Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Modernite, Postmodernite ve Küreselleşme

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3655 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Önce bir modernleşme dalgası yayıldı.

Bütün dünya, üstünlüğü sui generis kabûl edilmiş Batı Medeniyeti'ne tahvil ve istihale etmeliydi.

Akabinde etnosentrizmi ve mikro-milliyetçiliği kaşıyan post-modernizm piyasaya sürüldü. Hangi ekmeklere yağ sürüldüğü o kadar aşikâr ki, yoruma gerek yok.

Maâlesef, kaçınılmaz bir diyalektik gelişme olarak, ırkçılığa varan bir Türk milliyetçiliği de hızla tırmanıyor. Şu cânım ülkede DPT'nin rakamlarına göre 105 civarında etnik grup var. Onları da kaşıyorlar zaten.

Kürtçülükle başlayan bu kıvılcım varoşlardan başlayarak bir ateşe dönüşürse, sokaklarda eski komşular birbirlerini boğazlayacak, o alev herkesi yakacak.

Bosna'da ne oldu, unuttuk mu?

Hem bizim beceriksiz idarecilerimiz içeriden, hem kendi aralarında anlaşamasalar da bizim üzerimizdeki emellerini tevhid ettirmiş hâricîler dışarıdan bütün potansiyel yangınları körüklüyorlar. 20 milyon kişi açlık sınırının altında bu ülkede; gelecek nesillerimizi emanet ettiğimiz öğretmenler, üniversite hocaları ise sefalet sınırının altında maaş alıyorlar. Ne güçlü arketiplerimiz var ki hâlâ patlamıyoruz. ÜHBA da ellerini ovuşturarak patlayacağımız o günü bekliyor.

Ne oluyor yâhû demeye kalmadı ve bomba her anlamda patladı: Globalleşme

Hepimiz küreselleşecektik ve aynı ve dahi tek kültürlü dünyanın mutlu müreffeh üyeleri olacaktık.

Bu yazıyı yazdığım 02.04.2003 itibârıyla küreselleşmenin getirdiklerine bir göz gezdirelim: Dünyâda 20 milyondan fazla insan göçmen durumunda. Afrika'da AIDS sâyesinde(!) silâhsız, bombasız bir mega-soykırım sürüyor ve ulus-aşırı şirketler buralara ucuz ilâç göndermeyi reddetmekte.

Güneş'in yaklaşık 3 milyar sene sonra gerçekleşecek olan, Hidrojen yakıtını tükettiğinde beyaz bir cüce hâlini almadan önce geçici kızıl top hâlinde genişleyip etrafını mahvetme aşaması misâli, ABD her yere saldırıyor.

Gözleri hem petrolde, hem medya, ilâç ve silah sektörlerinin inanılmaz rakamlardaki karlarına kar katmasında, hem de Avrupa ve Çin''e karşı yeni bir teşekkülde.

Küreselleşmenin yerini küreyelleşme (glocalisation), huzurun yerini güvensizlik, aidiyet ve mensubiyetin yerini kimliksizlik aldı.

Batı kültürünün aşırı bireyselciliği yalnızlığa ve yabancılaşmaya yol açtı. Gidin herhangi bir Avrupa kentine, yaşlı ve yalnız insanlar görürsünüz her tarafta. Âile, içtimaî dayanışma filân yoktur; her şey sisteme bırakılmıştır. Hyde Park'ta hepsi ayrı banklarda yapayalnız oturup köpeklerini seven kadınlar, adamlar doludur. Bizde ise hâlâ kaynaşıverir insanlar ama büyük kentlerimizde biz de Batı'nın tarzını yaşamaya başladık.

Komşuluk, mahâllelilik kalmaz oldu.

Bir uçta yok mekânlarda (her yerde birbirinin âdeta aynı olan büyük havaalanları, İnternet ve siber-alan, büyük oteller, büyük siteler, büyük iş merkezleri) yaşayan süper zenginlerden oluşan Homo economicus'lar, öbür uçta sefil, aç bî-ilaç, bî-mekân ve bî-çâre Homo sapiens sapiens'ler. İki ucun da kendiliğinin (self) içi boşalmış.

Öte yandan, tarihe baktığımızda, hiçbir müstebit devletin kabaca 70 seneden fazla yaşamamış olduğunu görüyoruz.

ABD, önceden bal gibi bilip engel olmadığı Pearl Harbor baskınını vesile kılıp Japonya'ya iki atom bombası attığından beri müstebit olmuştur.

Ayakta kalabilmek için de aynı oyunu oynayıp durmaktadır.

30 Mart 2003'de Hürriyet'te Murat Bardakçı ABD'nin bu çılgın oyunlara merakını ve İkiz Kuleler'in vurulması benzeri tedhiş plânlarının General Lyman Louis Lemnitzer tarafından nasıl tezgâhlanmaya kalkıldığını, o zamanki Başkan Kennedy'in bu hâinliğe nasıl mâni olduğunu açık açık yazdı (katli üzerindeki esrar perdesi hâlâ çözülememiş olan Kennedy). Bir şeyi daha yazdı: O ekipten Donald Rumsfeld hâlen ABD Savunma Bakanı!

   Eğer bu 70 sene hesabım doğru ise...

      Varın ABD''nin kaç senesi kaldığını hesaplayın...

Mehmet Kerem DOKSAT - Göztepe - 02.04.2003

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 20 Kasım 2017