Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MUHTEŞEM SÜLEYMAN HAKKINDA UNUTULMUŞ BİR GERÇEK DE BENDEN!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3549 kez okundu
  • 3 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 

Efendim, Rahmetli Diana hayatta olsaydı bana şâhitlik yapardı, inanın öyle.

Devletlû diziye kızdı ya, ortalık bununla kaynıyor.

Hâlbuki Kanunî Sultan Süleyman (the Splendid: Muhteşem) hakkında, onun bu dizide irdelenen ama setredilmiş özelliğini dünyâya ilk ifşa eden kimdi?

Evliyâdan olup, cesedinden (pardon, yaşayan ölüsünden) çıkmayan kalmayan Turgut Özal’ın Muhteşem Papatya Karısı bunu söylemişti.

Elindeki yazılı metni okurken aynen şöyle demişti (okunuşuyla tabii ki): “hi vaz dı greytıst lav maker”.

Şimdi, koskoca Semra Hanım mı daha iyi bileceeek, kendi hâlindeki, mazlum bir başbakan mı?

Bu ne alâka mı?

   Aytunç Altındağ gibi yaptım.

      Her şeyi açıklıyor maşallah, inşallah!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 26 Kasım 2012 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Kaan Özsayıner Salı, 27 Kasım 2012

    Özal'ı kim öldürdü Şeytanın avukatlığı

    Öyle çok pirim vermem komplo teorilerine. Çünkü kanıtı yoktur çoğu zaman rasyonel sınırları zorlar ve çokça tesadüf ileri sürer. Ancak bâzen tam tersi bir hissiyata kapılırım. Sunulan gerçekler kanıtsız oluverir, rasyonaliteden uzaklaşır ve çokça tesadüf barındırır.

    Düşünüyorum, Özal eğer zehirlendi ise ve bu uzun süreli yıpratıcı toksin maddeler ile gerçekleşti ise, Semra Hanım Turgut Özal'ın en yakınındaki isim olarak nasıl etkilenmedi bu durumdan. Aynı yemekten mi yemedi, aynı sudan mı içmedi.

    İkinci bir nokta da, Özal Âilesi'nin mezarın açılmasına karşı çıkması ve ölüyü rahatsız etmeyelim duruşu. Ciddi şekilde şüphe uyandırıcıydı. Ağzından köpükler çıkarak can veren bir Cumhurbaşkanı için eşi ve çocuklarnın otopsi istememesi dahası mezarın açılmalarına karşı çıkması mânidar geldi.

    Son söyleyeceğim tamamen sezgi. Psikolog değilim veya ilgili dallardan herhangi birine yakınlığım da yok. Belki çok fazla çocuk ile bir arada bulunma veya çok fazla yetişkinle iletişim kurmaktan kaynaklanan jest mimik âşinalığı olabilir ancak Ahmet Özal'ın televizyon programlarında babasının ölümü ile ilgili konuşurken tedirgin olduğunu ve kendini baskı altında hissettiğini hissediyorum ve yanılmadığımı düşünüyorum.

    Bu üç yazısız belge bana şeytanın avukatlığını yapma hakkı verir mi vermez mi bilmiyorum ama benim aklımdan geçenlerin herkesin aklından uzun zamandır geçtiğine eminim, belki kimse dillendirmek istemedi veya konduramadı ancak dünyâda ne olmaz denilenler oldu unutmamak gerekir.

    Bâzen bir kıskançlık veya dönemlik öfke nöbetleri insanlara neler yaptırmıştır tarihte ve neler yaptırabilir de gelecekte.

    MKD: Size hak veriyorum Sayın KÖ.

  • Misafir
    Fuat Yöndemli Salı, 27 Kasım 2012

    Salihat-ı nisvan'dan ve dahi Ulu evliyadan Hanımefendi hazretleri

    Toplum olarak ne kadar zayıf hafızalıyız!

    Evet, üstadım, ben de hatırladım, aynen dediğiniz gibi olmuştu: Hanımefendi hazretleri İngilizce metnin Türkçe okunuşunun yazılı olduğu kâğıt parçasını eline alarak (Türkçe anlamıyla) "kanun yapıcı" yerine, "aşk yapıcı" diye okumuştu da; Prenses Diana, protokolmüş, nezaketmiş hepsini unutup, kendini tutamayıp kahkahalar atarak gülmüştü!

    Hay siz çok yaşayın: Meğer "koskoca Semra Hanım", tâ bugünleri görmüş veya bir başka ifâdeyle, o dahi bir "dişi velî" imiş, buna ben dahi inanıyorum!

    MKD: Sevgili Hocam, bunların bu memlekete ettiklerini kutup ayısı çöldeki bedevîye etmemiştir ;-)

  • Misafir
    Kaan Özsayıner Pazartesi, 22 Eylül 2014

    27 Kasım 2012'de Konu İle İlgili Görüşümü Siteniz Aracılığı İle Tarihe Not Düşmüştüm

    Kerem Hocam;

    27 Kasım 2012'de konu ile ilgili görüşümü siteniz aracılığı ile tarihe not düşmüştüm. Geçen gün mahkemenin Ahmet Özal'ı baba katili Semra Özal'ı koca katili olarak itham ettiğini öğrendim Ahmet Hakan'ın köşe yazısından. Sizinle ve takipçileriniz ile paylaşmak istedim.

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=27199932

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 19 Ağustos 2017