Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Mehmet Halil Arık'tan

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2193 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

KİMİN DEĞİL!

NEYİN SEÇİMİ?

Fasıl-1

“Eşeğin rehberliğine rıza gösteren devenin; sırtındaki yükten şikâyete hakkı yoktur” derdi ninem. Ve eklerdi “Seçmesini bilmeyen; katlanmasını öğrenir!”

 Gerçi o; bu sözü sevmediği gelini üzerinden oğluna söylerdi ama.. neyse!...

*

Ey benim, “acıyı bal eyleyen!..”

“Derya içre olup deryayı bilmeyen!..” halkım!..

Sanal demokrasinin sandık oyuncusu olduğunun farkına  varamayan halkım!..

Emeğini soyanı, kutsalıyla aldatanı… baş tacı eden halkım!...

Bir sandık daha geliyor önüne!... Gör artık!..

Kendi yarattığı puta tapmak; celladına âşık olmak kadar kör eder insanı,!..

At gözlüğünü fırlat at!.. Bak ne kadar geniş dünya!.. Bak ne kadar geniş ufuk!..

Görmeni istemezler!..  Görürsen diklenirsin diye!.. İnadına gör!..

Bilmeni istemezler!.. Bilirsen istersin diye!.. Verdikleriyle yetinmezsin diye!...

Görenlere düşman!... Gösterenlere; daha çok düşman!....

Bilenlere düşman!... Bildirenlere; daha çok düşman!.. 

Aydınlıktır görmek!... Aydınlıktır bilmek!.. Yarasalar sevmez ışığı!... Sen ışığı sev!..

Karafatmalarlardan!..Gece böceklerinden fayda yok sana!..Kurtuluş’ta savaş kaçkınıydı dedeleri.

Aydınlıktan korkan zebanilerin; akıl, izan ve vicdanları biâta esir.

Düşünmene ipotek koyup, set çekmekteler!.. Görmeyesin, bilmeyesin, istemeyesin ve de diklenmeyesin istemekteler!  Ve de hâttâ doymayasın!..

Doymayasın ki istismara açık kalsın onurun!.. Ellerine bakasın, yüz süresin!

Yüz sürüp “zeval vermeye!” diyesin, kulluğa duacı olasın, yetmezse kıl olasın… oy veresin!

Meydanlarda alkış tutasın! Biadı ibadet, sorgulamayı günah sayasın!..

4+4+4 eğitim yasasının işlevi de tam budur işte. Kullanılmaktasın!.. Bunu bil!..

 Onurludur bilen adam!.. Tanrı katında, bilen-bilmeyen farkı tam da budur işte!...

Kula kul olmaz, bilen adam. Cehalettir biâtın, kör inadın ve de  itaatin anası!..

Yalakalık adına, siyasi liderini peygamber ilan eden, dokunmayı bile ibadet sayan soysuzlara,  oydaş- paydaş yandaş-oynaş olma!

Ortaçağ ilkelliğine düşürmekteler seni!..

Artık gör!.. 

Anla!..

Anlamakla başlar aklın, izanın ve vicdanın işlevi!

Siyasetin kiri daha fazla istismar etmesin seni! 

Kirlendikçe daha yüzsüz, daha aymaz daha doymaz olmaya meşruiyet kazandırma daha fazla!

Soydukça soysuzlaşmanın, çaldıkça arsızlaşmanın; yakalandıkça azgınlaşmanın yolunu açma! Kafa kırmalar, göz çıkarmalar, can almalar…

Cop, su, gaz!

Kurşun... Bundan işte!  

Mağduriyet sahtekârlığının takındığı üç maymun maskeleri düşsün artık!

Ne siyaseti kirletsinler daha fazla; ne de kirli siyasetleri daha fazla istismar etsin seni!

Siyaseti dil kirletir önce.  Bunu bil!.. Alıştıra-alıştıra dedikleri budur işte!..

İnandırıcılıktan uzak vaatler kirletir siyaseti!.. Kin ve öfkeyi, milli iradenin sağladığı bir hak olarak görenler kirletir siyaseti.  Baştan belli seçilmişleri, sana seçtiriyorlarmış gibi önüne konan sandıklar kirletir siyaseti...

Sandık şaibeleri ise siyasetin yüzkarası…

Maskarası!

İnanmış görünenlerin yalana kattıkları cesaretler kirletir siyaseti…

Yalan, iftira, çıkar… Şeytan üçgeninin üç kirli bileşeni!

Ne seçtiklerin senin, ne de seçimin yöntemi senin eserin!...

İlkel demokrasicilik oyununda piyon olmak senin yerin!...

Artık gör!

Bil!

Anla!

Yuttuğun “ileri demokrasi zokası” işin cabası!

Düşünürsen bulursun!...

Bulursan görürsün!.. Görürsen, anlarsın!.. Bilirsin!...

Bilirsen; insan olmanın yüce erdemini kavrarsın! Kula kulluk yaraşmaz bilen insana! Kulluktan kurtulandır, özgürlüğün erdemine erendir seçmesini bilen…  

Hukukun herkese bir gün değil; herkese her gün gerektiğini kavrarsın seçmeyi bilirsin! Bilirsen aldanmazsın… daha önemlisi, aldatmaya araç olmazsın!

İşte O gün olacak; yöntem de senin; seçilen de senin, eserin…(DEVAMI... GELECEK)

***

Eklenti:

HANİ SES SAHİBİNİN-MİŞ DE…

Sözler kes yapıştır; montajmış ya! Öyle rapor etmiş ya; TÜ-Bİ-TAK’ın bilimcileri...

İşte buna ilişkin, naçizane bir vatandaşlık talebimiz olacak! Yüce Mahkemeden!

Dikkate alınırsa “şek-şüphemiz kalmayacak!” İman’ımız tazelenecek…

Talebimiz şu:

Sayın Hâkimim…

Rapor sahipleri; hazırladıkları bu rapor doğrultusunda; TÜ-retsinler Bi-yerlerden; TAK-sınlar, takıştırsınlar… da; bu işin olabilirliğini üç cümlecik bir örnekle TAPE-lesinler… de.. bizim gibi AY-mazlara da; bu işin, (dedikleri yöntemle) oluyor-muş’luğunu göstersinler!

İpucu da bizden: İşte herkesçe “malum” iki cümlecik.

1-      “Utanmadan SI-kılmadan BA-ş örtülü BACIM-ıza saldırdı-LA-r..”

2-       “FI-t-R-atında var..”

Bu cümleciklerde örneğin, iki anahtar sözcüğe yeterli malzeme var…

Montaja da, dublaja da hazır...

Lütfen Sayın Hâkim’im…

Fırsat verin; (İşini Bilen) o Raportör Bilirkişiler; hazırlasınlar bir tape… de; herkes tutsun ŞOM ağızlılarını, “dipleri” gibi…             

07.06.2014

Mehmet Halil Arık

Eğitimci –DENİZLİ

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017