Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KİNİNİ YERDE BIRAKMAYANLAR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2647 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Bir delikanlı futbolcu vardı Adana’da, çok sert ve küfürbazdı.

Bu sebeple de çok sevilirdi. En alt toplum tabakasından geldiği için hırs ve hınç doluydu. Herkesin anasına avradına söver ve bir güzel de döverdi. Babası bacağından sakattı ve bu onu çok derinden etkilemişti.

Bir kere bir hata yaptı ve su topçu Mehmet’in kız kardeşine kur yaptı.

Karşılık olarak Küçük Saat meydanında, tam bir meydan dayağı yedi.

Zamanla öylesine tesadüfler üst üste geldi ki, bir baktık teknik direktörlükten baş antrenörlüğe kadar terfi etti. Aslında en büyük hediyesi karısıydı, çok akıllı, sevgi, sezgi ve fedakâr karısı

Onu taşıdı, yükseltti ama hep gölgede kaldı.

Âkıl (akıllıca, bilgece) davrandı yâni.

Hâlbuki gene sövüyordu Adanalı.

Hâttâ en son olarak bir uluslararası maçta hakemin yedi ceddini gebe, takımını da hocasız bıraktı.

Bir baktık ki, ailesinden birine söven birini mahkemeye vermiş, affetmemiş.

4-5 sene ceza yiyecekmiş adam yasalara göre.

Sevgili ağabeyim Acar Baltaş da çok yakinen tanır kendisini…

Acaba bu küfürbaz Adanalı mı bana set çekiyor?

***

Benim bir kayınbiraderim vardı. ABD’de okudu Türkiye’de bir yeri kazanamayınca. Orada iken depresyona girdi, 1.5 sene evimde yatırdım, eğittim, ağabeylikten de öte, babalık yaptım çünkü baba terörü ile yaşamıştı. Klâsik müziği de, Enrico Macias’ı da, giyinip kuşanmayı da benden öğrendi.

İlk işini bulmasını da ben sağladım. Bizim Galatasaray Rotary’nin devir teslim töreninde bir baktım, karşımda onu yolladığım ve himmetiyle iş bulan bir kadim arkadaşım orada. Pek mütehassis oldum (hislendim).

Neyse, bu oğlanın şimdiki karısını da ben istemeye gitmiştim özel sebeplerden dolayı.

Şimdi bir kızı bir de oğlu var. Çok tatlılar.

Seneler önce kafasına saksı düştü, bir uğradılar eski evimize. “Biraz yabanidir” dedikleri kız beni öylesine sevdi ki, hiç boynumu bırakmayıp sarıldı.

Kayboldular, kaç kere haber bıraktım, aramadı.

Bu sabah bir Linkedin mesajı: “Kerem Abi, bir işim düştü, sizi bugün rahatsız edebilir miyim”?

Küt!

Ben de “zâten başka ne için ararsın ki, tabii ara” dedim.

Aramadı, korktu herhâlde...

Hâlbuki ne istese gene yapardım, o da bilir.

Acaba bana mâni olan engelleyen güç onun organizasyonu mu?

***

Norveç’te gerçekleştirdiği iki ayrı terör saldırısında 77 kişiyi öldüren ve 21 yıl hapis cezasına çarptırılan Norveçli Breivik vardı ya.

Onun bir sosyopat olduğunu ilk olarak ben söylemiştim hani televizyonda, Habertürtk’te.

Bakın, destek olmak amacıyla eylem hazırlığı içinde olan bir Norveçli Breivik de Fransa’da, Corrèze’da yakalandı. Norveç vatandaşı zanlının uzun zamandan bu yana Fransa’da yaşadığı, bir Fransız kadınla evlendiği ve 3 çocuk babası olduğu belirtildi. 40 yaşındaki zanlının Norveç’te, aralarında adam öldürme suçlarıyla birlikte çok sayıda suça karıştığı ve bu suçlardan 21 yıl hapis cezasına çarptırıldığı, 2009 yılında ise serbest kaldığı kaydedildi. Norveç’te yayınlanan Aftenposten Gazetesi'nde yer alan habere göre, ismi açıklanmayan Norveçli zanlının Fransız eşi de yeni satın aldığı 4 silah ve çok sayıda patlayıcı madde ile yakalandı. Fransız polisi ayrıca çiftin kaldığı çiftlikte patlayıcı arıyor. Emniyet kaynaklarına göre, zanlı, Breivik’in 2011 yılında Oslo ve Utöya Adası’nda gerçekleştirdiği saldırılardan sonra internet aracılığıyla gönderdiği manifestosuna destek veren 530 kişiden biri.

Norveçli zanlının Satanist olduğu ve İskandinav bölgesinde bu alanda çok tanınan lider konumunda bulunduğu bilgisi de verildi.

Breivik’i de “sağlamış”, o kendisini Mâbediyyun Şövalyesi olarak görüyordu, bu ise resmen Satanist olmuş. Boynuz kulağı geçmiş.

Acaba beni engelleyen güç o mu?

***

Benim yüzümden kaybolan kalem fotoğrafları hâlâ bulunamadı, ümit fakirin ekmeğidir.

Bekliyorum…

***

Yoksa onun masonluğunun bizdekiyle alâkası olmadığını ama garip de olsa bizim onları tanıdığımızı söyleyen Türk Masonları mı?

Olur mu hiç, kardeş kardeşi vurur mu?

Tam da bütün dünyaya Türk usulünü pazarlarken, ithâl ederken.

   Kimseye güvenmeyeceksin.

      Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.

         Her kalfa bunu böyle bilsin.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 17 Temmuz 2013 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018