Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KÜRT AÇILIMI YAPILDI ve ÇOK da MUVAFFAK OLDU!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2545 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Kürt mes'elesiyle ilgili fikirlerimi

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/kurt-sorunu 

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/kurtce-trt-kurtce-tedrisat-ve-tedricen-kurdiye

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/kurt-sorunu-2

gibi yazılarımdan arzu ederseniz tekrar okuyabilirsiniz.
Devletlû Rixos'taki özel villasında tatilde, ulaşılmıyor. Gülümüz kafasında kaskı, ata biniyor ve Baş Hanımefendi de (böyle denmesi İnkılâp Kanunları'na göre yasak olduğu için Amerikanca First Lady diyerek kendi harsına ihânetin ve başkasına perestişin şâhikasına çıkmakta necip medyamız) pantolon giymiş, ona refakât ediyor... Bu arada, bakın şu Allah'ın işine, hemen aynı zamanlarda pantolon giydiği suçlamasıyla 40 kırbaç cezasına çarptırılması istenen Sudanlı kadın gazeteci Lübna Ahmed el Hüseyin,dünkü ilk duruşmaya da pantolonlu giriyor; mahkemenin "BM dokunulmazlığını kullanıp yargılanmaktan kurtulabilirsin tavsiyesini redderek, "bu yasanın kadınları küçük düşürmek için tasarlandığını ispatlayacağım diyor. Karar duruşması da 4 Ağustos'ta!

Neyse.

Önce bu Hükûmet'in iktidara geldiğinden beri ne açılımlarda bulunduğuna bir bakalım:

Ermeni Açılımı.

AB ve ABG ille de açılım yapın diyerek Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin "normâle dönmesi için Ankara'ya baskının dik âlâsını yaptı. Bu "normâle dönmenin göstergesi de Türkiye'nin Ermenistan'a açılan kapısının açılması; yâni Alican Karayolu Sınır Kapısı'nı açarak, Ermeni açılımını açacağız ve Ermeni açılımını dünyaya açmış olacağız. Ne tâlihliyiz ki, açılım ayağımıza geliyor. Dünya futbol şampiyonası elemelerinde Ermenistan'la aynı grupta yer alıyoruz. Fikstüre göre, önce bizim takım oraya gidecek, sonra onlar bize gelecek. İlk maç geçen Eylül'de Erivan'da. Gülümüz, büyüklük göstererek, Erivan'a gitmeye karar veriyor.   Tâlih hazır kucağa düşmüş, fırsat kaçırılmıyor. Erivan'da gayet iyi karşılanıyor. Yüz yıllık husûmetin artık sonuna geliniyor. Bizim medya alkıştan kırılırken, ABG ve AB medyasından "çok iyi oldu, yerini buldu feryatları yükseliyor. İşin özünde, diplomatik dille, gerçekten iyi bir demarş, ama ektiğini biçmek şartıyla! Attığın adım, yerini bulacak. Bulması için önceden iyi hesap yapacaksın.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan bir kaç gündür Belgrad'da resmî ziyarette; bir gazeteci soruyor: "Türkiye ile futbol maçınız var, siz maç için Türkiye'ye gidecek misiniz? Peki, Sarkisyan ne diyor: "Giderim ama eğer Türkler sınır kapısını açarsa... Eğer samimi ise, kendine göre bir dış politika oyunu oynamıyorsa, bizim Ermeni açılımı yan yatıyor. Tam bir fiyasko!

Şimdilerde de hepimiz Kürt açılımı ile yanıp tutuşuyoruz. Esbâb-ı mûcibe de, artık "Teröristbaşı yerine "Apo denen, yakında da "Sayın Öcalan denmeye başlanacağını hepimizin bildiği mahkûmun "çözüm teklifleri sunacağının medyada yer alması!

AB ve ABG bastırıyorlar bermutat. Deniyor ki kısa dönemde silâhlar susacak, uzun vâdede de bu sorun kalıcı biçimde çözülmüş olacak. Bunun için de, her kesimle açık diyalog yapılacak! Ne kadar da Ermeni açılımına benziyor değil mi?

Başvekil sükûtta, Cumhurreisi de atta olunca, iş İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a düşüyor. O da "bana bir şey sormayın diye başlayan tarihî bir basın toplantısı yapıyor ve çok konuşup, hiçbir şey söylemiyor! Bu arada, Ayrılıkçı Kürtçü Parti yetkilileri "adam olun, adam diyorlar.

Ah şu Pavlov'un köpekleri!

***

Bu arada, Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) (teşekkürler Yılmaz Özdil) silâhları yakalanıyor. Toprağa gömmüşler. El bombası, lav silâhı filân... Gerçi lav silâhları boş ama olsun. TRT naklen yayınlıyor. Boğazda 250 tüfek mermisi bulunuyor, gene naklen yayın yapılıyor; Habertürk bile orada. Hani hayrına birkaç mermi de bir yerlerden tedarik edip İstinye'de toprağa gömsem, ortalık birbirine ne güzel girerdi; ABG Büyükelçiliği de tam bizim fakirhânenin görüş sahası içerisinde! Muhterem Ercan Çitlioğlu da terörün mekanizmalarını filân anlatırdı. Emekli büyükelçiler de terörün dost ve müttefik ABG topraklarına (malûm, Büyükelçilik toprakları, o devlete âit kabûl edilir) bu kadar yaklaşmasının endişe verici olduğunu filân anlatırlardı!

Devleti yıkmayı, milleti bölmeyi plânlayıp, Cumhuriyet mitingleri mârifetiyle, halkı isyana teşvik etmeye kalkışmışlar. Pijamalarıyla enselendiler. Bâzılarının evinde Nutuk ele geçirildi. Ne yapıldı? Tıkılım. Hepsi içeri tıkıldı. PKK ne? Terör örgütü. Silâhları var; ellerinde. 25 senedir devleti yıkmaya, milleti bölmeye çalışıyorlar, halkı isyana teşvik ediyorlar, 8 bin 384'ü şehit, 40 küsur bin kişinin ölümüne sebep oldular. Ne yapılıyor? Açılım. Terör örgütü olup olmadıkları henüz mahkeme kararıyla tescillenmemiş bilim adamı, gazeteci, siyasetçi ve emekli generallere, henüz işlemedikleri ama işleyecekleri iddia edilen suçlar dolayısıyla, 6 bin sayfa iddianame yazılıp, 8'er defa müebbet, 200'er yıl hapis istenirken... Yandaş medyada linç çığlıkları atılırken... Terör örgütü oldukları Obama tarafından bile tescillenmiş cinayet şebekesine, dağdan inip siyasete atılsınlar diye af çıkarılması... Yandaş medyada alkışlanması, ne kadar demokratik değil mi? Mustafa Balbay meselâ... Ne yapmış? Karargâha gidip, albayla konuşup, not tutmuş diye içerde... Hâlbuki Kandil'e gidip Murat Karayılan'la görüşseydi, bırak yargılanmayı, âkil adamdı şimdi. Hiç kafa yokmuş bunlarda. Keşke o kadar zahmet edip Ergenekon'u kurmaya çalışacaklarına, PKK'ya katılsalarmış yâni.

***

Meslekî formasyon ve kültür birikimi açılarından AA'dan daha ehil bir sosyal psikiyatri meraklısı olduğum  vehmimden hareketle, ben de aylardır normâl kıyafetle İstanbul'da ve değişik illerde,  iki gündür de Çeşme'de Kürt açılımının neticelerini tetkik ediyorum.

İstanbul'daki büyük restoranların, bilhassa da Boğaz'dakilerin hepsinin ya sâhibi, ya işletmecisi, ya da çalışanları hep Kürt. Mersin, İzmir, Çeşme bile öyle. Antalya'dan hiç bahsetmeyeyim. KKTC açılımı ve oradaki Kürt istilâsı sorunu zâten bitti! Bir kısmı alenen Kürtçe de konuşuyorlar. Hani şansımı deneyip de, "o kadar etnik grup var ki, şu güzel vatanda hepimiz de Türk'üz değil mi diye sorarsam, -şimdilik- "hocam, tabii insan kendini ne hissederse odur diyorlar.

Kocamakta olan Serçe'nin konserinin başında Türkler'in empatisi isteniyor militan bir kadının bağırmasıyla! Beraberce ötüyorlar sonra da.

Şimdilik!

      Anlatabiliyor muyum?

            Şimdilik, açılımın bitmesine az kaldı.

                  Artık bu açılımı takip edecek boşalımı hüzünle bekliyoruz.

Mehmet Kerem Doksat / İstinye / Çeşme / 31 Temmuz 2009 Cuma

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    onur Cuma, 02 Ocak 2015

    bop

    bu yazıyı henüz okuduktan sonra haber sitesinde bi haberle karşılaştım başbakan davutoğlu yeni kilise yapılacağının müjdesini vermiş tekrar yazıya dönüp eklemek istedim yorumu arkasından papazların çıkarak 10 yıl önce böyle bişeyin mümkün olmadığını akp iktidarıyla bu ülkenin özgür ayrımcı olmayan çağdaş bi ülke olduğunu söylemiş BOP planın eksiksiz işlediğini tekrar üzülerek görüyorum

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017