Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MEDYA ve POLİTİKACILAR NELER YAPIYOR!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3122 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Star yazarı, biz zamanların sıkı Atatürkçü ve milliyetçi fikir önderi Yiğit Bulut, polis saldırısına rağmen Anıtkabir’e ulaşmayı başaran 29 Ekim Seferberlik Yürüyüşü’nü “Tapınakçıların Tahrir denemesi” olarak niteledi ve “Türk halkını ümmetin geleceği için savaşanlara” destek olmaya çağırdı.


Star Gazetesi’nin acar yazarı Yiğit Bulut, günlerdir ülke gündemine damgasını vuran 29 Ekim Seferberlik Yürüyüşü’nün “şifresini” çözdü!

Köşe yazısına “Ertuğrul’un ‘Tahrir meydanı’ deneniyor” başlığını atarak, olayların “Erdoğan’dan ne olursa olsun kurtulmalıyız” diyen “Tapınakçılar” tarafından tahrik edildiğini iddia etti. Bulut, Tapınakçılar'dan ne kastettiğini ise açıklamadı.

“Tapınakçılar”ın şefi: Ertuğrul Özkök!

Bulut, bir süre önce bir köşe yazısında “Türkiye’nin Tahrir’i neresi olacak” diye soran Ertuğrul Özkök’ü de “tahriklerin odağı” olarak gösterdi. Bulut, Özkök’ün bu yazısıyla açık bir biçimde “Arap Baharı” türü bir isyan çağrısı yaptığını savunarak, kendisinin daha önce bu yazının da “şifrelerini çözdüğünü” ilân etti.

Bugün yaşananları önceden gördüğünü savunan Yiğit Bulut, “Sevgili dostlar, bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı arkasına saklanan güçler, yandaşları ve tahrik ettikleri temiz insanlarımız, ‘Tahrir denemesi’ için sokaktalar…” diye yazdı.

Bulut’tan bayram mesajı: “Ümmetin geleceği için savaşanlara destek olun”!

Yiğit Bulut, Tapınakçıların “isyan provası” başlatmak için yaptığı tahriklere kandığını savunduğu halka yönelik bir de “bayram mesajı” vererek, “Türk-İslâm Devleti’nin” temellerinin atıldığı “önemli tarihlerden biri olan” 29 Ekim’in, Tapınakçıların “Tahrir denemesine” dönüştüğünü savundu; yazısının sonunda ise halkı “bu milletin, bu ümmetin geleceği için savaşanlara destek olmaya” çağırdı.

Tarihin en esrarengiz topluluklarından biri de hiç kuşkusuz Tapınakçılar’dır. Fransızca’da “Templiers” , İngilizce’de “Templars” olarak adlandırılan bu şövalyelerin gizemi günümüzde de varlığını korumaktadır. Özellikle de Mason Cemiyetlerinin bu şövalyelere sâhip çıkmaları günümüzde de süregelen bir ilgiye kaynaklık etmektedir.

***

Devletlû, kalkıp CHP’nin Başkanı’nabahtsız bedevî” dedi ya…

Bekledim ki bu kişi bir kere olsun “ben bu seviyesizliğe cevap vermeyi dahi zûl addederim, bir başbakanın ağzına yakışacak şey değildir bunlar” diye vakar ile ayıplayıp konuşmasına öyle devam etsin diye. Hâttâ böyle yapsa muhatabının önünde ciddi puan toplayacaktı.

Hâlbuki o ne yaptı?

Falanca filânca çöllerde gezen sensin… Aman dikkat et karşına kutup ayısı çıkmasın” diye cevap verdi.

Partililer de çılgın gibi alkışladı.

Halka yaranmak için ucuz ve basit, bayağı şeylere tenezzül etmeye popülizm denir.

Seviye gittikçe düşerken, kaybeden sâdece halk oluyor.

***

Söz konusu olan şaka şöyledir: “Bahtsız bedevîyi çölde kutup ayısı …ermiş”(bedevî, çölde gezgin, göçebe yaşayan demektir; Araplar kastedilir genelde.).

Ben de başka bir bedevî fıkrası anlatayım, belki kullanırlar

Bedevî, devesinin üzerinde seyahat ederken nefsi kabarmış, devesi gözüne müthiş câzip gelmiş.

Dayanamayıp hayvanın arkasında tam vaziyet almışken, devesi boynunu çevirip o güzel gözleriyle bir bakmış ki, bedevînin içinin yağı erimiş ve niyetinden vaz geçmiş.

Eh, çöl bu, git git bitmiyor…

Bir süre sonra gene aynı şey olmuş, bedevî gene vaziyet almış. Tam duhul vâki olacakken devesi boynunu çevirip o güzel gözleriyle bir bakmış ki, bedevînin içinin yağı erimiş ve niyetinden gene vaz geçmiş!

Yola devam etmiş. Birkaç saat sonra bir bakmış ileride küçük bir uçağın enkazı, hâlâ dumanlar tütüyor. Pilot ve yanındaki üç kişi daha çoktan ölmüş. Sâdece 90-60-90, güzel mi güzel, muhteşem bir sarışın hâtun kişi kurtulmuş mûcize eseri olarak. Üstü başı da paramparça. Dayanılır gibi değil manzara yâni!

Kadın o muhteşem dudakları kurumuş hâlde “su, azıcık su; karşılığında ne istersen” diye yalvarmış.

Bedevî “ne istersem mi” diye sorunca da “evet” cevabını almış.

Peki” demiş bedevî, “bak, şimdi ben sana suyu vereceğim, sonra devenin arkasında vaziyet alacağım. Eğer boynunu arkaya çevirmeye kalkarsa engel olup sımsıkı tutacaksın”!

   Muhabbetle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 07 Kasım 2012 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017