Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KOSOVA'NIN SIRRI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2584 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Mütareke medyası uygun görüldüğünde uygun haberleri verir. Bakın http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8600959.asp?gid=229&sz=74294 mekânındaki habere:

***

Uzaydan Görünen Üs (Kamer Özbucak yazıyor):

Kosova'da görev yapan KFOR askerleri "Uzaydan görünen iki şey var. Biri Çin Seddi, diğeri burada" diyorlar.

En büyük Amerikan üssü

İşte Amerika'nın yabancı topraklarda kurduğu gelmiş geçmiş en büyük askeri üs. "21. Yüzyılın silâh deposu" olarak da anılıyor. Bondsteel Camp. Kosova'da.

17 Şubat'ta bağımsızlığını ilân ederken, her yere Amerikan bayraklarıyla donatılan ülke.

Üs, Presevo Vâdisi'nde. Yâni AB'nin 1994'ten beri sponsorluğunu yaptığı 8 numaralı enerji koridorunun ve Amerika'nın sponsorluğunu yapacağı 894 kilometrelik dev Trans-Balkan petrol boru hattının plânlanan güzergâhı üzerinde. Sonuç olarak, üssün yapımını üstlenen Brown & Root Services servet kazanıyor. Bu şirket, ABG Başkan Yardımcısı Dick Cheney'e yakınlığıyla bilinen ve Irak'ı parselleyen Halliburton Oil şirketinin müteahhitlik birimi. Cheney, 1995-2000 yılları arasında Halliburton'un CEO'suydu.

460 bin metrekarelik bir alana yayılıyor

Gelelim, Bondsteel Üssü'nün hikâyesine. O da ilginç.

Çünkü üssün bugün kurulu olduğu geniş araziye, Amerikan güçleri, eski Yugoslavya'ya girer girmez, Haziran 1999'da ilk iş olarak üssün bugün kurulu olduğu geniş araziye resmen el koymuşlardı. Tam 460 bin metrekarelik bir alan. Dahası Amerikan güçleri üssün etrafındaki 320 kilometrelik yolların ve irili ufaklı 17 köprünün de kontrolünü aldı. Kimse itiraz etmedi. Ayrıca, "Mühendislik Bülteni" dergisinde yazan ABG ordusundan Albay L. McClure'a göre, üssün plânı da, ilk bombanın atılmasından aylar önce hazırdı.

Avrupa'nın en donanımlı hastânesi burada

Bondsteel Üssü'nü ziyaret edenler "100 yıl geleceğe gitmiş" gibi oluyor diyor. Üssün pek çok özelliği var ve Avrupa'nın en iyi donanımlı hastânesine de sâhip. Evet, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerdeki en iyi hastânelerin donanımını sollayacak durumda.

Rakamlarla Bondsteel Camp:

460 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Bir şehir gibi plânlanmış: Merkezi var, "banliyöleri" var. İçeride, spor salonları, kütüphâne, kilise, alışveriş merkezi, yemek saatinde hizmet veren yemekhâneler dışında ayrıca 24 saat açık lokantalar var. 7000 askerî personel kapasiteli. 55 Black Hawk ve Apache helikopteri var. Uçak pisti henüz yapılmadı. Toplam 25 km asfalt yola sâhip. İçinde 300 yapı mevcut. 11 gözlem kulesi var. 84 Km dikenli telle çeşitli bölgeleri çevrilmiş. Toplam 14 Km beton bariyerler mevcut. Yapımında Brown & Root Services tarafından kiralanan 1000 askerî personel, 7000 Kosovalı Arnavut ve 1500 askerî mühendis çalıştı. Kosovalı Arnavutlar, saati 3 dolardan çalıştı.

Meğer Kosova'yı hayır için kurtarmamışlar

Bondsteel Üssü, Kosova'da görev yapan ve bombalanmış eski binaları kullanan NATO barış gücü KFOR'un diğer Batılı güçlerinin askerleri arasında da çok konuşuluyor. Onlar üs için "Uzay'dan görünebilen yeryüzündeki iki şey ne? Biri Çin Seddi, diğeri Bondsteel Üssü derler.

Ve en önemlisi. Avrupa basınına 2000 yılında sızan bâzı Avrupalı siyasetçilerin şu ifâdesini hatırlamak lazım: "ABG, Yugoslavya'yı Bondsteel Üssü'nü kurmak için bombalamış".

O günlerde "Sırp kasabı" Miloseviç'in zulmüyle karşı karşıya olan binlerce Kosovalı Müslüman'ın dramı dünyayı sarsmıştı. "Avrupa bir şey yapmıyor diye yoğun eleştiriler vardı. Avrupalı yöneticileri sus pus olmuştu. Sonra basına şu ifadeleri sızmıştı: "Amerika orayı nasıl karıştırdıysa öyle çözsün". Ve Amerika çözdü. Amerikan askerleri "kurtarıcı olarak" çiçeklerle karşılandı Kosova'da. Dönemin Başkanı Bill Clinton da öyle. Bugün Kosova'daki Amerikan varlığına baktığımızda Amerika'nın "hayrına kurtarıcı olmadığını anlamak" kolay. Aynen Irak'ı da "hayrına demokratikleştirmedikleri" gibi!

Köstence'deki ABG üssü MK "İncirlik'e rakip"

NATO'nun, Yugoslavya'yı 1999'da bombalamaya başlamadan çok önce Washington Post'ta, çeşitli yorumlarda "Ortadoğu'nun giderek kırılgan bir hâl almasından sonra, Hazar petrollerini korumamızı sağlayabilecek Balkan üslerine ihtiyacımız olacaktır şeklindeki cümleler de gözden kaçmıştı o dönemde.

Artık ABG'nin bir zamanlar hayâlini bile kuramayacağı yerlerde üsleri var. Meselâ Karadeniz kıyısında... Bugün NATO zirvesine ev sâhibeliği yapan Romanya'nın liman kenti Köstence yakınlarında Mihail Kogalniçeanu veya Amerikalıların kısaca MK dedikleri üs giderek büyüyor. ABG Dışişleri Bakanı Rice, 2 yıl önce MK'yi ziyaret ederken "İncirlik'in yerini alabilir" demişti.

***

Cheney ve Rice. İki şirin Hümanist!

Cheney, kendisine Dick, yâni "Dik " denmesinden çok hoşlanıyormuş. Vietnam Harbi'ne gitmemek için askerliğini defalarca tehir ettirmiş, geçen gün Cumhuriyet'te okudum; internette de teyidi var.

Daha önce "Pandora'nın Kutusu açıldı" demiştim ya. Bu Dik yakınlarda bize de uğradı; Devletlûmuz'la ve Gülümüz'le neler konuştular, bilen yok. Sâdece Dik, ABG'ye döndüğünde, "gerekeni aldık" dedi.

Ne aldılar acaba? Genel Kurmay ne âlemde? Ayrılıkçı hâttâ kuşatıcı eylemler eşzamanlı olarak nasıl da patlayıverdi ve artmakta?

Pandora'nın Kutusu açıldıktan sonra bütün kötülükler etrafa saçılır; geriye sâdece bir şey kalır:

Umut!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 06 Nisan 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017