Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KÜRTÇE TRT, KÜRTÇE TEDRİSAT ve TEDRİCEN KÜRDİYE

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2777 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Kürtçe televizyon yayınına başladı.

Açılışta İstiklâl Marşı okundu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı bunu kutladı.

Ayrılıkçı Kürtçü Parti bunu beğenmedi; tamamen stratejiktir. Avuçlarını ovuşturuyorlar ama "bu ne ki" havasında kalacaklar.

"100 Kürt Aydını" diye birtakım kişileri konuşturdular; ekserisi "geç oldu ama neyse, bundan sonra anadilde eğitim şart" dediler.

Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı pek yakında Kürt Dili ve Edebiyatı anabilim dallarının kurulacağını söyledi ve bunun için Paris'teki Kürt Enstitüsü'nden hoca getirileceğini ifâde etti.

Bunun arkasının nasıl geleceği ahmaklar için dahi âşikâr:

Kürtçe (böyle diye Kurmançi Lisanı kabûl edildi ki, hiç alâkası yok) tedrisat yapılacak;

2020 civarında Kürtler çoğunluk hâline gelince de, Türkiye Kürdiye olacak.

Bu arada Ermeni'lerden sonra Kürtler'den, Süryaniler'den, Alevîler'den, Lâzlar'dan ve 60 küsur etnik veya millî gruptan özür dileyeceğiz, açılacak tazminat dâvâlarına zâten dikiş tutmayan bütçemiz yetmeyecek. Para olmayınca toprak vereceğiz.

Bu kadar özür dileye dileye kendisini cidden suçlu hissetmeye başlayacak olan halk, tedricen tatbik edilecek Türk soykırımına da râzı olacak.

Kültürel soykırım (jenosit) zâten yapılıyor: Etrafta sözüm ona şarkıcı, türkücü, oyuncu, "san'atçı" diye dolaşan ve muazzam paralar kazananların %80'i ya Kürt ya da Kürtçülüğü savunuyorlar. Türk kültürü sür'atle silinip gidiyor. Meselâ son 30 senede Çin'deki Uygur Türkleri'nin %30'u Hristiyan oldu ve millî kimliklerini de unuttular. Kerkük, Türkmen kentiyken Kürtmen köyü oldu!

"Atatürkçüyüm" derseniz içeri atılıp ne için suçlandığınızı bilmeden kahırdan ölüyorsunuz.

El-Cevap'ı çağırıyorum, gelmiyor bugün.

Gâliba o da tatilde veya derin düşüncelerde.

Peki, PKK ile bu adamlar arasında hangi fark var?

Tabii ki yok ama bizi olduğuna ikna etmek için bütün medya seferber. Kılığı, lisanı, seviyesizliği ve yetersizliği paçalarından akan birtakım yeni yetme doçentler ve profesörler her gün televizyonlarda beyin yıkamaktalar.

İyi de, o zaman neden savaşıyoruz?

Neden gâziler ve şehitler her gün patır patır gazetelerde haber oluyorlar mı dediniz?

Bu da oyunun bir parçası esasında.

Hem Kürtler'i millet olmaya, hem de bizi olmamaya alıştırıyorlar.

Şartlı reflekslerimizi çözüyor, siliyorlar.

Sabah programlarında millet kavga edip göbek atıyor.

Yedi gence mezar olan doğalgaz fâciasından sonra kerhâneye bekçi olamayacak kadar rezil kıyâfetli ve hitabetli bir adam Başkent Doğalgaz Şirketi'nin Müdürü sıfatıyla gencecik çocuklara "bâzılarının belden yukarısı çıplaktı" diye iftira edebiliyor, "şirketi eleştirip fiyatını düşürmeyin" diyebiliyor ve suâllerden sıkılınca da namaza gidiyor! Türk Hava Yolları Genel Müdürü kara çarşaflı karısı iki metre gerisinden gelirken sırıta sırıta VIP salonundan ayağında terlikle geçiyor.

Kadrolara bakar mısınız?

Atatürk ve onun ideolojisi, kadroları tarihe kavuşturuluyor.

O kadar perişan hâle getirilmişiz ki, Devletlû "sadaka bizim kültürümüzde meşrûdur" diyebiliyor ve partili kardeşleri onu alkışlıyorlar.

Milliyetçi Hareketsizlik Partisi gene urgan murgan deyip uyuyacak ve uyutacak.

Güzel gözlü Baykal'ımız "bu bize ters düşer" filân diye geveleyecek.

Ve bu hâince plân alenen, fütursuzca tatbik edilmeye devam edilecek.

Altı senede nereden nereye geldik, getirildik.

     görüyor musunuz?

           orada kimse var mı?

                 sesimi duyan var mı?

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 03 Ocak 2009 Cumartesi

Güncelleme  06.01.2009: Hiç beklemeyeceğim bir gruptan çatırdama geldi, Çerkezler! Türkiye'de yaşayan 6 milyon Çerkez'i temsil eden 56 Çerkez derneğinin çatı örgütü Kafkas Dernekleri Federasyonu, dün Gülümüz'ü ziyaret ederek Çerkezce yayın istemiş. Hürriyet'in 18. sayfasında bildirilmiş. Şu anda da televizyonda (12:27) Devletlû yaptıkları işi kendi kendine methediyor!

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017