Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KİŞİLİK BOZUKLUKLUKLARI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 177 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Uzun süre mevcudiyetini kabul etmekte direndiğim bir Psikiyatrik Bozukluk Grubundan bahsetmek istiyorum: Kişilik Bozuklukları.

Pratik amaçlarla bu tip durumları üç kümeye ayırıyoruz

Kişilik bozukluklarının çoğunda nedensel etkenler hakkında net bilgi mevcut değildir. Bu bozuklukların derinlemesine incelemeye açık olmaması ve birden fazla eş zamanlı kişilik bozukluğu görülme oranının yüksekliği bunda en büyük etkendir.

***

Psikiyatri hastalarının hemen hemen yarısında en az bir kişilik bozukluğu bulunmakta, bunların da yarısından fazlasında birden fazla kişilik bozukluğu görülmektedir. Bundan dolayı da kişilik bozukluklarının nedenlerinin tespit edilmesi iyice güçleşmektedir.

A Kümesi

-Paranoid Kişilik Bozukluğu:

A kümesi kişilik bozuklukları içinde ele alınan paranoid kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler başkalarına karşı yaygın bir şüphecilik ve güvensizlik sergilerler. Bu da doğal olarak kişiler arası ilişkileri bozar.Bu kişiler başkalarının kötü emeller taşıdıklarına inandıklarından, sürekli gerginlik ve savunma durumundadırlar. Kendileri üzerinde oyunlar oynandığını düşünen paranoid kişilik bozukluğu olan kişiler, bu beklentilerini doğrulayacak deliller ararken, aksi yöndeki gerçekçi bütün delilleri göz ardı ederler.Kendi hatalarının, başarısızlıklarının ve yanlış giden her şeyin sorumlusu başkalarıdır. Bu bakış açısıyla hep başkalarını suçlarlar (yansıtma). İyi niyetli söz ve davranışlarda kötü niyet veya tehditkâr anlamlar ararlar.

Arkadaşlarının, eşlerinin veya cinsel eşlerinin sadakati konusunda kuşkucu ve endişelidirler. İnsanlara güvenmediklerinden, başkalarına kolay kolay açılamaz, yakınlık kuramazlar.

Kuşku ve güvensizlik pençesindeki paranoid kişilik bozukluğuna sahip olan bireyler, bunun gerginliğiyle öfkeli tepkilere, hatta şiddet içerikli davranışlar sergilemeye açıktırlar.

Çoğu kez kinci olan bu kişiler, ufak kusurları bile kolay kolay bağışlayamazlar. En ufak bir eleştiri, kişiliğine veya saygınlığına yönelik bir saldırıdır.

Paranoid kişilik bozukluğu olan kişiler, paranoid şizofreni hastalarından ayrılmalıdır. Bu kişiler ağır stres altında psikotik belirtiler sergileseler de çoğu zaman gerçeklikle bağlarını kaybetmezler.

Nedensel olarak bu bireylerde zayıf bir genetik aktarımın rolünün olduğu kanaati vardır. Yüksek düzeyde antagonizma (düşük geçinilebilirlik) ve nörotisizmin ( öfke-düşmanlık) genetik aktarımı söz konusu olabilmektedir.

Ebeveyn ihmali veya aile içi şiddete maruz kalma gibi psikososyal etkenler de paranoid kişilik bozukluğu sebepleri arasında gösterilmektedir.

Şizoid Kişilik Bozukluğu:

Duygularını ifade edemeyen, sosyal ilişkiler kuramayan, aynı zamanda buna ihtiyaç da duymayan, soğuk ve mesafeli kişilerdir. Yakın ve iyi arkadaşları yoktur. Bazen yakın bir akraba tek dost, sırdaş olabilir.Şizoid kişilik bozukluğu olan bireyler cinsellik de dâhil pek çok faaliyetten hoşlanmaz ve uzak dururlar. Bu kişiler nadiren evlenir, evlenseler bile çocuk yapmaktan, hayata kök salmaktan kaçınırlar.Sosyal becerilerinden yoksun, yalnız olmayı seven ve başkaları tarafından içine kapalı olarak tanımlanan bu bireylerin kendine özgü münzevi ilgi alanları ve işleri olur. Nadiren eşya kolleksiyonu, antika eşya toplamak gibi tek başına sürdürülebilen hobilere sıklıkla rastlanır.

Duygusal açıdan çok tepkisel olmayan şizoid kişilik bozukluğu olan kişiler, genellikle kayıtsız bir ruh hâli içinde olup, güçlü negatif veya pozitif duyguları nadiren yaşarlar. Duygusal soğukluk, kopukluk ve tekdüze duygular yaşama hâkimdir.

Bu kişiler başkalarının övgülerine de kayıtsızdırlar. “Dünya yansa umurunda değil” deyişi bu kişileri çok güzel tanımlar.

Beş faktörlü kişilik özellikleri modeline göre “sıcaklık, girginlik ve pozitif duygulardan” oluşan içe dönüklük düzeyleri yüksek, ayrıca deneyime açıklık kriterlerinden olan duygulara açıklık düzeyleri düşüktür.

Yalnız olmayı seven, içe dönük yaşayan herkes şizoid kişilik bozukluğu olarak tanımlanmamalıdır.

Şizoid kişilik bozukluğu nedenleri daha çok bilişsel şemalarla açıklanmıştır. “Aslında yalnızım”, “ilişkiler karmaşık ve nahoş”, “tek başına yetebilirim” gibi uyumsuz şema ve inanışların şizoid kişilik bozukluğuna neden olduğu ileri sürülmektedir.

Şizofreninin öncüsü olduğuna ve genetik bağlara dikkat çeken teoriler günümüzde tercih edilmemektedir.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu:

Bu bozukluk şizotipal kişilik bozukluğu olarak da isimlendirilir. Şizoid özelliklerin yanında bilişsel ve idrak bozuklukları, iletişim ve davranışlarda tuhaflıklar, ekzantriklikler (alışılagelmişin dışında, aykırı, ilginç, acayip, farklı davranışlar) bulunur. Göz bebeklerinde sıçrayıcı hareketler (sakkadik göz hareketleri) dikkati çeker.

Gerçeklikten kopma olmasa da sihirli güçleri olduğuna dair inanışlar, büyüsel düşünceler, referans (itisafi) düşünceleri denen başkalarının söylediklerinin veya beden dillerinin özel anlamları veya kişisel önemleri olduğu inancı ve tuhaf konuşmalar birçok hastada görülür.

Birçok psikiyatr tarafından şizofreninin hafif bir biçimi olarak kabul edilen şizotipal kişilik bozukluğunda, düşünme, konuşma ve davranışlardaki tuhaflıklar tipik özelliklerdir.

Şizotipal kişilik bozukluğu sebepleri arasında, genetik bağlantı ve şizofreni ile biyolojik bağlantı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Uygunsuz veya kısıtlı duygulanım, yakın arkadaş ve sırdaşların olmaması, yakınlaşmayla azalmayan aşırı sosyal kaygı şizotip kişilik bozukluğunun diğer belirtileridir.

İstismara uğrama ve erken dönem travma geçmişi etiyolojik nedenler arasındadır.

Şizotipal kişilik bozukluğu da, şizoid kişilik bozukluğunda olduğu gibi A kümesi kişilik bozuklukları içindedir.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu:

B kümesi kişilik bozuklukları içinde yer alan histriyonik kişilik bozukluğu, dikkat çekmeye yönelik aşırı davranışlar ve duygusal tepkilerle karakterizedir.İlgi merkezi olmak bu kişiler için vazgeçilmezdir. Canlı, dramatik ve aşırı dışa dönük tarzlarının sebebi budur. Samimi ilişkiler içinde görülse de kalıcı ve doyurucu ilişkiler kuramaz. Çünkü diğer insanlar bunlara karşı sürekli yüksek düzeyde ilgi göstermek durumunda kalmakta, bir süre sonra da yorularak kendilerini geri çekmektedir. Seksten başka her şeyi seksüalize ederler.Dış görünüş ve davranışlarında abartılı tavırlar sergileyen histriyonikler cinsel açıdan kışkırtıcı ve baştan çıkartıcı olabilirler. Tarzlarıyla insanları manipüle ederek kontrol etmeye çalışan histriyonik kişiler, aynı zamanda çabuk etkilenen, bağımlılık düzeyleri yüksek bireylerdir.Histriyonik kişilik bozukluğu olan kişiler diğer insanlar tarafından bencil, kibirli, içtenliksiz, aşırı tepkisel olarak algılanırlar.Daha çok kadınlarda görülen histriyonik özellikler aslında her iki cinste de görülebilmektedir. 

Aşırı heyecan arayışı ve düşük benlik bilinci olan erkeklerde sıklıkla rastlanabilir.

Histriyonik kişilik bozukluğu nedenleri arasında genetik yatkınlığın rolü büyüktür. Bilişsel olarak, “insanları etkileyip büyülemediğim sürece ben bir hiçim”, “insanları eğlendirip, hoş tutmazsam beni terk ederler” gibi benlik değerini doğrulamaya yönelik uyumsuz şemalar söz konusudur.

Kişilik testlerinde aşırı düzeyde gerginlik, heyecan arama ve olumlu duygular dışa dönüklük puanı olarak yüksek çıkarken, yüksek düzeyde nörotisizm özelliklerinden depresyon ve benlik bilinci ön plandadır.

Dikkati üzerine çekmek için sürekli fiziksel görünüşünü kullanan histriyonik kadınlar, sıklıkla cinsel arayış içindeymiş gibi algılanırlar.

Narsisistik Kişilik Bozukluğu

Muhteşemlik duygusu narisistik hastaların temel özelliğidir. Burada başkalarının yetenek ve başarılarını küçümseme, kendi yetenek ve başarılarına aşırı değer verme söz konusudur. Kişi her türlü aşırı beklentisini hak ettiği inancındadır.

Psikiyatride abartılı benlik önemi duygusu, takdir edilme endişesi ve başkalarının duyguları ile empati kuramama üçlemesi ile tanımlanan narsisizmde, abartılı muhteşemlik duygusunun altında çok kırılgan ve tutarsız bir benlik duygusunun yattığı bilinir.Zihnin sınırsız başarı, güç, deha, güzellik fantezileri ile dolu olmasının, her şeyin en iyisine, en güzeline layık olduğuna dair inancın, özel ve eşsiz olduğu inancının temelinde kırılgan, zayıf benlik değeri duygusunun önemi büyüktür.

Bütün bu muhteşemlik duygularının benlik değerini koruması, diğer kişilik bozukluklarına göre narsisizmi psikiyatrik ve psikolojik olarak daha az rahatsızlık veren bir hastalık durumuna sokmaktadır.

Narsisistik kişiler olan biteni kendi bakış açıları dışında değerlendiremezler. Tek doğru, kendi doğrularıdır.

***

Narsisistik kişilik bozukluğu ölçütleri arasında başkalarını kıskanma veya başkalarının onu kıskandığını düşünme, kendini beğenmişlik, kibirli davranma ve iddialı olma da bulunur. Bazen küfürlü konuşur ve her şeyi denetim almayı severler (acting out).

***

Beş faktörlü kişilik özellikleri modelinde, narsisistik kişilik bozukluğu olan bireyler düşük geçinilebilirlik/yüksek antagonizm (düşük alçak gönüllülük, yüksek kibir, kendini beğenmişlik, üstünlük hissi), düşük diğerkâmlık (kayırılma beklentisi ve başkalarını istismar etme), yüksek düzeyde nörotisizm (öfkeli düşmanlık ve benlik bilinci), yüksek düzeyde fantezi eğilimi (deneyime açıklık) puanlarına sahiptir.

*** 

Kışkırtıcı davranışlar ve teşhirci tavırlar histriyonik ve narsisistik kişilerde ortak gibi görünse de histriyoniklerin amacı dikkat çekmek, narsisisitlerin ise hayranlık uyandırmaktır.

 ***

Narsisistik hastalar psikiyatri ve psikoterapide bizi en fazla zorlayan, tedavide uyumsuzluk yaratan gruptur.

 ***

Erkeklerde daha sık rastlanan narsisistik kişilik bozukluğu, toplumda %1 civarındadır. Narsisistik kişilik bozukluğu sebeplerine psikodinamik modeller daha fazla ağırlık vermektedir.

 ***

Bütün çocuklar bir dönem bütün dünyanın kendilerine bağlı olduğunu düşündükleri ilkel bir muhteşemlik duygusu döneminden geçerler. Sağlıklı bir gelişim için anne babalar çocuğun muhteşemlik davranışlarını yansıtmalıdır. Bu durum çocukların muhteşemlik duygularını törpüleyecek, hayat gerçekliğini görmelerini kolaylaştıracak, normal düzeyde benlik güveni ve benlik değeri geliştirmelerini sağlayacaktır.

 ***

Ebeveynlerin çocuğa empatiden yoksun, ihmalkâr ve aşağılayıcı yaklaşımlarının da narsisistik kişilik bozukluğu eğilimini arttırdığı bilinmektedir.

 ***

Bandura’nın sosyal öğrenme teorisinde narsisistik kişilik bozukluğu nedeni olarak, anne babanın gerçekçi olmayan aşırı değer biçmesinin rolü gösterilmiştir. Çocuğun her isteğinin bir emir olarak kabul edildiği bir aile yapısı narsisistik kişilik bozukluğuna sebep olmaktadır.

bandura sosyal öğrenme kuramı ile ilgili görsel sonucu

 

 ***

Psikodinamik model ve sosyal öğrenme terorisi narsisistik kişilik bozukluğunda birbirine zıt iki görüşü savunurlar. Günümüzde sosyal öğrenme teorisinin geçerli olduğuna inanılmaktadır.

 ***

Antisosyal Kişilik Bozukluğu:

 ***

Bu kişiler itkisel, asabi ve saldırgan olma eğilimi gösterip, vicdan azabı veya birisine bir minnet duymadan, başkalarının haklarını ihlâl veya göz ardı ederler. Yasaların suç, dinlerin günah, genel ahlâkın ayıp olarak gördükleri şeyleri tekrar tekrar yaparlar. Sorumsuzca davranırlar. İnsan ve hayvanlara saldırganlık, mülkiyete zarar verme, aldatma, hırsızlık, kuralları ihlâl ile giden ağır bir kişilik bozukluğudur.

 ***

Sınırda (Borderline) Kişilik Bozukluğu:

Bu kişiler ilişkilerinde, benlik/kendilik imgesinde ve duygu durumlarında tepkisel ve dengesiz davranışlar sergilerler. Çevresel tetikleyicilere olağandışı yoğunlukta duygusal tepkiler veren sınırda kişilik bozukluğu olan bireyler, bir duygudan diğerine şiddetli ve hızlı geçiş gösterirler. Bipolar Bozukluk’la sıklıkla iç içe girerler.

 ***

Kişiler arası ilişkilerde yüksek düzeyde tutarsızlık gösteren borderline hastalar, yoğun ve fırtınalı ilişkiler yaşar, arkadaş veya sevgililerini yüceleştirip, idealleştirirken, daha sonra derin hayal kırıklıkları ve öfkeye kapılabilirler (aşırı değer verme, devalüasyon ve splitting: ayırma).

 ****

Yoğun bir terk edilme duygusu içinde olan borderline hastalar, gerçek veya hayali terk edilmeyi önlemek için aşırı çaba gösterirler.

Aşırı duygulanımsal dengesizlik ile birleşen yüksek tepkisellik sebebiyle sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerde cinselliğe düşkünlük, kumar, madde bağımlılığı, kuralsız ve dikkatsiz araba kullanma, kendini yaralama davranışları ve tekrarlayan intihar girişimleri sıktır. İntihar girişimlerinin %8-10’u ölümle sonuçlanır.

Bitip tükenmeyen boşluk duyguları ve yoğun öfke de sınırda kişilik bozukluğu ölçütlerindendir.

 ***

Borderline hastaların geriye dönük incelemelerinde duygusal, fiziksel ve cinsel tacize uğrama oranları çok yüksektir. Bazıları terapistlerinin ikaz etmesine rağmen bunu uluorta itiraf ederler.

 ***

Aile içi geçimsizlik ve şiddet de sınır kişilik bozukluğu nedenleri arasında gösterilir.

 ***

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu:

 ***

Sosyal ket vurulma, yetersizlik duyguları ve olumsuz benlik imajı nedeniyle içe dönüklük ve hayat boyu sınırlı sosyal ilişki, sosyal etkileşime girme isteksizliği söz konusudur.

 ***

Eleştiriye ve reddedilmeye aşırı duyarlı olduklarından, kendisinden hoşlanılacağından emin olmadığı sürece insanlarla ilişkiye girmek istemezler. Utanma veya alaya alınma korkuları büyüktür. Kendilerini sosyal açıdan beceriksiz ve başkalarından aşağı görürler.

 ***

Bütün bunlardan dolayı kişisel riskler almaktan veya yeni faaliyetlerde bulunmaktan kaçınırlar.

 ***

Böyle bireyler şizoid kişiliklerin aksine yalnızlıktan zevk almaz, bundan dolayı kaygıya kapılırlar. Bu sebeple kolaylıkla depresyona girerler.

 ***

Psikiyatride C kümesi kişilik bozuklukları içinde yer alan Kaçıngan Kişilik Bozukluğu, bazı psikiyatrlar tarafından, sadece Genelleştirilmiş Sosyal Fobi’nin şiddetli bir görünümü olarak kabul edilirler.

 ***

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu sebepleri arasında ilk sırayı doğuştan gelen engellenmiş bir mizaç yapısı almaktadır. Taciz ve reddedilmelerin de kaygılı ve korkulu bağlanma örüntüleri yaratarak etiyolojide yer alması mümkündür.

 ***

Bağımlı Kişilik Bozukluğu:

 ***

Psikiyatride C kümesi kişilik bozuklukları içinde yer alan bağımlı kişilik bozukluğu aşırı ilgilenme ihtiyacı ile seyreder. Hayatlarını başkalarına göre ayarlayan bu bireyler kendi ihtiyaç ve görüşlerinden feragat ederler. Başkalarının tavsiye ve güvenceleri olmadan gündelik karar vermede zorlanırlar, sorumluluğu başkalarının alması ihtiyacı duyarlar. Destek ve onaylanmayı kaybetme korkusuyla uyuşmazlıkları dile getirmekte güçlük çekerler, kolay kolay hayır diyemezler.

 ***

Kendi başının çaresine bakamayacakları endişesi sebebiyle bir yakın ilişki bittiğinde ilgi ve destek için acilen yeni bir ilişki arayışına girerler. Bağımlı Kişilik Bozukluğu nedenleri arasında, psikiyatri ve psikoloji dünyasında genetik temelli olarak bağımlı ve kaygılı olma eğilimindeki kişilerin, özerklik ve bireyleşmeyi desteklemeyen otoriter ve aşırı korumacı anne baba yaklaşımıyla patolojik boyut aldığına inanılmaktadır. Bunlara tavuk anneler de denir.

 ***

“Tamamen çaresizim”, “yanımda yeterli biri olmadıkça elimden bir şey gelmez” gibi bilişsel temel uyumsuz şemalarda etiyolojide yer alır.

 ***

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (Anankastik Kişilik Bozukluğu):

 ***

Psikiyatrik ve psikolojik yönden tipik özellik mükemmeliyetçilik, düzeni ve denetimi sağlama konusunda aşırı endişelenmektir.

Ayrıntılara, kurallara, düzene takılarak faaliyetin önemli noktasını, ana temasını gözden kaçırırlar. Ahlaki, etik ve sosyal değerler konusunda aşırı katıdırlar. Kendilerine ve başkalarına karşı cömert olamaz, pintilik gösterirler.

 ***

Başkalarına tam olarak yapacaklarına dair güven duymadıklarından görev paylaşımına gidemez, her işi kendileri tamamlamak isterler. İşe kendilerini fazlaca adamaları sebebiyle eğlence, dinlenme ve arkadaşlıkları dışlayabilirler. İşleri delege edemezler.

 ***

Eskimiş veya değersiz nesneleri kolay kolay atamazlar, bir süre sonra ev ve iş yerleri lüzumsuz eşya ile dolabilir: Taraklar, tuzluklar, eski eşyalar gibi…

 ***

Obsesif-kompülsif kişilik bozukluğu, psikiyatri uygulamalarında narsisistik, antisosyal ve şizoid kişilik bozuklukları ile bazı noktalarda örtüşür.

 ***

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu

 ***

Her anlamda “vermeyen” tiplerdir. Kadınlarda daha çok görülür. Çok sık bedenselliştirme yaparlar ve oraları buraları ağrır. Arada bunu unutunca eşleri hemen fırsatı değerlendir.

 ***

Sadomazokistik Kişilik Bozukluğu

 ***

Sıfırcı hocalar, öğrencilerine sınavlarda eziyet çektiren tipler bu gruptan çıkar ve kolay kolay iflah olmazlar. Bazılarında cinsellik de tabloya eklenebilir.

 ***

Bilimle, sanatla ve sevgiyle kalın..

 ***

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 11 Mayıs 2017 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 30 May 2017