Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KLEPTOMANİ NEDİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1566 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Bugün size bir davranışın ne zaman çalma, hangi durumda yürütme ve ne durumda çaktırmadan yolunu bulmak için malı götürme olduğundan bahsetmek istiyorum.

İnsanın canı bazen hergelelik yapmak ister, çaktırmadan bir şeyi cebine atıverir, dünya hâlleri bunlar ama iş gerçekten hırsızlık mı, yoksa bastırılmış bir şeylerin intikamı mı?

Öncelikle bunları çözmek icap eder.


Meslekî hayatımda böyle pek çok vaka gördüm ve örnekler de verebilirim, önce kavramı açayım:

Kişinin aslında bir malı satın alabilecek yeterli maddî birikime sahip olduğu, ancak buna rağmen bu davranışı gerçekleştirdiği gözlenir. Bu davranış daha önceden düşünülmemiş ve planlanmamış olup, aniden gerçekleştirilir, birlerinden veya özellikle ebeveynden intikam alma amacıyla yapılmamıştır.

Birey bu davranışın yanlış ve uygunsuz olduğunun bilincindedir. Kişiler bu davranışı gerçekleştirmek için başkalarından yardım istemezler.

Tarihte Fransa kralı 4. Henry ve Sardunya Kralı Victor’un bu özelliklere sâhip olduğu bilinmektedir.


Rahatsızlığın çocukluk yaşlarında başladığı belirlenmiştir. Kişi bu davranışı gerçekleştirmeden önce yoğun bir gerilim hisseder. Bu davranış akabinde, mutluluk, rahatlama, tatmin ve büyüklük hissi içine girmektedir.

Rahatsızlık hakkında yapılan çalışmaların azlığı ve bu durumların kişiler tarafından gizlenmesi ve bu durumu gerçekleştiren kişilerin sağlık hizmetlerinden çok, adlî makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gerçek sıklığı tam olarak bilinemese de, 1000 kişiden 6’sında rastlandığı tespit edilmiştir. Yakalanan dükkân hırsızlarının %5 ilâ 25’inde bulunmuştur.

Hastaların genel özellikleri

Kadınlarda veya genç kızlarda (özellikle Delikanlılık yâni Ergenlik Döneminde) erkeklere göre yaklaşık dört kat daha sık görülmektedir. Erkeklerde görülmediği anlamına hiç gelmez. Hattâ ben daha çok delikanlılık çağındaki erkeklerde rastladım.

Cinsiyetler arasındaki oranın bu kadar yüksek olmasının bir sebebi de, erkeklerin böyle bir durumda çoğunlukla hastaneler yerine cezaevlerine gönderilmeleri olabilir. Kadınlarda ortalama olarak 30-35 yaşta, erkeklerde 50-55 yaşta daha sık görülmektedir. Hem erkek hem de kadınlarda diğer Dürtü Kontrol Bozuklukları (Impuls Control Disorders) rahatsızlığa eşlik edebilir.

Erkeklerde daha çok Piromani (fevrîce olarak ateş yakıp, yangın çıkarma) ve hastalık derecesinde Kumar Oynama (Marazî Kumarbazlık) ve tekrarlayıcı Patlayıcı Davranım Bozukluğu ile bir arada iken, kadınlarda Trikotillomani (fevrîce saç ve vücut tüylerini yolma hastalığı) ile beraber bulunabilmektedir. Rahatsızlık sosyoekonomik düzey ile doğrudan ilişkili olmayıp, bu durumdaki kişinin sosyokültürel düzeyi oldukça yüksek de bulunabilmektedir. Kişiler bu davranışlarına engel olabilmek için sosyal hayatlarını kısıtlayabilir ve çevrelerinden uzaklaşabilir, alışveriş yapmamaya çalışabilirler.

Hastalığa Sebep Olabilecek Etmenler:

Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz şartların sonucu gelişen kayıp yaşantıları önemli etkenler arasındadır.

Kleptomanik davranışlar da bunların etkisini gidermeye yöneliktir. Bilinçdışındaki (gayrımeş'ûrdaki) bu hâtıraların kişiyi zorlaması ile oluştuğu düşünülmektedir.

Bu kişilerin çocukluklarındaki aile hayatlarının oldukça travmatik ve sorunlu olduğu tespit edilir. Bu bireylerdeki tablonun Narsisistik (kendine olan sevgi, ilgi ve destekler) kırılmaların, özgüven yaralanmalarının sonucu olarak ortaya çıktığı da düşünülmektedir. Kişinin özsaygısı ve değerliliğine yönelik yapılan saldırılar, ilerleyen dönemlerde kişinin olgun bir Benlik (Ego) yapısı geliştirmesine engel olur ve bu tür davranışlara zemin hazırlar.

Kleptomani eylemleri bir kayıp yaşantısını takip ederek de gelişebilmektedir.

Bu duruma kadınlarda çocukların evden uzaklaşması, aşırı üzerine düşülen çocuklarda, keza ileri yaşlarda ise, erkeklerde andropoz döneminde rastlanabilir. Kadınlarda gerilimin arttığı âdet dönemleri ve hamilelik dönemlerinde bu tür eylemler artmaktadır. Özellikle bizim toplumumuzda hâmile kadınlarda başkasının evinde misafir iken, yiyecek maddelerine karşı olan bu davranış ilgi çekicidir.

Bu tür davranışlarda odaklanılan maddeler kişi için cinsel bir anlam da taşımaktadır. Çok etkileyici bir parfüm veya kişi için cinsel anlam ifade eden bir kitap, kolayca çanta yahut elbise içine girebilmektedir.

Bu kişilerde sıklıkla cinsellikle ilgili sorunlara da rastlanabilmektedir: Çeşitli psikiyatrlara göre çocukta 3-5 yaş arasında gözlenen ve Freud tarafından “Fallik Dönem” olarak adlandırılan, çocuğun cinsel organlara yönelik ilgi ve hareketlerinde artışın olduğu dönemlerde karşılaşılan sorunlarla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Freud’un ruhsal yapı modeline göre, kişide doğuştan geldiği düşünülen ve her an istediği her şeyi fütursuzca yaparak haz almayı hedefleyen Altbenlik (İd) ile anne-baba, öğretmen ve benzeri gibi otorite konumundaki kişilerin ahlâk anlayışlarının etkisi ile oluşturulup, bunun tam tersi bir şekilde “hiçbir yerde ve asla” şeklinde hareket eden kişinin topluma uyumu için kişinin istek ve eylemlerine sınır koyan Üstbenlik (Süperego) ve bunların ikisi arasındaki dengeyi sağlayan asıl uygulayıcı güç olan Benlik (Ego) arasında düzenli bir danışma ve uzlaşma olmalıdır…

Kleptomani davranışları gösteren kişilerde bu düzenli işleyişin bozulduğu ve Süperego’nun etkisini çok arttırarak, acımasızlaştığı ve kişinin kendisini suçlamak, cezalandırmak, küçük durumlara düşürmek için bu tür hırsızlık eylemlerine giriştiği düşünülmektedir.

Kleptomani, kişide mevcut olan Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Depresif Bozuklukların farklı bir görünümü olabilir. Kleptomanik davranışlar ile kişi kendisini geçici olarak iyi hissederek, kaygısını ve ruhsal çökkünlüğünü azaltmayı hedefler. Bununla birlikte, bu fevrîce eylemlerin artarak devam etmesi ve oluşturduğu sorunlar bu rahatlamanın, buzdağının üstünü yok etmekle aynı anlama gelmektedir.

Kleptomaninin eşlik ettiği psikiyatrik bozukluklar arasında Dissosiyatif Bozukluklar, Duygudurum Bozuklukları ve Yeme Bozuklukları da sayılabilir.

Bu rahatsızlık başka Somatik (Bedensel) hastalıkların sonucu olarak da görülebilmektedir. Bunlar arasında Epilepsi (Sara), Beyin Atrofisinin görüldüğü durumlar ve Demans (bunama), bâzı ilâç tedavilerinin yan etkileri ve kimi tümörler de sayılabilir.

Kişinin geçmişi ve şu ânı ile ilgili zedeleyici olayların tespit edilerek, bunlara yönelik uygun düşünce şemaları geliştirilmesi ve toplumsal ilişkilerdeki uygunsuz savunma mekanizmalarının değiştirilmesini hedefleyen terapiler, fevrice hareketleri ve kaygı durumunu azaltmaya yönelik ilaç tedavileri ve gerekirse Hipnoz ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

***

Genç bir kız vardı ve ısrarla evdeki tuzluk, kaşık ve benzeri şeyleri yürütüyordu. Bilişsel Davranışçı Terapiden pek netice alınamamıştı ve çok da kırılgan bir kişilik yapısı mevcuttu. Kendisine epilepside kullanılan Duygudurum Dengeleyicisi ilaçlardan birini verince (Karbamazepin: Tegretol) çok fayda görmüştü.

Gene daha 12 yaşındaki bir erkek ergende bu tablo ortaya çıkmıştı ve hem Hipnoz, hem de KDT uygulayıp, ayrıca aileye gene bir DDD (karbamazepin: Tegretol veya okskarbazepin: Trileptal) vermeyi teklif ettik. Henüz sonuç alamadan şimdilik tereddütteler (ambivalans); hani “yavrumuza zehir(!) versek mi, vermesek mi” durumları…

Trikotillomani (kaş, kirpik yolma) gelişen, üst sosyoekonomik düzeyden güzel mi güzel bir genç kızda da iki sene Hipnoterapi altında BDT pek işe yaramış, daha sonra da tedaviyi bırakmıştık.

Böyle vakaların ailelerinde genellikle çok ciddi Narsisistik Kırılganlık da görülebiliyor ve “ilaç” denince, ricat edip âdeta küsebiliyorlar.

Hâlbuki insanız hepimiz, hastalık da, monomanik garabetler de bizim için değil mi?

Monomani hastalarda sadece tek bir düşünce veya düşünce tipinin baskın olduğu, hastaların onu aşırı düşündüğü, belli bir hezeyanın bulunduğu zihinsel hastalık demektir.

Monomani kelimesi, Yunanca tek anlamına gelen “monos” ve Mani” anlamına gelen “Mania” terimlerinin birleşiminden gelir.

Buradaki Mani, Bipolar Bozukluktaki taşkınlık ile akrabadır ama bu hastalarda mutlaka bir duygudurum Bozukluğu çıkması icap etmez.

İkinci eksende Antisosyal veya Sınırda Kişilik Bozukluğu tablolarına da ender rastlamıyoruz.

Tedavide hem ailenin hem de hekimin sabırlı, özgüvenli ve işbirliğiyle çalışıp, uzun soluklu sayılabilecek bir yaklaşımı da üstlenmeleri icap ediyor.

Herkesin bu durumlarda öncelikle bir psikiyatra, ilâç hâricinde bir tedavi düşünülüyorsa, sâdece bunu yapabilecek iyi bir Klinik Psikoloğa da müracaat etmesi düşünülebilir.

Sağlık, saadet ve güzellik dolu bir Salı gününe erkenden merhaba…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 31.03.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017