Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MUHAMMED ALİ de RAHMETE KAVUŞTU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1221 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Mekânın takipçileri bu boks denen şeyi spordan kabul etmediğimi bir. Ama bu insan farklıydı. ABD’deki en büyük boksör olmanın yanı sıra, Malcolm X’ten bile daha üstün bir siyasî liderdi.

Muhammed Ali (Cassius Marcellus Clay Jr. 17 Ocak 1942), Amerikalı Müslüman profesyonel boksördü.


Bütün zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilen Muhammed Ali, kariyeri boyunca yaptığı maçların yalnızca 5 tanesini kaybetmişti. Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay Jr. olan Muhammed Ali, 17 Ocak 1942’de Kentucky Louisville’de doğmuştu. Afro-Amerikan ve İrlanda kökenliydi. 12 yaşındayken boksla tanışmış ve kısa süre zarfında National AAU ve Altın Eldiven Şampiyonası’nda amatör kayıtlara girer.

***

Gene 1960’ta Roma’da Ağır Hafif sıklette Altın Madalya alarak profesyonel lige dönmüştü. 18 yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları’nda Altın madalya aldıktan sonra şöhreti giderek artmaya başlar.

1964 yılında 22 yaşındayken, S. Liston’u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu zaferden sonra dinini değiştirdiğini ve İslam’a geçtiğini açıklar ve çok sevdiği bu spora 1967’den 1970’e kadar ara vermek zorunda kaldı. Yani, din psikolojisindeki Konversiyon tanımına uyuyordu.

***

Savaşmak istemez ve bunu ABD’ye rağmen müdafaa eder. “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım” diyerek Vietnam Savaşı’na gitmediği için 5 sene hapis ve 10 bin Dolar para cezasına çarptırıldı. Lisansı ve pasaportu elinden alınınca dava süresince maddî sıkıntılar yaşadı ve iflâs ettiğini açıkladı.

***

Ailesinin yardımı ve üniversitelerde para karşılığı yaptığı konuşmalarla geçimini sağladı. 1970’te temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndü. 

***

1971’de Joe Frazier ile Asrın Maçı’na çıkar ve profesyonel boks kariyerinde ilk defa kaybeder. Aslında bu kayıpta hilekârlık yapılmıştır ama kimseler anlamaz.

Uzmanlar üç buçuk sene aradan sonra sadece iki maç yapan Muhammed Ali’nin bu kadar zor bir maça hazır olmadığı görüşünde hemfikirdir.

Fakat o en kısa zamanda tekrar şampiyon olmak istemektedir. Ardından çenesinin kırıldığı maçta Ken Norton’a sayı ile mağlup olunca, kendi ve yakınları dışında birçok kişi kariyerinin bittiğini sanır.

Fakat o azmedip art arda unvan için rakip olan boksörleri teker teker yener; Ken Norton’u da yenip rövanşı alır.

1973’te Joe Frazier ile unvan maçı için anlaşır. Arada sadece Joe Frazier-George Foreman maçı kalmıştır. Frazier sürpriz bir şekilde iki raunda nakavt olur.

***

Ali böylece önce Fraizer ile maç yapıp arkasından da Foreman’la maç ayarlar ve iki maçı da nakavtla kazanır.

Böylece hem kaybettiği unvanını alacak hem de daha bitmediğini gösterecektir.

1974’te Foreman’ın bahisçilerde 7’ye 1 favori olduğu maçta rakibini hiç beklenmedik bir taktik değişikliği ile sekizinci rauntta nakavt edip hak ettiği unvanı Floyd Patterson’dan sonra tekrar elde eden ikinci boksör olur.

1878’de L. Spinks’e mağlup olup, akabinde aynı sene rakibini yenince Dünya Şampiyonluğunu 3 kez elde eden ilk boksör olur.

***

O zamanlar sadece 2 Dünya Boks Federasyonu olması değerini daha da farklı kılıyordu.

2008’de  itibari ile 8 Dünya Boks Federasyonu bulunuyordu. Muhammed Ali’nin faal döneminde en iyi boksörler, unvanı elde edebilmek için, mutlaka karşı karşıya gelirlerdi.

***

Sonradan papaz olacak George Foreman’ın 1994 senesinde 20 sene aradan sonra tekrar Dünya Şampiyonu olması ve unvanını çok kez savunması, o dönemin boksunun birçok ülkede neden Altın 70’li yıllar diye anıldığını bize anlatıyor.

1978’de boksu Şampiyon olarak bıraktı. Akabinde 1984’de Parkinson hastalığına  yakalanmasına rağmen bunu gizleyip büyük para karşılığı iki maç daha yapıp kaybetti.

***

İkisi de o vaktin veya sonrasının Dünya Şampiyonları idi. Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 36 yaşına kadar bütün şampiyonlar için tek isim olmayı başardı ve 37’si nakavt olmak üzere 56 maç kazandı. Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir. Çünkü gücüyle olduğu kadar, kişiliğiyle de hep daha iyisini yapmaya çalışmıştır. 1960 Roma Olimpiyatları’ndan döndükten iki gün sonra bir lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını öğrenince, Altın madalyasını Ohio Nehri’ne atmıştı. 1996 Atlanta Olimpiyatları bu madalyanın yerine başka bir Altın madalya kendisine verilmişti.

***

Din olarak önceleri Hristiyanken İslamiyet’i seçmişti ve Vietnam Harbi’ne gitmemişti. Bu durumu şöyle dile getirmiştir: “Benim onlarla sorunum yok”.

Bu sebeple unvanlarına el konuldu ve bokstan uzaklaştırıldı.

Fakat o yılmadı. Bu süre içerisinde üniversiteleri dolaşarak İslamiyet'i anlattı.

 

Malcolm X ile yakın ilişkileri oldu, verimli işlerle uğraştı.

Eşi Lonnie Ali ile beraber, Başkan George Bush (şu “Haçlı Seferi” diyen eski alkolik), Beyaz Saray’daki törende, 9 Kasım 2005 tarihinde Başkanlık Hürriyet Madalyasını aldı.

***

1984 yılında, Muhammed Ali Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan’ın (kendisi de Parkinson Hastası olan eski aktör) yeniden seçilebilmesi için kendisine destek verdiğini açıkladı.

***

1991 yılında Körfez sırasında Irak’a gitti ve Amerikalı rehinelerin serbest bırakılmasını müzakere etmek amacıyla Saddam Hüseyin ile bir araya geldi. 1996 senesinde Atlanta Georgia’da 1996 Yaz Olimpiyatları’nın ateşini yakma şerefine vardı.

***

17 Kasım 2002 tarihinde, Muhammed Ali, “Barış BM Elçisi” olarak Afganistan’a gitti.

BM özel konuğu olarak üç günlük bir iyi niyet misyonuna ilişkin olarak Kabil’de bulundu. 27 Temmuz 2012 tarihinde Ali, Londra’da, 2012 Yaz Olimpiyatları Açılış Töreni’ndeki Olimpiyat Bayrağını taşır.

Parkinson hastalığından dolayı stadyumda bayrağı taşıyamayacak hâle gelince karısı Lonnie tarafından ayakta durmasına yardımcı oldu.

***

20 Aralık 2014 tarihinde Ali, zatürre  şikâyetine muzdarip hastaneye yatırıldı. Ali bir kez daha Scottsdale, Arizona’da bir konuk evinde tepkisiz bulunduktan sonra idrar yolu iltihabı rahatsızlığı ile 15 Ocak 2015 tarihinde hastaneye yatırılır.

***

Ertesi gün taburcu olur. Muhammed Ali’nin zamanının en iyisi olduğu kabul edilir. 2001 yılında Hollywood tarafından hayatı filme alındı. Ali adlı filmde Muhammed Ali’yi,Will Smith canlandırır.

***

Parkinson Hastalığı yüzünden uzun süre Michigan’daki çiftliğinde gözlerden uzak yaşamayı tercih eden ünlü boksör, ringlerde 20 yıldır ağzından düşürmediği “bütün zamanların en iyisiyim” lâfını ispatlayarak bir efsane olmuştu. Kelebek gibi uçar, arı gibi sokardı.

***

Buna rağmen, 2001 yılındaki 11 Eylül Saldırıları-ki bunları ABD’nin dikkati kendi üzerine çekmek için düzenlediğini artık biliyoruz- üzerine Muhammed Ali, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktası’na giderek destek ve dayanışmasını göstermek gereği duymuş ve şöyle demiştir: Beni asıl inciten, 'İslam' adının bulaştırılması ve 'Müslüman' [adının] bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.

***

Uzun süredir Parkinson hastalığı ile mücadele eden Muhammed Ali 3 Haziran 2016 tarihinde solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeder.

***

Hayatı boyunca hiçbir sokak kavgasına karışmamıştır. Sadece örnek bir sporcu değil, bir centilmenlik abidesidir ve kalbi insanlık sevgisiyle dolu bir liderdir.

***

Ankara’daki siyaset kulisleri “büyük karşılaşmanın” olup olmayacağını tartışırken, bu konudaki ilk somut bilgi Fethullah Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yetkililerinden geldi.

İzmir’den ABD’ye gittiğini bildiğim F. Gülen’in, Pennsylvania’daki ikametgâhından ayrılıp, Muhammed Ali’nin doğduğu eyalet olan Kentucky’deki cenaze törenine katılıp katılmayacağı konusunda Vakıf yetkilileri, davet konusunda kesin bir bilgileri bulunmadığı ancak kendi görüşlerinin “Gülen’in törene katılma şansının hiç olmadığı” bilgisini paylaşmışlar.

***

Merhum Muhammed Ali’nin özdeşim-benimseme nesnesi olarak da kızını kendisinin seçmiş ve onun gibi, kızı da kadın bir boksör olmuş: Hana.

Allah rahmet eylesin. Bir daha onun gibisi gelmez!

Ben ise hâlâ Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ü aramaktayım. Dilerim sıhhati yerindedir. Eskiden telefonumu hep açardı…

Eğer o da vefat ederse, memlekette münevver din âlimi çok azalacak!

Dilerim kötü haber gelmesin… 

Mehmet Kerem Doksat – İstanbul - 09 Haziran 2016 Perşembe 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018