Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KÜRESEL PARANOİD ŞİZOFRENİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2746 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ogün Samast'ın ifâdesi aşağıda (şiddet oyunlarıyla büyüdüğünü söylüyor, üzerinde duracağım): "İki tane extacy almıştım zaten extacy'nin tam etkin olduğu anda maktûle ateş ettim eğer etkisi olmasaydı zâten vuramazdım. Ben daha önce hiç silâh kullanmamıştım. Ancak bilgisayar oyunlarında devamlı 8 senedir oynuyorum. Hep devamlı tabancayla ateş etme oyunları oynuyorum. Bilgisayarda ateş etmeyi bilen bir kişi gâyet iyi şekilde benim tahminine göre ateş eder. Ben bankanın yanında dururken ben Maktûl Hrant Dink'in bankadan çıktığını görmedim daha sonra gördüm arkasından yürüdüm, tam olarak hatırlamıyorum arkasından ne bileyim ateş ettim vurdum.

Konuya iki perspektiften bakmak lâzım: mikro (buralardan) ve makro (dünya çapında)!

Mikro-perspektif: Daha önceki tahminî tahlilimin doğru olduğu ortaya çıkıyor. Bu kaatil bir kaatil ama kandırılmış, beyni yıkanmış bir piyondan başka bir şey değil aslında. Kullandığı maddenin tam açılımı "Metilen Dioxi Metamfetamin, sentetik, kimyasal bir bağımlılık yapıcı.

Extacy'nin piyasada tablet veya kapsül olarak bulunması bu ad altında başka maddelerin de satılmasına sebep oluyor. Karışımın içinde ne olduğu bilinmemesi, beklenenden daha farklı etkiler ortaya çıkarıyor. Tabletler beyaz, sarı, kırmızı, pembe, mavi gibi çeşitli renklerde olup üzerlerinde değişik semboller bulunuyor (Superman, Motorola, Dolar, Mitsubishi, İndian, Ninja vb).

Genellikle 25 yaşın altındaki gençler extacy'i eğlence yerlerinde kullanıyorlar. Etkileri 20 ilâ 60 dakika içerisinde görülüyor ve ortalama 4 ilâ 6 saat sürüyor: Canlılık, hareketlilik, enerji artışı, karşı cinse yakınlık, güven duygusu, idrak değişiklikleri...

Burada kullanılan Superman Dolar, Ninja gibi isimlerin hepsi saldırganlığı ve / veya Batı'yı çağrıştırıyor.

Yâni bu muhtemelen sınır zekâlı, vahşet kültürüyle beyni yıkanmış koskocaman çocuğu bilgisayar simülasyonlarıyla bir güzel eğitip, uyarıcı ve motivasyon arttırıcı bir de madde yutturup infaza yolluyorlar. Bu çocuk şimdi pişman ama artık çok geç onun için.

Peki, bu simülasyonlar, oyunlar, soğukkanlılıkla adam öldürmeye insanları yönelten beyin yıkayıcı tehlikeli oyuncaklar nereden çıktı? İşte, bu noktada dünya çapında bakmak lâzım mes'eleye.

Makro-perspektif: Böyle filmlere ve oyunlara önceleri Donald the Duck, Tom & Jerry ve diğer sevimli "comics ile başlandı. Sürekli kavga eder ama sonunda barışırlardı. Bu arada da, normâl şartlar altında hayatta kalınması mümkün olmayan uçurumdan düşme, tren altında ezilme gibi sahneler "cici cici" empoze edildi. Bunları seyreden çocuklar arasında evde kardeşine aynı şeyleri yapıp vefatına sebep olanlar çıkmaya başladı.

Bu da yetmedi, zamanla Teksas, Tommiks, Pekos Bill ve bir alayı, son zamanlarda da Superman, Spiderman, Bilmemne Adamlar piyasaya sürüldü. Sürekli olarak dehşeti, vahşeti, önünde sonunda hepsi İyi Amerika'ya hizmet edip, onu Kötü Ötekiler'den kurtaran kahramanlar bilinç-öncemize dünya çağında sürekli olarak işlendi. Bu da yetmedi, İnternetin ve sanal âlemin palazlandırılmasıyla uluslar arası iştirakli dehşet, vahşet ve ahlâksızlık oyunları yaratıldı. Rocky, Terminator ve sâir karakterlerle iyice tüy diktiler.

Bütün "öteki dünyâ" gâyet bilinçli ve plânlı olarak terörize edildi, temel güvenlik duygusu çökertildi, âidiyet ve mensubiyet değerlerini oluşturan milliyet, insanlık ve benzeri değerler unutturuldu. 15 sene önce sokaktaki kavgayı ayıran insanlarımız, artık alenî cinayeti seyreder oldular.

Böyle durumlardaki toplumsal hâle toplum-bilimde anomi denir; yâni isimlerin ve onların temsil ettiği değerlerin kaybı! Akabinde de en temel rücu (gerileme: regresyon) olan din ve etnisiteye sarılma pompalandı ve Post-Modernizm diye süslü bir kılıfla adlandırıldı. Millî ve insanî değerler kaybettirildi, etnik ve dinî gerileme iyice pompalandı.

Artık herkes aşırı içine kapanık ve şüpheci (şizo-paranoid) hâl aldı. Bu da en temel dürtülerin şâhı olan saldırganlığı körükledi. Her yer Ogünler'le dolu. "Hepimiz Ermeniyiz diye ortaya çıkanlar bilerek ve bilmeyerek ayrılmaya (splitting) ve çözülmeye (dissociation) hizmet etmekteler çünkü, diyalektik yasası icâbı, her etki zıt tepkiyi doğurur! Doğurdu da. Bu da toplumumuzu duyarsız, bölünüp gitmeye (disentegration) yatkın hâle getirdi.

Türklük, Kürtlük, Alevilik, Sünnilik, Dindar Olan ve Olmayan Lâiklik ve diğer pek çok konuda hizipleşme başladı, sosyal mutabakat ve empati yok edildi. Bunlar sâdece Türkiye'de değil, küreselleşme yutturmacasıyla saldırılan her yerde aynen uygulanıyor.

Bakın, sözüm ona demokrasi götürülen Irak'ta günde 50 kişi ölmekte, Türklük yok ediliyor, ortalık Kürtler, Araplar ve Şiiler diye üçe bölündü ve hepsi "ötekilere düşmanlar! Bir nev'î sosyal hâttâ küresel paranoid şizofreni bu.Bütün bunları yapan, filmleri ve oyunları yaratıp tezgâhlayan ABD ve onun arkasındaki güçlerdir.

Eğer bir şeyler yapılmazsa, çok daha vahim hâdiseler de yaşanacaktır.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 02 Ekim 2007 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017