Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KOSOVA'NIN BAĞIMSIZLIĞI VE PANDORA'NIN KUTUSU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1851 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Biraz önce Kosova'nın bağımsızlığı ilân edildi ve Pandora'nın Kutusu açıldı! Bir Türk ve Müslüman olarak sevinemiyorum. Sebebini arz edeceğim. Önce haberler.

***

27 üyeli AB'de Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi büyük ülkeler dâhil olmak üzere en az 20 ülkenin, Kosova'nın tek yanlı bağımsızlık ilânını hemen tanıyacağı belirtiliyor.

Yeni idâre, kademeli olarak yönetimi BM'den devralacak.

Böylece, Sırbistan'ı destekleyen Rusya'nın Kosova'daki etki alanı daraltılmış olacak. Rusya ise Kosova'nın bağımsızlığı hâlinde Gürcistan'ın ayrılıkçı bölgeleri Abhazya ve Güney Osetya konusundaki çizgisini "gözden geçireceği" tehdidinde bulundu. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç de hemen açtı ağzını: Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ülkelerle diplomatik ilişkilerinin düzeyini düşüreceklerini, ancak tamamen kesmeyeceklerini söyledi. "Kosova'yı tanıyan" ülkelerle "ikili ilişkilerin çok büyük olasılıkla bugünkü düzey ve ölçüde olmayacaktır, ancak eğer Sırbistan (bu ülkelerdeki) büyükelçilerini geri çağırmaya karar verirse, bu, o ülkelerle iletişimi durduracağı ya da ilişkilerini keseceği anlamına gelmeyecektir" diye de buyurdu.

Bu arada, Afrika gezisinin ikinci durağı Tanzanya'da bulunan ABG Başkanı Bush da Kosova'da şiddet olmaması için çalışacaklarını söyledi ve ülkesinin tutumunun, Balkanlar'ın istikrarı için Kosova'nın statüsü sorununun çözülmesi gerektiği yönünde olduğunu, Kosova hükûmetinin, Sırplar'ın da haklarını destekleme arzularının kendisini yüreklendirdiğini belirtiverdi! Yâhu, daha düne kadar Osmanlı'nın son kalıntılarını da yakıp yıkarken, Müslümanlar'ın ırzına geçerken müdahale etmeyen Batı'ya ne oldu? Bayram değil, seyran değil, Kosova'yı niye öptüler? Pandora'nın Kutusu'nu açmak için! Önce onu hatırlatayım.

***

Pandora'nın Kutusu gizli, örtülü kalan şeyleri açığa çıkarma çerçevesinde kullanılan bir mecaz...

Pandora'nın Kutusu'nu açma, denetlenmesi imkânsız denge bozucu hareketler yapma veya kötülükleri ortaya çıkaracak ifşaatta bulunma gibi durumlarda kullanılmakta; bâzen da örgütlerde önleyici, koruyucu girişimler yerine, onarıcı, düzeltici müdahalelerde bulunmaya işâret etmek üzere istimâl ediliyor. Kadim Yunan mitolojisine göre kendini beğenmiş, kibirli ve güçlü erkekleri cezalandırmak için yaratılan genç bir kadın olan Pandora'ya tanrılar tarafından güzellik, beceriklilik, câzibe, kurnazlık, zekâ, kıvraklık, belâgat gibi bir seri özellik bahşedilir ve ayrıca içinde yeryüzünde bulunabilecek bütün kötülüklerin doldurulduğu ve bunun yanına bir de dünyanın kötülüklere direnme gücü sağlayan umudun kapatıldığı bir sandık (kutu) verilir.

Pandora, Prometeus'un kardeşi Epitemeus'la evlendikten sonra merakına dayanamayıp içi kötülüklerle dolu kutusunu açar ve bütün kötülükler dünyaya yayılır. Kutunun içinde de sâdece umut kalır.

***

Kutuyu açan tanrı ABG'dir. Bu bir kara mizah değil; http://en.wikipedia.org/wiki/America_the_Beautiful kaynağına bakınız. ABG dünyanın tek ve en kuvvetli odağı. Kurmakta oldukları yeni savunma sistemi aylar zarfında tamamlanacak ve buraya hâriçten saldırabilmek âdeta imkânsızlaşacak (bkz. http://thegate.nationaljournal.com/2008/02/poland_oks_us_missile_defense_1.php ).

Sisteme uyan güçleri de cezp edecekler ve dünyanın öteki taraflarına kolayca hükmedecekler. Ne Hint ne de Çin zannedildiği kadar güçlüler çünkü bilim ve san'at pazarlayamıyorlar, ihraç edemiyorlar. Bugünün dünyasında bu ikisi olmadan süper güç filân olamazsınız. Sarhoş bir uyduyu füzeyle vuracaklarını ballandıra ballandıra anlatarak da şov yapıyor ABG. Karşılarına çıkabilecek güç mihrakları neler olabilir?

İslâm Âlemi: Türkiye hâriç, tamamen ABG'nin kucağında. Avrupa Birliği (AB): Zayıf ve köşeye sıkışmış hâlde. Kerhen de olsa biât ediyorlar. İsveç, Norveç, Danimarka, hâttâ İsviçre gibi Kıt'a Avrupası'nda yer alan ama Avrupalılık'la alâkası olmayan ülkeler ABG'nin gönüllü hizmetkârları (bkz. Hangi Avrupa? [2007] Banu Avar. İstanbul: Truva Yayınları). Rusya: Bakmayın Putin'in atıp tuttuğuna. Perişan durumdalar ve toparlanmaları en az 15-20 sene alır. Peki, tekrar soruyorum kendi kendime: Bayram değil, seyran değil, Kosova'yı niye öptüler?

***

Cevap basit: 

Artık Vietnam ve Irak rezâletlerinden sonra, çok mecbur kalmadıkça, doğrudan hiçbir ülkeye askerî müdahalede bulunmayacaklar. İran'ı da ancak uzaktan füzelerle vurabilirler. 

Peki, nasıl sevk ve idâre edecekler dünyanın öteki kısmını (kuzinleri İngiltere hâriç, o zâten sistemde, ama AB için de, Ortadoğu için de, Asya ve Afrika için de bu geçerli; Avustralya zâten İngiltere'nin, Kanada ABG'nin oyuncakları) nasyonalist, dinî ve etnik iç çatışmalara, harplere yönlendirecekler. Öz be öz Azeri Türk şehri olan ve Ermenistan'ın işgâli altındaki Lâçin'e 56 PKK teröristi âileleriyle beraber yerleştirilmiş bile... Yapmıyorlar mı? Yapıyorlar, gözlerimizin içine soka soka hem de. Evanjelizm ucûbesi Avrupa'da dahi çılgınca yayılmakta (gittim, gördüm)! Bakın şimdi, patır patır her tarafta kaos başlayacak. Onlar da her tarafa silâh satarak iyice köşeleri dönecekler.

a bu arada İran veya bir başka çılgınca gözü dönmüş grup İsrail'e, bilhassa Kudüs'e atom bombası filân atarsa? Hâttâ, "sistem bunu tıpkı 11 Eylül'deki gibi taşeronlara yaptırtırsa? Zâten başlamış ama yaygınlaşmamış, çoktan plânlanmış 3. Dünya Harbi çıkacak. Ahdi Atik'teki mevhum ve mel'un harp. Bu arada Marmara Depremi de olacak eninde sonunda.

Bye bye Turkey.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 17 Şubat 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017