Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KUZEY KIBRIS KUMAR CUMHURİYETİ (KKKC)

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3791 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bu yazımı Akşam Gazetesi yazarı Sayın Nâgehan Alçı'nın bugünkü yazısından iktibasla klavyeye alıyorum (E-adresi: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. ). İnternette de yayınlandığına göre, mahreç belirterek bunu yapmamda bir mahzur olmadığı kanaatindeyim (BU KADININ NASIL BİR ATATÜRK ve CUMHURİYET DÜŞMANI OLDUĞUNU BİLMİYORUM HENÜZ).

Önce yazıyı paylaşayım:
< ...

* * *

Artık hepimiz biliyoruz ki Kıbrıs davası "Vatan, Millet, Sakarya" sloganlarının ötesinde boyutlara sâhip. Adanın kuzey kesiminin bağımsızlığının ve uluslararası arenada tanınırlığının davasını verirken, içeride olanları anlamaya çalışmakta fayda var.

* * *

Ada'da Kıbrıslı Türkler'den çok Türkiyeli Türkler var. Bu Türkiyeli Türkler de tek kategori değiller. Aralarında 1974'ten sonra adadaki nüfusu çoğaltmak için özellikle Kilis, Hatay ve Adana'dan göç edenler var. Türkiye'de yasadışı işlere bulaşmış ve bir kimlikle kapağı Kıbrıs'a atmış olanlar var. Öğrenciler var. Bir de yatırımcılar var. Bu yatırımcıların arasında yasadışı işlere bulaşmış olanlar da mevcut.

* * *

Ada'da yaşayan Türkiyeli Türklerin önemli bir kısmı Kıbrıs pasaportuna sâhip. Bir de Kıbrıs'ta yaşamayan ama Kıbrıs pasaportu sâhipleri var. Bunlar da üç gruba ayrılıyor: 1) Yukarıda da bahsettiğimiz yatırımcılar. 2) Denktaş zamanında Kıbrıs davasına emeği geçen ve hâlâ meseleyi uluslararası arenada dile getiren Ulusalcılar 3) Bâzı gazeteci, yazar ve aydınlar (Güney'in üye olması ile oluşan AB vatandaşlığı hayâli).

* * *

Kıbrıs'ta en önemli geçim kaynağı turizm gibi görünse de işin aslı başka. Ada'da salt deniz-güneş turizminden para kazanmak hayâl. Dünyadan izole edilmiş, Türkiye dışında hiçbir yere doğrudan uçuşu bulunmayan bir ada doğa cenneti bile olsa bir turizm merkezi olamaz. Yâni asıl gelir turizmden geliyor gibi görünse de, turizm demek kumar demek Kıbrıs'ta.

* * *

Türkiye'deki kumarhâneler kapanana kadar adada yalnızca 2 kumarhâne vardı. Şimdi ise onlarca var. Türkiye'den giden yatırımcıların kurduğu otellerin hepsinde istisnasız kumarhâne var. Para kumardan geliyor. Kıbrıs'a giden turistlerin (ki bunların neredeyse tamamı Türkiye'den gidiyor) esas amacı kumar. Kazanılan para da işletmeye kalıyor. Yâni adanın geliri söylendiği gibi temiz yatak, güzel kumsal, bir de Hellim peynirinden gelmiyor.

* * *

Mevcut sistemden Kıbrıs'taki bâzı çevreler nemalanıyor. Zâten bu yüzden de yıllardır aynı tas aynı hamam devam ediyor. Ada'nın izolasyonu, kumar, uyuşturucu ve fuhuştan gelen paralar çarkı döndürüyor.

* * *

Tabloya bakınca benim aklıma ilk olarak şu soru geliyor: Türkiye'den gelen "yatırımcıların" kurduğu sisteme Kıbrıslı Türkler'in tavrı ne? Gidişten mevcut olmayanlar kimler? Yoksa yıllardır ağızlarda sakız olan davaya çözüm arayışları hariçten gazel okumakla eşanlamlı mı?

Bu soruların yanıtlarını bulduğumda konuya devam edeceğim.>>

***

Maâlesef doğruları, sâdece ve tamamen doğruları söylemiş Sayın Nâgehan Alçı! Keşke "saçmalamış", "müfteri" filân diyebilseydim.

20 senem geçti âilevî sebeplerle bu adada ve bu davada. Kızım Ayşe Cânan yarım kan Kıbrıs Türk'ü. Maâlesef artık KKTC bir haydutlar, kumarbazlar ve Mafya cenneti hâline geldi, getirildi ve adı da KKKC oldu!

En son geçen sene gittiğimde için cız etti. Halk iyice yabancılaşmış, bir avuç vatanseverin hâricindekiler Türkiye'ye düşman ve Rum'la paşa paşa beraber yaşayabileceklerini zannediyorlar.

Tıpkı Türkiye gibi manzara ama çok daha beteri... Maşerî hâfıza yitirilmiş. Din, iman, milliyet para olmuş ve her yere onun karası dolmuş.

Bu doğal savaş gemisini tamamen elimizden kaydırıvermek üzereyiz. Var mı aldırış eden?

Fakıyr ediyor da. Gücü bunları yazmaya yetiyor.

Heyhat!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 23 Kasım 2007 Cuma


 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017