soros desteği ile seçilen Obama ile yine Soros desteğinde Kenya Başbakanlığı koltuğuna oturtulan Odinga, şimdi el ele verip Kenya Devlet Başkanlığı'nı da ele geçirerek Turuncu Soros Devrimi'ni tamamlamak, Kenya'yı kayıtsız şartsız ABD'ye bağlamak hayâli içindedirler.

Hedef Afrika

Hedef Afrika, bunun için de ilk hedef Kenya. Nasıl Ortadoğu petrolleri için yapılan Büyük Ortadoğu Projesi'nde ilk hedef Kuzey Irak ve ardından Büyük Kürdistan ise, Afrika Petrolleri için de ilk hedef Kenya.

Afrika petrolleri ABD için çok önemli. Çünkü uzun zamandır Çin, sağlam zeminlere basan Afrika politikası uygulamaktadır. Çin'de geçen sene Afrika ülkelerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Çin, Afrika'da kalkınma projelerine yardım etmekte, Batı gibi sömürü şartları içermeyen bu yardımlardan Afrika ülkeleri çok etkilenmektedir. Örneğin Batı'nın "kaatil" ilân etiği Sudan yönetimi, Çin ile sıkı işbirliği içindedir. Çin, Sudan'dan petrol alıyor (eğer Sudan, Batı sömürüsüne boyun eğse idi, şimdi "katil değil, "teröristlere" karşı savaşan kahraman olarak el üstünde tutulacaktı). Şimdi ABD'nin amacı, yükselen Çin etkisini kırmak ve Afrika'yı denetim altına almak.

Tayyip Afrika yollarına nasıl düştü

Irak'ta işler kötüleştikçe, Amerika Petrol ve Enerji İşleri Dairesi, 2015 ve sonrası için bir plân yaptı. Bu plâna göre şu anda ABD'nin petrol ihtiyacının %7'sini karşılayan Afrika, ilk fırsatta bu oranı %10'a, 2015'de %20'ye, daha sonra %50'ye çıkaracaktı. Bunun için de Afrika'da Avrupa etkisi ve bilhassa Çin etkisi kırılmalı. ABD, ilk iş olarak Afrikalı Müslümanlar'ı kazanmak için BOP Eşbaşkanı Tayyip Bey'i görevlendirdi. Gazetelerimizin, yazarlarımızın "konsolosluğumuz bile olmayan ülkelerde başbakanın ne işi olur ki sorularının  cevabı işte budur. Fethullah okulları zâten zemini hazırlamak, ABD muhibleri yetiştirmek için çoktan oradaydı. ABD, 2000 yılında 10 milyar Dolar olan Afrika kalkınma yardım bütçesini 2006'da 23 milyar Dolar'a çıkardı ve AIDS mücadelesi için ayrıca 30 milyar Dolar ek ödenek ayırdı.

Africom: ABD Afrika Komuta Birimi

Bu plân tabii ki silâhsız yürümez. ABD, Afrika için bir komuta birimi kurdu: Africom. Africom karargâhı için, Atlas Okyanusu'na kıyısı olan Liberya seçildi. İlerde Afrika'da kurulacak askerî üsler, bu komuta merkezine bağlanacak. Benin, Tanzanya, Ruanda, Gana, Liberya gibi zengin maden ve enerji kaynakları olan ülkeler böylece kontrol altına alınacak.

Tanzanya: ABD petrol hırsızı

Bu niyetlere ilk uyanan Tanzanya, Bush'u "Petrol hırsızı diye karşıladı. Hardley'in Amerika'nın Afrika ilgisini "Afrika'ya şefkat olarak yutturmaya çalışması böylece suya düşmüştü. Tanzanya gibi zengin petrol rezervleri olan Benin ve Liberya aydınları ise susturulmuştu.

Obama bunun için seçildi

İşte, Obama bunun için seçildi. Afrika'da Bush'un bir türlü oluşturamadığı sempatinin üstelik antipatiye dönmesine karşı bulunan panzehir Obama oldu. "Amerika'nın Afrikalı Başkanı muhabbeti ile göz boyama  yoluyla Afrika'nın Obama ile fethi gerçekleştirilecek. Yeni dönemde yeni hedef Afrika ve kestaneler Afrika kökenli Obama tarafından ateşten alınacak.

Faydalanılan kaynaklar:

Süha Baykal: "Esmer tenli Obama, zengin beyazların emrinde. Aydınlık, 9.11.2008
Soner Yalçın, odatv.com, 9.11.2008

2- AMERİKA AYAĞI

Babası Hüseyin Obama  Kenyalı, Luo Kabilesi üyesi bir zenci. Müslüman. Misyoner bursu ile Amerika'ya okumaya geliyor, burada beyaz bir Amerikalı Hristiyan kadınla evleniyor. Oğluna  Barak Hüseyin adını veriyor. Çocuk çok küçükken karısını terk edip Kenya'ya dönüyor. Obama'yı annesi ve annesinin âilesi yetiştiriyor. Büyük ölçüde bu yüzden Hristiyanlığı seçiyor.

"Amerika'da devrim", "İhtilâl", "zenci başkan", "Müslüman başkan" ambalajıyla ezilen dünyaya sevimli gösterilmeye, bu sâyede Amerika'nın kaybettiği prestij tekrar kazanılmak isteniyor.

Obama, Afrika'nın fethi için özel olarak seçildi. Çünkü Amerika'nın yeni hedefi Afrika!

Dünyânın diğer bölgelerinde de geri adım atmayacak. Esas proje Asya içlerine girmek.

Yeni hedef Afrika demek, eski projelerin ikinci plâna atılması anlamına gelmiyor.

Irak

Obama, Amerikan Ordusu'nun en kısa zamanda Irak'ın kuzeyinde üslenmesini istiyor. Zâten Irak işgalinin esas amacı, Kuzey Irak'ta Kukla Kürt Devleti kurulması idi. Bu, BOP'un uygulanabilmesi  için hayatî önemde bir hedeftir. Demek ki Obama, Büyük Ortadoğu Projesi'nden vazgeçmeyecektir.

İran

İran'da Türkler'i, Kürtler'i ve Beluciler'i kışkırtarak bölücü faâliyetleri derinleştirmeyi plânlıyor.

Pakistan

El-Kaide ile mücadele bahanesiyle, Müşerref'in de bertaraf edilmiş olmasından faydalanarak, Amerikancı Pakistan Hükûmeti'nin desteğiyle bu ülkeye asker sokup Pakistan'ın nükleer silâhlarını kontrol altına almak istiyor.

Türkiye düşmanı Başkan Yardımcısı:

Joe Biden yazılıyor. Obama'nın yardımcısı Joe, Türkiye düşmanlığı ile tanınıyor. Türkiye'nin Kıbrıs'ta işgalci olduğunu öne sürüyor. Ermeni soykırımının ABD tarafından resmen tanınması için özel çalışmalar yürütüyor.

Bakan adayı: Irak saldırısının mimarlarından

Colin Powell. Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken Powell ile hizmet sözleşmesi imzalamıştı. Sözleşme maddelerinden biri de Türk Özel Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'tan çekilmesi ve Türk Ordusu'nun Amerika'dan izin almadan sınır ötesi harekât yapmaması idi. Powell bu sûretle hem PKK'yı hem de Barzani yönetimini korumuş oluyordu.

Powell, Bush kabinesinden istifa etmişti.

İstifa nedeni, Amerikan Ordusu'nun Irak'taki yerleşme stratejisini eleştirmesi idi. Mademki ana hedef Kürt Devleti kurulması idi, o hâlde Amerikan Ordusu Irak'ın genelinde değil, âcil olarak kuzeyinde Barzani bölgesinde yerleşmeli idi.

Bakan adayı

Balkan HızarıRichard Holbrooke. Holbrooke, Yugoslavya'yı parçalayan kışkırtıcı ajan olarak biliniyor. Parçalama yeteneğinden dolayı kendisine "hızar" deniyor. Yeni görevi, Türkiye'yi parçalamak! Holbrooke, etnik ayrımcılığı körükleme konusunda tartışmasız dünyanın en iyi uzmanı olarak biliniyor. Holbrooke'un Türk dostu olduğunun söylenmesi tamamen palavra. Kuzey Irak'a destek raporlarını Amerikan Kongresi'nde en iyi savunan kişi.

Kabine Bakanı (Başbakan) adayı

Siyon Şövalyesi Rahm Israel Emanuel. Bill Clinton'a danışmanlık yapmış. Siyonizm'e en çok hizmet etmiş kişilere verilen "Siyon Şövalyesi unvanı sâhibi. İsrail'de Filistinliler'e karşı gönüllü olarak savaşmış. Amerika'daki "Zengin Yahudi" lobisinin en güçlü adamı.

Savunma Bakanı'nı Bush'tan devir alıyor

Robert Gates büyük bir ihtimâlle Bush'un Savunma Bakanı koltuğunu koruyacak. Gates, her iki partinin de saygı duyduğu bir isim olması nedeniyle iki partinin işbirliği yapmasında rolü  olacak deniyor. Gates, Büyük Ortadoğu Projesi üst düzey yöneticilerinden. O da Powell gibi ABD Ordusu'nun Irak'ta "güvenli bölgeye", yâni Kuzey Irak'a çekilmesi gerektiğini savunuyor.

CIA Başkanı Mike Hayden.

Mike, seçimin ertesi gününden itibâren her gün Obama'ya brifingler vermeye başladı. Obama'nın koltuğa oturacağı 20 Ocak'a kadar beklemedi. Yâni Başkan yeni ama Amerikan Devleti derin. İşte "devrim, "değişim ile işbaşı yapacak olan "devrimci kadro"!

"Ohbama (Yeni Şafak), "Amerikan İhtilâli (Hürriyet), "Amerika'nın Karaoğlanı (BirGün), "Demokrasi Güzel Şey (Sabah), "Bu Sizin de Zaferiniz (Taraf), "Amerika 'Değişimi' Seçti (Zaman), "Amerikan Rüyası (Radikal), "Amerika'da Devrim Oldu (Posta) yalamalıkları altında gizlenen devrimci (!) derin devlet bu.

***

Sonunda beklenen oldu. ABD tarihinde ilk kez, bir siyah başkan seçildi. Obama aslında tam zenci sayılmaz. Beyaz bir anne ile Kenyalı siyahî bir babanın çocuğu olarak doğmuş ve beyaz olan büyükannesi tarafından, beyaz adam kültürü ile büyütülmüş. Amerikan zencilerinin kültürü ile büyük ölçüde eşi Michelle sâyesinde tanışmış.

New Stetsmen onu "dünyayı değiştirebilecek 10 kişiden biri olarak tanımlıyor. (http://www.newstatesman.com/200510170011).

Bush'un geçtiğimiz son sekiz yılı bütün dünyâ insanları için tam bir karabasandı ve "durmak yok, yola devam" diyeceklerinden korkuyorduk. Hele Sarah Pelin'in tabloya girmesi bu kaygıyı gerçek bir kâbus haline dönüştürmüştü. Çünkü neokonların izlediği yol, net bir şekilde askerî hesaplaşmaya doğru gidiyordu. O nedenle 4 Kasım'da sonuçlar açıklandığında pek çokları gibi ben de rahat bir soluk aldım.

Amerikalı seçmenin önünde iki seçenek vardı: Obama ve McCain, ve onların tercihi bütün dünyayı etkileyecek bir seçimdi. Biz dünyanın geri kalan insanları, bizim adımıza da yapılmakta olan bu seçimin izleyicileriydik yalnızca.

Aslında Obama'nın seçileceği büyük ölçüde belliydi. Rakibi yaşlı ve yorgun, soluğu tükenmiş, üstelik herkesin bıktığı, kelimenin tam anlamıyla gına getirmiş olan Bush'un devamı niteliğindeydi. Kriz de üstüne tuz biber ekti. Obama ise genç, dinamik ve karizmatik bir görüntü sergiliyordu. Özlenen ve beklenen değişiklikleri yapabilecek biri.

Temel basın ve yayın organları da onu destekleyici şekilde haberler veriyordu. Rakibinden çok daha fazla para yatırmıştı kampanyaya. Şu ana kadar bildiğimiz 495 milyar Dolar. Rakibinin en az dört katı (http://www.opensecrets.org/pres08/expend.php?cycle=2008&cid=n00009638)! Bush'un batan bankerleri kurtarmak için başlangıçta istediği paranın (700 milyar) üçte ikisi!

Peki, âileden kalan önemli bir mal varlığı olmayan genç bir avukat, bu kadar parayı nereden bulmuştu?

Amerika'nın yönetim biçiminin en iyi tanımı ne cumhuriyettir, ne krallık, ne de oligarşi. Onu en iyi "sinarşi" diye târif edebiliriz. Yâni, gerçek yöneticiler perde arkasındadır. Perde önünde görülen aktörler, onların isteklerini hayata geçirmeye memurdurlar. Peki, perde arkasında kimler var? Aklıma doğal olarak, önce "piyasa sihirbazı Corç Soros geldi. Ağ üzerinde kısa bir araştırma sonucu bulduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aslında Soros, Obama'yı daha 2004'de mimlemişti. Bundan iki yıl sonra, 4 Aralık 2006'da Obama, Soros'u Manhattan'daki bürosunda ziyaret etti. Bir saat görüştükten sonra Soros, Obama'yı, yan odada bekleyen bir avuç plütokrata sundu. Bunların arasında en önemlileri İsviçre'nin UBS bankasının Amerika'daki temsilcisi Robert Wolf ve yüksek riskli fon (hedge fund) menajeri Orin Kramer idi. Birkaç hafta sonra Obama adaylığını açıkladı.

Rockefellerler'in Muhafazakâr Seçmenler Ligi (League of Conservation Voters) ön seçimlerdeki TV reklâmlarının sponsorluğunu "yükselen yıldız" temasını kullanarak yaptı.

Obama'nın seçim kampanyasını finanse edenler arasında Jim Torrey, Brian Mathis, Jamie Rubin, Edgar Bronfman, Jr. Gluckstern gibi isimler bulunuyordu. Bundan sonra Soros'la Obama'nın ilginç bir tangosuna tanık olduk. Şöyle ki, önce Soros, aşırı sağcı İsrail lobisi AIPAC'ı eleştirdi. Sonra Obama, Soros'u Hamas'a destek olmakla suçladı. Gûya böylece Şoroş'tan uzaklaşmıştı. Ama gerçekte, ikisi arasındaki sıkı fıkı ilişki devam etti. Son olarak bu yılın 4 Temmuz'unda Obama AIPAC'da yaptığı konuşmayla tavrını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirledi. Bu konuşmanın metnini http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=91150432 adresinde okuyabilirsiniz.

Peki, Obama'nın mâlî krize getireceği çözüm nedir? Obama seçim kampanyasının mâlî danışmanı Austan Goolsbee, koyu bir Friedman ekolu ekonomisttir. Kurukafa ve Kemikler adlı gizli örgütün üyesidir (Skull & Bones, Bush'un da içinde olduğu gizli örgüt.) Friedman ekonomisini anlamak için, Reagan, Thatcher, Özal ve 24 Ocak kararları aklınıza gelsin. Obama'nın "ben onun sözünü dinlerim" dediği Warren Buffet, dünyânın en zengin adamı. Bu yıl Forbes dergisi Buffet'ı, Bill Gates'in önüne koydu. Obama'nın mâliye bakanı olarak seçebileceği isimler arasında ise Timothy Geithner, Lawrence Summers ve Paul Volcker'ın isimleri geçiyor.

Timothy Geithner, New York Federal Reserve Bank Başkanı, CFR'in uluslararası ekonomi danışmanı olarak görev yapmış, Otuzlar Grubu G30 olarak bilinen ve dünyâ ekonomisinin önde gelen bankerlerinden oluşan grubun üyesi.

Larry Summers, Clinton yönetiminde de mâliye bakanlığı yapmış; gelişmiş ülkelerin çevreyi kirleten teknolojileri gelişmekte olan ülkelere ihraç etmeleri gerektiğini, bu ülkelerde ücretler daha düşük olduğu için, çevre kirliliği sonucu hastalanan ve ölenlerin ekonomiye daha düşüğe mâl olacağını söylemiş bir Harvard profesörü. 1990'larda Rusya'nın özelleşme projesinin, borsasının mimarı ve Rus kamu iktisadî teşekküllerinin yok pahasına satılmasını sağlamış olan Andrei Shleifer'in hocası.

Paul Volcker ise oldukça tanıdık bir isim. Carter tarafından ABD Merkez Bankası (Federal Reserve) Başkanlığı'na artanmış, Reagan döneminde de bu görevini sürdürmüş, uyguladığı politikalarla ABD'de enflasyonun belini kırmış ama aynı zamanda yüksek fâiz oranları ile inşaat ve tarım sektörlerine büyük darbe vurmuş, 1930'lardan beri görülmemiş düzeyde işsizliğe yol açmış birisi.

Bu isimler, Obama'nın seçim zaferinden sonar yaptığı konuşmada "bâzı kararlarım hoşunuza gitmeyecek demesini kısmen açıklıyor.

Fakat Obama'nın arkasındaki en önemli güçlerden birisinin, belki de en önemlisinin ise Brzezinski olduğu söyleniyor. Aslında bunu Obama da açık açık söylüyor. Zbigniew, Brzezinski'den "bir numaralı dış politika danışmanım diye söz ediyor.

Kimdir Brzezinski?

Dış İlişkiler Konseyi'nin (Council on Foreign Relations) başkanı, Trilateral komisyonunun kilit üyelerinden biri; Carter yönetiminin Afganistan politikasının mimarı. Geçenlerde oynayan Charlie Wilson'un Savaşı filmini seyrettiyseniz, bu politikanın Taliban'ın ortaya çıkmasında nasıl rol oynadığını görürsünüz.

Trilateral Komisyonu nedir diye soracak olursanız, kendi anlatımlarıyla "karışık bir dünya ortamında Batı kapitalizminin çıkarlarını korumak için, Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya'nın yönetici kadroları arasında bir işbirliği kurmaya yönelik bir komisyondur.

Profesör Zbigniev Brzezinski 1970'de "İki Çağ Arasında (Between Two Ages)" adlı bir kitap yayınladı. David Rockefeller, bu kitabı okuduktan sonra, Brzezinski'yi Columbia Üniversitesi'ndeki kürsüsünden ayrılıp, Trilateral komisyonunun kurucusu ve başkanı olmaya ikna etti. Bu komisyonun plânları, 1971'de Rockefeller'in Pocantico Hills'deki meşhur malikânesinde gerçekleşti. Rockefeller bu projeyi 1972'de Bilderbergler'in Belçika'daki toplantısında takdim etti.

Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya sacayağının üç bacağına göreceli olarak bu komisyona Trilateral denmişti. Trilateral komisyonun amacı, kamu politikalarını yönlendirmek ve dünyada dengeyi sağlamaktı. (Trilateralism: The Trilateral Commission and Elite Planning for World Management, Editör Holly Sklar, South End Press, 1980; ayrıca The New World Order Under Clinton: Establishment Insiders and Political Deceit, Eric Barger, The Christian World Report, Mayıs 1993, s. 7.)

MSNBC kanalının ağ sayfasında "Brzezinski'nin Obama'yı desteklemesi, Amerika'nın dış politikasında radikal bir değişikliği beklememiz gerektiği anlamına geliyor" diye yazıyor. Başka bir deyişle, Brzezinski ve onun temsil ettiği neoliberallerin, goril gibi göğsünü yumruklamaktan başka bir şey yapmayan neokonlara sabrı tükenmiştir.

Brzezinski, Los Angeles Times editörü Nathan Gardels ile yaptığı bir söyleşide, "bu neokonların çözüm teklifleri ki İsrail'de de buna benzer şeyler önerenler var, Amerika'nın ve son tahlilde İsrail'in, mahvına yol açacaktır. Ortadoğu nüfusunun büyük kısmının Amerika aleyhine dönmesine yol açacaklar. Irak'tan alınan ders ortada! Bu neokon politikalarını izlemeye devam edersek, Amerika bölgeden kovulacak ve bu durum, İsrail için de sonun başlangıcı olacak".

İşte bütün bunlar, Obama'nın seçilmesinden neler umabileceğimizi açıklıyor. Bununla birlikte, şurasını da tekrar söylemeliyim ki, bu seçimlerde ABD ve dünyanın önünde iki seçenek vardı vee bunlardan birisinin seçilmesi istenmişti. Obama gerçekten de seçimlerde vahşi ve saldırgan kapitalizmin karşısında. Soğukkanlı ve aklıselim sâhibi bir kapitalizmi temsil ediyordu ve ötekiler kazansaydı, dünya en kısa zamanda mahva doğru gidebilirdi. Çünkü gözü kara bir şekilde önce İran'a, sonra Rusya'ya ve Çin'e saldırmaktan çekinmeyeceklerini açık açık belirtmekten çekinmemişlerdi. "Putin'in gözlerine bakınca üç harf görüyorum K-G-B diyen McCain seçilseydi Putin'in karşısında pek fazla manevra alanı kalmayacaktı. HAARP tesislerini eyaletinde bulunduran Sarah Palin de öyle.

Dr. Gökhan Sayram

***

Bakın neler dönüyor.

Dick de babalar gibi ortada.

Yahudilik'le akraba Luo Kabilesi mensubu Müslüman bir babanın terk edip gittiği, Hristiyan ananın yetiştirdiği asil siyahînin bu travması ve yaşadıkları onu nasıl etkilemiştir?

Bu Soros denen adamın, DDD'nin ve ABG'nin dört sene önce yarattığı bu sözüm ona yeni ilâh dünyaya bakın ne işler edecek!

Bu arada, Fethullah Gülen cemaâti Kürtçe, Türkçe ve Amerikanca tedrisat yapan yeni bir üniversite kurdu Irak'ta.

     Hayırlara vesile olsun
           Allah Soros'u da, Fethullah'ı da, ST'u da, HK'ı da başımızdan eksik etmesin.
                 Âmin!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 12 Kasım 2008 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017