Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MARS'A YOLCULUK

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 899 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Uzun senelerdir tartışılan bir konuda nihayet bilim adamları anlaştılar. Mars gezegeni gece gökyüzünde olan en parlak objelerden biridir, onu çıplak gözle kolaylıkla parlak kırmızı bir yıldız olarak görebiliriz.

mars ile ilgili görsel sonucu

***

Her iki yılda bir, Mars ve Dünya en yakın noktalarına ulaşırlar, buna “karşı konum” deniyor. Bu olduğunda Mars, Dünya’ya 55.000.000 km kadar yakın olabiliyor. her iki yılda, uzay ajansları Kızıl gezegene uzay aracı yollamak için bu yörüngesel yerleşimin avantajını kullanıyorlar. Zaten uzun senelerdir süren hayatın atom-altı bir kuyruk yıldızla bir kaynaklandı, Hublle teleskopuyla en son yapılan gözlemlere göre üzerinde su olduğu da gözlemlenince, artık bu işi yapmak eminim ki çok kolaylaştı…

***

Peki, Mars’a gitmek  ne kadar sürüyor?Dünya’dan Mars’a olan toplam yolculuğun zamanı, fırlatmanın hızına, Dünya ve Mars’ın hizalanışına ve uzay aracının hedefine ulaşması için gereken yolcuğun zamanına dayanarak, 150-300 gün arasında değişiyor. Aslına bakarsanız, ne kadar yakıt yakmaya istekli olmanız zamanı etkileyen birinci faktör. Daha fazla yakıt, size daha kısa yolculuk zamanı olarak geri deniyor elbet; ama bu da maliyetin artması anlamına geliyor.

Mars’a gitmenin tarihi

Dünya’dan Mars’a olan seyahati tamamlamayı başaran ilk mekik NASA’nın Mariner 4’üydü. Mekik, 28 Kasım 1964 tarihinde fırlatılmıştı ve Mars’a 14 Haziran 1965 tarihinde başarılı bir şekilde, 21 fotoğraf çekerek ulaşmıştı. Mariner 4’ün toplam uçuş zamanı 228 gündü.

***

Mars’a olan bir sonraki başarılı görev Mariner 6’nındı;  25 Şubat 1969’da fırlatılan mekik, gezegene 1969’un 31 Haziran’ında ulaştı. Uçuş zamanı yalnızca 156 gün sürdü. Bu yolculuğu, Mariner 7’de başarılı bir şekilde bitirmiş ve bunun için sadece 131 güne ihtiyaç duymuştu. Mars etrafında ilk kez başarılı bir yörünge dönüşüne giden Mariner 9, 1971’in 30 Mayıs’ında fırlatılmış ve 13 Kasım 1971 tarihinde 167 günlük bir sürecin sonunda yörüngeye varmıştı. Mars keşifleri için zaman modeli, 50 yıla varan süredir sabit halde duruyor: yaklaşık 150-300 gün.

Daha fazla örnek vermek gerekirse:

  • Viking 1 (1976) => 335 gün
  • Viking 2 (1976) => 360 gün
  • Mars Reconnaissance Orbiter (2006) => 210 gün
  • Phoenix Lander (2008)=> 295 gün
  • Curiosity Lander (2012)=> 253 gün

Neden bu kadar uzun sürüyor?

Mars’ın yalnızca 55 milyon km uzakta olduğu gerçeğini dikkate alırsak ve mekiğin saatte 20.000 km hızınınım doruğunda yolculuk aldığını düşünürsek, mekiğin seyahati 115 günde tamamlamasını bekliyor olabilirsiniz; fakat daha uzun sürüyor. Bunun  asıl sebebi, hem Dünya’nın hem de Mars’ın, Güneş etrafında yörüngede dönüyor olmaları. Mars’a direk nişan alıp roketlerinizi öylece ateşe verip gidemiyorsunuz; çünkü öyle yaptığınız takdirde oraya vardığınız zaman, Mars çoktan hareket etmiş olur. Bunun yerine Dünya’dan fırlatılacak olan uzay mekiğinin, tam da Mars’ın olacağı noktaya hedef alınması gerekiyor. Bu da, seyahati bizim gibi faniler için artık imkânsız kılıyor

***

Diğer bir sınırlama ise yakıt. Eğer sınırsız miktarda bir yakıt olsaydı, uzay mekiğinizi direk olarak Mars’a nişan alır, roketlerinizi yolculuğun yarısına kadar ateşlerdiniz, sonra da dönüp  yolculuğun diğer yarısında hızı keserek ilerlerdiniz. Böylece yolculuğun zamanını sabit olandan, bir oran azaltabilirdiniz ama bunun için ihtiyaç duyulan yakıt, bilinen imkânların dışında.

Mars’a en düşük miktarda yakıtla nasıl gidilir?

Mühendislerin öncelikli endişesi, bir uzay aracını Mars’a en düşük yakıt kullanımıyla nasıl götürebilecekleridir. Robotlar uzayın saldırgan ortamını pek umursadıklarından dolayı roket fırlatışının maliyetini düşürebildiğiniz kadar düşürmek gayet mantıklı bir hâl alıyor.

***

NASA mühendisleri, bir uzay mekiğini Dünya’dan Mars’a en az miktarda yakıtla yollamayı olası kılmak için Hohmann Transfer Yörüngesi (ya da Minimum Enerji Transfer Yörüngesi) denilen yolculuk tekniğini kullanıyorlar. Teknik ilk olarak, 1925’te bu manevranın ilk açıklamasını yayınlayan Walter Hohmann tarafından ileri sürüldü.

Roketinizi direk Mars’a hedef almak yerine uzay mekiğinizin yörüngesini arttırıyorsunuz, böylece Güneş etrafında Dünya’dan daha büyük bir yörüngeyi izliyor. Sonuç olarak bu yörünge, Mars’ın yörüngesiyle kesişiyor, üstelik tam da Mars’ın orada olduğu an.

Eğer fırlatmayı en az yakıtla yapmayı istiyorsanız, uzun yolu seçip yörüngeyi artırmanız ve Mars’a olan yolculuk süresini yükseltmeniz gerekiyor.

Mars’a olan yolculuk zamanını düşürmek için diğer fikirler

Bir uzay mekiğinin Mars’a ulaşması için 250 gün beklerken biraz sabra ihtiyaç duysak da, eğer insanları yolluyorsak, tamamen farklı bir itiş gücü metoduna ihtiyaç duyabiliriz. Neden mi? Uzay saldırgan bir ortam ve gezegenler arasındaki uzayda bulanan radyasyon,  astronotlara uzun dönemde ciddi sağlık riskine yol açıyor.

Arka plandaki kozmik ışınlar, kansere sebebiyet veren bir radyasyon barajı görevini de üstleniyor; ama daha büyük bir risk var, o da korunmasız astronotları birkaç saatte öldürebilen, güçlü güneş fırtınaları!

Eğer yolculuk zamanını düşürebilirseniz, astronotların radyasyona maruz kaldıkları zamanı düşürürsünüz ve buna ek olarak dönüş yolculuğu için gerekli kaynakları azaltmış olursunuz.

***

Nükler yakıtla gitmek

Fikirlerden biri olan nükleer rokette, işlenmiş sıvıyı (hidrojen gibi), bir nükleer reaktörün içinde yoğun sıcaklıklarda ısıtabiliriz ve sonra onu roketin ağzından dışarıya yüksek hızlarda boşaltarak bir itiş gücü oluşturulabiliriz. Kimyasal reaktörlerden daha yoğun enerjiye sahip olan nükleer reaktörler ile daha az yakıt ile daha hızlı itiş elde edilebileceğinden; nükleer bir roketin yolculuk zamanını 7 aya kadar düşürülebileceği öne sürülüyor.

Manyetikle gitmek

Bir diğer öne sürülen teknolojinin adı Değişken Özel İtki Magnetoplasma Roketi (VASIMR). Elektromanyetik motordan oluşan sistem, radyo dalgalarını kullanarak püskürtücüyü iyonize ediyor ve ısıtıyor. Bu plazma adı verilen, iyonize olmuş bir gaz oluşturuyor; bu da daha sonra uzay mekiğinin arkasından dışarıya bırakılırken manyetik etki yaratarak, yüksek hızda itici kuvvet oluşturuyor. Eski astronot Franklin Chang-Diaz, bu teknolojinin gelişmesi için öncü oluyor ve bir prototipinin Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Dünya üzerindeki seviyesini koruması için kurulması beklentiler arasında. Mars’a olan bir görevde, bir VASIMR roketinin seyahat zamanını 5 ayın altına düşürebileceğine inanılıyor.

Anti maddeyle gidelim

Muhtemelen, en alışılmadık önerilerden biride, bir anti-madde roketi kullanmak olsa gerek. Parçacık hızlandırıcılarda yaratılacak bir anti-madde makul olasılıkla kullanabileceğiniz en yoğun enerji. Atomun maddesi atomun anti-maddesiyle buluşunca, bunlar saf enerjiye dönüşüyorlar ve Albert Einstein’ın ünlü E=mc2 denkleminde varsaydığı gibi sadece 10 miligramlık anti-madde, insan taşıyan mekiği sadece 45 günde Mars’a ulaştırabilir. Ama mümkün olsa bile çok az miktarda anti-madde üretmek  için bile 250 milyon Dolar’a ihtiyacımız var.

Mars’a yapılacak gelecek yolculuklar

Mars’a gidiş yolunun süresini kısaltmak için inanılmaz teknolojiler teklif edilse de, mühendisler denenmiş ve doğru bildikleri minimum enerji transfer yörüngesi metodunu kimyasal roketleriyle kullanmaya devam edecekler. NASA’nın, 2013’te başlatacağı, MAVEN görevi de bu tekniği kullanacak; buna ek olarak ESA’nın Dış Mars (ExoMars) görevleri de aynı tekniği izleyecek. Diğer tekniklerin yaygınlaşması ve Mars’a olan yolculuğun yarı yarıya azalması için önümüzde daha onlarca yılın olduğu gözüküyor. Ama kim bilir belki de düşük maliyetli yeni bir teknoloji geliştirilir ve o kadar beklememiz gerekmez.

Diyelim ki ben ve ailem gitmeye karar verdik.

Bu durumda bir çeşit tersine evrim yaşanmak zorunda kalacak.

Önce sonra virüsler, sonra, arkhea denen en küçük canlı birimleri, sonra en küçük bitkiler, akabinde de diğer şeylerin taşınması gerekecek.

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi'nin (NASA), uzay aracı Spirit’in 2007'de çektiği fotoğraflarda Mars'ta daha önce hayat olduğuna dair izler bulunduğu ileri sürüldü. Fotoğraflarda görülen bazı yapıları aslında mikro canlıların oluşturduğu ve bu izlerin mikrobik düzeyde hayat olduğunu gösterdiği düşünülüyor.

 ***

Nature Communication isimli bilimsel dergide çıkan bir makaleye göre; uzay aracının 2007’de Gusev krateri yakınlarında fotoğrafladığı toprak, taş ve tozdan oluşan regolit tabakası ve kayalıklı yüzeylerde büyük ihtimalle biyo-izler olduğu kaydediliyor.

Regolitin ve kayalık yüzeylerin opalin silikadan meydana geldiği belirtiliyor. Uzmanlar bu kayaların arasında tıpkı Dünya'daki gibi, tek hücreli canlıların oluşturduğu stromatolit isimli yapıların bulunabileceği ihtimali üzerinde çalışıyor.

***

Sadece Batı Avustralya’daki Köpekbalığı Körfezi ve Şili’deki El Tatio gayzerinde bulunan stromatolitler Dünya’da en eski hayat şekli olarak kabul ediliyor.

Demek ki yeniden canlılık öncesi olan stromatolitler oluşturulacak,

İnce bir atmosferi olan Mars gerek Ay’daki gibi meteor kraterlerini, gerekse Dünya’daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren çehresiyle bir dünya benzeri gezegendir. Ayrıca dönme periyodu ve mevsim dönemleri Dünya’nınkine çok benzer. 2 adet uydusu bulunmaktadır.

Mars’taki Olimpos Dağı adı verilen dağ Güneş Sistemi’nde bilinen en yüksek dağ ve Marineris Vadisi adı verilen kanyon en büyük kanyondur.

Ayrıca Haziran 2008’de Nature dergisinde yayımlanan üç makalede açıklandığı gibi, Mars’ın kuzey yarımküresinde 10.600 km. uzunluğunda ve 8.500 km. genişliğindeki dev bir meteor kraterinin varlığı gösterilmiştir.

Mars Haberleri

Anlaşılan bu seyahat o kadar sürecek ki, belki de dünyadaki hayatın çoğu çoktan ortadan kalkmış olacak ve gelecekteki muhtemelen kocaman kafalı, telepatiyle anlaşan, uçarak haberleşen ve tamamen ruhani şekilde iletişim kuran bilim adamları buraya bir yerlerden (en yakını Dünyamız), çevresindeki uydulardan veya diğer uzay cisimlerinden Oksijen taşıyacaklar.

***

Peki, daha Ay’da bile kolonileşmeyi başaramamış olan insanoğlu bunu nasıl yapacak?

Önce çok dayanıklı astronotlar bulunacak, orada güvenilir barınaklar inşa edilecek ve burada ne kadar malzeme varsa, hepsini oraya taşıyacaklar.

Sonra güvenilir yerleşim bölgeleri inşa edecekler ve adeta tersine çevrilmiş bir film gibi her şeye tekrar başlanacak.

***

Sonra da önce kanallara su pompalanacak, göktaşları berhava edilecek ve Mars’ın Güneş’ten ortalama uzaklığı yaklaşık 230.000.000 Km. (1,5 AU), yörünge süresi ise 687 Dünya günü olduğuna göre, yeni takvimler de icat edilmek zorunda kalınacak..

Mars günü Dünya gününden biraz daha uzun olup, tam olarak 24 saat, 39 dakika ve 35,244 saniye olduğuna göre, önce en elitler, sonra daha orta sınıf, sonuçta da işçiler oraya taşınacak ve aynen Dünyamızda olduğu gibi Oksijen ve Nitrojen’den oluşan bir atmosfer oluşturulacak.

***

Peki, öyle herkes gidebilecek mi?

Hiç sanmam…

Önce torpilli elitler, sonra orta sınıftan gönüllüler, en sonunda da ırgatlar gidecek ki, orada barınaklar inşa etsinler, her şeyi yoluna koysunlar ve bizler de rahatça uzanıp keyfimize bakalım.

Peki, bu insanoğluna ne kazandıracak?

***

3.5 milyar sonra olacak olan bizim evrenimiz için “Kıyamet Kopmasından” kurtulunca ve aynen burada da her şeye yeniden başlanacak.

İşte ben şimdi nasıl üzülmem…

Bizim neslimizin buna vakti de parası da yetmez.

Gene de bir şansımızı deneyeceğiz ama korkarım pek şansımız yok.

İdare gene demokratik mi olacak?

Hiç sanmam çünkü ancak otoriter bir idare ile yönetilirse orada yaşanabilir.

Peki, burada yaşayacak olanların dini olacak mı, orada da aynı şeyler cereyan edecek mi? Bunu ancak çok uzun bir süre sonra görebileceğiz.

Gönlüm istiyor ki, ilk gidenler arasında Türkler de olsun.

Hep bilimle ve sevgiyle, en önemlisi dayanışmayla kalalım.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 28 Kasım 2016 Pazartesi

0
Etiketler: mars Uzay Yolculuk
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017